Yazar: Zeynep Aydemir Bayram: 18 Ekim 2011, Salı
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Geçtiğimiz günlerde bir Pazar arabası ile semtimizde kurulan pazardan dönerken kafamı yerden kaldırıp dik tutamayacak kadar yorgun olduğumu hissettim. Kah pazar arabası önde ben arkada, kah ben önde pazar arabası arkada geçip gidiyorduk daracık kaldırımlardan.
Sonra birden bire yanımdaki arkadaşıma “iyi ki engelli değilim, yoksa bu kaldırımlarda nasıl yürürdüm” dedim ve arkadaşımın manidar bakışları altında kıpkırmızı olarak “kendime beddualar etmeye başladım”. Zira engelli olmak bir tercih değil hayat karşısında muhatap kaldığınız bir durumdu. Benim gibi aydın geçinen biri nasıl olurda engelli olmadığı için şükredeceği vakti engelleri kaldırmak için harcamazdı?
Bana fazlası ile yeten bu utanç ile birlikte kaldırımdan yürümeye devam ettim. Ama ne mümkün! Bırakın binek araçları, kaldırımlar kamyonetlerle dolu idi. Bereket şehir içine tır giremiyor bu saate diye düşündüm.
Kaldırımların bitip asfalt ile buluştuğu noktalarda olması gereken rampalar ise “yüksek mühendislik eseri” olsa gerek es geçilmişti. Şimdi bir tekerlekli sandalye kullanıyor olsam tek başıma nasıl inebilirim bilmiyordum. Hadi indim diyelim, yoldan fütursuzca geçen araçlara ne demeli?

O dakika anladım ki aslında engelli olmak diye bir şey söz konusu değil. Engeli yaratan kişiler bizleriz. Evet evet! Doğru okudunuz bizler. Kaçımız oy sandığına giderken oy verdiğimiz siyasi partilerin engelli vatandaşlarla alakalı politikalarına baktık? Veyahut hangimiz engellilerin yaptıkları eylemlere katılıp, onların kurduğu sivil toplum kuruluşlarına maddi yada manevi destek verdik? Birşeylerin ucundan tutmak için illa dokunmadan önce “bin yaşasın” diye dua ettiğimiz yılanın gelip bizi sokması mı gerekli?
Ben birey olarak o anda kendi kendime söz verdim. Gerçekçi bir engelli politikası olmayan partiye oy, siyasisine selam vermeyeceğim. Seçimden evvel taahhüt ettiği engelli politikalarını uygulamayan partilerin meclise girmemesi için elimden geleni yapacağım. Basit bir kaldırımı bile düşünüp inşa edemeyen belediyenin başkanını elektronik posta yağmuruna tutacağım…
Son olarak bu serzenişimi popülist olarak nitelendiren arkadaşlara sesleniyorum; evinizden yada işyerinizden ilk dışarı çıktığınızda, sadece bir saniyeden kısa bir süre hayattaki en çok değer verdiğiniz kişinin bir tekerlekli sandalye ile tek başına o kaldırımda yürümeye çalıştığını hayal edin! Sadece bir saniye… Eminim ki benim yazdıklarımın çok daha sert biçimini bu platform aracılığı ile paylaşacaksınız.







Kategoriler
Takvim
Etiket Bulutu
Forum Bilgilendirme Mesajı