Engelliler.gen.tr Platformu Sitesine Hoşgeldiniz.
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Nelerdir? Nasıl Korunulur?

  1. #1
    Fırtına
    Guest

    Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Nelerdir? Nasıl Korunulur?

    Sponsor Bağlantılar


    Bu başlık altında toplanan hastalıklar iki insan arasında oluşan cinsel nitelikli yakın temasla bulaşan mikrobik (bakteri virüs parazitlere bağlı) hastalıklardır.

    Önceleri zührevi hastalıklar olarak anılan bu hastalıkların bir kısmı yanlızca genital bölgede belirtilere neden olurken (kadında vaginal akıntı, erkekte üretradan akıntı, her iki cinste genital bölgede ülser gibi) diğer bir kısmı vücudu etkileyen genel belirtilere neden olurlar (frengi hepatit B AIDS gibi)

    Bu hastalıkların bir kısmı için en önemli bulaşma yolu iki insanın cinsel nitelikli yakın teması (genital siğilherpes simpleksvajinit gibi) diğer bir kısım hastalıklar cinsel yolla bulaşmaya ek olarak kan yoluyla (AIDS ve hepatit B’nin virüs taşıyan kanın nakledilmesiyle bulaşması gibi anneden bebeğine henüz doğmadan frengi bulaşması gibi) ve cinsel ilişki dışındaki yakın temasla da bulaşabilmektedir (anneden bebeğine doğum esnasında doğum sonrasında emzirme ve bakım esnasında bulaşan genital siğil herpes simpleks ve hepatit B gibi aile içi günlük yaşam koşullarının paylaşılması sonucu bulaşan hepatit B gibi)

    Bu gruptaki hastalıkların bulaşması için heteroseksüel ilişki koşul olmadığı gibi bulaşma için gerçek cinsel ilişki olmaksızın enfeksiyon taşıyan birinin genital bölgesiyle yakın temas bile hastalığı almak için yeterli olabilmektedir (genital siğil gibi) Cinsel yoldan bulaşan hastalıklar tüm diğer bulaşıcı hastalıklar gibi bildirimi zorunlu hastalıklar grubunda yer alırlar.

    Aşağıda anlatılacak hastalıkların çoğu için cinsel ilişki dışında da çeşitli bulaşma yolları mevcuttur, bu yüzden bu hastalıklardan birine yakalanan kişinin partnerini ya da partnerli hastalığa yakalanan kişiyi sadakatsizlikle itham etmesi haksızlık olabilir. Dahası cinsel yoldan bulaşan hastalıklarda görülen belirtiler başka hastalıklarda da görülebilir ve yanlızca belirtilere dayanarak tanı konmadan karşı tarafı suçlamak anlamsızdır.

    Cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan kişinin hastalığın varolduğu zaman dilimi içinde ilişkide bulunduğu kişilere durumu bildirmesi ve bu kişilerin de kontrolden geçmeleri için uyarıda bulunması tedavi bitene kadar doktorun belirlediği süre içersinde hiçbir cinsel aktivitede bulunmaması ya da doktorun izniyle prezervatif koruyuculuğu altında ilişkide bulunması partner(ler)ine ve topluma karşı en önemli sorumluluğudur.

    CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR BAŞLIĞI ALTINDA TOPLANAN HASTALIKLAR

    Gonore ve Klamidyalara bağlı jinekolojik enfeksiyonlar

    Genital ülser hastalıkları

    Herpes Simpleks enfeksiyonu

    Sifilis (Frengi)

    Genital Kondilomlar (Genital Siğiller)

    Hepatit B

    AIDS

    Yumuşak Şankr

    Lenfogranüloma Venereum

    Granuloma Inguinale

    Molloskum Kontagiosum

    Uyuz ve Bitlenme

    Her hastalıkta tedavi yöntemleri farklı olmakla beraber korunmada ortak yol cinsel eş seçiminde titiz olmak ve cinsel birleşme sırasında kondom (prezervatif=kaput) kullanmak önemlidir.


  2. #2
    Fırtına
    Guest

    Belsoğukluğu (gonore)



    Neisseria gonrrhea adlı bir tür bakterinin neden olduğu gonore en sık rastlanan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Halk arasında belsoğukluğu olarak ta bilinmektedir. Özellikle cinsel yönden aktif gençleri hedef alması ve tedavi edilmez ise ilerleyerek kısırlığa yol açmasından dolayı oldukça önemlidir.

    Düşük sosyoekonomik düzey, çok eşli cinsel yaşam, cinsel aktivitenin erken yaşta başlaması, hastalığın saklanması, bazen de hiç belirti vermeden seyretmesi nedeniyle yayılımı oldukça fazladır. Hastalık en sık Güney ve Güneydoğu Asya ‘da görülmektedir. Son yıllarda Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan Bağımsızlıklarını Yeni Kazanmış Devletler de hastalığın giderek arttığı bildirilmektedir

    Gonore’nin belirtileri nelerdir?

    Gonore kadın hastaların % 80 inde herhangi bir belirti vermez. Belirti vermeyen kişilerin çoğu tedaviden yoksun kalır ve hastalığı bilmeden sağlam cinsel eşlerine de bulaştırırlar. Gonore’nin hasta bir kadından cinsel eşine bir tek ilişki ile %20 daha fazla ilişki ile % 60-80 bulaşma riski ile hasta bir erkekten cinsel eşine bir tek ilişki ile % 50 daha fazla ilişkide % 90 bulaşma riski vardır.

    Cinsel ilişki ile kastedilen vajinal anal ve oral ilişkilerdir.

    Kadınlarda belirtilerin ortaya çıkması 1-3 hafta kadar zaman alabilir. Belirti veren kadınlarda ilişki esnasında kanama vajinadan fena kokulu akıntı olabilir. İdrar yaparken yanma ve ağrı vardır, sık sık az miktarda idrara çıkılır. İki adet arasında kanama şikayetleri vardır. Ayrıca gebe kadında gonore düşüklere ve erken doğumlara neden olabilir. Doğum sırasında bebeğe bulaşabilir ve bebeğin gözlerinde iki taraflı akıntı ile başlayan körlüğe kadar varabilen Gonore göz hastalığına yol açar. Bu yüzden bütün yeni doğan bebeklerin gözlerine antibiyotikli damla damlatılır.

    Erkeklerde belirtilerin ortaya çıkması ilişkiden 2-14 gün sonra kendini göstermeye başlar. Önce idrar yolunda sızlama ardından ağrılı idrar yapma gibi şikayetler ortaya çıkar. İlk olarak süt kıvamında olan akıntı daha giderek koyu cerahat görüntüsünü alır.
    Gonore’nin anal ilişki ile bulaşması halinde anüs bölgesinde ve dışkılama sırasında rahatsızlık duyulur.

    Oral sex de bulaşma yolu olabilir. Böyle hallerde boğazda ve bademciklerde kızarma iltihaplanma yutkunurken ağrı gibi şikayetler görülebilir.

    Gonore’nin tanısı çok basittir. Hastalık belirtileri ile gelen kişilerin akıntılarından alınacak bir örnek mikroskop altında incelenir. Kültürde bakteri üremesiyle ilgili antibiyotik kullanılarak tedavi edilir. Doktorun belirleyeceği bu antibiyotikler yine doktorun belirleyeceği doz ve sürede kullanılarak hastalıktan kurtulmak mümkün olmaktadır. Cinsel eşinde muayenesi ve gerekirse tedavisi gerekmektedir. Gonoreli hastalar ve cinsel eşleri hastalık tam tedavi oluncaya kadar cinsel ilişkiden kaçınmalıdır.

    Doktorlar genellikle gonore tedavisi için Ceftraxone – Cefixime – Ciprofloxacin ve Ofloxacin kullanırlar.

    Gonore zamanında ya da etkisiz ve tam tedavi edilmediğinde kadınlarda önemli sağlık sorunlarına neden olur. Yumurta kanallarının iltihaplanması sonucu kısırlık dış gebelik gelişebilir. Karnın alt kısmında kronik ağrı şikayeti olabilir. Erkek hasta tedavi edilmediğinde sperm yollarında iltihap ve bunun sonucunda kısırlık ortaya çıkabilir.

    Gonoreden nasıl korunulur?

    Cinsel ilişkide kondom kullanılması en önemli koruyucu güvenlik önlemidir.

    Cinsel eş sayısının artması hastalık bulaşma riskinide arttırır.

    Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceği akıldan çıkmamalıdır.
    Konu Fırtına tarafından (07-12-2010 Saat 00:44:33 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Fırtına
    Guest

    Klamidyalara bağlı jinekolojik enfeksiyonlar



    Klamidya bakterisi gerek kadında ve gerekse erkekte ürojenital sistem (idrar yolu ve üreme sistemi) iltihabına neden olabilir. Vaginal ya da anal ilişki ile bulaşabilir. Belirtileri belsoğukluğuna benzemekle birlikte daha hafiftir.

    İdrar yaparken ağrı ve yanma

    Kadınlarda vajinal akıntı

    Erkeklerde üretral akıntı

    Hiçbir belirti vermeme gibi semptomları olan bir hastalıktır.

    Mikroplu salgı bulaşmış ellerin gözlere sürülmesiyle hastalık gözlere de bulaşabilir. Hastalık mikrobu taşıyan annelerin vajinal salgılarının doğum sırasında bebeklerin gözlerine bulaşması gözlerde körlüğe kadar götürebilen ciddi iltihaplanmalara yol açar.Özellikle sosyoekonomik gelişmesini tamamlamamış ülkelerde en çok körlük nedeni klamidya enfeksiyonlarıdır.


    Hastalığın teşhisi için kadınlarda idrar yolu yada vajinal akıntının tahlili erkeklerde ise idrar yolu akıntılarının ya da spermin tahlili gerekir.


    Tedavi antibiyotiklerle yapılır. 1-2 hafta içersinde enfeksiyon kaybolur. Reenfeksiyonu önlemek için eşlerin birlikte tedavileri şarttır.

  4. #4
    Fırtına
    Guest

    Herpes simpleks enfeksiyonu (genital uçuk hastalığı)



    Dudaklarda ve dudak çevresinde görülen uçuğa benzer lezyonların çok sayıda ve gruplaşmalar şeklinde ve çok daha şiddetli belirtilerle genital bölgelerde ortaya çıkmasıdır. Dudak uçuğuna yol açan Tip 1 herpes Simpleks virüsü tarafından oluşturulabileceği gibi daha sık olarak cinsel temasla da HSV 2 tarafından oluşturulur.

    Virüs bir kez vücuda yerleştiğinde belli dönemlerde tekrarlayıcı enfeksiyonlara yol açar. İlk enfeksiyon oldukça ağrılı ve kaşıntılıyken ikinci ve sonraki enfeksiyonlarda daha hafif belirtiler gözlenir.

    Bu enfeksiyonun kadın açısından en önemli özelliği gebelik döneminin sonlarında ortaya çıktığında doğum kanalından bebeğe ulaşarak bebeğin hayatını tehdit eden enfeksiyonlara yol açma riski olması ve bu nedenle sezeryan doğumu gerektirmesidir.

    Primer yani ilk kez ortaya çıkan bir genital herpeks enfeksiyonu genital bölgede hafif bir kaşıntı ile birlikte kızarık bir döküntü şeklinde başlar. Çok kısa bir süre içinde (saatler içinde) bu kırmızı zemin üzerinde gruplaşmış su kabarcıkları (veziküller) şeklinde kabartılar ortaya çıkar. Bu kabarcıklar çok ince duvarlı olduklarından bazen hastalar tarafından hiç farkedilmeden yüzeysel yaralara dönüşebilirler.

    Lezyonlardan önce ortaya çıkan kaşıntı karıncalanma ve bacaklardaki ağrılar tipiktir. Deri belirtilerine bölgesel bezelerde şişme ve sistemik bulgular (ateş halsizlik gibi) da eşlik edebilir.

    Lezyonlar çok çabuk patladığından tanı için klinik görünümün yanında immünolojik kan tetkikleri yara sıvısının incelenmesi ve kültürü gerekebilir.

    Rekürran (tekrarlayıcı) genital herpes enfeksiyonları genellikle tedavi edilmemiş primer herpes enfeksiyonlarından sonra görülür. Primer herpes enfeksiyonlarına göre daha hafif seyreder ve daha kısa sürerler.

    Tedavi ve aşısı yoktur.

    Uçukları temiz ve kuru tutmak ayrıca antiviral ilaçlar (Acyclovir) iyileşmeyi hızlandır. Çok inatçı tekrarlayıcı enfeksiyonlarda düşük doz antiviral ilaçlar uzun süre (361224 ay) kullanılabilir. Aktif ataklar sırasında cinsel temaslardan kaçınılmalıdır. Özellikle kadınlarda genital herpes’in serviks ve vajen kanseri riskini arttırdığı bilindiğinden bu hastalığa gerektiğinden daha da fazla önem verilmelidir.

  5. #5
    Fırtına
    Guest

    Genital siğiller (Genital Kondilomlar)



    Genital siğiller human papilloma virus (HPV) adı verilen virüsün cinsel temasla genital bölgeye yerleşmesi sonucu oluşan değişik sayı ve büyüklükte kitlelerdir. Virüs vücuda yerleştiğinde zaman zaman tekrarlayıcı enfeksiyonlara ve yeni kitlelerin oluşmasına neden olur. Kadında erkeğe göre daha sık belirti verir. Kitleler mikroskopla tanınabilecek kadar ufak olabilecekleri gibi çok sayıda kitlenin yan yana gelmesiyle karnıbaharı andıran bir büyüklükte olabilirler. HPV olağanüstü bulaşıcı bir virüstür ve gerçek cinsel birleşme olmaksızın yalnızca genital bölgelerin teması ve hatta umumi tuvaletlerden bile bulaşabilir.

    Genital siğillerin tedavisinde kitlelerin cerrahi yöntemle çıkarılması koter yardımıyla yakılması ya da kriyoterapi ile dondurulması ya da krem şeklinde ilaçlarla eritilmesi yöntemlerinden biri veya birkaçı birden uygulanabilir. Burada amaç görünen lezyonların tümüyle ortadan kaldırılarak kitlelerin tekrar oluşma riskinin ve bulaştırıcılığının azaltılmasıdır.

    Genital siğillere bağlı olarak ortaya çıkan estetik problemler dışında HPV’nin en önemli özelliği virüsün bazı alttiplerinin kanserojen özellikler taşımasıdır. HPV’nin çok sayıda alttipi arasında Tip6ve Tip11 dışında çoğu alttipin kanserojen özelliği vardır. Bu alttipler genellikle siğil yapmadan sessiz bir şekilde vücuda girer ve hücrelerde kanserojen etkilerini başlatırlar. Bu virüsleri taşıyan erkeklerde penis kanseri oluşma riski kadınlarda da serviks kanseri oluşma riski artmıştır.

    En sık enfeksiyon yapan alttipler kanserojen etkileri olmayan daha çok kitle oluşumu şeklinde belirti veren 6 ve 11 tipleri olmasına karşın HPV tanısı konmuş bir bireyde diğer alttiplerin de bulunma ihtimali çok yüksektir. Bu yüzden enfeksiyonu taşıyan erkeklerin üroloji uzmanlarının tavsiyalerine göre hareket etmeleri kadınların ise yıllık pap-smear testine ek olarak kolkoskopik incelenmeleri gerekmektedir.

  6. #6
    Fırtına
    Guest

    Yumuşak şankr (ulkus molle)



    Epidemiyolojik olarak tüm dünyada yaygın olan bu hastalık yurdumuzda da zaman zaman küçük salgınlar yapmıştır.

    Hemen hemen daima cinsel temasla bulaşan yumuşak şankr nadiren kaza ile oluşan dokunmalar sonucu yakın kimseler ve sağlık personelinde de görülebilmektedir.

    Cinsel temastan genellikle 2-3 gün sonra genital bölgede önce kızarıklık ardından sivilce benzeri bir oluşum ve sonuçta ağrılı ülser şeklinde yaralar oluşur zeminleri yumuşaktır. Sayıları genelde birden fazladır. Ülserler erkeklerde tüm genital bölgede kadınlarda da yine tüm genital bölge makat ve idrar yolları ağzında (üretra) yerleşebilir.

    Hastaların yaklaşık % 30 ila % 50 ‘sinde her iki kasık bölgesinde ağrılı şişlikler oluşabilir, bunlar zamanla dışarıya akıntı yapabilirler.

    Tanısı için yara kenarından alınan sıvının mikroskopik incelenmesi bu sıvıdan kültür yapılması ve kan tetkikleri gerekebilir.

    Uygun antibiyotikler ile 2-3 haftada tam iyileşme sağlanabilmektedir.

  7. #7
    Fırtına
    Guest

    Lenfogranuloma venereum



    Cinsel temastan 1 ila 3 hafta sonra genital bölgede su kabarcıkları ya da sert kabarcıklar şeklinde başlayıp ülserleşen yaralar görülür. Ağrısızdırlar. Yaralar erkekte tüm genital bölgede makat ve idrar yolları ağzında kadında da yine tüm genital bölge makat civarı ve idrar yolları ağzında görülebilir.

    İdrar yaparken yanma ve makattan kanlı iltihabi bir akıntı yapabilir. Tedavi edilmeyen hastalarda lenf damarlarının da tutulmasına bağlı olarak genital bölgelerde kalıcı şişliklere makat iltihaplarına ve makatta darlıklara neden olabilir.

    Genellikle tek taraflı nadiren çift taraflı kasıklardaki bezelerde şişmeler görülebilir. Bu belirtilere ateş kilo kaybı eklem ağrıları karaciğer ve dalakta büyümeler eşlik edebilir.

    Tanı için özel deri testleri immunolojik kan tetkikleri gerekebilir.

    Tedavi uygun antibiyotiklerle iki haftada mümkündür.

  8. #8
    Fırtına
    Guest

    Granüloma inguinale



    Özellikle erkeklerde ve homoseksüellerde daha sık görülen bir hastalıktır.

    Cinsel temastan yaklaşık 6 hafta sonra genital bölgede ağrısız kırmızı kabartılar ortaya çıkar ve bunlar büyüyerek ülserleşir. Ülserler tüm genital bölge makat civarı ve kasıklara yayılırlar. Lezyonlar iz bırakarak iyileşirler.

    Kasıklarda şişlikler ve bu şişliklerde gelişen karnabahar benzeri deri kabartıları da görülebilir. Bazen mide barsak sistemi ve kemiklerde de sorunlar oluşabilir.

    Tanı yaradan alınan materyalin mikroskopik incelenmesi ve kültürü ile konulur.

    Tedavisi uygun antibiyotiklerle 10-15 günde gerçekleşebilmektedir.

    MOLLOSKUM KONTAGİOSUM

    Bir virüs enfeksiyonu olan molloskum kontagiosum bir zamanlar en çok çocuklarda görülürken daha sonra gitgide artan cinsel temasla bulaşan bir hastalık haline gelmiştir.

    Her iki cinste özellikle kasıklar genital bölgeler ve makat civarında inci taneleri gibi sivilce benzeri ama sivilceden daha sert göbekli kabartılar şeklinde görülür. Hızlı bir şekilde tüm vücuda yayılabilirler.

    Kabartılar pensetle tek tek toplanarak elektrokoter ile yakılarak ya da kriyoterapi ile dondurularak tedavi edilebilirler.


    SİFİLİZ (FRENGİ)

    1500’lü yıllardan 1900’lü yılların başına kadar batı dünyasını kasıp kavuran ve dolaşım sistemi ile sinir sisteminde kalıcı harabiyetlere sebep olan frengi 2. Dünya Savaşından sonra keşfedilen güçlü antibiyotikler sayesinde büyük ölçüde önemini yitirmişken AIDS hastalığının yaygınlaşması ve frengii le HIV enfeksiyonu arasında yakın ilişkisi olması nedeniyle yeniden ilgi odağı haline gelmiştir. Özellikle Kuzey Amerika’da görülme sıklığı giderek artmaktadır.

    Hastalık Treponema Pallidium adı verilen bir bakteri tarafından yapılır. Yapılan onca araştırmaya rağmen hala daha bu mikroorganizmayı üretebilecek bir kültür ortamı bulunamamıştır. Görülme sıklığı konusunda çok değişken raporlar vardır. Sosyoekonomik düzeyi düşük topluluklarda daha sık görülür. Vakaların çoğu 15-30 yaş arasında birden fazla partneri olan kişilerdir.

    Hastalık bulaşma yolları AIDS ile aynıdır. En sık heteroseksüel ya da homoseksüel ilişki ile bulaşır. Bir diğer bulaşma yolu ise enfekte kan, kan ürünleri ile temastır. Birden fazla kişinin kullandığı iğneler uyuşturucu bağimlılarında hastalığın kolayca yayılmasına olanak sağlar. Plesantadan kolayca geçtiği için hasta bir gebe mikrobu karnındaki bebeğine bulaştırabilir.

    Hastalık evreler halinde ilerler ve her evrede değişik bulgular verir.

    Primer Sifiliz;

    Hastalık etkeni ile temastan sonra genital bölgede ağrısız bir ülser belirir. Bu lezyona şankr adı verilir. Yine kasık bölgesindeki lenf düğümlerinde büyüme olur ancak bu lezyonlarda da ağrı görülmez.Ciddi şikayet yaratmadığı için hastaların çoğu bu belirtileri önemsemez. Lezyonlar tedavi edilmediği takdirde 6-8 haftada kendiliğinden kaybolur. Tedavi görmeden yaraların kaybolması hastalığın iyileşmesi anlamına gelmez. Bu devrede tedavi edilmeyen hastalarda hastalık ilerler.

    Sekonder Sifilliz;

    Hastalık şankr döneminde tedavi edilmez ise yaraların ortaya çıkışından 3-6 hafta içinde ellerde ayaklarda ve vücudun diğer kısımlarında kırmızılıklar (döküntüler) oluşur. Bu kırmızılıkların olduğu bölgelerde de bakteriler bulunmaktadır. Bakteri fiziksel temas sonucu bu bölgelerdeki yara sıyrık gibi kısımlardan sağlam kişiye bulaşabilir. Bu döküntüler 4-12 hafta içinde kaybolur. %1 civarındaki vakada karaciğer iltihabı böbrek hastalıkları menenjit görülebilir. Genital bölge civarında nemlidüz kondiloma lata adı verilen yüksek bulaşıcılığa sahip lezyonlar ortaya çıkar. Kısmi saç dökülmesi ağızboğaz ve vajinada ülser ortaya çıkabilir.Tedavi edilmeyen vakalarda dahi bu belirtiler kendiliğinden kaybolabilir.

    Gerek Primer gerekse sekonder dönemde tedavi edilmeyen frengi vakalarının üçte birinde hastalık uzunca bir dönem sessiz kaldıktan sonra daha ileri bir döneme girer. Bakteri kalp gözler beyin sinir sistemi kemikler eklemler başta olmak üzere vücudun birçok yerinde hasarlara sebep olur.

    Latent Sifiliz;

    Tedavi edilmediği takdirde sekonder sifilizin belirtileri de kendiliğinden kaybolur ve sessiz enfeksiyon halini alır. Bu durumda hastalık sadece yapılan kan testlerinde saptanabilir. Bu süre zarfında mikroorganizmalar yavaş yavaş çoğalmaya devam etmektedir. Zaman geçtikçe kişin hastalığı bulaştırıcılığı giderek azalır.

    Tersiyer Sifiliz;

    İlk enfeksiyondan yaklaşık 10 yıl sonra ortaya çıkar. Hiçbir dönemde tedavi edilmeyen vakaların %35 inde tersiyer sifiliz ortaya çıkar.

    Tersiyer bulgular üç kategoride saptanır.

    Kardiyovasküler lezyonlar; %10 vakada görülür. Aortta balonlaşma kalp kapakcıklarında yetmezlik gibi bulgular olur.

    Nörolojik lezyonlar; Göz beyin zarları gibi sinir sistemi organlarına hasar verir.

    Diğer Sistemik lezyonlar; Diş dişetleri kas ve iskelet sistemi ve iç organlarda lezyonlar görülür.

    Hastalık kalıcı sakatlıklar bırakabildiği gibi tedavi edilmezse öldürücü olabilmektedir.

    Frenginin etkeni olan mikroorganizma kültürlerde üretilemediği için tanıda en yaralı yöntem kan testidir. Kanda yapılan serolojik testler ile antijen ve antikorlar aranır. Taze yaralardan alınan örneklerin özel floresanlı mikroskoplar altında incelenmesi ile Treponema Pallidium görülebilir. Beyin omurilik sıvısından alınan örneklerle serolojik testler yapılabilir.

    Hangi evrede olursa olsun sifilizin tedavisinde antibiyotikler ve penisilin kullanılır. Tedaviye başlandıktan sonra hasta 24 saat içinde hastalık bulaştırıcılığını yitirir.

    Frengiden korunma yolları;

    Cinsel ilişkide kondom kullanmak.

    Cinsel eş sayısının artması ile birlikte hastalık bulaşma riski de artacağından partner seçiminde titiz davranmak.

    Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini unutmamak.

    Kan nakillerinde gerekli testlerin yapılıp yapılmadığının kontrolünü unutmamak.

    Frenginin tedavisi ve bu çağda hastalığın yokolması için halen aşı ve tek dozluk antibiyotik tedavisi çalışmaları yapılmaktadır.

  9. #9
    Fırtına
    Guest

    Uyuz (scabies) ve Bitlenme ( pediküloz)



    Her ne kadar yanlızca deride özellikle geceleri ve sıcakla artan kaşıntı ve eller karın kalçalar göğüs ile bacak iç yüzlerde kaşıntılı döküntülerle karekterize olmasına karşın uyuzun en tipik ve muhtemelen en erken bulguları özellikle erkeklerde genital bölgede yerleşen deriden kabarık şeffaf sivilce benzeri kaşıntılı kabartılardır.

    Çok kaşıntılı olmaları nedeniyle kısa sürede ülser yaralar haline dönerler. Zeminleri sert olan bu ülserler uyuz şankrı adı verilir ve bazen frengi ile diğer cinsel temasla bulaşan hastalıkların ülserleriyle karıştırılabilir.

    Bitlenme de özellikle kasık bitleri yakın temas ile karşı tarafa bulaşır.

    Hasta kaşıntısı olsun olmasın tüm yakın aile bireylerinin tedavisi ile kişisel ve ortak kullanılan eşyaların dezenfeksiyonunu gerektirdiğinden tedavisi oldukça zahmetlidir. Fakat kurallara uyulduğunda iyileşme tamdır.

  10. #10
    Fırtına
    Guest

    Hepatit- B (B tipi sarılık)

    Sponsor Bağlantılar


    Hepatit B aynı adlı virüsün karaciğere yerleşip orda çoğalarak karaciğeri tahrip etmesi ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır.

    Hepatit B virüsü bir DNA virüsüdür.

    Bu virüsün üç adet antijenik yapısı mevcuttur. Virüs dış kısmında yani zarf kısmında eskiden Avustralya antijeni denilen Hepatit B Surface Antigen mevcuttur. Virüsün nükleoplasit denilen merkez kısmında ise iki önemli antigenic yapı vardır. Bunlar Hepatit B Core Antigen ve Hepatit B Antigenidir.

    Hepatit B Türkiyede ve Dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Bugün dünyada yaklaşık iki milyar kişinin Hepatit B’ye yakalandığını biliyoruz. Bunun yanında 350 milyon kişi bu virüsü kronik olarak taşımaktadır. Ülkemizde de durum farklı değildir. Türkiyede bugün yaklaşık her üç kişiden yaklaşık biri Hepatit B virüsü ile karşılaşmıştır. Yine her 10 kişiden biri Hepatit B virüsünü taşımakta ve bulaştırmaktadır. Hastaların % 75-80’inde hiçbir belirti görülmez.

    Hepatit B belli başlı üç yolla bulaşır.

    Virüsü taşıyan kişilerle cinsel temasta bulunma..

    Virüsü taşıyan kişilerin kan ve vücut sıvıları ile temas etme..

    Virüsü taşıyan hamile kadınlardan doğum sırasında bebeklerine bulaşmasıdır.

    Hepatit B virüsü AIDS’ten 50 ila 100 kat daha bulaşıcıdır. Derideki bir çatlak ya da açık yara ile temas eden bir damla kan ya da tükürük bile hastalığın bulaşmasına yeterli olabilmektedir. Kan ve Kan ürünlerinin kullanımı kirli enjektörler cerrahi müdahale manikür pedikür setleri, traş bıçakları, Hepatit B virüsünün bulaşmasına aracılık edebilmektedirler. Steril olmayan aletlerle yapılan sünnet ve kulak delme gibi işlemler de Hepatit B’nin bulaşması için önemli risk oluştururlar.

    Bu virüs ile temas eden her 10 bebekten 9’u ve her 10 erişkinden 1 ‘i belli bir süre sonunda (yaklaşık 6 ay) mikrobu vücudundan atmayı başaramaz. Bu durumda kişi virüsü yaşam boyu vücudunda taşıyacak ve etrafa yayacaktır. Ayrıca taşıyıcılarda hastalık durumu farklılıklar gösterir. Bazı kişilerin karaciğerlerinde önemli değişiklikler meydana gelmezken bazılarının karaciğer hücrelerinde ağır hasrın ortaya çıktığı tablolar oluşabilir. Bu gruptaki bireylerde yıllar sonra siroz ve karaciğer kanseri görülebilir.

    Hepatit B ‘de risk birçok bulaşıcı hastalıktan çok farklıdır. çünkü kronik hepatitlilerin %25’i primer karaciğer kanseri ve siroz nedeniyle ölmektedir. Çünkü Hepatit B tüm dünyadaki primer karaciğer kanserlerinin %60-%80’inden sorumludur. Ve primer karaciğer kanserleri kanser ölümleri içinde ilk üç sırada yer almaktadır. Hepatit B virüsü sigaradan sonra bilinen en yaygın kanser nedenidir.

    Kronik Hepatit B taşıyıcıları tamamen sağlıklı görünürler .Taşıyıcılığı saptayabilmek için kanda Hepatit B yüzey antigeni saptanmasıyla taşıyıcılar ayırt edilebilirler.

    Taşıyıcıların % 50’si belirtisiz olarak sadece virüsü taşır. Karaciğer biyopsisi yapılırsa bu kişilerin bir kısmında Kronik Persistan Hepatit adı verilen bir tablo görülür. Bu hastalık nisbeten selim seyretmekle birlikte herhangi bir zamanda kronik aktif hepatit haline dönüşebilir.

    Taşıyıcıların %50 ‘sinde Kronik Aktif Hepatit adı verilen kronik karaciğer hastalığı gelişir. Bu hastalığın geliştiği kişilerin % 25 ‘inde karaciğer kanseri ortaya çıkar.

    Kronik taşıyıcılar cinsel eşlerine Hepatit B bulaştırabilirler.

    Kronik taşıyıcı annelerden doğan bebeklere Hepatit B bulaşır.

    Kronik taşıyıcılarla aynı evi paylaşanlarda Hepatit B’ye yakalanma oranı normal popülasyona kıyasla 2-4 kat daha fazladır.

    Hastalığa yakalanan kişilerin ancak yarısında sarılık ortaya çıkar .Hastaların % 65 ‘inde grip benzeri belirtiler görülür. Geriye kalanlarda hastalık belirtisiz seyreder. Klinik olarak sarılık gelişse de gelişmese de hastaların %90 ‘ı tamamen iyi olur. İyileşen kişiler yaşamlarının sonuna kadar hastalığa bağışıklı kalır.

    Kesin tedavisi olmayan bu hastalığa karşı en etkili korunma yolu aşılanmadır. 1980’li yıllarda çıkan Hepatit b aşıları bu virüsü taşıyan kişilerin kanından elde edilirken günümüzde kullanılan aşılar genetik mühendislik yöntemleriyle bakteri hücrelerinden elde edilmektedir.
    Her iki tipteki Hepatit B aşısının da güvenilirliği tamdır. Aşıya bağlı karaciğer hastalığı meydana gelmesi veya başka bir hastalık bulaşması söz konusu değildir. Sık görülen yan etki aşının yapıldığı bölgede birkaç gün sürebilen ağrı kızarıklık ve şişliktir. Çok nadiren halsizlik bildirilmiştir.


    Aşının tam etkili olabilmesi için 01.6 aylarda toplam 3 doz yapılması gerekir. Üç doz uygun aşılamadan sonra aşının koruyucu etkisi ortaya çıkar.

 

 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kalp krizi belirtileri nelerdir, nasıl korunulur?
    By ibrahim yılmaz in forum Sağlık Hakkında Genel Bilgiler - Soru / Cevap
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25-09-2010, 12:16:24
  2. Sigaranın neden olduğu hastalıklar
    By Sağlık Teknikeri in forum Sağlık Hakkında Genel Bilgiler - Soru / Cevap
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-09-2010, 20:08:49
  3. Omirilik felçlilerde 'bası yarası nasıl oluşur önlemleri' nelerdir
    By Mehmet Yalçın in forum Omurilik Hasarları (Parapleji)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20-05-2010, 16:00:14
  4. Omirilik felci nedir, nasıl oluşur ve çeşitleri nelerdir
    By Mehmet Yalçın in forum Omurilik Hasarları (Parapleji)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20-05-2010, 15:58:42

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
© 2010 - 2014 Engelliler.gen.tr. Her Hakkı Saklıdır. 5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. İçerikle ilgili şikayetlerinizi admin[@]engelliler.gen.tr e-posta adresinine iletiniz.