Like Tree1Likes
  • 1 Post By gülümse_hayata

Konu: Kemoterapi ve Radyoterapinin Yan Etkileri İle Baş Etmenin İpuçları

  1. #1
    gülümse_hayata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,212
    Blog Entries
    151

    Kemoterapi ve Radyoterapinin Yan Etkileri İle Baş Etmenin İpuçları

    Sponsor Bağlantılar


    Kemoterapi ve radyoterapi tedavisinde birçok farklı yan etki baş gösterebiliyor; halsizlik, yorgunluk, kansızlık, iştahsızlık, kanama, kabızlık, hafıza değişiklikleri, yutkunma zorluğu, bulantı, kusma, ishal, saç dökülmesi, enfeksiyon riskinin artması, kas-sinir sistemi değişiklikleri, cilt ve tırnak değişiklikleri, ödem ve idrar problemleri bunların başlıcaları.

    Neolife Tıp Merkezi Başhekimi Uzm.Dr. Nesrin Canpolat, sıralanan yan etkilerin bütün hastalarda görülmediğini belirtiyor; en sık karşılaşılan yan etkiler ve başa çıkma yöntemlerine ilişkin önerilerini şöyle sıralıyor:

    Estetik Görünümü Etkileyen Yan Etkilere Karşı Çözüm Önerileri

    Saç ve kirpik dökülmesi özellikle kadınlarda kemoterapinin en rahatsız edici etkileri arasında yer alıyor. Saç dökülmesinin derecesi, ilaç ve doza bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Klinik çalışmalar kafa derisini soğutmanın tedavi sonrası saç kaybını önlemede etkili olduğunu gösteriyor. Bunun için özel olarak üretilmiş ve tedavi sırasında uygulanan kepler kullanılıyor. Kafa derisini soğutmada amaç; kafa derisini besleyen damarları daraltarak oradaki kan akımını dolayısıyla saç diplerine giden kemoterapi ilaç miktarını azaltmak ve aynı zamanda hücrelerin metabolizmasını yavaşlatmak. Saçları dökülmüş hastalar için gelişmiş teknolojiler ile hazırlanmış ve kendi saçı görünümünü veren peruklar da yaygın olarak kullanılıyor.

    Meme operasyonu geçiren hastalarda; meme kaybı söz konusu ise protez memeler ve özel dolgulu sütyenler ile estetik görünüm korunabiliyor.

    Bazı Kanser Türlerinde Fizik Tedavi Destekleyici Tedavi Olarak Uygulanıyor

    Beyin, kemik, meme, akciğer ve gırtlak kanserlerinde fizik tedavi uygulamaları tedavinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi sonrasında oluşan solunum sistemi problemleri, yorgunluk ve fiziksel kondisyon kayıplarında da fizik tedavi ve rehabilitasyondan faydalanılıyor.

    Hastalığın tüm evrelerinde rehabilitasyon önerilebiliyor. Rehabilitasyon programının etki süresi hastalığın yarattığı komplikasyon ile orantılı olarak değişiyor. Örneğin, kanserin yarattığı komplikasyonlardan yorgunluk, fiziksel kondisyon kaybı, günlük yaşama adaptasyon sıkıntısı gibi durumlarda rehabilitasyonun etkisi kısa sürede görülebiliyor. Ancak beyin tümörü sonrası oluşan inme gibi daha uzun tedavi gerektiren durumlarda düzenli uygulanan rehabilitasyon programı ile tedavinin ilk etkileri 1-2 hafta içerisinde görülmeye başlıyor. Süreç hastanın durumuna göre değişebiliyor.

    Rehabilitasyon programının yeterliliği hastanın bulunduğu evreye göre değişiyor. Her evrede hasta rehabilitasyon programına alınabiliyor ve genel durumunda iyileşme gözlemlenebiliyor ancak tedavi tam iyileşme için yeterli olmayabiliyor.

    İştah Ve Kilo Kaybına Yönelik Beslenme Önerileri

    Kemoterapi ve radyoterapi sürecinde ağrı, depresyon, kabızlık, tat alma değişiklikleri, bulantı, yutma güçlüğü gibi faktörlere bağlı olarak iştahsızlık ve kilo kaybı ortaya çıkabilir.

    İştahta azalma söz konusu ise yenilen miktarların küçük porsiyonlara bölünmesi gerekir. Az az ve sık sık yemek yemenin yanı sıra, ana ve ara öğünlerin oluşturulması kişiye rahatlık sağlar. Ağız içinde oluşan yaralar nedeniyle yemek yemekte güçlük çekiliyorsa, yiyecekleri blender dan geçirip püre kıvamına getirmek yutmayı kolaylaştırır. Besin tüketimi tamamen kesilmiş ise doktorun veya diyetisyenin önerdiği hazır mamalara başlanabilir.

    Bu dönemde sağlıklı ve dengeli beslenmenin ipuçları

    Antioksidan açıdan güçlü olan A, C, E vitaminleri ile çinko ve selenyum minerallerini içeren yiyeceklerin yenmesi bağışıklık sistemini güçlendirir.

    Balık, ceviz, fındık ve badem gibi omega 3 kaynaklarının düzenli tüketilmesi gerekir.

    Çinko, selenyum, protein ve E vitamini kaynağı olan kurubaklagillerin haftada 1-2 kez öğünlere dahil edilmesinde fayda var.

    Her gün 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi enerjiyi artırır.

    Kabuklu yenebilen meyvelerin kabuğu soyulmadan yenmesi bağırsak faaliyetlerine katkıda bulunur.

    Günde 25-30 gr posa tüketimi, bağırsakların korunması ve düzenli çalışmasını sağlar. Kansızlık problemi yoksa tam buğday, çavdar ve kepekli ekmeklerin tercih edilmesi posa tüketimini artırır. Ayrıca aç karnına kuru kayısı, incir ve mürdüm eriği yenmesi bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur.

    Her gün 1,5 litre su içilmesi gerekir.

    Turşu, salamura, konserve gıda, sosis, salam, sucuk gibi şarküteri ürünleri, hazır meyve suları, kolalı içecekler, çeşme suyu, hazır çorba, ağır yağda pişirilmiş ürünler, direk kömür ya da odun ateşinde yapılan ızgaralar, şeker ve acılı baharatların tüketiminin azaltılmasında fayda var.

    cakbulu likes this.

  2. #2
    gülümse_hayata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,212
    Blog Entries
    151

    Kemoterapi sonrası dikkat edilmesi gerekenler



    Kanser tedavisi gören hastalar için su çok büyük bir ihtiyaçtır. Kemoterapi sonrası oluşacak bulantıyı önlemenin en etkili yolu; sıvı tüketimini artırmak ve toksinleri kısa sürede atabilmektir

    Herkesin sağlıklı olmak ve öyle kalabilmek için yeterli miktarda sıvı alması çok önemlidir. Kanserli hastalar, özellikle de kemoterapi tedavisi görenlerde ise hidrasyon (su dengesi) sağlanması bir zorunluluktur. Vücutta yeterli su olmadığı zaman toksinlerden arınmak zorlaşır. Sıvı eksikliği; sistit, aşırı kalsiyum birikimi, elektrolit bozuklukları, bitkinlik, kas spazmı ve düzensiz kalp atışı gibi geniş bir yelpazedeki komplikasyonlara neden olabilir.

    BULANTI VE KUSMA YAPABİLİR
    Kemoterapi; bulantı ve kusmaya neden oluyorsa dehidratasyon (vücudun düzgün çalışabilmesi için gereken sıvı miktarının olmaması) riski daha fazladır. Dudak kuruluğu, koyu idrar ve ayağa kalkıldığında baş dönmesi susuzluk belirtileri arasındadır. Kanser hastalarının, tedavide aldıkları metabolik yan ürünlerden kurtulmak için bol miktarda sıvıya ihtiyaçları vardır. Kanser tedavisi sürecinde sıvı dengesinin sağlanması için şu öneriler etkili olmaktadır.
    Süzülmüş veya saflaştırılmış su için.
    Buzlu bitki çayları hazırlayın ve gün boyunca yanınızda bir bardak bulundurun. Bitki çaylarını, saatte 150 mililitre yudumlarsanız, günlük sıvı hedefine ulaşırsınız.
    Kafein ve alkolden sakınınız. Bunlar diüretik (idrar söktürücü) etkilidir. Yani, hücrelerinizden su çekerler ve tükettiğinizden daha fazla sıvıyı idrarla atmanıza neden olurlar.

    BİR SEFERDE ÇOK SU İÇMEYİN
    Daha fazla çorba, yahni ve diğer sulu besinleri tüketin. Bunların sindirimi daha kolaydır.
    Sıvıları öğünler arasında tüketin. Bir kerede çok miktarda sıvı tüketmeyin. Bu durum, bulantı yapıp su kaybına neden olabilir. Bunun yerine 15 dakikada bir 50 mililitre sıvı alın.
    Sulu meyveleri daha fazla tüketin.
    Canınız tatlı istediğinde dondurulmuş şerbet ve buzları tercih edin.
    Haliniz yoksa, gün boyunca sıvılara daha kolay ulaşmanız için sandalyenizin veya yatağınızın yanına bir buz kutusu koyun.
    Meyve suyu, su veya soda gibi sıvıları dondurup ağzınız yara olduğu zamanlarda emin.

    MEYVE SULARI İŞE YARIYOR
    Su içmekte zorlanan kanser hastalarına vitaminli meyve suları ile takviye yapılabilir. Havuç, portakal, nar, ananas ve elma suları; hem hastanın sıvı ihtiyacını karşılar hem de kendilerini güçlü hissetmeleri için vitamin desteği sağlar.

  3. #3
    gülümse_hayata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,212
    Blog Entries
    151

    Kemoterapinin yan etkilerine üzümle tedavi



    Kemoterapi yöntemi kanser hastalarını iyleştirmeye yardımcı olurken ilaçların yan etkileri bağırsak, karaciğer gibi pek çok organı da tahrip ediyor.

    Kemoterapinin yan etkilerine üzümle tedavi

    Türk bilim adamları, kanser hastalarını sevindirecek bir formül buldu. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atila Tanyeli başkanlığındaki ekip, doğal çekirdekli üzüm konsantresinin, kanser tedavisinde kullanılan ilaçların bağırsaklarda oluşan yan etkilerini tamamen giderdiğini belirledi. Farelerde yapılan deneylerde ürünün aynı zamanda hücreleri de yenilediği görüldü. Çukurova Üniversitesi Tıbbi Bilimler Araştırma ve Uygulama Merkezi Sorumlu Yöneticisi Yrd. Doç. Dr. Yusuf Kenan Dağlıoğlu ise deneyi 70 fare (rat) üzerinde yaptıklarını ifade ederek, "Araştırmalar sonucunda ürünün çok güçlü antioksidan özelliği taşıdığını gördük. Ürünü denediğimiz farelerde ölen doku hücreleri yenilendi, kandaki demir miktarı yükseldi." dedi. Dağlıoğlu, günlük hayatta sağlıklı insanların da üzümü tüketirken çekirdeklerini de çiğneyerek yemelerini tavsiye etti.

  4. #4
    gülümse_hayata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,212
    Blog Entries
    151

    Kemoterapiden sonra da dikkat



    Tedavi öncesi kadar sonrası da beslenmeye özen gösterilmesi gerekiyor


    Beslenme ve diyet uzmanı Meltem Şeniz Toksoy, kemoterapi tedavisi sırasında ve sonrasında çeşitli yan etkilerin ortaya çıkabileceğini belirterek, ''Bu duruma bağlı olarak kemoterapi öncesinde ve sonrasında beslenmeye çok dikkat edilmeli'' dedi.

    Toksoy, yaptığı yazılı açıklamada, kemoterapinin insan vücudundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmalarını engellemek amacıyla doğal veya yapay maddelerden oluşan ilaçlarla yapılan tedavi biçimi olduğunu, kemoterapide uygulanan ilaç tedavisinin vücuda bazı yan etkilerinin bulunduğunu belirtti.

    Tedavi sırasında çeşitli sindirim sistemi rahatsızlıkları ve tat almada değişiklikler görülebileceğine işaret eden Toksoy, ''Bu dönemde kilo kaybı, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, anemi, ağız yaraları, halsizlik, saç dökülmesi, ödem gibi birçok yan etkiler görülebilir'' dedi.

    Toksoy, mide rahatsızlıkları yaşamamak için aşırı sıcak ve soğuk besinlerin tüketilmemesi gerektiğini ifade ederek, iştahsızlık nedeniyle oluşabilecek kilo kaybını önlemek amacıyla da küçük porsiyonlar ve sık aralıklarla beslenilmesini ve içerisinde yapay madde bulunduran besinlerden ve içeceklerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.

    Aşırı yağlı yiyeceklerden ve kızartmalardan uzak durulması gerektiğine dikkati çeken Toksoy, şunları kaydetti:

    ''Kan değerleri düşük olduğunda kırmızı et tüketilebilir, ancak normal şartlarda haftada 2 defa kırmızı et, diğer günlerde de tavuk ve balık tercih edilmeli. Bolca su içilmeli. Çay ve kahve yerine bitki çayları tercih edilmeli. Çorba, yoğurt gibi sıvı besinleri tüketmeye özen gösterilmeli. Kola, gazoz ve portakal suyu, greyfurt suyu gibi gazlı ve asitli içeceklerden uzak durulmalı. Bol bol sebze ve meyve tüketilmeli. Sebzelerden özellikle kükürtlü olanları ve ıspanak, pazı, roka, brokoli, maydanoz, dereotu, lahana, sarımsak, soğan, turp, kereviz gibi antioksidan açısından yüksek olan yeşil yapraklılar tüketilmeli.''

    Toksoy, alkol ve sigaradan uzak, tam ve doğal ürünlere dayalı bir beslenme şeklinin benimsenmesi gerektiğini belirterek, ''Kemoterapi tedavisi sırasında ve sonrasında çeşitli yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu duruma bağlı olarak kemoterapi öncesinde ve sonrasında beslenmeye çok dikkat edilmeli'' ifadelerini kullandı.

  5. #5
    gülümse_hayata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,212
    Blog Entries
    151

    Kemoterapi ve radyoterapide antioksidanlar zararlı olabilir



    Antioksidanların, kemoterapi ve radyoterapi tedavilerinin etkinliğini azalttığına ilişkin bilimsel çalışmalar var. Uzmanlar, “Yüksek dozda antioksidan, vücudun savunma mekanizmasını baskıladığı için kanser oluşumunu tetikleyebilir” diyor

    Liv Hospital Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp, son yıllarda antioksidanların gerek kanser tedavisi sırasında, gerekse kanseri önleme amaçlı kullanımlarıyla ilgili çelişkili veriler olduğunu söylüyor. Eralp’e göre günlük yaşamda hepimizin vücudunda hücreler düzeyinde olumsuz anlamda değişiklikler ve geri dönüşümsüz hasarlar oluşabiliyor. Bunların yaşlanma ve egzersiz gibi faktörlerle artıp kanserli hücrelerin gelişimine yol açabildiği ise artık biliniyor. Sağlıklı insan vücudu, “Serbest Oksijen Radikalleri” (SOR) adı verilen bir savunma mekanizmasıyla, vücutta oluşan kötü hücreleri yok etmeye çalışıyor. Gün boyu vücudumuzda oluşan bu radikalleri zararsız hale getirip sağlıklı organlara hasar vermelerini önleyerek vücut dokularımızın ideal şartlarda çalışmasını sağlamak için gereken maddelerin tümüne ise “antioksidan” adı veriliyor. Kemoterapi ve radyoterapi kanser hücrelerini, “oksidasyon” adı verilen bir mekanizmayla yakıp yok ediyor. Serbest oksijen radikalleri bu mekanizmada çok önemli bir görev üstleniyor. Antioksidanlar ise serbest oksijen radikallerinin oluşumunu engelleyerek bu etkileşimi geri çevirebiliyor. Bu nedenle kemoterapi ve radyoterapi sırasında kullanılan antioksidanların tedaviye bağlı kanser öldürücü etkisini geri çevirebileceğinden endişe ediliyor. Prof. Dr. Yeşim Eralp, konuyla ilgili yapılan çalışmalarda antioksidanların gerek kemoterapi gerekse radyoterapide, elde edilmesi hedeflenen etkinliği azaltabileceklerinin gösterildiğini söylüyor.

    BİLİNÇLİ KULLANILMALI
    Geçmişte antioksidanlara yönelik ilginin, yapılan laboratuvar deneylerinde kanseri baskılayabilecekleri yolundaki verilere dayandırıldığı belirtiliyor. Burada öne sürülen mekanizma vücutta; stres, yaşlanma ve egzersiz gibi nedenlerle oluşan serbest oksijen radikallerinin, normal hücreler üzerine olan olumsuz etkileri yoluyla kansere yol açabilecekleri düşüncesine dayanıyor. Ancak madalyonun tersine bakıldığında serbest oksijen radikalleri aslında vücutta oluşan kanser hücrelerine karşı vücudun savunma sistemini oluşturuyor. Dolayısıyla antioksidanların yüksek dozda alınması vücudun bu savunma mekanizmasını baskıladığı için kanser oluşumunu tetikleyebiliyor. Bu mekanizma, antioksidanların sağlıklı bireylerde dahi bilinçli kullanılması gereğini ortaya koyuyor.

    KANSER HASTALARI NE ZAMAN KULLANMALI?
    ANTİOKSİDANLARIN günlük besinler dışında kullanıldığında ne kanseri engellediği ne de kanserden ölümleri azalttığı yönünde bir kanıt bulunmuyor. Prof. Dr. Yeşim Eralp, buna karşılık kemoterapi etkisini azaltabileceği yönünde verilerin olduğunu, bu nedenle tedavi sırasında rutin kullanımını önermediklerini belirtiyor. “Hastalarımıza öncelikle bu maddeleri besinlerle yeterli olarak alabilecekleri uygun bir diyet belirliyor, yeterli düzeyde besin alamayan hastalarımızda ise vitamin ve mineralleri dengeli olarak sağlayan sıvı besin ekleri öneriyoruz” diyen Eralp şöyle devam ediyor: “Bunun yanı sıra elimizdeki bazı veriler, vücudumuzda bazı mineral ve vitaminler eksikse bu durumun kanser riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Örneğin D vitamini düzeyindeki azalma meme ve bağırsak kanserleri, beta-karoten düzeyindeki azalma meme kanseri, selenyum düzeyindeki azalma midebağırsak sistemi kanserleri, folat düzeyindeki azalma ise bağırsak poliplerinin nüksünü artırabiliyor. Bu nedenle bu grupta bulunan hastaların tedaviden sonraki takip aşamasında kandaki vitamin ve mineral düzeylerinin takip edilerek eksikliklerinin düzeltilmesi büyük önem taşıyor.”

    E vitamini prostat kanseri riskini artırıyor

    A vitamini yapısında bulunan beta-karotenin yüksek doz kullanımında mide kanseri, sigara içen ve asbest maruziyeti olanlarda ise akciğer kanseri riskinin arttığı belirtiliyor. Yüksek dozda kullanılan E vitamininin ise prostat kanseri riskini artırabileceği yönünde veriler bulunuyor.

    EN KUVVETLİ ANTİOKSİDANLAR

    - Likopen içeren domates, karpuz, kayısı, kan portakalı

    - Selenyum içeren pirinç ve diğer tahıllar, balık ve diğer deniz ürünleri, tavuk, sarımsak, taze badem, ceviz, fıstık

    - Flavonoid içeren kırmızı üzüm, böğürtlen, yaban mersini gibi mor meyveler ve nar

    - Ispanak, pazı gibi yeşil sebzeler

    - Karnabahar, brüksellahanası ve lahana grubu

    - Kafein içren yeşil çay

    - Resveratrol içeren üzüm kabuğu ve çekirdeği

    - E vitamini içeren buğday filizi, soya fasulyesi filizi, fıstık, brokoli, balık

    - C vitamini içeren tüm yeşil ve sarı sebzeler ile meyveler; çilek, domates

    - A vitamininden çok zengin turuncu sebze meyveler; havuç, kayısı, şeftali, domates, bal kabağı, mango.

  6. #6
    güz gülleri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2013
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    910
    Blog Entries
    5


    töbe tööbeee.. yiyekmi yemeyekmi şimdi ?

  7. #7
    gülümse_hayata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,212
    Blog Entries
    151


    Yiyecekmişizde az bu yiyecekler en kuvvetli antioksidanlarmış vücudun savunma sisteminde sorun yaratabiliyormuş.

  8. #8
    gülümse_hayata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,212
    Blog Entries
    151

    Kemoterapi Sırasında Kilonuzu Korumak İçin Etkili Yollar

    Sponsor Bağlantılar


    Kemoterapi sırasında yorgunluk ve kilo kaybını önlemenin anahtarı, yüksek proteinli diyettir. Bu yazıda kanser tedavisi sırasında yiyebileceğiniz besinlerden bahsedeceğiz. Glikozun kanser hücreleri için bir yakıt görevi gördüğünü biliyor muydunuz? Bu nedenle şekerli gıdaları beslenmenizden çıkarın.

    Kemoterapi sırasında pek çok hasta kilo kaybı şikayeti yaşar. Bunun yanı sıra, genel yaşam kalitesini etkileyen enerji eksikliği ve yorgunluktan şikayetçidirler. Aşağıda verilenler bu sorunları çözmeye yardımcı olabilecek yöntemlerden bazılarıdır.

    Protein Alımını Arttırmak:

    Kanser hastaları kilolarını korumak için proteinden zengin bir diyeti takip etmelidir. Proteinli gıdalar iyi bir beslenme sağlar, kas kütlesi kazandırır ve kilo alımını sağlamada önemli rol oynar. Ayrıca proteinler sağlıklı hücre büyümesini teşvik etmek ve tümör hücrelerinin büyümesini sınırlamak için gereklidir. Haşlanmış yumurta, fındık, ceviz, yoğurt gibi günlük ürünler, fıstık ya da badem ezmeli sandviç, mercimek, bezelye ve kuru fasulye gibi sebzeler mükemmel protein kaynaklarıdır.

    Kanser hastaları hayvansal kaynaklı proteinleri tüketmemelidir. Bu tür hayvansal ürünler kanser hastalarına çoğunlukla yasaktır. Yani kırmızı et (sığır, domuz, kuzu) ve balık da dahil olmak üzere etin her türlüsünden kaçınmalısınız. Ancak bazı durumlarda kanser hastaları akut protein eksikliği göstermektedir ve diyetlerine derisiz tavuk etini dahil etmeleri tavsiye edilebilir.

    Yemekler Arası Öğünler:



    Öğünler arası atıştırmalıklar ile protein alımını artırın. Bir avuç badem, bir yumurtadan daha yüksek protein içeriğine sahiptir ve dahası içinde bulunan manganez ve bakır gibi mineraller ile mükemmel enerji kaynaklarıdır. Kansere bağlı yorgunlukla mücadele için yardımcı olabilir. Bir bardak süt de besleyici ve enerji vericidir. Ticari olarak satılan protein shake’leri bulunsa da, bunlar son derece işlenmiştir ve aşırı şeker içerirler. O nedenle bunların yerine, beslenme ihtiyaçlarını karşılamak için ev yapımı olanları tercih edin. Bir öğle arası aperatifi olarak yulaf ezmesi deneyebilirsiniz. Yulaf ezmesi de protein alımını sağlar. Genel olarak öğün aralarında sık sık atıştırmak kilo kazanmak için en iyi yollarından biridir.

    Yeterli Sıvı Alımı:

    Yeterli sıvı alımı kemoterapinin yan etkilerini hafifletmek için çok önemlidir. Hindistan cevizi suyu, havuç suyu ve yeşil çay gibi diğer sıvılar ile birlikte yeterli su içtiğinizden emin olun. Ancak susuz kalmanıza neden oldukları için kafeinli içeceklerden ve alkolden uzak durmalısınız.

    İştah Arttırıcılar:


    Kanser hastalarının bir çoğu, kilo kaybıyla sonuçlanan bulantı ve kusmadan şikayetçidir. Bu tür durumlarda iştah arttırıcılar kullanılarak kalori alımı ve kilo artışı sağlanabilir. Bu uyarıcılar yalnızca doktorunuza danıştıktan sonra alınmalıdır.

    Egzersiz:

    Tedavi sırasında meydana gelen yorgunluk her ne kadar egzersiz yapmaya engel teşkil etse de; tempolu yürüyüş, koşu ve yüzme gibi düşük etkili sporlar yapmak iştah artışına ve kilo almaya yardımcı olur. Düzenli egzersiz ile hastaların yorgunlukla mücadele ederek aktif kalmaları mümkün olur.

    Kilo Alımı için Balık Yağı:


    Kanser araştırmaları ve onkoloji ile ilgili uluslararası bir dergide yayınlanan bir çalışmada, balık yağının kemoterapi sırasında kilo kaybını önlemede önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Bulgular beslenmeye balık yağı takviyeleri eklenmesinin, kansere bağlı kilo kaybını engellediğine dair güçlü umutlar doğurmuştur. Balık yağı kas kaybına karşı koruma sağlayan ikosapentaenoik asit gibi omega-3 esansiyel yağ asitlerinin mükemmel bir kaynağıdır. Omega-3′ün kas kütlesi yapımında potansiyeli olduğu gösterilmiştir. dolayısıyla, balık yağı alımı kanser hastalarında kas yapımını arttırabilir.

    4893_balikÇalışma Edmonton, Kanada’daki Alberta Üniversitesi’nde Dr.Vera Mazurak gözetiminde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya küçük hücreli dışı akciğer kanseri olan ve kemoterapi alan 40 hasta katıldı. Katılanların sadece 16 tanesi 2.2 gram ikosapentaenoik asit almıştır. 10 hafta boyunca devam eden çalışma süresince hastaların kas ve yağ ölçümleri MR taramaları ile periyodik olarak kaydedildi. Araştırmacılar ayrıca çalışmanın hemen öncesi ve sonrasında hastaların ağırlıklarını kaydetti.

    Sonuçlar değerlendirildiğinde balık yağı almayan hastalarda ortalama 2.3 kg’lık kilo kaybı tespit edilmiştir. Balık yağı takviyesi alan hastaların %69′u ise herhangi bir kilo kaybı göstermemiştir. Sonuç olarak ,kemoterapi sırasında balık yağı takviyesi almak kiloyu korumada etkili bulunmuştur. Ayrıca çalışma sonrasında kanlarında yüksek düzeyde eikosapentaenoik asit görünen hasta grubu önemli miktarda kas kütlesine kavuşmuştur. Çalışma beslenmenize balık yağını dahil etmenin kemoterapi sırasında kilo kaybını azalttığını göstermiştir.

    Proteinden zengin gıdaların dışında sarımsak, taze yeşil sebzeler, elma, guava, çilek ve yaban mersini gibi düşük glisemik indeksli meyveleri beslenmenize dahil etmeyi unutmayın. Yemek sırasında yeşil yapraklı salata, yemek besin değerleri açısından çok faydalı olabilir. Ayrıca kızarmış gıdalar, işlenmiş et ve kanser hücrelerinin büyümesini teşvik eden şekerli ürünlerden (tatlılar, çikolata, kek, hamur işleri) kaçının.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kemoterapi Bebeğe Zarar Vermiyor
    By gülümse_hayata in forum Hamilelik - Tüp Bebek
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28-09-2011, 10:23:54
  2. Hamileyken kemoterapi gerekirse...
    By gülümse_hayata in forum Hamilelik - Tüp Bebek
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-04-2011, 12:35:51
  3. Kemoterapi ve diyaliz hastalarının taksi parasını SGK karşılıyor
    By Fırtına in forum Genel Sağlık Sigortası / Soru - Cevap- Bilgi
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 07-02-2011, 11:21:50
  4. Agresif çocuklarla baş etmenin yolları
    By Fırtına in forum Çocuğum ve Ben
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29-12-2010, 01:20:49
  5. Bu ipuçları hayat kurtarır!
    By gülümse_hayata in forum Sağlık Hakkında Genel Bilgiler - Soru / Cevap
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22-12-2010, 16:18:09

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş