Engelliler.gen.tr Platformu Sitesine Hoşgeldiniz.
Toplam 4 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 4 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Tiroit Kanseri Nedir? Tiroit Kanserinin Nedenleri Belirtileri ve Tedavisi Nedir?

  1. #1
    Fırtına
    Guest

    Tiroit Kanseri Nedir? Tiroit Kanserinin Nedenleri Belirtileri ve Tedavisi Nedir?

    Sponsor Bağlantılar


    Tiroit Kanseri Nedir?

    Tıbben, genel anlamda, tiroid'in büyümesine guatr denilir. Halbuki halk arasında bütün tiroid hastalıklarına "guatr" denmektedir. Bir çok guatr türü vardır.

    GUATR'IN TÜRLERİ;



    Tiroid bezesinin gereğinden daha fazla hormon salgıladığı guatr türüne “zehirli guatr” denir. Halk arasında bu tür guatra "iç guatr" da denilmektedir. Hormon düzeyi normal olan nodülsüz guatr türüne “basit guatr” denir. İçinde nodül bulunan guatr’a “nodüllü guatr” diyoruz. Nodül, tiroid'de bulunmaması gereken yumru veya kitledir. Nodüllü guatr, "tek nodüllü" veya "çok nodüllü" guatr olarak ikiye ayrılabilir.

    Nodüller; "soğuk", "ılık" ve "sıcak" olarak 3 gruba ayrılır.

    İÇ GUATR - DIŞ GUATR;

    Halk arasında yaygın olarak kullanılmasına rağmen tıbbi tanımlamada iç guatr veya dış guatr deyimlerini kullanmıyoruz.

    Tiroid, bir hastalık ismi değildir. Tiroid, herkeste bulunan bir organdır. Hormon üretir ve kanımıza verir. Bu hormon ise vücudumuz için hayati öneme sahiptir. Ömür boyunca bu hormona ihtiyaç duyarız. Bu hormonun adı "tiroksin" dir. Tiroksin, vücudumuzda T3 ve T4 şeklinde bulunur.

    Bu hormondan başka, halk arasında daha az bilinen diğer bir hormon daha tiroid tarafından üretilir. Bu hormona "kalsitonin" deriz. Kemik metabolizması ile ilgilidir.

    Tiroid'e, "tiroid bezesi, tiroid guddesi" de denir. "Tiroid" ile "tiroit" aynı anlama gelir. Türk Dil Kurumu, "tiroit" kelimesini tercih ederken günlük kullanımda "tiroid" daha çok tercih edilen kelimedir.


    Tiroid, boğazımızda ön tarafta, adem elması ismi verilen çıkıntının hemen altında yerleşmiştir. Karşıdan görünümü "U" harfine benzer. Kelebeğe benzeten de vardır ama biz bu benzetmeye pek katılmıyoruz.

    Tiroid'in sağ ve solunda kalpten temiz kanı beyine taşıyan şah damarı olarak isimlendirdiğimiz ana atardamarlarımız ve bununların dış tarafında da beyinden kullanılmış kanı kalbe getiren toplar damarlarımız vardır.

    Tiroid'in altından, sağından ve solundan ses tellerini hareket ettiren sinirler ve onların dalları geçer. Bu sinirler, sağ ve sol olmak üzere 2 tanedir. Bu sinirlerin yerleşimi ve dallanması kişisel değişiklikler gösterir. O nedenle ameliyat sırasında cerrahı yanıltabilir. Bu sinirler çok önemlidir. Eğer bu sinirler ameliyatta zarar görürse veya tiroid kanseri tarafından sarılırsa ses kısıklığı ve ses kaybı olabilir.


    Tiroid'in arka iç yüzüne gömülü ve yapışık, 4 tane, mercimek tanesi büyüklüğünde, kalsiyum bezesi (paratiroid bezeleri) vardır. Bu kalsiyum bezelerinin sayısı 1 ile 6 arasında değişebilir. Tiroid'in ameliyatlarında, kaçınılmaz olarak, bu kalsiyum bezelerinin de biri veya birkaçı veya hepsi çıkarılıp alınabilir. Bu durumda hastanın ömür boyunca kalsiyum ve destekleyici başka ilaçlar da kullanması gerekir. Aksi halde, ameliyat sonrasında kemik erimesi hızlanır. Zaten, ameliyatla bu kalsiyum bezeleri alınmasa dahi tiroid hastalıklarının bir çoğu ve hatta tiroid ilaçlarının kendisi kemiklerde erime yapabilir.

    Nedenleri;

    Hastaların en sık soruduğu sorular arasındadır. Guatr oluşmasının çok nedenleri mevcuttur.

    Bu nedenlere göre guatrlar iki gruba ayrılabilir;

    - Endemik guatr,

    - Sporadik guatr,

    Endemik guatr nedir? Sebepleri nelerdir?

    Bir yerleşim bölgesinde 6-12 yaş grubundaki çocuklarda yüzde 5’den daha fazla guatr vakası varsa bu yerleşim bölgesine endemik guatr bölgesi denir. Dünyada ve memleketimizde çok sayıda endemik guatr bölgesi mevcuttur (mesela Alpler ve Karadeniz bölgesi) Bu bölgelerde guatr oluşumuna neden olan değişik etkenler mevcuttur. Bunlar içerisin de en sık görülen neden iyot eksikliğidir. Ancak bazı bölgelerde iyot eksikliği olmadığı halde veya iyot fazlalığı olmasına rağmen yine endemik olarak guatr görülebilmektedir. Bazı bölgelerde ise iyot eksikliğime rağmen endemik guatr görülmemektedir.

    Bu durum iyot yetersizliğinden başka endemik guatr neden olan başka faktörlerin de olduğunu göstermektedir. Bunlar;

    - İyot eksikliği,

    - Yiyeceker içinde bulunan guatrojen maddeler (tiyosiyanat ve isotiyosiyanat, bunlar iyodun tiroit içerisindeki transportunu ve hormon haline dönüşmesini engeller)

    - Kimyasal maddeler (thiocynate)

    - Bazı ilaçlar (lithium)

    - Bazı mikroplar (eschericia coli, gram negatif bakteriler...)

    Endemik guatra neden olan iyot eksikliği ve diğer maddeler nasıl etki eder?

    Daha önce de belirtildiği gibi günlük iyot ihtiyacı ortalama 150 mgm civarındadır. Yenilen ve içilen gıdalarda iyodun 50 mgm altına düşmesi hormon üretimini azaltacak ve bu da hipofizde salgılanan TSH miktarını artıracaktır. TSH miktarının artması ise tiroit hücrelerinin uyarılmasına ve dolayısıyla çoğalmasına yani guatra neden olacaktır.

    Bazı bölgelerde iyot eksikliği olmamasına rağmen endemik guatra rastlanmaktadır. Bu bölgelerde guatrojen denilen bazı maddelerin alınması ile guatr oluşur. Mesela Karadeniz bölgesinde çok tüketilen karalahana bunlardan biridir. Karalahana içinde thioglucoside denilen bir madde mevcuttur. Bu madde vücutta thiocyanate ve isothiocyanete’a ayrılarak tiroit hormon yapımını engeller. Bazı patates ve fasulye türleri cynaoglucoside içermekte ve daha sonra vücutta thiocynata dönerek iyodun tiroiddeki tutulumunu önleyerek hormon oluşumunu azaltmaktadır. İyot eksikliğinde olduğu gibi burda da TSH hormonu tiroidi uyararak guatra neden olur. Dünyada şimdiye kadar birçok maddenin ve bakterinin endemik guatra neden olduğu gösterilmiştir.

    Sporadik guatrın sebepleri nelerdir?

    Bir yerleşim bölgesinde % 10’dan daha düşük guatra rastlanırsa bu bölgede oluşan guatrlara sporadik guatr denir.

    Sporadik guatr nedenleri şunlardır;

    - Büyüme faktörleri,

    - Enzim bozuklukları,

    - Tümörler,

    - Enflamasyon/enfeksiyon,

    - Kist oluşumu,

    - Kanama,

    - Antitiroit ilaç kullanımı

    Büyüme faktörleri nelerdir?

    Genel olarak tiroidin büyümesine yani guatra 3 faktör etki eder;

    - TSH (tiroidi uyaran hormon)

    - TRab (tirotiropin reseptör antikoru)

    - HCG (human chorionic gonadotropin hormonu)

    TSH’nın guatr oluşumundaki etkisi nedir?

    TSH hipofiz bezinde salgılanan ve tiroit hormonlarının tiroitteki sentezi ve salgısı üzerine etki eden bir hormondur. Bu hormonunun tiroit glandını uyarması sonucu tiroit hücreleri kanda bulunan iyodu alarak tiroid hormonu üretilmesinde kullanır. İyot, hücre içerinde bulunan ve tirosin denilen bir madde ile değişik fermentler yardımı ile birleşerek tiroit hormonları (T3 ve T4) üretilir. Üretilen hormonlar folliküller içerisinde depolanarak vücudun ihtiyacına göre kana verilir. Yeterli miktarda üretilen tiroit hormonları TSH’nın hipofizdeki salgılanmasını durdurur. Herhangi bir nedenle tiroit hormon üretimi yetersiz duruma düşerse (örneğin iyot eksikliği veya ferment bozukluklarında) TSH salgısı baskı altına alınamayacağından tiroit glandı devamlı TSH uyarısı altına girer. TSH’nın devamlı surette tiroit glandını uyarması tiroit hücrelerinin büyümesine dolayısıyla guatr oluşumuna neden olur.

    Belirtileri;

    Tiroit Kanseri Belirtileri;


    Hastalar arasında en sık sorulan sorulardan biridir. Guatrlar büyüklük ve fonksiyonlarına göre birtakım şikayet ve belirtilere yol açar.

    - Genelde basit diffüz guatr herhangi bir şikayete neden olmaz.

    - Guatr hipotirodi veya hipertiroidi ile birlikte bulunursa bu hastalıkların belirtileri ortaya çıkar. Bu hastalıklarla ilgili daha önce geniş bilgi verilmiştir.

    - Büyük ve nodüllü guatrlar, soluk veya yemek borusu üzerine olan baskı nedeniyle nefes darlığına veya yutma güçlüğüne neden olabilir. Ancak bu durum nörotik hastalarda görülen ve globus histerikus denilen boğazdaki sıkışma hissi ile karıştırılmamalıdır.

    - Büyük guatrlar, ayrıca boyun toplardamarları üzerine baskı yaparak bu damarların genişlemesine neden olabilir.

    - Tiroit glandı günlerce veya haftalarca yavaşça büyüyüp küçülmesi ve bazen ağrılı olması sessiz veya subakut tiroiditte görülür.

    - Tiroidin ani olarak büyümesi, ağrılı ve hassas olması tiroit nodülü içine kanamada veya ani olarak büyüyen tiroit kanserlerinde görülür.

    - Otoimmün guatrlarda simetrik veya asimetrik büyüme görülmesi tiroit lenfomasını düşündürür.

    Tedavisi;

    Nodüllü guatrlarda tedavi nasıl yapılır?


    Nodül mevcut olan hastalarda nodülün tek mi yoksa birden fazla mı olduğu araştırılır. Tek nodüllü vakalarda kanser olup olmadığı araştırılır. Tek nodüllü vakalarda kanser araştırılmasının nasıl yapıldığı aşağıda anlatılmıştır. Tecrübeli hekimler elle muayene sırasında nodülü teşhis edebilirler. Ancak bazı hastalarda sadece muayene ile nodül tanısı ve kaç nodül olduğunun tespiti zor olabilir. Bu durumda en iyi tanı yöntemi tecrübeli bir hekimin yapacağı ultrasonografidir.

    Ultrasonografi, nodüllerin tespitinde kolaylıkla uygulanan ve hamilelerde bile herhangi bir zararı olmayan bir tanı yöntemidir. Ayrıca bu yöntem, Hashimoto tiroiditi ile multinodüler guatrı birbirinden kolaylıkla ayırabilmektedir. Özellikle kısa boyunlu hastalarda tiroit nodüllerinin tanısında elle muayeneden çok daha iyi sonuçlar verir.

    Muayenede veya ultrasonografide nodül tespit edilmeyen vakalarda tiroit sintigrafisinin yapılması doğru değildir. Ancak ultrasonografide Hashimoto tiroiditi kuşkusu olan vakalarda tiroit antikorları yapılarak tanı kesinleştirilir.

    Sıcak nodüllerde tedavi nasıl yapılır?

    Nodüllü vakalarda öncelikle tiroit sintigrafisi yapılarak nodülün sıcak (hiperaktif) yoksa soğuk (hipoaktif) olup olmadığı araştırılır. Sıcak nodüllerde tiroit hormonu tayini yapılarak hipertiroidi (Plummer Hastalığı) araştırılır ve buna göre tedavi edilir. Hipertiroidi göstermeyen sıcak nodüllü vakalar ise belirli aralıklarla takip edilir. Bu nodüllerin bazıları dejenerasyona uğrayarak semptom vermeyecek bazıları ise büyüyerek hipertiroidiye neden olacaktır. Özellikle 3 cm üzerindeki büyük nodüllerde ileride hipertiroidi olma olasılığı daha yüksektir.

    Soliter nodüller nasıl değerlendirilir?

    Özellikle soliter soğuk nodüllerde kanser olma olasılığı mevcut olduğundan iyice araştırılması gerekir. Normalde bir populasyonda % 4-7 arasında tiroit nodülü mevcuttur. Bu nodüllerin ancak çok az bir kısmında kanser olduğundan her nodülün cerrahi olarak çıkarılması doğru değildir. Özellikle soliter nodüllerin değerlendirilmesi dikkat gerektirir.

    Değerlendirilmede hastanın yaşı, boyun bölgesine radyasyon alıp almadığı, şikayetleri, cinsi ve aile hikayesi göz önünde bulundurulur.

    · Buluğ çağından önce çocuklarda nodül oluşması veya çok yaşlılarda ani olarak nodulün ortaya çıkması tiroit kanserini akla getirir. Hodgkin hastalığı veya diğer nedenlerle boyun bölgesine radyoterapi uygulanan hastalarda nodül görülmesi daha dikkatli araştırmayı gerektirir.

    · Ani olarak ses değişikliği oluşması ve yutma güçlüğü ortaya çıkması tiroit kanseri yayılışını düşündürür. Tiroit nodülünde ani olarak büyüme ve ağrı öncelikle kist içine kanama ve nadir olarak da tiroit kanseri belirtisidir.

    · Erkeklerde tek nodülün görülmesi kanser kuşkusunu artırır.

    · Ailede tiroit kanseri oluşu özellikle medüller tiroit kanseri olması tiroit kanser ihtimalini artırır.

    Muayene bulguları oldukça önemlidir. Bazen sadece muayene ile kanser tanısı koymak mümkün olabilmektedir. Bu hastalarda nodül çok sert olarak ele gelir, etraf dokuya yapışıktır ve aynı bölgede metastaza bağlı olarak ele lenf bezi gelir. Ancak her lenf bezi şişkinliğinde kanser metastazı tanısı koymak mümkün değildir. Çünkü lenf bezi şişkinliği enfeksiyon sonucu da ortaya çıkabilmektedir.

    Çok sayıda nodül olanlarda kanser olma ihtimali az olmasına rağmen özellikle nodüller arasında büyük nodül varsa (dominant nodül) bu nodül de soliter (tek) nodüller gibi kanser açısından incelenmesi gerekir.

    Muayeneden sonra nodüllerin incelenmesinde;

    · Tiroit ultrasonografisi; Nodüllerin sayısı ve büyüklüğü hakkında bilgi verir. İyi ve kötü huylu nodüllerin ayırıcı tanısında kullanılmaz.

    · Tiroit sintigrafisi; Nodüllerin soğuk mu, sıcak mı olduğunu gösterir. İyi ve kötü huylu tümörleri ayıramaz.

    · Tiroit biyokimyası,

    · Tiroit hormonları (Nodülün fonksiyonunu gösterir)

    · Kalsitonin (medüller tiroit kanserinin belirtisidir)

    · Tiroit antikorları (Hashimoto tiroiditi tanısı için gereklidir)

    · İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) Nodülün habis mi selim mi olduğunu gösterir. Bu konuda daha önce bilgi verilmiştir.

    Soğuk nodüllerde tedavi nasıl uygulanır?

    · Soğuk nodüllerin çoğu selim olduğundan ancak ince iğne aspirasyon biyopsisinde habis veya şüpheli hücre görülmesi durumunda operasyon uygulanır.

    · Biyopside selim hücre görülmesi operasyonu gerektirmez. Bu hastalarda levotiroksin tedavisi uygulanır ve belirli aralıklarla takip edilir.

    · Levotiroksin (tefor, levotiron) nodüllerin büyümesini ve çoğalmasını önleyen sentetik T4 hormonudur.

    · Tedavi altındaki nodüller ultrasonografik ve klinik olarak takip edilir. Tedavi altındaki nodüllerin çok azı küçülür veya büyür, çoğu ise aynı büyüklüğü muhafaza eder.

    · Şüphe durumunda bir yıl içinde bir kez daha iğne biyopsisi yapılarak nodül kontrol edilir. Selim sonuç alınması durumunda biyopsi ancak nodülün büyümesi durumunda tekrarlanır.

    · Tiroit kistlerinde ince iğne aspirasyonu ile sıvı tamamen boşaltılır. Sıvı boşaltıldıktan sonra kist tamamen ortadan kalkabilir. Bazı kistler boşaltıldıktan bir müddet sonra tekrar dolar. Bu kistlerde tiroit kanseri olma ihtimali çok az olmasına rağmen (% 3) operasyon tavsiye edilir.

    · Miks nodüllerde (yarı kist ve yarı solid) sonuç selim gelmesi durumunda kanser olma ihtimali daha yüksek (% 10) olduğundan cerrahi operasyon hastanın kararına da bağlı olarak uygulanabilir.

    Bitkisel Tedavi;

    Bir çok kanser türleri alternatif tedavi yöntemleri ile başarılı sonuçlar vermektedir. Alternatif bitkisel guatr tiroid kanseri tedavisinde Türkiyede ve Dünyada en iyi sonucu veren XP TONIC SLS çalışmasıdır.

    Konu Halil Yılmaz tarafından (01-10-2012 Saat 12:22:15 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Fırtına
    Guest

    Tiroit Tümörlerine Dikkat Edin!



    Nodülünüz mü var? Yalnız değilsiniz. Bu soruna sahip çok kişi var?

    Hatta Türkiye’de nüfusun yarısının nodülü olduğunu söylemek abartılı olmaz. Peki nodül ne anlama gelir? Tehlikeli midir? Hangi durumlarda özel dikkat ister? Cerrahi müdahaleye ne zaman yönelmek gerekir? Dünya nüfusunun yüzde 30’unda iyot eksikliğine bağlı guatr hastalığına rastlanıyor. Bu oran Türkiye’de nüfusun yüzde 50’sini buluyor. Sayılar, ülkemizde yaklaşık 40 milyon tiroit hastası olduğuna işaret ediyor. ‘Nodül’ ise kelime olarak, ‘düğüm’ anlamına geliyor ve tiroit içinde yer alan değişik büyüklükteki ve kıvamdaki kitlelere deniyor. Nodüller ‘basit’, ‘iyi huylu’ ve ‘kötü huylu’ olarak sınıflandırılıyor.

    BİR NODÜLÜN KANSERLİ ÇIKMA ORANI YÜZDE 5

    BİR nodülün kanserli çıkma oranının yüzde 5 olduğu belirtiliyor. Bu oran 20 yaşından küçük ve 60 yaşından büyük hastalarda yüzde 50’ye kadar çıkabiliyor. Nodül oluşumunu artıran nedenler arasında; iyot eksikliği, ailede guatr varlığı, yoğun guatr yapan gıdalarla beslenme (örneğin kara lahana) gibi etkenler bulunuyor. Sıcak ve soğuk nodül adı verilen kavramların sintigrafi denen görüntüleme yöntemiyle ilgili olduğu belirtiliyor. Sıcak nodül çok çalışan hiperaktif bir nodül olarak tanımlanıyor. Kanser olma oranı binde 1’den düşük. Soğuk nodül ise çalışmayan bir nodül. Her soğuk nodül kanser değilse de, neredeyse her kanser soğuk bir nodülden çıkıyor.

    BAŞLICA NEDENİ İYOT EKSİKLİĞİ

    Uluslararası Endokrin Cerrahlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mete Düren, nodüllerin kadınlarda 3, erkeklerde ise 4 santim çapına ulaşmadan hasta tarafından fark edilip belirti vermediklerini söylüyor. Daha büyük nodüller, özellikle kısa boyunlu kişilerde, kendilerini fark ettirmeden göğüs boşluğu içinde daha büyük çaplara erişebiliyor. Türkiye koşullarında nodül oluşumundaki en önemli nedenin iyot eksikliği olduğu belirtiliyor. Ayrıca kalıtsal faktörler arasında yer alan ailede guatr hastalığının varlığı da, gelecek nesillerde bu hastalığın görülme olasılığını yüzde 50 oranında artırıyor. Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 50’sinde herhangi bir boyutta tiroit nodülü olduğu biliniyor.

    Prof. Dr. Düren, bu nodülün kadınlarda görülme sıklığının erkeklerden 5 kat fazla olduğuna dikkat çekiyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor;

    CERRAHİYE NE ZAMAN YÖNELMELİ?

    “Basit nodüllerin, yani tümöral olmayanların, iğne biyopsisiyle takip edilmesi mümkündür. Bu nodüllerin kötü huylu çıkma oranı yüzde 1-5 arasında değişiyor. İğne biyopsisi sonucunda tümöral oldukları düşünülen nodüllerin yüzde 10’unun kötü huylu olduğu belirtiliyor. Bu tanı ancak tiroit nodülü cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra konuyor. İyi huylu tümörlerin 40 yaşından sonra kötüye dönüşme oranı her yıl yaklaşık yüzde 1 artıyor. İğne biyopsisiyle kötü huylu oldukları düşünülen veya tümöral (iyi huylu da olsa) bir yapı gösteren nodüllerle, büyüklüğü 3 santimi aşan nodüllerin cerrahi olarak alınmaları gerekiyor. 1 yıl içinde çap olarak yüzde 50’den fazla büyüme varsa, hastaya boyuna radyasyon uygulanmışsa ve ailede 2 veya daha fazla kişide tiroit kanseri mevcutsa; bu şartlar aranmadan ameliyat öneriliyor. Yıllık ultrasonografi ve kan hormon seviye ölçümüyle eğer söz konusu olan şüpheli nodüller ise yenilenen iğne biyopsisiyle hastanın durumunun takibi çok önemli görülüyor.”

    SIK YAPILAN AMELİYATLARDAN BİRİ

    Tiroit nodüllerine ülkemizde çok sık rastlanıyor. Tiroit cerrahisindeki gelişmeler, bu cerrahinin çok düşük bir komplikasyon oranına sahip olması ve başarıyla uygulanması; bu ameliyatların Türkiye’de en sık yapılan ameliyatlar arasında yer almasına neden oluyor. Her tiroit tümörünün mutlaka kanser gibi tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Mete Düren, ”Ancak bunların yüzde 10’unun kötü huylu, yüzde 90’ının ise iyi huylu çıkacağının unutulmaması gerekiyor” diye konuşuyor.

    30- 50 YAŞ ARASI KADINLAR RİSKLİ GRUPTA

    NODÜLLER, özellikle 30-50 yaş arası kadınlarda sayıca artış ve çap olarak büyüme gösteriyor. Prof. Dr. Mete Düren, nodüllerin yapısını ve değişiklikleri en iyi ultrasonografinin gösterdiğini söylüyor. Kandaki tiroit hormon seviyesi tiroidin işlevine işaret ederken, normal hormon seviyesi ne nodül varlığıyla ne de var olan bir nodülün huyuyla ilgili bir bilgi vermiyor. Ultrasonografi, nodül boyutunu ve yapısını göstermekle birlikte nodülü oluşturan hücrelerin huyunu göstermiyor. Bu durum için iğne biyopsisi gerekiyor. Ultrasonografinin kısa boyunlu kişilerde göğüs boşluğu içine doğru büyüyen nodülleri göstermediği durumlarda ise tomografi gerekiyor. Sintigrafinin ise nodüllerin işlevini gösterirken (sıcak veya soğuk) küçük nodülleri (1 santim) göstermediğine dikkat çekiliyor.

    İĞNE BİYOPSİSİ NE ZAMAN YAPILMALI?

    İĞNE biyopsisi ya da ince iğne biyopsisi, nodülün içine cildi uyuşturduktan sonra girilerek çekilen hücrelerin patolojik olarak incelenmesi esasına dayanıyor. Ultrasonografideki küçük ama şüpheli nodüllerle, 15 milimetreden büyük tüm nodüllere uygulanması gerektiği belirtiliyor. Temiz sonucunun yaklaşık yüzde 95, kötü huylu sonucun ise yaklaşık yüzde 99 oranında doğru çıktığı belirtiliyor. İğne biyopsisi sonuçlarına göre nodüller; basit, önemi belirlenemeyen, tümöral, muhtemel kanser ve kanser olarak ayrılıyor.
    Konu Halil Yılmaz tarafından (01-10-2012 Saat 13:55:15 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Editör
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    12,735
    Blog Entries
    144

    Tiroid Hastalarında Beslenme



    Tiroid bezi bir endokrin bezdir. Tiroid bezinden T3 ve T4 isimli 2 hormon salgılanır. Bu hormonlar vücudumuzda metabolizmamızı düzenler ve metabolizma hızını kontrol eder. Hormonlar çok salgılanırsa; metabolizma hızlanır, kalp hızı artar, kilo kaybı oluşur ve buna hipertiroidi denir. Hormonlar az salgılanırsa ise; metabolizma yavaşlar, kalp hızı yavaşlar, kilo artışı olur ve buna da hipotiroidi denir.

    Tiroid hastaları doktor kontolünde ilaç kullanımının dışında yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarına da dikkat edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde yaygın olarak görülen hiporitodi hastalığı beslenme açısından da önemli bir hastalıktır.

    Hipotriodi Hastalarında Beslenme İpuçları;

    Öncelikli olarak olarak; kişinin kan bulguları, yaş, boy ve ağırlığına bağlı olarak alması gereken kaloriliyi dengeli olarak öğünlerinde tüketmesi gerekir.
    Omega-3 kaynağı balık haftada en az 2 kez tüketimi tiroid fonksiyonlarını olumlu etki yarattığı bilinmektedir.
    Sebze ve meyve ile yeteri kadar A, C ve E vitamini gibi antioksidan vitaminleri alanlarda tiroid kanseri daha az görüldüğünden bol sebze ve meyve yenmelidir.
    Lif oranında ve B vitamini açısından zengin olan tam tahıllı ürünler tüketmeye özen gösterin. Tam buğday ekmeği, kepekli makarna, kepekli pirinç gibi…
    Ayrıca lif yönünden zengin ve bitkisel protein olan kurubaklagilleri de beslenme planınızda haftada 1 kez mutlaka yer verin.
    Diyetinizle, ihtiyacınıza uygun, yeterli düzeylerde iyot (iyotlu tuz, deniz ürünleri) almaya özen gösterin.
    Hindistan cevizi, balık ve keten tohumu tiroid bezinizin daha iyi çalışmasını sağlar.
    Kafein, alkol, sigara ve şeker tiroid bezi için zararlıdır. Bunların az tüketilmesi gerekir.
    Çinko eksikliğinde de tiroid hormon metabolizması bozulur. Bu nedenle çinkodan zengin olan peynir, sığır eti, kepekli ekmek, tavuk, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, balık, patates, ceviz, badem, tam tahıllar, kuru fasulye, lahana, ay çekirdeği ve kuzu eti gibi gıdalarla beslenmek tiroid sağlığımız için gereklidir.
    Tiroid hormonu için önemli olan selenyum seviyesi dengede tutmak için selenyumdan zengin besinler tüketin. Selenyum kaynakları; Ceviz, et, sakatatlar, balık ve kabuklu deniz ürünleri, kepekli unlar, süt ürünleri, sebze ve meyveler ve yumurta… Selenyum eksikliğinde vücutta E vitamini azalır ve tiroid bezi iltihabı daha sık görülür. Bu nedenle selenyum ve E vitamini birlikte vermek daha faydalıdır.
    E vitamininde zengin besin olan; bitkisel yağlar, zeytinyağı, mısırözü yağı, ayçiçek yağı, buğday tohumu, baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, soya fasulyesi, keten tohumu, badem, fındık, kabak çekirdeği de iyodun emilimini arttırır.
    Tiroid hormonlarının çalışmasını azaltan yiyecekleri (guatrojenik besinler) aşırı almamalısınız. Brokoli, turp, brüksel lahanası, lahana, karnabahar, hardal, kırmızı turp ve şalgam guatrojenik besinlerdir. Guatrojen maddeler pişirilince azalacağı için, pişmiş olarak tüketilmesi daha faydalıdır.
    Düzenli egzersiz yapın. Unutmayın ki egzersiz, tirod bezinin salgısını dengeler. Metabolizma yavaş çalışıyor iken egzersizle ve kas kütlesinin artırımıyla metabolizma hızı artırılabilir.

    Diyetisyen Elif Küçük

  4. #4
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Mesajlar
    57
    Sponsor Bağlantılar


    bu tiroit yani guatır kanserine geçen yıl bi akrabamız yakalanmıştı. karadeniz bölgesinde ordu lu kendisi söylediğine göre karadenizde guatır kanseri çok oluyormuş. çernobille bağlantısı var diyorlar iyot eksikliği diyorlar ama tam bilmiyorum bende nedenini.

 

 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Beyin tümörü nedir?Nedenleri ve tedavisi
    By gülümse_hayata in forum Sağlık Diğer
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 20-09-2013, 11:06:53
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15-01-2013, 10:41:51
  3. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14-12-2012, 17:30:47
  4. Kuduz nedir? nasıl bulaşır, belirtileri, tedavisi
    By gülümse_hayata in forum Sağlık Diğer
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23-10-2011, 02:43:50
  5. Doğan her bebeğe tiroit testi yaptırmanız şart!
    By Fırtına in forum Çocuğum ve Ben
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-12-2010, 20:22:23

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
© 2010 - 2014 Engelliler.gen.tr. Her Hakkı Saklıdır. 5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. İçerikle ilgili şikayetlerinizi admin[@]engelliler.gen.tr e-posta adresinine iletiniz.