Engellilerle yaşayabilmek onlarla arkadaş olabilmek zor gibi görünse de tecrübe etmeden bilinemez ancak göründüğü kadar zor değil. Bir süredir görüşemediğim ancak uzun yıllar birlikte satranç oynayıp sohbet ettiğim Hüseyin ağabeyle olan tecrübelerim bir takım şeyleri anlamama yardımcı oldu ve bu konuda başkalarına tavsiye verebilecek boyutta olmasa da kayda değerdiler. Yaşadığım şehirde arkadaşlarımla oturup çay falan içtiğimiz vakit geçirdiğimiz bir kafe de satranç oynarken yanımıza gelip tanışmıştı bizimle. Bana elini uzatana kadar yakınımızdan geçip gideceğiniz zannetmiştim. Çünkü o güne kadar engelli birisinin satranç oynayabileceği aklımın ucundan geçmezdi. Ve satranç oynamayla ilgilenmeyenler masamızdan uzak dururdu. Koltuk değnekleriyle zar zor yürürken ona bakmamaya çalışmıştım, eksikliğinden dolayı dikkat çektiğini fark ediyor olsa da bende diğerleri gibi onu rahatsız etmek istememiştim. Bu yüzden bize doğru yürüdüğünü fark edememiştim.



Elini sıktığımda şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim beklemediğim bir şeydi bu merhaba dedi ve sandalyenin boş olup olmadığını sordu. Cevap veremedim önce hala şaşkındım hemen kendime gelip sandalyeye oturabilmesi için ayağa kalkıp sandalyeyi oturabileceği şekle getirmesine yardım ettim. Niyetinin sadece sohbet etmek olduğunu düşünüp oyunuma devam etmeye çalıştım ama aklım tamamen bomboştu ve bir şeyler söylemesi için kıvranıyordum. Bu durumla hayatım boyunca karşılaşacağım aklıma bile gelmezdi. Ve o anda bana yapmam gereken iyi bir hamle olduğunu söyledi, bir kez daha şok olmuştum. Ses tonu da daha önce karşılaştığım çeşitli yerlerde insanlardan yardım isteyen engellilere benzemiyordu, aksine kendine güvenen hayatta kendine ait fazla fazla güzellikler olan biri gibi tok ve gürdü. O gün birkaç oyun oynadıktan sonra artık isimlerimizi biliyor ve yarın tekrar oynamak için sözleşiyorduk. Yarın olup tekrar oyun zamanı yaklaşıp da kafeye giderken aklımda Hüseyin ağabeyin engelli olduğu gibi bir düşünce yoktu. Hatta onu iyi satranç oynadığı için kendimden üstün görüyordum.

Onunla geçirdiğimiz zamanlar benim için gerçekten öğreticiydi sadece satranç değil engelli insanların yaşamı hakkında da bazı şeyler öğreniyordum ki bu kolayca elde edebileceğim birilerinden duyarak anlayabileceğim türde deneyimler değildi. Hayatı boyunca kendini eksik görmemişti Hüseyin ağabey doğduğu haliyle kabul etmişti kendini ve hata tutunmuştu. Ailesinin fakir olup olmadığını bilmiyorum o anlatmadıkça sormadım nelere sahip olduğunu nasıl bir geçmişten geldiğini. Buna rağmen o beni arkadaşı dengi kabul etmişti tabi ki bende onu onun la sohbet ederken beni saygıyla dinlerdi bende onu bazen kafelerde bazen ağaçlı parklarda muhabbet eder, siyasi ve sosyal konularda tartışırdık.

Bir gün yine böyle bir muhabbetteyken bir dilenci geldi ve Hüseyin abiden aramızda en büyük yaşa sahip o olduğundan ona yönelip para istedi. Hüseyin ağabey bir adama baktı bir bana baktı o an Hüseyin ağabeyin ne düşündüğünü anlamak için düşünüyor ve yaşadığı durumu anlamaya çalışıyordum. Adama hiçbir şey söylemedi adamda Hüseyin ağabeyin yanındaki koltuk değneklerini fark edince arkasını dönüp hızla uzaklaştı. Hüseyin ağabeyin söyleyeceklerini düşünüyordum içimden ve o anda şunlara bak eli ayağı tutuyor ve yine de dileniyorlar ben bu halimle çalışıyorum dedi.

Diyecek bir şey bulamadım sadece onu onayladığımı göstermek için başımı salladım. O sırada anlatmaya başladı küçük yaşta ayakkabı boyacılığı yaptığını o konuştukça hayata tutunmak için nasıl mücadele ettiğini daha da iyi anlıyordum. Benim için uzun zamandır engelli değildi zihnimde öyle yer etmişti sadece detaylı düşününce onun bir engeli olduğunu hatırlar hale gelmiştim. Evli ve mutluydu kısa süre sonrada baba oldu kızını ziyarete geleceğimi söyledim ama bazı nedenlerden sözümü tutamadım. Daha sonra da taşındığını duydum, şimdi nerede olduğunu da bilmiyorum ama mutlu olduğuna eminim çünkü o karşılaştığı her engeli aşabilecek bir insan ve onu tanıyan insanların ufkunu açan engellerini kaldıran bir insan o eksiksiz bir insan…