Engelliler.gen.tr Platformu Sitesine Hoşgeldiniz.
Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Skolyoz ve gebelik!

  1. #1
    Fırtına
    Guest

    Skolyoz ve gebelik!

    Sponsor Bağlantılar


    Skolyoz ergenlik çağında kızlarda sık rastlanan bir hastalıktır. Bu hastalar çocuk sahibi olmaya karar verdiklerinde akıllarında birçok soru oluşmakta..

    Skolyoz hastalarının gebe kalmalarında bir sakınca var mıdır?

    Hayır. Skolyoz hastalarının gebe kalmasında bir sakınca yoktur. Ayrıca normal bir gebelik süreci yaşarlar.

    Gebelik skolyozda bir ilerlemeye sebep olur mu?

    Gebelerde karşılaştığımız skolyoz düşük ya da yüksek açılı da (tedavisiz kalmış) olabilir. Gebelikten bağımsız olarak yüksek açılı skolyozlar (50° üzerinde) ilerlemeye devam edebilir. Ancak düşük açılı skolyozların ilerlemeyeceği söylenebilir.

    Gebelik yaşının skolyozun ilerlemesiyle ilgisi var mıdır?

    Gebe kalınan yaşlarda hanımlar kemik gelişimini tamamlamış olurlar. Boy uzaması da bitmiştir. Bu yüzden skolyozun ilerleyeceği düşünülmez.

    Toplam gebelik sayısının skolyozun ilerlemesiyle ilgisi var mıdır?

    Doğum sayısının skolyozun ilerlemesi üzerinde bir etkisi yoktur.

    Skolyozlu gebelerde sırt ya da bel ağrısı omurgası normal olan hanımlara kıyasla daha mı sık görülür?

    Gebe skolyoz hastalarının sırt ağrısı sıklığı omurgası normal olan hanımlardan farklı değildir. Bel ağrısı, skolyozu olmayan gebelerde bile sık karşılaşılan problemlerden biridir. Gebelerin yarısında görülür. Gebe kalmadan önce bel ağrısı yaşayanlarda gebelikte daha da sıktır. Sıklığı annenin ilerlemiş yaşı ve doğum sayısıyla doğru orantılıdır.

    Yurtdışında yapılan çalışmalarda bel ağrısı ile annenin boyu, kilosu, aldığı kilo, bebeğin kilosu arasında bir bağlantı saptanmamıştır. Gebelikte anne rahminin boyutu artar, bu bel çukurunun artışı ile telafi edilir. Sonuçta bel yükünde artış ve ağrı olur. Gebelik boyunca artan progesteron ve relaxin annenin eklem ve bağlarında gevşemeye neden olarak doğum için anneyi hazırlar. Bağlardaki gevşeme de bel kasları üzerinde yükü artırarak ağrıya neden olabilir. Tüm saydığım bu mekanizmalara bağlı olarak bel bölgesinde skolyozu olan ameliyat olmamış gebelerde bel ağrısı daha sıktır. Bel bölgesi skolyozu nedeniyle ameliyat olmuş gebelerde ise bel ağrısı genelde gözlenmez.

    Skolyoz doğum sırasında soruna sebep olur mu?

    Skolyoza bağlı doğum sırasında bir sorun yaşanmaz. Doğum omurgası normal olan hanımlardan farklı değildir.

    Skolyoz hastaları normal doğumu mu yoksa sezeryanı mı tercih etmeli?

    Skolyozlu gebeler normal doğum yapabilirler. Hastanın omurgasındaki bu eğrilik pelvis kapasitesini etkilemez. Ancak yüksek açılı skolyozu olan, kalp ve akciğer hastalıkları olan, doğum kanalı normal doğum için uygun olmayan skolyozlu gebelerde sezeryan ile doğum tercih edilir. Doğum öncesi hastanın göğüs hastalıkları, kardiyoloji ve anestezi hekimleri tarafından değerlendirilmesi gereklidir.

    Skolyoz nedeniyle ameliyat olmuş daha sonra da gebe kalmış hanımlar için bir şey söyleyebilir misiniz?

    Eğer ameliyat başarılı olmuşsa skolyozun gebelikte ilerlemesi beklenmez. Doğum anestezi gerektirirse anestezi tercihi değişebilir. Skolyoz nedeniyle ameliyat olmuş olan hastalarda, gebelik skolyozun açısını artırmadığı gibi sırt ya da bel ağrısına da sebep olmaz.

    Skolyozlu gebelerde anestezi tercihi nasıl olmalıdır?

    İki tip anestezi tercih edilebilir. Bunlar genel anestezi ve bölgesel anestezidir. Bölgesel anestezi epidural ve spinal (subaraknoid) yapılabilir.

    Ne zaman genel anestezi, ne zaman bölgesel anestezi tercih edilir?

    Annenin bilinen kalp ve akciğer hastalıkları ya da bölgesel anestezi ile ilgili teknik zorluklar varsa genel anestezi tercih edilir. Bel bölgesine yönelik geçirilmiş cerrahiler, omurgada blokta kullanılan iğne girişini engelleyen kemikleşmeye (füzyon) neden olur. Bu da bölgesel anestezinin başarısızlığıyla sonuçlanır. Bu yüzden genel anestezi tercih sebebidir.


  2. #2
    Fırtına
    Guest

    Skolyoz ve gebelik!



    Skolyoz eğriliklerinde ölçüm yapılır ve bu ölçüm sonucunda tedavi planlanır..

    Eğim 10 dereceden fazla ise skolyozun varlığından bahsedilir. bazı skolyozlarda eğim 120-130 dereceye kadar gidebilir. büyümesi tamamlanmış çocuklarda (2 yıldır adet gören), sırtta 40 derece, belde 35 dereceyi aşmadıkça cerrahi müdahaleye gerek yoktur. Çünkü bu durumda skolyozun ciddi bir ilerleme şansı yoktur ve hayatı çok etkilememektedir.

    Hafif, yani 30 dereceden az eğriliklerde, gövde kaslarını kuvvetlendirici egzersizler, eğriliğin artmasını önlemede yeterli olabilir. 40 derece veya üzerindeki skolyozlarda, eğrilik kemik büyümesi durduktan sonra da artmaya devam edebileceği için, genelde ameliyat ile düzeltme gerekir.

    Esasen skolyozda tedavi, eğriliğin miktarına ve kemik büyümesinin hangi aşamada olduğuna göre belirlenir. Birçok skolyozun (30 dereceden az olanlar) tedavisine gerek yoktur, fakat 6 aylık aralarla izlenmesi gerekir.

    Skolyoz tedavi alternatifleri arasında;

    1)egzersiz,

    2)sırt kuşağı kullanımı,

    3)ameliyat veya,

    4)bu tedavilerin bir kombinasyonu düşünülebilir.

    Tedavinin erken başlaması; başarı şansını arttırır;

    Hastalığın seyri ve tedavinin nasıl bir sonuç vereceği, eğriliğin yerine ve miktarına bağlıdır. Eğrilik ne kadar fazla ise, büyüme durduktan sonra eğriliğin artma şansı da o kadar çoktur.

    Tedavi edilmeyen aşırı skolyozlar, azalan akciğer kapasitesine bağlı olarak kalp ve akciğer problemlerine, sırt ağrılarına, fiziksel bozukluklara, omurganın dejeneratif artritine ve siyatik’e neden olabilirler.

    Esasen tedavi edilmeyen skolyozlarda iki tehlike vardır;

    Birincisi, skolyozun teşhis edildikten sonra ilerlemesi, ikincisi de kalp ve akciğer sorunlarına neden olmasıdır.

    İkincisi için 90-100 dereceyi geçmesi gereklidir….ancak bu oldukça nadir görülen bir durumdur. İlerleme ise gerçek bir tehlike oluşturmaktadır. Buna yol açan ana neden, çocuğun büyümesinin devam etmesidir. Kural olarak skolyoz var ise, artmaya devam edecektir.. o nedenle; eğer skolyoz varsa mutlaka tedavi edilmelidir.

    Hafif, yani 30 dereceden az eğriliklerde, gövde kaslarını kuvvetlendirici egzersizler, eğriliğin artmasını önlemede yeterli olabilir.

    Milwaukee kuşağı adı verilen bir kuşağın kullanılması da skolyozun ilerlemesinin önlenmesinde etkilidir, ancak çok uzun süre kullanımı gerekir. Bu kuşak ile omurga asimetrik basınçlara karşı desteklenir ve kuşak, hasta büyüdükçe, vücuda uyum sağlayacak şekilde modifiye edilebilir. Kuşağın, geç ergenlik döneminde, kemik büyümesi durana kadar kullanılması gerekir. 30 ila 50 derece arsındaki omurga eğrilikleri, kuşak kullanımı ve egzersizler ile kontrol altında tutulabilir.

    Yüzme en iyi spordur.. çünkü suyun hem kaldırma gücü hemde masaj tesiri bulunmaktadır. Sıcak sular (kaplıca gibi) daha da yararlıdır.

    Yüzmeden sonra en iyi spor yürüyüştür;

    Ameliyat olsun veya olmasın her türlü skolyoz tedavisinde; aşırı kilo çok büyük ve önemli bir sorundur..

    Kilonuz; ideal kilonun üstündeyse mutlak surette en kısa zamanda kilo vermeniz gerekmektedir. Çünkü aşırı kilo; hem omurganın eğriliğini arttıracaktır, hemde ameliyattan sonra iyileşme süresini uzattığı gibi sırt omurlarına konan metal çubuklar üzerine baskı yapacaktır.

    Hülasa; benim önerim;

    1) Şimdilik Milwaukee kuşağı kullanmak suretiyle omurganızın desteklenmesi,

    2) Kiloluysanız mutlaka en kısa sürede zayıflayarak kilo vermeniz,

    3) Yüzme ve yürüyüş gibi sporları hergün düzenli olarak yapmanız,

    4) Ağır kaldırmamanız,

    5) 6 aylık sürelerle kontrol edilmeniz,

    6) Skolyoz eğim açısının 40 dereceyi bulması halinde doktorunuza bizzat muayene olması gerekmektedir.

    Skolyoz hastaları gebe kalabilir;

    Ancak; skolyozlar, azalan akciğer kapasitesine bağlı olarak kalp ve akciğer problemlerine, sırt ağrılarına, fiziksel bozukluklara, omurganın dejeneratif artritine ve siyatik’e neden olduğu için; skolyozlu hastaların gebelikleri riskli ve tehlikelidir.

    Bu risk ve tehlike; bebek için değil, anne içindir;

    Ayrıca gebelik esnasında alınan kilolarında skolyoza ve ilerde olabilecek skolyoz ameliyatına da zararı bulunmaktadır.

    Hamilelik konusunda benim size önerim; eğer mutlaka bebek istiyorsanız;

    1- Bütün hamilelik boyunca en fazla 12 kg. alınması, doğumdan sonra hızla kilo verilmesi,

    2- Normal doğum yerine sezaryenle doğum yapılması ve hastalığınızın mutlaka kadın doğum uzmanına bildirilmesi,

    3- Sırt ve karın egzersizleri yaparak, kaslarınızın güçlendirilmesi,

    4- En fazla 2 defa (sezaryenle) doğum yapılmasıdır.



    Dr. Ümit Hazar

  3. #3
    Fırtına
    Guest

    Skolyoz ve gebelik!

    Sponsor Bağlantılar


    Nedeni bilinmeyen skolyoz, özellikle genç bayanlarda sıklılkla görülen bir rahatsızlıktır.

    Bu konu üzerine en sık sorulan sorular;

    - Skolyoz hastası genç bayanlarda gebelik riskleri nelerdir?

    - Doğacak olan bebekte skolyoz riski var mıdır?

    - Skolyozun bebeğe olan riskleri nelerdir?

    - Gebelik ve doğum esnasında, skolyozla ilişkili doğumsal sorunlar meydana gelebilir mi?

    - Gebelik, annenin omurgasındaki eğriliği etkiler mi?


    Skolyozun en sık görülen formu, büyüme (ergenlik) çağında ortaya çıkan, nedeni bilinmeyen formudur. Özellikle 10-14 yaşlar arasında gözlenir.

    Akciğer ve Kalbin gelişimi tamamlandıkça ve belli bir kapasiteye ulaşınca, gebe olan skolyoz hastalarında solunum problemleri ortaya çıkabilir.

    Skolyozlu doğan veya skolyoza bağlı sinirsel veya kasla ilgili hastalığı olan bazı insanlarda, akciğer gelişimi daha az ve zayıf (musküler distrofi, polyomiyelit vs) olacağı için, solunum sistemi problemleri daha sık gözlenmektedir.

    Akciğer kapasitesini öğrenmenin en sık kullanılan yolu, üfleme testiyle vital kapasiteyi ölçmektir. Bu yöntemle akciğere giren ve çıkan maksimum hava miktarı ölçülür.

    Vital kapasitenin 1,25 lt civarında olması, gebeliğin devamı için yeterli seviye olarak görülmektedir.

    Vital kapasitenin 800 ml civarı olduğu durumlarda solunum desteği sağlanarak, gebeliğin gidişatı olumlu yönde etkilenebilir.

    Bu seviyenin altında, solunumsal sorunlar baş gösterebilir.

    Düşük oksijen seviyesi, bebeğin anne karnındaki gelişimi için zararlıdır ve annede kalbe bağlı bir takım sorunları yanında getirebilir.

    Düşük oksijen seviyesi, az rastlanan bir durumdur. Oksijen seviyesinin monitörize edilip izlenmesi, egzersiz sırasında veya gece meydana gelebilecek sorunları en aza indirmektedir.

    Oksijen seviyesinin çok düşük seyrettiği az bir kısımda ise, ventilasyon aleti yardımıyla desteklenmektedir.

    Bazen erken başlangıçlı skolyozlarda, doğumsal kalp hastalıkları görülebilir.

    Kalple ilgili sorunlar, özellikle çocuklukta teşhis edilir ve gerektiği zaman cerrahi operasyonlarla düzeltilir.

    Oksijen seviyelerinde bir sorun olmadığı ve kalp fonksiyonları normal olduğu sürece bebeğin gelişiminde bir sorun beklenmez, büyüyen rahim annenin şekline uyum sağlar.

    Nedeni belli olmayan skolyozun kalıtsal olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle aileler kontrol yaptırarak, bu riski en aza indirgeyebilir.

    Genetik biliminde, şaşırtıcı gelişmeler olmasına rağmen, skolyozun önceden tam olarak bilinmesini sağlayacak kesin bir tetkik halen bulunmamaktadır.

    Ultrason, omurga gelişimi dahil, bebeğin bütün gelişim evrelerini göstermektedir. Skolyozun bazı doğumsal formlarında, nörofibromatozis, miyopatinin bazı türleri ve musküler distrofi gibi bazı hastalıklarda yetersiz kalabilir.

    Gebelik sırasında östrojen, progesteron ve relaksin gibi hormonlarda büyük değişiklikler meydana gelir. Bu hormonlar, leğen kemiğindeki bağların gevşemesini ve doğum eyleminin kolaylaşmasını sağlar.

    Bazı çevreler tarafından hormonal değişikliklerin omurgadaki eğriliği arttırdığı söylense de, gebeliğin sonunda, omurga eğriliğinin sabit kaldığı kanıtlanmıştır.

    Gebeliğin ilk aylarında tüm kadınlarda solunum sıkıntısı görülür.

    Nefes darlığına, solunum hızını uyaran ve solunum derinliğini arttıran progesteronun neden olduğu bilinmektedir. Ayrıca, bu zaman içerisinde kan hacmi artar.

    Bu olağan fizyolojik değişiklikler dengelenir, yalnızca vital kapasite düşerse veya kalp fonksiyonları bozulursa, problemlerle karşılaşılabilir.

    Skolyoz, eğer göğüs bölgesinde ise genellikle nefes almayı, bel bölgesinde ise, alınan nefesin dağıtımını etkilemektedir.

    Gebenin nefes alıp verirken aldığı pozisyon önemlidir. Uzun süre hareketsiz kalmak, nefes alıp vermeyi kötü yönde etkiler.

    Ağrıyı kesmek için epidural iğne uygulamasının kullanılmasında herhangi bir sakınca görülmemektedir.

    Dr. Philip Zarab be Dr. David Siegle’ın yaptığı araştırmalarda 64 skolyoz hastasındaki 118 gebelikte herhangi bir tıbbi sorunla karşılaşılmamıştır.

    Annelerin % 17 sinde nefes darlığı, % 21 inde bel ve sırt ağrısı saptanmış, fakat dengelenebilir özellikte bulunmuştur.

    % 17 oranında, doğumsal sorunlar nedeniyle sezaryan uygulanması yapılan kadınların da bulunduğu çalışma grubunda, çoğunlukla normal solunum dağılımı gözlenmiştir.


    ortopedi-travmatoloji.com

 

 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Dış Gebelik Belirtileri ve Nedenleri
    By Sağlık Teknikeri in forum Hamilelik - Tüp Bebek
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 09-02-2013, 12:31:39
  2. Vitrifikasyon yöntemi, gebelik şansını arttırıyor
    By gülümse_hayata in forum Hamilelik - Tüp Bebek
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26-12-2010, 23:22:37
  3. Tüp bebek tedavisinde çoğul gebelik riski var mıdır?
    By gülümse_hayata in forum Hamilelik - Tüp Bebek
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20-12-2010, 15:39:19
  4. 19 yaş altı gebelik kâbusu
    By gülümse_hayata in forum Hamilelik - Tüp Bebek
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17-12-2010, 16:14:56
  5. Gebelik Nedir? Gebelik Belirtileri Nelerdir?
    By Sağlık Teknikeri in forum Hamilelik - Tüp Bebek
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-09-2010, 19:41:39

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
© 2010 - 2014 Engelliler.gen.tr. Her Hakkı Saklıdır. 5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. İçerikle ilgili şikayetlerinizi admin[@]engelliler.gen.tr e-posta adresinine iletiniz.