hayattan rengi alırsan geriye ne kalır ki diye bir reklam dönüyor günlerdir... işte bana ilham veren o dur bu yazıyı yazmam için... şimdi ne derler bilirsiniz, bazı kelimelerin tam anlamıyla eş anlamlısı bulunmaz. bu onları daha kıymetli yapar mı, kim bilir... ama zifiri koyudan daha başka bir sözdür bu zifiri mor... o yüzden zifiri mor herhangi bir eflatuna siyah karıştırmakla ya da koyu maviyle koyu pembeyi karıştırmakla ...
Bugün burada sanılanın aksine her zamankinin aksine sitemde bulunmayacağım sana. Bir şikayetim yok mesela, suratımı asmıyorum, ya da bağırmıyorum söylenmiyorum sana. Bugün burada suçlamayacağım seni. Yaşanan hiç bir şeyi sana mal etmeyeceğim, sorgulamayacağım. Neden böyle oldu ya da nasıl oldu demeyeceğim mesela ya da böyle olmasaydılarla olası geleceğe hayıflanmayacağım. Bugün burada ...
ruhumda uçuşan onlarca kelebeği elimdeki sapanla tek tek vuruyormuşum gibi geliyor bazen. eskiden içmekten içimdeki soğukkanlı katille karşılaşmaktan korkardım, şimdi ise kurbanı görmekten korkuyorum. kelimeler yanıyor içimde
keşke hiç büyümemiş olsaydık. söyleyebileceğimiz en büyük yalan oyuncaklarımız hakkında olsaydı, rahatça ağlayabilseydik... keşke herşeyin farkına varacak yaşa gelmeseydik. yemeğini yemezsen arkandan ağlar yalanına inanabilseydik hala yatcaz kalkcaz denildiğinde sabırla bekleyebilseydik gelecek olanı... keşke düşünmek zorunda kalacağımız yaşlara erişmiş olmasaydık kafamızı kurcalayan tek şeyin ...
Oyunlar oynardık, çimlere basma kaygılarımız yokken. düşler, ufkumuzu genişletecek, geleceği şekillendirecek hayaller kurardık. Düşünce suçu yoktu, hakim ceza indirimi yapamazdı daha Mahallede gammazcı çocuklar vardı ama ceza ehliyetimiz yoktu henüz. Korku, şiddet masalları dinler okurduk Gece kararınca canlanırdı hikaye; Gücünü konuştururduk hayallerin, ertesi güne yarıştırırdık korkuları… Oyunlar dedik ...