SHÇEK’e bağlı yurtlardan koparılan korunmaya muhtaç çocuklar, devlet eliyle ‘Sevgi Evleri’ne yönlendiriliyor.

Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’na (SHÇEK) bağlı yurtlar birer birer kapatılıp mahalle aralarında kurulan ‘Sevgi Evleri’ ve ‘Çocuk Evleri’ne dönüşüyor.

SHÇEK, bünyesindeki çocukların sosyal gelişimlerini sağlamak ve aile ortamı yansıtmasına imkân sağlamak amacıyla 2006’dan itibaren hayata geçirilen ‘Sevgi Evleri’ ve ‘Çocuk Evleri’nde çocuklara büyük oranda dini bilgi aşılandığı belirtiliyor.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı ve SHÇEK’lerde çalışanların örgütlendiği Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) verdiği bilgilere göre bu evler hızla ‘Işık Evleri’ne dönüşüyor. Buralarda çalışanlar; daha çok kılık kıyafet nedeniyle işten atılan daha sonra afla geri dönenlerden oluşuyor.

Engelliler alınmıyor;

Türkiye genelinde şu anda ‘Sevgi Evleri’ ve ‘Çocuk Evleri’nin sayısı yaklaşık 450’yi bulurken burada kalan çocukların sayısı ise 4 bine yaklaştı. 2014 sonuna kadar bütün yurt ve yuvaların evlere taşınması hedefleniyor. 6-8 kişinin bir arada yaşadığı evlere çocuklar yaş ve cinsiyetleri dikkate alınarak yerleştiriliyor.

Şehir içerisinde mahalle aralarında herhangi bir mahallede veya bir sokakta tutulan kiralanan evlerde vardiya halinde üç bakım elemanı görev yapıyor. Bu evlere uyum problemi çeken, zihinsel ya da engelli çocukların alınmaması ise dikkat çekiyor.

SHÇEK lağvedildi;

Geçen 8 Haziran’da Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kurulmasıyla SHÇEK’in de kapısına kilit vuruldu. Kapatılan SHÇEK yerine Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, bakanlığın hizmet birimi olarak kuruldu. SHÇEK’in merkez teşkilatı tasfiye edilirken taşra teşkilatı il özel idarelerine bağlandı.

SES’ten yapılan açıklamada “Her şeyin özelleştiği ve satılığa çıkarıldığı bu ülkede korunmaya muhtaç çocukların da ‘pazarlanması’ çok da şaşırtıcı değil. Ticari amaçla kurulmuş bu yuvaların kimler tarafından ve nasıl denetleneceği de meçhul. SHÇEK bugün kendisine ait 300 kuruluşu yeterince denetlemeyen kurumken açılacak yüzlerce kuruluşu nasıl denetleyecek” denildi.

Şirketlerin ve vakıfların insafına bırakılıyor;

Türkiye’de kanun koyucu 2828 sayılı yasada korunmaya muhtaç çocukların bakımının sadece devlet eliyle yürütülmesini emredici hüküm olarak yasaya koymuştu. Bu amaçla Aziz Nesin Vakfı aleyhine yasaya aykırı davranışları nedeni ile dava açılmış bu dava yıllarca sürmüştü. Ancak yeni yasal düzenlemelerle bu hüküm ortadan kaldırılarak dernekler, vakıflar hatta şirketler eliyle korunmaya muhtaç çocukların bakımına olanak tanındı. Devlet koruma altına aldığı çocukları bu vakıfların, derneklerin veya şirketlerin özel yuvasında veya yurdunda baktıracak bakım parasını da bütçeden ödeyecek.

Çocuklarıyla görüşemiyorlar;

SHÇEK’e bağlı yurtlarda gönüllü aile olarak çalışanlardan biri çocukların ‘Sevgi Evleri’ne götürülmesi ile ilgili yaşadığı deneyimi ise şöyle anlattı;

“Benim baktığım 2 çocuk vardı. Her hafta alıp eve getiriyordum. Bir gün yurda gittiğimde çocuklardan biri yoktu. Bize hiç haber verilmeden çocuğu ‘Sevgi Evine’ götürmüşlerdi. Bu çocuklar için ikinci bir tramva oldu. Sonra ‘Sevgi Evi’ndeki yetkili kişileri aradım. O çocukları görmeye, almaya devam edecek miyim dedim. Tamam ayarlayacağız dediler. Ama üzerinden aylar geçti ve hiç aramadılar. Aileler geldiğinde bile kendi çocuklarıyla ‘Sevgi Evleri’nde görüştürülmüyorlar. Aylar sonra ben zorladıktan sonra gidip gördüm. Ama çocukların lügatları kaymış. İnşallah, maşallah, allah kısmet ederse artık böyle konuşmaya başlamışlar. İl Özel İdaresi’nin ‘Sevgi Evi’ diye yaptığı bazı binaların da Şevkat Vakfı’na verildiğini biliyorum.”