Ülkemizde okul öncesi eğitim konusunda yapılan çalışmalar ve yürütülen hizmetler yok denecek kadar yetersiz bir düzeydedir. Gerek görme özürlü çocukların gerekse ailelerinin ihtiyaç duyduğu hizmetler sağlanamadığından bu alandaki sorunlar gün geçtikçe ağırlaşmaktadır.

Görme özürlü çocuğu bulunan aileler okul öncesi yaştaki çocuklarının yetiştirilmesi için uygulanması gereken eğitim yöntemlerinin neler olduğunu bilmemektedirler. Örneğin, görme özürlü bir çocuğa yönlerin, şekillerin nasıl anlatılabileceğini, bağımsız hareket becerisinin hangi yaşta ve hangi yöntemlerle kazandırılabileceğini, kendi kendine yemek yeme, yürüme, giyinme, temizlik alışkanlıklarını kazanma gibi konularda neler yapılabileceğini, körler için geliştirilmiş özel araçlardan nasıl faydalanabileceğini ve bu araçları nereden bulabileceğini, karşılaştığı sorunlara çözüm bulmak üzere nereye ve kime başvurabileceğini bilmemektedirler.

Bunun sonucu, okul öncesi yaştaki gören çocukların sahip olduğu bilgi ve becerilere görme özürlü çocukların sahip olması mümkün olamamaktadır. Bu nedenle gerek görme özürlü çocuklara gerekse ailelerine yeterli rehberlik ve danışmanlık hizmetleri sunulmalıdır. Görme özürlü çocuklar için gerekli anaokulları ve anasınıflarının açılması bir an önce gerçekleştirilmelidir. Bu çocuklara eğitim verecek öğretmenlerin yetiştirilmesi ve ihtiyaç duyulan eğitim programlarının hazırlanması gerekmektedir. Körler okullarından birine uzun bir süre önce Anaokulu ismi verilmesine rağmen, henüz bunun gerektirdiği bir uygulama başlatılmamıştır. Yani ortada ne bir anaokulu ne de böyle bir okula devam eden bir çocuk bulunmaktadır.

Görme özürlü bir çocuk okul öncesi yaşta diğer çocukların sahip olduğu bilgi ve becerileri kazandığı takdirde okula başladığında uygulanan okul programlarına daha kolay ve daha çabuk uyum sağlayacaktır. Okula başladığında nasıl yemek yiyeceğini, nasıl giyineceğini, temizlik ve öz bakım ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağını öğrenmemiş olan bir çocuğun ilköğretim ders programlarına uyumu çok zorlaşır.

Öğretmen böyle bir çocuğa ders programlarının gerektirdiği konulara başlamak yerine okul öncesi dönemde öğrenmesi gereken beceri ve alışkanlıkları kazandırmakla uğraşmak zorunda kalır. Bu durum ise görme özürlü çocuğun yetişmesinde önemli bir zaman kaybı demektir. Okul öncesi dönemde görme özürlü çocukların daha iyi yetiştirilmelerini ve ailelerinin daha bilinçli olabilmelerini sağlamak üzere şu çalışmalara öncelik verilmelidir:

1- Görme özürlü bir çocuğun bebeklikten okul çağına kadar olan dönemlerini kapsayan eğitimiyle ilgili aileleri aydınlatıcı broşürler hazırlanmalıdır. Bu broşürler somut ve pratik örnekleri kapsayacak biçimde kolay ve anlaşılır biçimde olmalıdır. Konu hakkında bizzat yaşayarak bilgi ve deneyim sahibi uzmanlarca hazırlanacak olan yazılı materyaller daha gerçekçi ve daha aydınlatıcı olacaktır.

2- Aileleri görme özürlü çocuğun eğitimi konusunda bilgilendirmek amacıyla belli zamanlarda konferans ve seminer çalışmaları yapılmalıdır.

3- Gören çocukların devam ettiği ana okullarındaki öğretmenler görme özürlülerin eğitimi konusunda da yetiştirilmelidir.

4- Normal ana okullarında veya ana sınıflarında gerekli ön koşullar hazırlanarak görme özürlü çocukların da bu okul veya sınıflarda eğitim görebilmesi sağlanmalıdır.

5- Özellikle yaz dönemlerinde gerek görme özürlü çocuklar için gerekse aileleri için körler okulları bünyesinde kısa dönemli beceri kursları ve seminerler düzenlenmelidir. Düzenlenen kurslar braille yazı bağımsız hareket ve çevreye uyum (Oriyantasyon), günlük yaşam becerileri gibi konuları kapsamalıdır.

6- Ailelere karşılaştıkları sorunların çözümünde yardımcı olmak üzere konuyu bilen uzmanların bulunduğu aile danışma büroları oluşturulmalı ve gezici sosyal hizmet uzmanları görevlendirilmelidir.

7- Görme özürlü çocuğu olan ailelerin sorunlarının çözümünü geciktiren diğer önemli hususlardan biri de bu ailelerin kendi aralarında örgütlenmeyi henüz gerçekleştirememiş olmalarıdır. Görme özürlü çocuğu olan ailelerin kendi aralarında örgütlenerek kendi çocuklarının sorunlarına sahip çıkması çözümü hızlandıracak ve kolaylaştıracak önemli bir faktördür.

KÖRLER OKULLARINDA EĞİTİM

Görme özürlülerin büyük çoğunluğunun eğitimi körler okullarında gerçekleştirilmektedir. Bu okullarda yürütülen eğitimin kalitesi görme özürlülerin başarılarını yaşam boyu etkilemektedir. Körler okullarında yürütülen eğitimin 5 temel amacı olmalıdır.

A) Akademik eğitim;

B) Oriyantasyon (çevreye uyum) ve bağımsız hareket eğitimi;

C) Sosyal beceriler kazandırma eğitimi;

D) Günlük yaşam becerileri, yani kişisel idare eğitimi;

E) Mesleki eğitim;

İlköğretim düzeyinde 8 yıllık temel eğitim veren körler okullarındaki çeşitli yetersizlikler sonucu iyi yetişmeyen öğrenciler lise ve üniversite dönemlerinde de bunun olumsuz etkilerini yaşamaktadırlar. Maalesef şu anda körler okullarında uygulanan eğitim sistemi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Bunların başında eğitim programlarının günün koşullarına ve ihtiyaçlarına uygun olmayışı, uygulanması gereken eğitim teknik ve yöntemlerinin bütün eğitimciler tarafından yeteri kadar bilinmemesi, bazı ders araç ve gereçlerinin yetersiz oluşu, yetişmiş personel eksikliği, breyl kabartma yazılı ve sesli materyallerin yetersizliği, bazı ders kitaplarının olmayışı, az gören ve çift özürlü çocukların eğitimiyle ilgili faaliyetlerin yok denecek bir düzeyde oluşu, mesleki eğitim programlarının ihtiyaçların çok gerisinde kalması gibi hususlar sayılabilir.

Körler Okullarında yürütülen eğitim programları içerisinde sanat derslerinin önemli bir yeri vardır. Bu derslerin amacı görme özürlü öğrencilere çeşitli mesleki beceriler kazandırarak onların topluma katkıda bulunan üretici bir insan olarak yetişmelerini sağlamaktır. Ancak bu derslerin hiç birine ait henüz herhangi bir eğitim programı bulunmamaktadır. Körler Okullarında çeşitli müzik dalları ve çeşitli elişleriyle ilgili sanat dersleri uygulanmaktadır.

Ancak bu derslerin uygulanışında karşılaşılan en önemli sorunlardan biri de yetişmiş kadrolu öğretmen bulma sorunudur. Bu güne kadar sanat dersleri sık sık değişen geçici ücretli öğretmenler tarafından yürütülmektedir. Bu durum ise sanat derslerinden beklenen verimin alınabilmesini büyük ölçüde engellemektedir. Sanat dersleri için ihtiyaç duyulan malzemelerin temininde de büyük yetersizliklerle karşılaşıldığından zaman zaman eğitim sürdürülmesi kesintiye uğramaktadır.

İhtiyaç duyulan araç-gereçler yeterli sayıda ve kalitede sağlanamadığı için eğitimden beklenen verim giderek düşmektedir. Örneğin; Çeşitli müzik dallarına ait sanat derslerinde kullanılan müzik aletleri yıllardan beri sayı ve kalite bakımından tamamen yetersiz düzeyde kalmıştır. Büyük güçlüklerle temin edilmiş olan müzik aletlerinin bir çoğu da ancak bazı öğretmenlerin özel çabasıyla bağış şeklinde bulunabilmiş aletlerdir. Oysa müzisyenlik mesleği görme özürlülerin en çok başarılı olduğu bir meslek dalıdır. Bu sayede kendi geçimlerini sağlayan çok sayıda görme özürlü müzisyen bulunmaktadır.

Bu nedenle körler okullarının üst düzeyde görme özürlü müzisyenlerin yetişmesini sağlayacak program ve uygulamaların gerçekleştirilebileceği koşullara sahip olması gerekmektedir. Bu koşulların başında körler okulları için mesleğinde başarılı ve görme özürlülerle ilgili müzik eğitimini bilen öğretmenlerin görevlendirilmesi gerekli müzik eğitimi programlarının uygulanması ve ihtiyaca uygun sayıda ve kalitede müzik aletlerinin sağlanması gelmektedir.

Diğer taraftan müzik eğitimi dışında uygulanmakta olan el işleriyle ilgili sanat derslerinde de yaşanan sorunlar bundan çok farklı değildir. Sanat derslerinde kullanılan araç-gereç ve eğitim materyallerinin yetersizliği nedeniyle bu derslerde bir grup öğrenci çalışırken diğer grup boş oturmaktadır. Ayrıca değişen yeni koşulları ve ihtiyaçlar dikkate alınarak görme özürlü öğrenciler için hangi mesleki eğitim dallarının daha yararlı olabileceğine ilişkin yeni bir inceleme ve araştırma ihtiyacı da bulunmaktadır. Körler okullarında şu anda uygulanmakta olan sanat dalları uzun yıllar önce o günün koşullarına, düşünce tarzına, ve ihtiyaçlarına göre tespit edilmiş konuları kapsamaktadır.

ÖNERİLER

1- Körler okullarında hangi sanat dallarının uygulanacağı ve bu dallarla ilgili eğitimin ne kadar süreyi kapsayacağı yeniden gözden geçirilmelidir.

2- Uygulanan her mesleki eğitim dalının özelliklerine uygun ayrı ayrı eğitim programları ve yazılı eğitim materyalleri hazırlanmalı ve gerekli bütün araç-gereçler temin edilmelidir.

3- Görme özürlülerin yaşamlarında yararlı olabilecek kısa ve uzun süreli mesleki beceri kursları düzenlenmelidir. Bu kurslar bir aydan bir ders yılına kadar değişen süreleri kapsayabilir. Mesleki beceri kurslarının düzenlenmesi sırasında hiç görmeyen ve az gören öğrencilerin durumlarına uygun seçimler yapılmalıdır. Örneğin, verilecek bu kurslar arasında bilgisayar operatörlüğü, büro hizmetleri, telefonculuk ve danışma hizmetleri, braille yazı eğitimi, braille matbaacılık, çeşitli örgü elişleri, montaj işleri, ağaç işleri, bahçecilik, anahtarcılık, bağımsız hareket (baston kullanma), çok sesli koro çalışmaları, masaj, film banyosu, piyano akortçuluğu, çeşitli tamir işleri, büro memurluğu, kilim dokumacılığı, tat bakıcılığı, şemsiye tamir ve montajcılığı, deri eşya montajcılığı, sandalye montajcılığı, ağaç mobilya cilacısı, bobinaj işçiliği, cam kenarı perdahlayıcısı, karton ve mukavva kutu yapımcılığı, naylon torba ve zarf imalatı, telsiz operatörlüğü, radyo televizyon ve diskolarda diskjokeylik ve sunuculuk, anons ve müracaat memurluğu, daktilo yazıcılığı, telefon abone ve hat kontrolcüsü, sözlü ve yazılı tercümanlık gibi konular sayılabilir.

4- Her sanat dalıyla ilgili yetişmiş kadrolu branş öğretmenleri atanmalıdır.

5- Görme özürlü öğrencilere iyi bir düzeyde mesleki eğitim vermek ve bu alanlarda daha kolay iş bulabilmelerini sağlamak amacıyla lise düzeyinde gerçek anlamda bir sanat okulu açılmalıdır.

6- Mesleki eğitim programları ve uygulamaları yönünden bütün körler okulları arasında standart bir bütünlük ve iş birliği gerçekleştirilmelidir.