Omuriliğimizdeki bazı hücreler ile kafamızda bulunan çekirdeklerin virüs kapması olarak tanımlanabilir.

Nasıl bulaşır;

Belirtileri nelerdir;

Yapılması gerekenler;

Bu hastalıktan şüpheleniyorsanız ve yukarıdaki belirtilerden en az biri dahi varsa, hastanın dinlenmesini sağlamalısınız. Bunun nedeni felcin, çalışmakta olan kasları etkilemesidir. Eğer felç başladıysa hastanın hareketleri azaltılmalı ve muhtemel sancılara karşı ağrı kesicilerle sancı azaltılmalıdır.

Bu aşamada hasta kesinlikle kaslarını hareket ettirmemelidir çünkü kasların gerilmesi tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Nefes almada yaşanan güçlüklere karşı suni solunum ile hasta desteklenmelidir. İlk yirmi günlük süreç atlatıldığında kasların hassaslığı azalmaya başlar. Siz de bu evrede hastanıza, kaslarını yavaş bir şekilde çalıştırmasını telkin etmelisiniz ve ardından zaman kaybetmeden uzman bir doktorun da desteğiyle fizyoterapi ile iyileşme sürecini hızlandırmalısınız.

Tüm bunlar yapıldıktan sonra hemen sonuç beklemek son derece yanlış bir tutumdur. İyileşme sürecinden sonra kesin çözümün beklenmesi en az altı ay zaman alacaktır. Bu rahatsızlığı geçirenlerin hemen hemen hepsi hastalık sonrasında solunum açısından problem yaşamazlar. Bazı hastalar, hayatlarının geri kalanında geceleri ortaya çıkan kas krampları yaşayabilirler.

Korunma yolları;

Günümüzde bu hastalığın aşı ile tedavisi mümkündür. Özellikle sineklere yoğun olarak rastlanılan bölgelerde bu hastalık hem daha yaygın hem de daha tehlikelidir. Bu hastalığın aşısı oral yoldan (ağız yoluyla) verilen damlaların yanı sıra enjeksiyon vasıtası ile de gerçekleşir.

Aşılar ilk olarak bireyin 0-6 aylık döneminde, ardından 6-8 aylık dönemde, 8-14 aylık dönemde, 4-5 yaş arasında, 14-15 yaş arasında yapılır.

Ağızdan alınan aşı (sabin tipi) canlı virüslüdür. Saik tipi olan ve zerk yoluyla verileninde, ölü virüs bulunur.

İlk etapta oldukça sakin seyreder. Sadece boğaz ve baş çevresinde ağrı, ateşin çok az yükselmesi, kendini yorgun hissetme ile kendini gösterir. Daha sonrasında ise ensenin sertleşmesi ve ağrının artması ile gelişir.

Çocuk felci, genellikle dördüncü ve altıncı günler arasında had safhaya ulaşır.

Bu aşamada hastada felç başlar ve 1,5 gün sürer. Felcin ortaya çıktığı yerler genelde ya bacak ya da kollardır. Kasların oldukça hassas olması ve ağrı yapması durumu ortaya çıkar, felç belirdikten sonraki ilk 20 günün ardından erimeye başlar.

Bu evrede solunumu gerçekleştiren organlar ve kaslar işlevini yerine getirememeye başlar. Dolayısıyla nefes alıp vermek zorlaşır. Birtakım ileri derece hastalarda hem omurilik hem de beyinde bulunan sinir hücreleri fonksiyonlarını yitirebilir. Bu durum yutkunma ve yutmanın yanı sıra konuşmayı ve öksürmeyi de sekteye uğratır.

Yediğimiz, içtiğimiz her şey ağızdan, soluduğumuz hava ise ilk etapta burundan geçer. Çocuk felci de gerek ağız gerekse burun vasıtasıyla vücuda alınanların virüs taşımasından kaynaklanır. Yakın çevrede lağım bulunan kuyuların, derelerin ve su yataklarının olması hastalığa neden olabilir. Ayrıca sinekler de bu hastalığı taşırlar.