Engelliler.gen.tr Platformu Sitesine Hoşgeldiniz.
Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Çocuklarda Dil ve Konuşma Bozuklukları

  1. #1
    Editör
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    12,554
    Blog Entries
    141

    Çocuklarda Dil ve Konuşma Bozuklukları

    Sponsor Bağlantılar


    1- İLETİŞİM, DİL VE KONUŞMA

    Dil kazanımı insanların yaşamları sırasında başardığı en karmaşık işlemlerden birisidir. Genellikle çocuklar dili kendi doğal çevrelerinde herhangi bir sorunla karşılaşmadan kazanmaktadır. Bu nedenle dil kazanımının ne kadar karmaşık bir süreci içerdiği özellikle dil gelişiminde bir bozukluk olduğunda görülmektedir. Dil ve konuşma bozukluklarını anlayabilmek, değerlendirebilmek için temel olan kavramların bilinmesi gerekmektedir.

    İletişim, dil ve konuşma kavramlarının hepsi çocuklarda anadilin kazanılmasını ve güçlüklerini tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu konuda bazı sorular sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Örnek olarak “Bir çocukta bunlardan hangisi problemdir?” veya “Hepsi aynı şeyi mi ifade etmektedir?”

    A- İletişim
    Bir bilginin, duygunun ve düşüncenin dil kullanılarak (sözel iletişim) ya da dil kullanılmaksızın (sözel olmayan iletişim) ifade edilmesi yöntemidir.

    İletişim

    B- Dil
    Bilgilerin iletilmesi amacı ile alışılmış bir düzen içinde sembollerin, seslerin ve jestlerin düzenlenmesidir. Dil, sözel veya yazılı olabilir.

    C- Konuşma
    Dilin kullanılmasıdır. Dilin sembolik birimlerinin yerine geçen sesleri çıkarmak için kullanılan bir seri kas harekettir. Bize basit gelen bir sözcük için kaslar ve vücut organlarını biz seri olacak şekilde kullanırız.

    Konuşma, iletişim kurabilmek için kullanılan köprülerden biridir.

    Konuşma için özel tek bir organ yoktur; bir çok organın birlikte, uyum içinde çalışmasıyla oluşan bir sistemdir. Akciğerler, nefes borusu, sert ve yumuşak damak, dil, çene, dişler, dudaklar gibi bir çok organ konuşmada görev almaktadır.

    Dil gelişimi kişiden kişiye farklılık gösterir. Dil gelişimi ile ilgili genellemeler yapılması mümkün olsa da, bu genellemeler her çocuk için doğru değildir. Çocuklar arasında dil gelişimi yönünden büyük farklılıklar vardır.

    Bu nedenle, bir çocuğun dil bozukluğu hakkında konuşurken çok dikkatli olunmalıdır. Çünkü, çocuğun dil gelişimi aşağıda tanımlanan dönemlere tamamen uymayabilir. Bu dönemlerden farklı gelişim gösteren bir çocuk ile ilgili olarak aşırı heyecanlanmak da bir hata olabilir. Ayrıca, çocuğun normal gelişim sırasından bir sapma gösterdiği durumlar da dikkate alınmalı ve izlenmelidir.

    Çocuklar farklı hızlarda gelişim gösterirler. Hangisinin normal olarak kabul edileceği konusu çok farklılık göstermektedir. Çocukların dil ve konuşma gelişimi açısından genel olarak baktığımızda, dili kullanma yönünden ailelerin bilmesi gereken temel gelişim aşamaları vardır.


    2- DİL VE KONUŞMA GELİŞİM DÖNEMLERİ

    Çocukluk çağından itibaren normal gelişim evrelerinin ve normal davranışın hangi dönemde, neyi ifade ettiğinin bilinmesi ortaya çıkabilecek bozuklukların erken teşhisinde büyük faydalar sağlamaktadır.

    Konuşmadaki fonksiyon bozuklukları ile mücadele erken dönemde başlatılmakta ve ileriye yönelik daha başarılı adımlar atılmaktadır. Bu amaçla günümüzde teşhis ve tedavi amaçlı pek çok yöntem başarı ile uygulanmaktadır.

    A- Çocukluk Çağı Normal Gelişim Evreleri
    Doğum Öncesi Dönem;


    Ağız ve yüz yapıları ve fonksiyonlarındaki değişim günümüzde anne karnında yapılan bazı yöntemlerle ortaya konulmaktadır. Damak gelişiminin gebeliğin 12. haftasında tamamlandığı düşünülürse, daha önce yapılan ultrason incelemesi bu dönemde ortaya çıkabilecek bu tip problemlerin önüne geçilmesini sağlayabilir.

    Anne karnında bebeklerde yutma gelişimi 12. haftada, emme gelişimi 18-24 haftalar arasında belirginleşmektedir. 34. haftada çocuk ihtiyaçlarını karşılayabilecek emme ve yutma becerisine sahip olmaktadır. Yapılan pekçok araştırma, anne karnında ağız kontrol ve koordinasyonda zayıf olan bebeklerin ileri yaşlarda ciddi fiziksel, algısal problemler, konuşma ve lisan gelişiminde gerileme, beslenme ihtiyaçlarını karşılamada zayıflıkları olduğunu göstermiştir.

    Bebeklik çağından itibaren düzenli yapılan tetkik ve çalışmalarla pek çok problemin önceden teşhisi ve erken rehabilitasyonu (tedavi ve eğitim) mümkün olabilmektedir.

    Doğumdan sonra aileye, çocuğun gelişimini doğru bir şekilde değerlendirmesi öğretilmeli, normal olmayan davranışlar görüldüğünde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiği belirtilmelidir.

    Dil kısa sürede kazanılan ve gelişen bir beceri olmadığından çocuğun gün boyunca kullanacağı bir araç gibi düşünülmeli ve çocuk yaptığı her farklı davranış ve sözcük için desteklenmeli, çocuğun iletişim kurduğu çevre genişletilmeli ve konuşması için teşvik edilmelidir.

    Anneler, çocuklarının iletişim, dil ve konuşma gelişimlerinin normal bir seyirde devam edip etmediğini görebilirler. Bu amaçla, yaşlara göre bebek ve çocukta görülmesi gereken davranışlar aşağıda sıralanmıştır:

    Doğum ve ilk 3 aylık Dönemde Bebek;

    Bebek, başını tutabilir,
    Düzenli olarak annesini emebilir ve gücü yeterlidir,
    Beslenmesi sırasında ya da sonrasında öksürme, kusma, morarma vb. şikayetler olmaz,
    Beslenirken genelde huzurludur,
    Sürekli ağlamaz,
    Sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmez,
    Her ay belli miktar kilo alır,
    Acıktığı zaman ağlar, sık yutkunur veya çevresine bakınır,
    Sesinde değişiklik görülmez,
    Annesini tanır ve gülümser,
    Onunla konuşulduğunda ve ona dokunduğunuzda size cevap verir,
    Çevresi ile ilgilenir.
    3-6 ay arasındaki Dönemde Bebek;

    Bebek emerken dil ve dudak kuvvetinde azalma olmaz,
    Eline aldığı her şeyi tanımak için ağzına götürür,
    Beslenirken ağzını daha kontrollü kullanır,
    Ağzını kullanarak balon yapma gibi oyunlar oynar
    Vücuduna dokunulmasından hoşlanır ve çevresine daha fazla ilgi gösterir,
    Sesleri taklit etmeye çabalar,
    Sizin ona olan sevginizi anlar ve size karşılık verir,
    Çevreden gelen uyarılara karşı farklı tepkiler verir,
    Sesleri tanımaya başlar,
    Sesleri birleştirerek basit heceler kurabilir.
    7-11 ay arasındaki Dönemde Bebek;

    Ses çıkarırken harflerin yerlerini değiştirerek kullanır,
    Onunla konuşurken yaptığınız hareketleri taklit edebilir,
    Duyduğu seslerin anlamlarını ayırt edebilir,
    Basit sorulara yüz ifadesi (hareketleri) veya işaretle cevap verir,
    ‘Baba' ‘mama' gibi basit kelimeleri söyleyebilir,
    Yüz ifadesinde (hareketlerinde) değişiklikler yapabilir,
    Ses tonundaki farklılıkları anlayabilir ve farklı tepkiler verir.
    12-17 ay arasındaki Dönemde Çocuk;

    Dikkatini iki dakika süreyle bir oyuna veya işe verebilir,
    Basit emirleri anlar ve yerine getirir,
    Tanıdığı nesneleri birbirinden ayırt edebilir,
    Resimleri birbirinden ayırt edebilir,
    Tek kelimelik ifadeleri kullanabilir.
    18-23 ay arasındaki Dönemde Çocuk;

    Kendi vücut kısımlarını tanıyabilir,
    Söylenilen emirleri düzgün anlar ve yerine getirir,
    Objeleri isimlendirebilir,
    Kelime hazinesi genişler.
    24 ve üstü aylarda Çocuk;

    İki ya da üç kelimelik cümle kurabilir,
    Kendi başına oyunlar üretebilir ve uzun süre oynar.


    Bebeğinizde/çocuğunuzda yukarıda sıralanan davranışlardan bir ya da birkaç tanesi görülmüyorsa mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.


    B- 0-5 Yaş Arasındaki Çocuklarda Alıcı ve İfade Edici Dil Gelişimi Aşamaları

    0-6 Aylık Bebeğiniz;

    Gıı, oo- ah-ah gibi gığıldama ve ağlama seslerini çıkarabilir,
    Sese karşı gülümseyerek, bakarak, susarak veya ses çıkararak tepki verir,
    6-12 Aylık Bebeğiniz;

    “ba-ba” “mmm” gibi sesleri taklit eder,
    Eliyle bay-bay yapar,
    Basit konuşmaları anlar,
    Küçük oyunlar oynar (“bebek nerede?” gibi) .
    12-18 Aylık Çocuğunuz;

    3-5 kelimeyi söyleyebilir (“anne”, baba”, “bay-bay”, “mama” gibi),
    İsteklerini size işaret ederek gösterir,
    Anlamsız sözcükleri ve sesleri birleştirir,
    Söyleyebildiklerinden daha fazlasını anlar.
    18-24 Aylık Çocuğunuz;

    Birden fazla tek kelimeyi söyleyebilir. Fakat, birçok sesi hatalı çıkarır,
    İki kelimeyi birleştirebilir (“anne araba” gibi),
    Hâlâ anlamsız kelimeleri kullanır,
    Basit soruları anlar (“Top nerede?” gibi).
    2-3 Yaşındaki Çocuğunuz;

    Daha uzun cümleler kullanır fakat, bunlar çoğu zaman dilbilgisi kuralları açısından
    eksik olabilir (“Baba iş gitti” gibi),

    Birçok kelimeyi söyler. Fakat, bunları hâlâ yanlış telaffuz edebilir,
    Sorular sorar ve bunları yanıtlar,
    Söylediklerinizin birçoğunu anlar.
    3-4 Yaşındaki Çocuğunuz;

    Daha uzun ve karmaşık cümleler kurar,
    Günlük konuşma dilindeki sözcüklerin çoğunu kullanır,
    Konuşulanların çoğunu anlar,
    Bir çok soru tipini sorar,
    Konuşmaları diğer insanlar tarafından kolaylıkla anlaşılır.
    4-5 Yaşındaki Çocuğunuz;

    Cümle ve kelimeleri yetişkinlerin söylediklerine benzer bir şekilde söyler,
    Basit hikayeleri anlatır,
    Seslerin bir çoğunu doğru söyler,
    Söylenilenleri anlar ve hatırlar.

    Çocuklar;

    3 yaşına kadar [b,c,d,g,h,m,t] seslerini,

    4 yaşına kadar [n,p,j,s] seslerini,

    5 yaşına kadar [ç,f,ğ,k,ş] seslerini,

    6 yaşına kadar [l,r] seslerini,

    8-9 yaşına kadar [v,j,z] seslerini, büyük bir çoğunlukla üretmeyi başarabilir.


    3- ÇOCUKLARDA KONUŞMA VE DİL GELİŞİMİNİN DESTEKLENMESİ

    A- Anne ve Babanın Çocuğuna İletişim Ortamını Sağlaması
    Bebekler, doğuştan dil ve konuşma yeteneğiyle doğarlar; ancak yönlendirme çok önemlidir. Araştırmalar, çocuğun nasıl ve ne zaman konuşmayı öğrendiği konusunda, ailesinin desteğinin olumlu etkisi olduğunu göstermektedir.

    Dili kullanmayı öğrenmek göreceli bir süreçtir. Bebekler, çevresinde konuşulan dili dinlemekten mutlu olacaktır ve duyduklarını, pratik yaparak konuşmayı öğrenecektir. Önce kendisine söylenen şeyleri anlamaya, daha sonra da sözcükleri tek tek kullanmaya başlayacaktır. Başlangıçta bu sözcükleri tutarsız olarak kullanabilir. Daha sonra bu sözcüklerle basit cümleler kuracak ve en sonunda da daha uzun ve anlaşılır cümleler kurarak, hangi sesleri nasıl kullanacağını doğru olarak öğrenecektir.

    Çocukların konuşmayı öğrenmesi çok karmaşık bir süreçtir. Bu aşamada anne babaların katkısı çok önemlidir.

    Çocukların konuşmayı öğrenme sürecinde desteklenmesi için aşağıda bazı öneriler verilmiştir:

    Konuşmayı öğrenmeleri için çocuklara uygun ortamların yaratılması.

    Çocuğunuza konuşmak için zaman ayırın. Onun kendisini ifade etmesini sağlayın.
    Onunla konuşurken sıranızı bekleyin, bir şey söyleyin ve size yanıt vermesine fırsat tanıyın.

    Günde en az bir saat, onunla yüz-yüze konuşmak ve kitap okumak için zaman ayırın.
    Odadaki televizyon, radyo, video, müzik ve bilgisayar oyunları gibi değişik seslerin olmadığı ortamda iletişim kurmayı deneyin.

    Az konuşmanın çocuğunuzun sizinle konuşmasını zorlaştıracağını unutmayın.
    Konuşurken çocuğunuza bakın ve size dikkat ettiğinden ve dinlediğinden emin olun.
    Çocuğun ifadesinde kullandığı yanlış sözcükleri, "yanlış kullandın" gibi uyarmalar yerine, doğru model olarak, kısa cümle içinde tekrar edin.

    Dilin, iletişim için gerekli olduğunu ona hissettirin. İşaretle ya da nesnenin ismini söylemeye çalışarak, bir şey istediği zaman; örneğin "Süt mü istiyorsun?" gibi yönergelerle, ona hem uygun konuşma modeli olun hem de istediği nesneyi vererek kendisini ödüllendirin.
    Çocuğunuzun her sözcüğü söyleme çabasını övgü ile pekiştirin.

    B- Aile - Çocuk İletişim Becerilerini Geliştirme Önerileri

    Birçok aile, çocukların nasıl ve ne zaman konuşması gerektiğini bilmekte güçlük çekerler. Ancak, her çocuğun iletişim beceri kapasitelerinin farklı olduğunu unutmamak gerekir. Aynı ailedeki çocukların konuşmayı öğrenme süreleri farklı olabilir. Burada önemli olan, çocuğun dil gelişiminde tutarlı bir süreç göstermesidir. Ailelerin, çocuklarının dil gelişimlerini desteklemek ve iletişim kurabilmek amacıyla, her gelişim döneminde yapabilecekleri aşağıda sıralanmıştır;

    0- 6 ay arasında

    İletişim becerilerinin geliştirilmesi

    Şarkı ya da ninni söylerken, onun yüz hareketlerini taklit edin.
    Beslenme, altını değiştirme ve banyo saatlerini konuşma saatlerine dönüştürün.
    "ce" oyunları gibi oyunları oynayarak çocuğunuzla olan karşılıklı iletişiminizi geliştirin.
    İsmini söylediğinizde size bakması için onu teşvik edin.
    İletişim çabasıyla çıkardığı bütün sesler için olumlu ifadeler kullanın. Örneğin: "Ne güzel gülüyorsun?" gibi.
    6-12 ay arasında

    Seslerin farkına vardıkça, (örneğin telefon çaldığında) ne olduğunu ona açıklayın.
    Ne söylediğinizi anlaması için ona zaman tanıyın.
    Günlük aktivitelerinizi tanımlamak için aynı ifadeleri kullanın."Ayşe'nin banyosu", "yatma vakti" gibi.
    Nesneleri gösterip, doğal bir konuşma ortamında isimlendirin.
    Parmak oyunları oynayın.
    Çocuğunuzu kitaplarla tanıştırın; kitapta bulunan, basit ve günlük yaşantısında çok karşılaştığı nesneleri isimlendirin
    12-18 ay arasında

    Çocuğunuzla konuşurken basit ve kısa cümleler kullanın.
    Doğal bir formda, ancak yavaş, anlaşılır ve açık konuşun.
    Çocuğunuzun kelime hazinesini geliştirmek için, tercihli kelimelerle soru sorarak ona model olun. Örneğin; “elma ya da muz ister misin?” gibi.
    Oynayabileceği bazı oyuncakları sağlayın. Örneğin; oyuncak bir telefon. Telefon konuşma taklitleri yapabileceği en iyi oyuncaktır.
    18-24 ay arasında

    Yaptığınız işleri ve bu işlerin ne olduğunu anlatın.
    Bazı günlük işleri birlikte yapın, böylece konuşacak çok şey olacaktır.
    Çocuğunuzun oyun içinde gerçek nesnelerle oynamasını teşvik edin, örneğin; gerçek yiyecekler kullanılan bir çay partisi gibi.

    Resimli olay ya da nesne kartlarıyla grup oyunları oynayın, bulmacalar çözün.
    Geçmişten, günümüzden ve gelecekten söz edin; “bugün ne yaptınız?”, “yarın babaanne gelecek” gibi.

    Eğer çocuğunuzun çıkarabildiği bir ses veya hece varsa (örneğin; ba), öncelikle bu sesle başlayan çevresindeki nesneleri kelime hazinesine kazandırmayı hedefleyin. Örneğin; ‘bardak' gibi. Bu kelimeyi basit cümlelerde ve duruma uygun ifadeler içinde kullanın.

    Hedeflediğiniz ve çıkarabildiği seslerin bulunduğu resimli kelime kartları hazırlayın. Bu kartlarla evin içinde çeşitli oyun ortamları hazırlayın. Karttaki resmi göstererek ismini söyleyin. Kelimenin nasıl söylendiğini duymasına yardımcı olun. Bazen ona da sorarak resmi isimlendirmesini isteyin.

    Her ne şekilde isimlendirme yaparsa yapsın, doğru kabul edin ve resmin ismini tekrar edin. Örneğin; Evet bu bir "bardak". Daha sonra /b/ sesiyle başlayan diğer karta geçin. Unutmayın, bu sadece bir oyundur, çocukları zorlamak ve eğitimci rolü oynamak çocuğunuz için gereksiz ve hatalı olacaktır. Kendi gelişim süreci içinde yalnızca onu desteklemeyi hedef alın.
    2-3 yaş arasında

    2-3 yaş döneminde, aileler çocuklarının kullandığı sözcüklerde bir "patlama" olduğunu görürler. Her durum için bir sözcükleri vardır ve sürekli "neden?" tipinde soru yöneltirler.

    Çocuğunuza "edatları" öğretebileceğiniz oyunlar oynayın. Örneğin; "topu kutunun 'içine' koymak" veya "masanın 'üstünden' atmak" gibi.
    Yaptığı resim hakkında konuşabilmeniz için boya kalemleri ve kâğıt sağlayın.
    Diğer çocuklarla oyun oynayarak iletişim sağlayabilmesi için fırsatlar yaratın.
    Kitap içindeki eylemleri tanımlayarak, onları kısa cümlelerle anlatın.

    Anlattığınız cümlelerle ilgili her olaya ilişkin hemen soru yöneltin. Her ne cevap verirse versin, tekrar sorunuzun cevabını bir de sizden duyması ona uygun konuşma modeli olmanız açısından etkili olacaktır. Örneğin; "Evet çocuk ayakkabısını giyiyormuş" gibi.
    3-5 yaş arasında

    3 ve 4 yaş arasında sıklıkla "kim?", "nerede?" ve "ne?" ile başlayan soru cümlelerini kullanabilirler. Cümleleri daha uzundur ve konuşması daha akıcıdır. Çocuklar, 4-5 yaş arasında kendisine söylenen her şeyi anlar ve anlaşılır bir şekilde konuşur.

    3-5 yaş arasındaki çocuklar ile oynanabilecek oyunlar.

    Büyük-küçük, sert-yumuşak gibi zıtlıkları içeren oyunlar oynayın.
    Çocuğunuza 10'a kadar saymasını öğretin ve sayı sayma oyunları oynayın.
    Yazıları taklit edebilmesi için boya kalemleri ve kâğıt sağlayın.
    Konuşmalarınızda zamana ilişkin kavramları kullanın (bugün, yarın, daha sonra, gelecek hafta gibi).
    Çocuğunuza olaylara ilişkin hisleri ve duyguları hakkında konuşma fırsatı tanıyın ve paylaşımda bulunun.
    Kendinize ait kelime oyunları, tekerlemeler, hikayeler yaratın.
    Kelime bulma oyunları oynayın.
    Bir kelimenin hangi sesle başladığı veya herhangi bir sesle başlayan kelimenin bulunması gibi seslerin farkında olunmasını sağlayan oyunlar oynayın.


  2. #2
    Editör
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    12,554
    Blog Entries
    141
    Sponsor Bağlantılar


    4- KONUŞMA VE DİL GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN SORUNLAR

    A- Zihinsel Özür

    Zihinsel özür, kavramların algılanması ve günlük yaşam için gerekli becerileri etkilemekte, dil ve konuşma gelişiminde gecikmelere ve bozukluklara neden olmaktadır. Çocuğun zeka yaşının normalin altında olması nedeniyle bu sorunlar ortaya çıkar. Lisan gelişimi de zihinsel gelişimi gibi geri kalabilir. Genelde eğitilebilir düzeyde olan çocuklar, lisan ve kendine bakım konularında eğitim ile üst düzeylere çıkarılabilir.

    Zihinsel engelli bir çocuğun eğitimi.

    Öneriler: Ailelerin ya da bu konuda çalışacak eğitimcilerin sabırlı, esnek ve hoşgörülü davranışlar göstermesi gerekir. Zihinsel özürlü çocuk samimi ve sıcak davranışlar görmek ister, eğitimcisine güven duymak ihtiyacı hisseder. Çocuğun çabaları desteklenmeli, sık sık takdir edilmelidir. Çocuğun başarı duygusunu tatmasını ve kendine güven duygusunu geliştirmek için çocuğun başarılı deneyimlerinin olmasını sağlayacak ortamlar oluşturulmalıdır.

    Çocuğun başarılı olduğu durumlarda mutlaka ödül kullanılmalıdır.

    Ödülün yanı sıra ceza ve mola verme gibi yöntemler de kontrollü bir şekilde kullanılabilir. Zihinsel engelli çocukların öğrendiklerini çabuk unutmamaları için çok tekrar gereklidir. Somut bilgiler ve becerileri yaşayarak, yaparak, deneyerek öğretmeye çalışmak gereklidir.

    Zihinsel engelli çocuğa kazandırılacak her bilgi ve becerinin o andaki ve gelecekteki yaşamı için bir anlamı olmalıdır. Çocuklara boş zamanlarında kendi başlarına yapabilecekleri faydalı bir beceri öğretilebilir.

    Zihinsel özürlü çocuğun eğitiminin yanı sıra ailelerinin de eğitimine önem verilmeli ve eğitime aktif katılmaları sağlanmalıdır.

    B- Fiziksel Özür

    Konuşma organlarındaki fiziksel yetersizlikler ya da algılama ve tanımada kullandığımız el gibi organların çalışması ve yapısındaki engeller cisimlerin algılanmasını, tanınmasını ve günlük hayatta kullanılmasını güçleştirmekte, dil ve konuşmada problemlere yol açmaktadır.

    C- Duyusal Özür

    İşitme kaybı, görme özürü, tat alma duyusunda yetersizlik, dokunma duyusu bozuklukları konuşma ve dil becerilerini etkileyen önemli duyulardır.

    D- Duygusal Yoksunluk

    Çocuğun gelişimin destekleyecek, pekiştirecek, güvenlik duygusunu sağlayacak anne-baba ve çevrenin olmaması konuşma ve dil becerilerinin gelişmesini olumsuz etkiler.

    E- Uyaran Eksikliği

    Çocuğun dikkatini çekecek uygun araç ve gereçlerin olmaması dil ve konuşma gelişimini olumsuz yönde etkiler.

    F- Psikolojik Bozukluklar

    Konuşma sırasında ortaya çıkan güvensizlik ve kaygılar sonucunda konuşmanın bozulmasıdır.

    G- Uzun Süren ve Sık Tekrarlayan Hastalıklar

    Gelişim süreci içerisinde ortaya çıkan, çocuğun dış çevre ile bağlantısının kesilmesine neden olan uzun süren hastalıklar, nörolojik ve psikolojik bozukluklar, çocuğun dil ve konuşmasını ortaya koyma becerisini azaltmaktadır.

    H- Otizm

    Organik veya genetik sebeplere bağlı beyin zedelenmelerinin yol açtığı, sosyal ve iletişim becerilerinin gelişmesini engelleyen ve davranış bozukluklarına yol açan bir bozukluktur. Otizmi olan çocuklar ve yetişkinler, iletişim kurmakta güçlük çekerler. Arkadaşlık duyguları ve karşıdaki kişilerin duygularını anlama konusunda yetersizdirler. Çeşitli takıntılar, değişik davranış şekilleri ve özel korkular geliştirebilir. Günlük yaşamın becerileri ile başa çıkmada uzman yardımına ihtiyaç duyarlar.

    Konuşma lisan gelişimini etkileyen diğer nedenler; kardeş sayısı, sırası, aile yapısı, cinsiyet ve konuşulan dildir. Karşılaşılan bu tip problemler çocuğun öğrenme ve uygulama becerisini azaltır.

    5- KONUŞMANIN GENEL ÖZELLİKLERİ
    İnsanın Doğası ve Büyüme

    Lisan gelişiminin hızı temel olarak, kalıtsal lisan yeteneğindeki bireysel farklılıklara bağlıdır. Fiziki ve psikolojik olgunluk, kişilik, yapı, zeka ve cinsiyet ile ilgili bireyler arasındaki farklılıklar, kişiden kişiye değişen konuşma gelişimindeki farklılıkları açıklamaktadır. Örn; genellikle kızlar erkeklerden daha önce ve daha kolay konuşurlar.

    Çevresel Etkiler

    Ailenin sosyal ve ekonomik seviye ve yapısı, eğitim düzeyi veya büyük kardeşlerin olmasının lisan gelişiminde önemli etkisinin olduğu bilinmektedir.

    Gelişim Hızı

    Çocuklarda konuşmanın gelişim hızı, zamanı ve özelliklerinde çeşitli farklılıklar vardır. 2 yaşın sonunda, özellikle erkek çocuklarında, konuşmanın başlamasında gecikme görülebilmektedir. Ancak, bu sonraki lisan gelişiminin gerileyeceği anlamını taşımaz. Bununla birlikte bazen normal olmayan bir başka durumu (tümör veya hormonal hastalıklar gibi) gösterebileceği unutulmamalıdır.

    Çocuğun lisan yeteneği, kısmen çevreden gelen kelime uyarısına, kısmen de tüm işitsel uyarıların beyinde doğru algılamasına bağlıdır.

    Lisan gelişiminin ilerleyişini konuşma organlarının çalışma kapasitesi kadar, görsel ve işitsel dikkat, işitsel hafıza, işitme ve dokunma ile ilgili kontrolün geri bildirim mekanizmaları da etkilemektedir.

    6- KONUŞMA VE DİL BOZUKLUKLARI

    A- Fizyolojik Konuşma Güçlüğü
    Sesin çıkarılmasında meydana gelen hatalar konuşma bozukluğu olduğunu göstermez. Bu durum, lisan gelişiminin normal bir süreci olarak değerlendirilebilir. Beyindeki işitsel algılama ve yorum hataları, konuşma organlarının sesi çıkarma için gerekli hareketleri tamamlayamaması, yapılan hataların nedenlerinden bazılarıdır. Kelimelerin son seslerini söylememe, kelime içindeki seslerin benzerlerini kullanma, seslerin yerini değiştirme, sesleri uzatma ya da kaydırma gibi söyleyiş hataları vardır.

    B- Gecikmiş Konuşma
    Çocuğun beklenen yaşta ve şekilde konuşma-lisan becerilerinde sınırlılık olarak ifade edilebilir. Fiziksel ve zihinsel gelişimdeki genel bir gerileme nedeniyle 3. yaşın sonuna kadar dil gelişiminin olmamasıdır. Bu gerilik çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir.

    Konuşma ve lisan eğitimi.

    Gecikmiş konuşmanın temelinde zihinsel gerilik, sosyal yetersizlikler, duygusal ve fiziksel problemler, algılama problemleri, işitme kayıpları ve güdülenme eksiklikleri vardır.

    Gecikmiş konuşmanın nedenlerini; organik yetersizlikler ve elverişsiz konuşma çevresi olarak ikiye ayırabiliriz. Organik yetersizlikler; beyindeki merkezi sinir sistemi yaralanmaları, virüs enfeksiyonları, hormonal bozukluklar, konuşma organlarındaki yapı bozuklukları, işitme kaybı veya hafıza bozukluklarıdır. Elverişsiz konuşma çevresi ise, güdülenme azlığı, çevrenin sessiz olması, yetersiz öğretme teknikleri, anne ve baba arasındaki sorunlar, çocuğa karşı davranışlarının uygun olmaması, yeni bir kardeşin doğması veya ikiz kardeş durumu gibi problemleri içermektedir.

    Öneriler: Tedavide genel prensip, erken tanı ve eğitimdir. Bu konuda uzman tarafından bireysel eğitim programları ve aile eğitim programları ile uygun terapi teknikleri önerilir. Çocuğun ilk söylediği kelimeler övülmelidir. Onay gördüğünü ve sevildiğini hisseden çocuk kendisini tanımlayabilir ve konuşmasını geliştirebilir.

    Konuşmanın kazanılmasında her çocuk farklı gelişim hızına sahiptir.

    Pek çok şeyin erken yapılmasını beklemek kesinlikle zararlıdır. Eğer çocuk konuşmada gecikme gösteriyorsa, uygun teşhis ve tedavi uzman bir ekip tarafından yapılmalıdır.

    C- Telaffuz Bozuklukları
    Belirli konuşma seslerini telaffuz etmede veya kullanılan dilin kurallarına uygun söylenilmesindeki güçlüklerdir. Bir ya da birkaç sesin çıkarılmasındaki problemler kelimelerin anlaşılmasını etkileyebilir. Telaffuzun, konuşmanın anlaşılmasına katkısı çok fazladır.

    Telaffuz bozukluğu olan çocuklar genellikle konuşmaya geç başlamışlardır ve çok yavaş ilerleme gösterirler. Bu durum, lisanda gelişme geriliği gösteren çocukların tümünde mevcuttur. Bu çocuklar aşırı hareketli, dalgın, dikkatsiz, ilgisiz ve çoğunlukla utangaç görünürler, fiziki ve psikolojik gelişmeleri de geri olabilir. Kısa cümleler halinde gelişmemiş telaffuz ile konuşurlar. Telaffuz bozuklukları orta kulak enfeksiyonu; dudak, diş, dil, burun ve damak gibi konuşma organlarında yetersizlikler; bu şekilde konuşmayı alışkanlık haline getirme; gelişim geriliği ve genetik nedenlerden meydana gelebilir.

    Öneriler: Tedavide öncelikle; damak, dudak, diş ve dilin yapısı veya hareketlerindeki bozukluk varsa tedavi edilir. Telaffuz bozukluğu olan çocukların kulak hastalıkları ve işitme kaybı yönünden de değerlendirilmesi gereklidir. Doğru telaffuz, görme, işitme ve dokunma duyuları kullanılarak öğretilmelidir.

    D- Kekemelik
    Konuşmanın akışında, ritminde veya akıcılığında bir bozukluk olması durumudur. Kekemelikte konuşmadaki ritim bozukluğunun yanında, ayrıca kaslarda aşırı kasılma, yüzde, ellerde ve ayaklarda tikler görülebilir. Konuşmada tekrarlamalar, bloklar, uzatmalar ve eklemeler görülebilir. Nedenlerine yönelik birçok görüş olmasına rağmen, organik ve çevresel etkenler üzerinde durulmaktadır.

    Kekemelikte konuşma tedavisi

    Öneriler: Çocuğun akıcı olmayan konuşmasına dikkati çekmeyin ve eleştirmeyin. Çocuğunuzun konuşma bozukluğuna üzülmeyin, şimdilik onun konuşma şeklinin böyle olduğunu ve her şeyin normal olduğunu kabul edin. Konuşması için cesaretlendirin, geniş arkadaş çevresi olmasını ve sosyal faaliyetlere katılmasını sağlayın. Size bir şey söylemeye çalışırken dikkatinizi ona verin. Ayrıca, bu konuda uzman kişilerden mutlaka yardım alın.

    E- Afazi
    Beyinde meydana gelen hasar sonucu, dil ve konuşmanın bozulması ve anlaşılamamasıdır. Çok farklı şekillerde ve derecelerde afazi tipleri bulunmaktadır. Genel olarak afaziler 3 gruba ayrılır:

    Konuşmanın akıcı olduğu, anlamanın zayıf olduğu duyusal afaziler,
    Konuşma akıcılığının zayıf, anlamanın tam olduğu motor afaziler,
    Konuşma ve anlamanın tamamen bozulduğu total afaziler.


    Afazi'li bireyin konuşma tedavisi.

    Öneriler: Afazinin terapisinde hedef, hastanın hastalık öncesi durumuna dönmesinden çok, mümkün olduğu kadar bağımsız olmasıdır. Afazi terapisinde, en üst seviyede iletişimi sağlamak, lisan eksikliklerini mümkün olduğu kadar düzeltmek ve değişmiş yaşam koşullarını kabullendirmek hedeflenir. Amaç, hastaya mümkün olduğu kadar bağımsız yaşamayı ve erişebileceği en üst seviyede iletişim kurmayı öğretmektir.

    F- Apraksi

    İstemli konuşmanın üretiminde sıralı konuşma hareketlerinin motor planlanmasında oluşan bozukluk sonucu otaya çıkan motor konuşma bozukluğudur. Normal kas tonusu ve koordinasyonuna rağmen, amaca yönelik hareketler yerine getirilemez. Seslerin çıkarılması için gereken kasların pozisyonlanmasında güçlük vardır. Konuşma organlarında amaca yönelik davranışların ortaya konulamamasıdır. Kişi ifade etmek istediği şeyi söylemekte zorlanmaktadır.

    Öneriler: Tedavide üzerinde önemle durulması gereken şey dikkattir. Hastanın dikkatini toplaması için zaman verilmeli ve yardımcı olunmalıdır. Hasta, doğru konuşması için motive edilmeli. Hastayı depresyona ya da kızgınlığa itecek telkinlerden kaçınılmalıdır. Kişiye mümkün olduğunca sabırlı davranılmalı, terapiden göreceği faydalar mutlaka açıklanmalıdır.

    Doğru konuşma modelini oluşturmak için görsel, işitsel ve dokunma gibi duyular kullanılarak uyarılar pekiştirilmelidir. Doğru uyaran çok önemlidir. Karmaşık pek çok uyaran yerine mutlaka doğru ve tek bir uyaran tercih edilmeli daha sonra bu uyaranların sayısı ve çeşitliliği artırılmalıdır. Sık ve doğru tekrar çok önemlidir. Tedavi sırasında öğrenilenler mutlaka günlük yaşamda da uygulanmalı ve kullanılmalıdır.

    G- Dizatri
    Konuşma organlarının hareket ve kontrolünü sağlayan kasların çalışmasında yaşanan sorunlar ve konuşma organlarının birbiriyle koordinasyonunun bozulması nedeni ile ortaya çıkan bir dil ve konuşma bozukluğudur. Sorunun olduğu bölgenin yeri ve kaybın derecesine göre farklı tiplerde sınıflandırılabilir.

    Dizatri konuşma tedavisi.

    Öneriler: Tüm tedavi yaklaşımları hastalığın nedenin belirlenmesiyle başlamalıdır. Bu aşamadan nörologlar sorumludur. Konuşma lisan pataloğu ise, dizartrik konuşma bozukluğunun semptomatik olarak düzeltilmesi konusunda görev yapar. Terapide amaç, konuşmaya yardımcı organların, dil, diş, çene, yüz, ağız, kaslarının birbiri ile koordine olacak şekilde çalıştırılmasını sağlamak, uygun kas egzersizleri yaptırmak ve uygun telaffuz terapisi uygulamaktır. Ayrıca, konuşma organlarındaki kasların uyumlu çalışması içinde, fizik tedavi egzersizleri yapılmalıdır (elektroterapi, direnç egzersizleri gibi).

    H- Yutma Güçlüğü

    Yutma güçlüğü, ağızdan mideye aktif yiyecek ve sıvı girişinde zorluk yaratan durum olarak tanımlanmaktadır. Yutma bozukluklarının nedenleri arasında; serebral palsi, merkezi sinir sistemi hasarları, beyin kanamaları, yaralanmalar, ağız bölgesindeki tümörler, kas hastalıkları, mide ve bağırsak sistemi hastalıkları, solunum bozuklukları, sinir sistemi hasarları, erken doğum, yaşlılık, yapısal anormallikler, genetik bozukluklar, psikolojik yutma ve beslenme bozuklukları sayılabilir.

    Yutma Güçlüğünün Belirtileri

    • Yutma sırasındada öksürme ve tıksırma,

    • Yutmayı başlatmada güçlük,

    • Boğaz içine yemek yapışması,

    • Nedeni bilinmeyen kilo kaybı,

    • Beslenme alışkanlıklarında değişiklik,

    • Sık tekrarlayan zatürre,

    • Konuşma ve seste değişiklik (ıslak ses),

    • Burundan kusma,

    • Boyun yada göğüste yemek yanma hissi,

    • Oral farengeal kusma,

    Öneriler: Yeme veya içme sırasında mutlaka dik pozisyon (yaklaşık 90°) sağlanmalıdır. Besinler küçük parçalar halinde olmalıdır (yarım kaşık ya da bir çay kaşığı gibi.). Beslenme çok yavaş olmalı, aynı saat içinde sadece bir gıda verilmelidir. Yemek yerken konuşmaktan kaçınılmalıdır. Her yemek öğününden sonra kişi mutlaka 90° açıda 30-45 dakika oturmalıdır. Yutma bozukluğu görülen hastalarda bireysel farklılıklar olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle her hasta için güvenlik önlemleri de farklı olacaktır. Yutma bozukluklarının tedavisi uzman bir ekip tarafından yapılmalıdır. Yapılacak uygulamalar uzman ekibin ortak kararı doğrultusunda verilmelidir. Terapi programı, her hasta kendi içinde değerlendirilerek planlanmalıdır.

    I- Salya Problemleri

    Salya çok ciddi bir tıbbi ve sosyal problemdir. Kişinin günlük hayatında pek çok olumsuzluğa yol açmaktadır. Salyanın kişi üzerinde koruma, yutma, beslenme ve konuşma gibi fonksiyonları bulunmaktadır. Salya kontrolünün bozulması bu fonksiyonların kalitesini önemli oranda etkilemektedir.

    Problemin ortaya çıkışı üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası, diş çıkarma, apse gibi nedenlerle olabilir. Nörolojik hastalıklardan kaynaklanan baş kontrolündeki yetersizlikler sonucu da yutma güçlüğü oluşabilir. Kas tonusunun ya da tükürük bezlerinin aşırı uyarılması, dilin normalden büyük olması, çocukluk çağında alınan sara nöbetlerinin tedavisinde kullanılan ilaçlar, güdülenme eksikliği ve zeka geriliği de salya problemlerine neden olabilir..

    Salya problemleri iki şekilde görülür:

    • Salyanın aşırı salgılanması, s alyanın aşırı üretilmesinden kaynaklanan salya problemleridir.

    • Salya kontrolsüzlüğü, s alyanın ağızda kontrolünün zayıflamasından dolayı meydana gelen problemlerdir. 15-18 aya kadar normal çocuklarda da görülebilmektedir. Fakat, 4 yaşın üzerinde görülmesi nörolojik bir sorunun varlığını düşündürmelidir.

    Öneriler: Salya problemleri görüldüğü ve devam ettiği zaman mutlaka bir nörologa başvurulması gerekmektedir.

    7- İŞİTME KAYBINA BAĞLI KONUŞMA BOZUKLUKLARI

    İşitme, konuşma gelişiminde en önemli etkendir. Konuşma bozukluğu, işitme kaybının derecesine göre değişik şekillerde meydana gelir. Bunlar:

    İşitme engelli çocuğun eğitimi.

    Doğuştan veya çok erken dönemde işitme kaybının oluşmasına bağlı olarak ortaya çıkan konuşma bozukluğu,
    Sözel iletişimin öğrenilmesinden sonra işitmenin kaybedilmesi sonucu görülen konuşma bozukluğu,
    Kısmi işitme kaybına bağlı olarak oluşan çocukluk çağından itibaren ortaya çıkan, dil gelişiminde ve artikülasyonun özel yapılarında bozulmaya neden olan bir konuşma bozukluğudur.
    Öneriler: İşitme kaybı nedeniyle hastaneye başvuran kişi bir ekip tarafından değerlendirilmelidir. Bu ekipte KBB doktoru, odyolog, konuşma pataloğu, eğitim odyoloğu, psikiyatrist veya psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, çocuk gelişimci ve sosyal hizmet uzmanı görev almalıdır. İşitme kaybı teşhis edilip, işitme cihazı adaptasyonu yapıldıktan sonra, kişinin tüm gelişim alanları ve lisan gelişimi incelenmeli ve uygun işitme-konuşma eğitim programı başlatılmalıdır.

    8- PSİKOLOJİK KONUŞMA BOZUKLUKLARI

    Psikolojik konuşma bozukluğu, çok yoğun bir duygusal coşkunluğa karşı gösterilen savunma türü tepkidir. Bu tür hastalarda yapısal bir yatkınlık görülmektedir. İnsan hayatında çok önemli, üzücü, kaygılandırıcı olaylar yaşanmaktadır. Bunlardan bazısıyla baş edilebilir, bazısıyla ise baş edilemeyebilir. Psikolojik tepkilerin temelinde içgüdülerin yer aldığı unutulmamalıdır. Psikolojik kökenli konuşma bozuklukları çok farklı şekilde sınıflandırılabilir. En sık karşılanılan psikojenik kökenli konuşma bozukluğu mutizm'dir.

    Mutizm

    Bireyin, yeterli konuşma gelişimi ve bilinç düzeyine rağmen konuşma ile iletişimi reddetmesidir. Ama, konuşmayı anlama normal veya sözlü lisandan çok daha iyidir. Hiç olmayan veya çok az olan sözlü iletişim ile normal veya normale yakın alıcı dil yetenekleri arasındaki büyük fark mutizmin en çarpıcı özelliğidir. Mutizmde ses telleri yoluyla üretilen ses tamamen yok olmaz. Bu kişi iletişimde bulunmak amacıyla isteyerek veya kendiliğinden gürültü yapabilir. Fakat bu konuşma sesi değildir. Mutizm bireyin konuşabilme özelliğine ve yeterli bilinç seviyesinin olmasına rağmen, konuşma iletişimi için isteksizlik halidir. İletişim, tamamen bireyin isteğine bağlı kalmaktadır.

    9- SES BOZUKLUKLARI

    Sesin aşırı ya da yanlış kullanım sonucunda ses ile ilgili patolojiler ortaya çıkmaktadır. Sesin oluşması ile ilgili bozukluklar ses ile ilgili bir ya da daha fazla problem varsa oluşur. Ses bozuklukları ameliyat ya da tıbbi müdahale gerektiren larenksle ilgili bir anormallikten kaynaklanabildiği gibi, larenkste anatomik bir anormalliğin olmadığı durumlarda da var olabilir. Sesi oluşturan mekanizmaların herhangi birinde bir problem olduğu zaman sesin şiddet ve frekansı bozulacaktır.

    Ses bozukluğuna neden olan pek çok hastalık vardır. En sık görülen hastalıklar arasında ses yolunda çeşitli tipte şişlikler, ses tellerinin felç olması, solunum yollarında enfeksiyon, ödem ve midedeki asitli sıvının yemek borusundan gırtlağa kadar gelmesi sayılabilir. Bu patolojiler sesin çok ve hor kullanılmasından olabileceği gibi hiçbir nedene bağlı olmadan da gelişebilir. Sık görülen belirtiler arasında, seste kısıklık, boğazda kuruluk hissi, boğazda yanma, tıkanma, sık öksürme, gün içerisinde seste değişmeler, sayılabilir.

    Öneriler: Yukarda belirtilen semptomlardan birkaçı görüldüğü zaman, en kısa sürede Kulak Burun Boğaz hekimine, ses terapisi içinde dil ve konuşma patoloğuna danışılması
    gerekmektedir. Ses bozukluklarının tedavi prensipleri olarak ses bozukluğuna bağlı olarak medikal tedavi, cerrahi tedavi ve ses terapisi sayılmaktadır.

 

 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Anksiyete bozuklukları, Şizofreni, Diğer Psikozlar hakkında bilgiler...
    By İskender Durgun in forum Otizm, Down Sendromu ve Zihinsel Engellilik
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01-05-2012, 21:33:52
  2. Konuşma, Dil ve Ses Terapisi
    By gülümse_hayata in forum Sağlık Hakkında Genel Bilgiler - Soru / Cevap
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23-01-2011, 23:35:17
  3. Doğuştan Kemik Ve Eklem Bozuklukları
    By Fırtına in forum Çocuk Felci (Polio Sekeli) Kalça Çıkığı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-12-2010, 20:14:58
  4. Çocuklarda konuşma bozukluğunu dikkate alın
    By Fırtına in forum Çocuğum ve Ben
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18-12-2010, 21:16:57
  5. Konuşma bozukluğu: Kekemelik
    By Sağlık Teknikeri in forum Sağlık Hakkında Genel Bilgiler - Soru / Cevap
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19-06-2010, 10:59:06

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
© 2010 - 2014 Engelliler.gen.tr. Her Hakkı Saklıdır. 5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. İçerikle ilgili şikayetlerinizi admin[@]engelliler.gen.tr e-posta adresinine iletiniz.