Yapılan bir çalışmada çalışabilir durumdaki işsiz olan normal populasyondaki kişilerin sayısı % 19 iken işsiz epilepsi hastalarının ise % 46 olduğu ve özellikle dirençli epilepsisi olan kişilerin % 59′nun işsiz olduğu tespit edilmiştir. Bu sayıları oranlarsak epilepsi hastalarında işsizlik oranı nomal populasyondan yaklaşık üç kat daha fazladır. İşverenlerin kişinin epilepsi hastası olduğunu öğrendiklerinde genel tavırlarının değiştiği görülmüştür.

İş ortamında yaralanma oranı, işe gitmeme, hastalığa bağlı iş kaybı ve iş üretimi açısından bakıldığında epilepsi hastası ile normal populasyon arasında fark olmadığı tekrarlanan çalışmalarda gösterilmiştir. Fakat toplumun epilepsiye bakışı ve epilepsi hakkındaki bilgisizlikleri devam ettiği sürece bu yüksek işsizlik oranının devam edeceği düşünülmektedir.

Psikiyatrik Sorunlar;

Epilepsi hastaları arasında, normal populasyona göre sosyal ve psikiyatrik sorunlara daha sık rastlanır. Özellikle, tedaviye dirençli nöbeti olan hastalarda sosyal çekilme, sıkıntı, depresyon ve başka psikiyatrik poblemler, tedaviye iyi cevap veren hastalara oranla daha sıktır. Bu sorunlara yardımcı olunmazsa hasta kendini, akranlarından farklı durumda hissedeceğinden sosyal çekilmeye, bu da aile, okul ve iş yaşamında sorunlar çıkmasına sebep olabilir. Epilepsi hastalarının küçük bir kısmı hariç zeka durumlarında önemli bir değişiklik görülmemiştir.

Beslenme ve Uyku;

Tüm epilepsi hastalarına öğün atlamamaları ve uzun süreli aç kalmamaları önerilir. Beslenme ile ilgili (Kola ve diğer gazlı içecekler dahil) bir kısıtlama yoktur. Kahve ve çay uykuyu kaçırdığı için uyku saatlerine yakın içilmemeleri tavsiye edilir. Çünkü uykusuzluğun nöbeti tetikleyici en önemli faktörlerden biri olduğu bilinmektedir. Alkol alımının nöbetin ortaya çıkışını kolaylaştırıcı bir etkisi vardır. Bu konuda özellikle ergenlerde bazı sorunlar yaşanabilmektedir.

Epilepsi hastası meslek sahibi olabilir mi? Çalışabilir mi?

Epilepsi hastaları meslek sahibi olabilirler, sorumluluklar alabilirler, okuyabilirler, üniversiteye gidebilirler. Tarihe bakıldığında birçok başarılı, ünlü epilepsi hastası olduğunu görüyoruz. Bunlar içinde, Van Gogh, Dostoyevski, Jül Sezar, Hendel ve birçok bilim adamı, siyasetçi, iş adamı sayılabilir. Kendimizin de yakından takip ettiğimiz, tanık olduğumuz doktor, öğretmen hastalarımızın görevlerini başarıyla yaptıklarını görmekteyiz. Çoğunun nöbetleri kontrol altında ve bir kısmı da seyrek nöbet geçirmekle beraber görevlerini sürdürmektedirler.

Epilepsili hastanın işe başvurması ve alınması durumunda tutum nedir?

Epilepsi hastaları işe başvurduklarında birtakım sorunlarla karşılaşabilirler. İşverenlerin epilepsi hastası karşısında tavırları ön yargılar ve bilgisizlik nedeniyle olumsuzdur. Bu nedenle işe alınma şansları zayıftır. Halbuki yapılan çalışmalarda iş üretimi, devamlılık, iş kazası iş kaybı açısından normal populasyonla aralarında herhangi bir fark bulunmamıştır. Durum işverenlere bildirilerek bilgilendirilmeleri sağlanmalı ve ön yargılar giderilmelidir. İş ayrımcılığı epilepsi hastalarının önemli problemlerinden biridir.

İşverenler sıklıkla epilepsi hastası olan bir kişiyi işe almaktan çekinirler. Bu iki sebeple ortaya çıkar. Birincisi epilepsili hastanın iş başında nöbet geçirmesi ve gördüğü zarardan dolayı iş vereni sorumlu tutması. İkinci olasılık ise epilepsi hastasının geçirdiği nöbet ile hizmet verdiği kesime zarar vermesi durumudur. Türkiye’deki durumu incelediğimizde bir takım koruyucu önlemlerin olduğunu ancak bunların yeterli olmadığını görmekteyiz. İşverenler, elli ve daha çok daimi işçi çalıştırdıkları işyerlerinde % 2 oranında sakat kişiyi, mesleklerine, bedensel, zihinsel ve ruhsal durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler.

Bu kanuna göre, sakat ya da özürlü kişi, beden ve zihin gücünden % 40 ve daha fazla oranda yoksun olduğunu resmi sağlık kurulu raporu ile belgelemiş, bir iş bulmakta genellikle zorluk çeken fakat herhangi bir işyerinde söz konusu yetersizliğe rağmen, bazı işleri hemen veya kısa bir alıştırma sonunda yapabilecek durumda olan kimselere denir. Ancak bu kanundan yararlanabilmek için epilepsi hastalarının tedaviye rağmen nöbetlerinin devam etmesi gerekmekte, bu kanun remisyonda epilepsi hastalarının haklarını koruyamamakta ve bu kişilerin önyargılarla işe alınmamaları sorununu çözmemektedir.

Zihinsel ve hareket kısıtlılığı olan epilepsi hastalarının iş olanakları nedir?

Epilepsi nöbetlerinin de, parçası olduğu bazı hastalıklarda zihinsel ve hareket kısıtlılığı olabileceğinden, bu hastalarımıza özel eğitimlerle iş becerileri kazandırılarak, kurumlar aracılığıyla becerilerine uygun iş olanakları araştırılmalıdır.

Epileptik hastalar hangi işleri yapamazlar?

Özellikle nöbetleri sık olan epilepsi hastaları bazı işleri yapamazlar. Bunlar içinde pilotluk, dalgıçlık, cerrahlık, kesici alet ve makinalarla ilgili işler, yüksek ve tehlikeli noktalarda çalışmayı gerektiren işler, dağcılık, taşıt sürücülüğü, itfaiyecilik, silah taşımayı gerektiren polislik, askerlik sayılabilir.

İş hayatında dikkat edilmesi gereken durumlar nelerdir?

Daha öncede nöbet tipleri belirtilirken kısmen değinilmekle beraber özelliği olan ve dikkat edilmesi gereken durumlar vardır. Bazı nöbet tipleri uykusuzlukla uyarılabildiğindan vardiyalı çalışmalar ve nöbet gerektiren durumlarda düzenlemeler gerekir. Daha önce anlatılan refleks epilepsilerden bazıları ışığa duyarlı olduğundan, böyle ışığa duyarlı bir epilepsi söz konusu ise uzun süre bilgisayar karşısında çalışmaması ve televizyonu uzun süre ve yakından seyretmemesi tavsiye edilmelidir. Güneşli havalarda şapka giymesi yada koyu renkli güneş gözlüğü kullanmaları önerilir.

Epilepsili çocukların okuldaki durumu nedir?

Epilepsili çocuk ne kadar erken topluluk içine girer ve çevresine uyum sağlarsa o kadar kendine güven kazanacaktır. Anne-baba ve diğer ilgililer , onun diğerlerinden farklı olduğunu hatırlatıcı koruyuculuk, kollayıcılık içinde olmamalıdırlar. Bu onu güvensiz ve tedirgin biri yapabilir. Çocuğun durumu okul yetkililerine bildirilmeli, herhangi bir nöbet geçirdiğinde ne yapmaları gerektiği kendilerine anlatılmalıdır. Durumu bilen ve anlayışlı öğretmenlerin önemli yardımı olacaktır. Bu özellikler eğitimin sonraki yılları içinde geçerlidir.

Görüldüğü gibi epilepsi hastaları da daha önce belirtilen bazı noktalara dikkat edildiğinde genel populasyondaki kişiler gibi çalışma hayatında başarılı olabilmekte ve normal hayatlarını sürdürebilmektedirler.Bu durumun uygulamada da geçerlik kazanması için ailenin,okul yetkililerinin, iş alanındaki ilgililerin ve toplumun sürekli bilgilendirilmesi ve olumsuz ön yargıların giderilmesi gerekmektedir.

Sosyal Uğraşlar;

Tüm kronik hastalığı olanlara çevresinin uyguladığı aşırı kollamacılık, bu kişileri toplumdan izole edip yalnızlığa ve fiziksel atalete itmektedir. Epilepsi hastalarına sıklıkla güvenli bir yerde bulunmaları hatırlatıldığı için bu kişiler evlerinden dışarı çıkmak istemezler. Hatta evdeki iş bölümüne bile katılmadıkları ve mazeret olarak hastalıklarını öne sürdükleri görülmektedir. Norveç’te yapılan bir çalışmada epilepsi hastalarının boş zamanlarındaki sosyal aktiviteleri incelenmiştir. Birçok hastanın ailesi ile aynı mahallede oturmasına karşın en fazla haftada bir aile ve arkadaşları ile görüştükleri, evde TV izlemek, radyo dinlemek ve kitap okumayı tercih ettikleri görülmüştür.

Sosyal olanakların en iyi olduğu ülkelerden birisi olması, parasal sorunların olmamasına karşın epilepsi hastalarının her türlü sosyal faaliyetlerden kaçındıkları görülmüştür. Neden olarak o aktiviteye karşı ilgilerinin olmaması, aldığı antiepileptik ilaçların yarattığı yorgunluk, nöbet geçirme korkusu, öğreneceği yeni bir aktivite sırasında kendine eşlik edecek kimsenin olmayışı vb. ileri sürülmüştür. Grubun büyük kısmı, inaktif yaşamı sevmediklerini daha aktif olmak istediklerini belirtmişlerdir. Sosyal aktiviteler arasında ışığa duyarlı nöbeti olan hastalar televizyonu uzaktan seyretmeli. Güneşli havalarda şapka ve koyu renkli güneş gözlüğü ile dışarı çıkmalıdır.


e-psikoloji.com