Engelliler.gen.tr Platformu Sitesine Hoşgeldiniz.
Toplam 7 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 7 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree8Likes
  • 1 Post By Mehmet Yalçın
  • 1 Post By gülümse_hayata
  • 1 Post By gülümse_hayata
  • 1 Post By gülümse_hayata
  • 1 Post By gülümse_hayata
  • 1 Post By gülümse_hayata
  • 2 Post By gülümse_hayata

Konu: Kemik erimesi (Osteoporoz) belirti ve tedavisi

  1. #1
    Editör

    Üyelik tarihi
    May 2010
    Bulunduğu yer
    Kırşehir
    Mesajlar
    4,974

    Kemik erimesi (Osteoporoz) belirti ve tedavisi

    Sponsor Bağlantılar


    Kemik erimesi (Osteoporoz)

    Kemik erimesi, kemik kalitesinin yani kemik içindeki yoğunluğun düşmesidir. Kemik dansitesinin düşmesi sonucu kırıklar oluşabilir. Kemik zaman geçtikçe daha kolay kırılır hale gelecektir. En çok menopozdaki kadınlarda kemik erimesi görülür.
    Kemik erimesi hastalarına Tavsiyeler:
    Egzersiz, kalciyum, d vitamini, bifosfonatlar denge terapileri hastalara iyi gelecektir daha anlşılır dille bol süt ve süt ürünleri tüketmek ve spor yapmak dayanaklılığı arttıracaktır.
    Kemik erimesinin belirtileri nelerdir?
    En önemli belirtisi kemik kırılmalarıdır.
    Sırt kamburlaşması, boyun kısalması,
    omuz şeklinin değişmesi,
    vertebral çökme ( "çökme kırığı") belirtileri,
    sırt ağrısı, genellikle radiculopathic ağrısı ile (ağrı sinir kökü sıkıştırma nedeniyle çekim) ve omurilik sıkıştırma veya kauda equina sendromu denilen sendrom görülebilir. Vertebra kaynaklı bir kambur duruş, yükseklik kaybına neden olur ve hareketliliği azaltır ve kronik ağrıya sebep olur
    Uzun kemik kırıklarında cerrahi müdahale gerekebilir, ciddi riskler oluşabilir derin ven trombozu ve pulmoner emboli gii bir durum kalça kırığı ile ilişkili olursa ölüm risk ortaya çıkabilir

    Kemik Erimesinin tedavisi

    Erken teşhislerde ve süreğen tedavilerde %25’lere varan oranlarda kırıkların önüne geçilir kemik yoğunluğunun düşmesi azaltılıp kemik dansitisesi arttırılır
    • Kemik anabolik maddeleri Sodyum florür, Kalsiyum tuzları, Teriparatide
    • bifosfonat ilaçların kadınlarda ilk basamak tedavi uygulanır. (riskli durumlarda)
    • D vitamini desteği Kalsiyum desteği sürekli alınmalıdır.
    • Barbitüratlar, fenitoin ve diğer bazı enzim-inducing antiepileptikler
    • L-Tiroksin alınabilir
    • Proton pompa inhibitörleri de zaman zaman kullanılmaktadır.
    • Thiazolidinediones özellikle şeker hastaları için verilmektedir.
    • Kronik lityum tedavisi osteoporoz ile ilişkili bulunmuştur

    Kemik Erimesi Osteoporosis hastalarına tavsiyeler:

    Yeni bir yaşam tarzı oluşturmalı.
    Bol bol Kalsiyum içerikli yiyecekler almalı
    İçki sigara ve stresten uzak durmalı.
    Bol Bol D vitamini alınmalıdır

    UYARI: Bu makaledeki bilgilerde eksik ya da yanlış olabilir doktorunuza danışmadan uygulamayınız.

    simurg19 likes this.

  2. #2
    Editör

    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    149

    kemik erimesi (osteoporoz) nasıl korunuruz



    Prof. Dr. Turgut Göksoy, fazla tuz ve kahve tüketiminin kemik erimesine neden olduğuna dikkat çekerek, hareketsiz yaşamın da kemiklerin üzerinde kalsiyum birikmesini engellediğini söyledi.

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turgut Göksoy, Habertürk ekranlarında yayınlanan Habertürk Gündem Sağlık programına katılarak kemik erimesi (osteoporoz) hastalığı hakkında bilgiler verdi.

    Düşük testosteron hormonunun, vücutta hormon azalmasının veya aşırı alkol ve sigara kullanılmasının erkeklerdeki osteoporozun temel nedeni olduğuna dikkat çeken Göksoy, kadınlarda bunun biraz daha değişken olduğunu söyledi. Kuşkusuz kadınlarda da alkolün fazla tüketilmesinin, sigara kullanılmasının önemli risklerden olduğuna işaret eden Göksoy, "Ama kadınlar ve erkeklerde, hemen herkeste bir takım yaşam faktörlerinde değişiklik yapıldığı takdirde kemik erimesinin engellenmesi söz konusu olabilir" dedi.

    Bunların, öncelikle ne yapılırsa yapılsın değişmeyen bir genetik kodları olduğunu belirten Göksoy, "Bu kodlarda ileride bir kemiğin kırılganlığının çok daha hızlanacağının işaretleri vardır. Bunları değiştiremeyiz ama günlük yaşam alışkanlıklarımızda bazı değişiklikler yaparak ileride osteoporozun meydana getireceği hasarlardan korunabiliriz" diye konuştu.

    "Bunları belli gruplara ayırırsak, başında beslenme var" diyen Göksoy şöyle devam etti:

    "Beslenmede özellikle kemik dostu olan besinler vardır. Bunlar yüksek kalsiyum içeren besinlerdir ki, süt ve süt ürünleri birinci sırada yer alır. Süt içemiyorsanız yoğurt ve dondurmada olur. Ama süt ürünlerinden hiç hoşlanmayanlar için de kalsiyum içeren gıdayı alması mümkündür. Onlar içerisinde, yeşil sebzeler, karnabahar, soyafasülyesi gibi baklagillerin belli ölçüde tüketilmesi, ıspanak var. Bunların hepsinin kalsiyum içeriği fazladır.

    Öte yandan küçük kılçıklı balıklar veya somon balığı gibi balıklarda hem vitamin D3 içeriği hem fosfor içermesi hem de kalsiyum yüksek düzeyde ihtiva etmeleri nedeniyle oldukça bize yararlı sonuçlar verebilir."

    NELERDEN KAÇINILMALI?

    Bunların alınması gereken gıdalar odluğunu ifade eden Göksoy, bir de alınmaması gereken gıdalar odluğunu söyledi. Bunlar içerisinde tuz ve tuz içeren gıdalar olduğuna işaret eden Göksoy, "Tuz bağırsaklardan kalsiyum emilimini bloke eder. Bu nedenle tuz alan kişilerin eğer normal beslenmeleri bile olsa, kalsiyum ihtiva eden gıdaları yeseler dahi, tuzu fazla tükettiklerinden dolayı bunlar kana karışamazlar kemiklere gidip yerleşemezler. Dolayısıyla tuzu hayatımızdan mümkün olduğu kadar azaltmamız gerekiyor. Kahvede tuz gibi vücut için zararlı" şeklinde konuştu.

    Kemiklerin uygun bir tedavi ile kesinlikle direnebileceğini belirten Göksoy, "Birebir eski haline dönmese dahi bir önceki durumdan daha iyi hale gelebilir" dedi.

    Tedavide olayın sadece ilaç ugulamasından ibaret olmadığına dikkat çeken Göksoy, "İlaçlar kadar etkili olan çok basit önemler birincisi beslenmeydi, ikincisi günlük yaşamımızda daha önce yaptığımız yanlışlıklar varsa bunları düzelteceğiz. Bunlardan bir tanesi hareketsizlik. Hareketsiz yaşam kemiklerin üzerinde kalsiyum birikmesini engelliyor" uyarısında bulundu.


    BEYAZ GAZETE
    simurg19 likes this.

  3. #3
    Editör

    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    149

    Kadınların Peşini Bırakmayan Bir Hastalık: Osteoropoz



    Östrojen eksikliğine bağlı olarak menopoza girmiş kadınlarda kalp krizi geçirme riskinin 5 kat daha fazla arttığı bilinmektedir.

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Yasemin Bradley, kadınların en büyük sorunlarının başında gelen menopoz döneminde ortaya çıkan kemik erimesinden (Osteoropoz) kurtulmak için kalsiyum oranı yüksek su içilmesini önerdi.

    GÜÇLÜ kemiklere sahip olmak için 35 yaşından sonra günde 1000 mg. kalsiyum alınması gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Yasemin Bradley, bu ihtiyacın süt, balık, koyu Yapraklı sebzelerin yanı sıra kalsiyum oranı yüksek sulardan da alınabileceğini belirtti. Kalsiyumdan zengin doğal mineralli su içmenin, günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamada yardımcı olduğunu söyleyen Dr. Bradley, " Üstelik suyun kalorisi de yok!" dedi.

    Kalsiyum ihtiyacının arttığı dönemleri, ergenlik, hamilelik ve menopoz olarak sıralayan Dr. Bradley, bu dönemi yaşayan kişilerin kalsiyum oranı yüksek su içmeye daha çok özen göstermesini de istedi. Kadınların en sorunlu ancak en doğal dönemini menopoz olarak niteleyen Dr. Bradley, şu bilgileri verdi:
    Kemik erimesinin en yoğun olarak hissedildiği menopoz döneminde bir yandan ateş basmaları, öte yandan uyku bozuklukları ortaya çıkabilir. Östrojen eksikliğine bağlı idrar yapmakta zorlanma, yanma, kaşıntı, cinsel isteksizlik, disparaniya denilen cinsel ilişkilerde zorlanma ve ağrı görülmektedir.

    Östrojen eksikliğine bağlı olarak menopoza girmiş kadınlarda kalp krizi geçirme riskinin 5 kat daha fazla arttığı bilinmektedir. Bu durumun östrojen eksikliğine bağlı kolesterol, lipo proteinler, düşük ve yüksek dansiteli lipo proteinlerin dengesinin bozulmasına bağlanmaktadır. Bir kadının ortalama menopoza girme yaşı 49.3 ±5 olarak kabul edilmektedir. Türkiye'de ortalama menopoz yaşı 47, ABD'de 51'dir. Menopozun sonucunda ortaya çıkan osteoporoz ise hastayı artan kırık riskine maruz bırakacak düzeyde kemik kütlesinde azalma ve kemik mikro yapısında bozulmayla ortaya çıkan bir iskelet bozukluğudur. Kemik gücü, kemik yoğunluğu ve kemik kalitesinin bileşimini yansıtır. Osteoporoz halk arasında kemik erimesi olarak bilinir.

    Osteoporozdan korunma..
    Osteoporozdan korunmak için yapılması gerekenlerden bazıları şunlardır:
    Düzenli beslenin; özellikle kalsiyumdan zengin gıdalar alın. Özellikle kalsiyum oranı yüksek su tüketin. Piyasada kalsiyum ve pH oranı yüksek doğal mineralli sulara ulaşmanız mümkün.
    Güneş ışığından yeterince faydalanın
    Sigara içmekten kaçının
    Alkol ve kahve tüketiminizi azaltın
    Egzersiz yapın, aktif yaşamaya çalışın
    Osteoporozun önlenebilir bir hastalık olduğunu unutmayın

    Osteoporoz kimlerde görülür?
    Osteoporoz, kadınlarda erkeklerden dört kat fazla oranda görülmektedir. 20-25 yaşlarına kadar kemikler, gıdalarla alınan kalsiyumu depolarlar. 30'lu yaşlarda kemikler en yüksek kütleye ulaşırlar. 40'lı yaşlardan sonra ise kemik kütlesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Kadınlarda özellikle menopozdan sonra kemik kaybı artar. 65 yaş üzerinde osteoporoz kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda görülmektedir.
    Risk faktörleri;
    1) Kadın olmak
    2) Menopozda olmak
    3) 45 yaşın altında doğal ya da cerrahi menopoz
    4) 50 yaş üzerinde olmak (ileri yaş)
    5) Ailede osteoporozlu kişinin olması
    6) Kısa boylu- ince yapılı olmak
    7) Beyaz tenli- açık renk gözlü olmak
    8) Kadınlarda estrojen, erkeklerde testosteron adlı cinsiyet hormonlarının düzeylerinin düşük olması
    9) Düşük kalsiyumlu beslenme
    10) D vitamini azlığı
    11) Yetersiz fiziksel aktivite ve egzersiz
    12) Uzun süre yatağa bağımlı kalmak
    13)Kemik yıkımını hızlandıran ilaçların kullanımı (kortizon, tiroid, epilepsi ilaçları, heparin, lityum gibi)
    14) Sigara alışkanlığı, alkolün ya da kafeinli kahvenin fazla tüketilmesi
    15) Bazı hastalıklar (iltihaplı eklem hastalıkları, astım, hormonal hastalıklar gibi)
    simurg19 likes this.

  4. #4
    Editör

    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    149

    Ölüme bile neden olabiliyor



    Kemik kırıklarına, sakatlıklara, hatta ölümlere yol açabilen kemik erimesi (osteoporoz) hastalığı, 50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde görülüyor


    Türkiye'de yaklaşık 8 milyon osteoporoz hastası bulunduğunu belirten uzmanlar, her 5 erkekten birinde de osteoporoz göründüğünü belirtiyor.

    Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Osteoporoz ile Yaşam Derneği Başkanı Prof. Dr. Fatma Atalay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında ''kemik erimesi'' olarak bilinen osteoporoz hastalığının, osteoporozun kemiklerde zayıflama, kemik yapısında bozulma ve buna bağlı olarak kemik kırılabilirliğinde meydana gelen artış ile karakterize olan bir iskelet hastalığı olduğunu söyledi.

    Osteoporozun, kişilerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilediğini, sakatlık, hatta ölümlere yol açabildiğini belirten Atalay, hastalığın 50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde görüldüğünü söyledi.

    Atalay, hastalığın erkeklerde ve hatta çocuklarda da ortaya çıkabildiğini ifade ederek, tedavisi uzun zaman alan, tedavi maliyeti oldukça yüksek olan ve toplumda yaygın olarak görülen hastalığın bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edildiğini dile getirdi.

    Türkiye'de yaklaşık 8 milyon kemik erimesi hastasının bulunduğunu belirten Atalay, ''Türkiye'de her 3 kadından ve her 5 erkekten 1'i osteoporoz hastasıdır'' dedi.

    Atalay, osteoporozun kalp ve damar hastalıklarından ve kanserden sonra en çok bilinen ölüm nedeni olduğunu ifade ederek, bunun özellikle ileri yaşlarda sık rastlanan bir hastalık ve sessiz ilerleyen sinsi bir sağlık problemi olduğunu kaydetti.

    ''50 yaşın üstünde her sekiz kişiden birinde osteoporoza bağlı omurga kırığı gelişmekte olup, bu oran yaş ile artmaktadır. 70'li yaşlardan sonra her üç kadından birinde kalça kırığı meydana gelmektedir'' diyen Atalay, osteoporozun önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkati çekti.

    Atalay, toplumun çocukluk çağı, hatta doğumdan itibaren bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

    Sağlıklı bir kemik yapısına sahip olabilmek için kemik gelişimi sırasında özellikle kalsiyumdan yeterli beslenilmesi, güneş ışınlarından faydalanılması ve fiziksel aktiviteye özen gösterilmesi gerektiğini anlatan Atalay, sigara, aşırı kahve ve alkol tüketiminin ciddi bir risk faktörü olduğunu vurguladı.

    30'LU YAŞLAR KRİTİK
    Atalay, insanlarda kemik yapısının yaşam boyu devam eden yıkım ve yapım süreçleri ile uyumlu bir denge içinde canlılığını koruduğunu dile getirdi.

    Kemik gelişiminin doğumdan önce anne karnında başladığını ve 25-30'lu yaşlarda kemik gelişiminin en son noktasına ulaştığını belirten Atalay, ''Beslenmesi yeterli olan, yeterli egzersizi yapabilen, puberte dönemini sağlıklı geçirenlerde kemik yapımı ve yıkımı dengededir. Fakat kişide, genetik yapı, yaşlanma ve beslenme bozuklukları, alkol, sigara kullanımı gibi kemik metabolizmasını etkileyen hastalıkların bulunması osteoporoz riskini artırır'' diye konuştu.

    Atalay, osteoporoza yakalanan kişilerde yaşanan sıkıntılar ile ilgili olarak, şunları kaydetti:

    ''Tüm kırıkların yüzde 15-20'sini oluşturan kalça kırıkları, komplikasyonların ortaya çıkması sonucu iş gücü kaybı ve yüksek tedavi maliyeti nedeniyle çok önemli bir problemdir. Kalça kırığı sonrası ilk bir yıl içinde hastaların yüzde 20'si kaybedilmekte, yaşayanların yüzde 25'i bakıma gereksinim duymakta ve yüzde 50'sinde ise yaşam kalitesinde önemli ölçüde düşüklükler olmaktadır.

    Omurga kırıkları sonrasında sırt ve bel ağrıları boy kısalması ve deformitelere neden olarak özellikle yaşlılık döneminde sorunlara yol açar. Diğer bölge kırıkları da benzer şekilde yaşam kalitesini düşürecek şekilde etkilidir.''

    Osteoporozun gelişimde kemik mineral yoğunluğunun düşük olmasının osteoporotik kırık oluşması açısından çok önemli olduğuna işaret eden Atalay, mineral yoğunluğunun düşük olmasını sağlayan risk faktörlerinin bir kısmı değiştirilebilen ve diğer bir kısmı da değiştirilemeyen faktörler olduğunu söyledi.

    Atalay, diğer risk faktörlerini şöyle sıraladı:

    ''Ailede osteoporoza ait kırık öyküsü olması, ince yapılı olmak, yaşlanma, hormonal durum, östrojen yetersizliği, erken menopoza girmek, menopoz sonrası dönemde olmak, erkeklerde testesteron yetersizliği, beslenmede düşük kalsiyum ve D vitamini alımı, aşırı protein, tuz,gazlı içecek tüketimi, D vitamini sentezi için gereken güneş ışınlarından yararlanamama, hareketsiz yaşam biçimi, sigara ve alkol kullanımı, fazla kahve tüketimi, bazı romatizmal hastalıklar, kronik barsak hastalıkları, şeker hastalığı, tiroit ile ilgili bazı hastalıklar, kortizon, heparin gibi ilaçların uzun süre kullanımı.''

    Kırıkları önlemek için özellikle yaşlı hastaların düşmemesine özen gösterilmesi gerektiğini belirten Atalay, muayenelerinin yaptırılması, evde ve dışarıda çevresel düzenlemelerin en uygun şekilde hazırlanması, denge ve kuvvetlendirmeye yönelik egzersizlerin yaptırılması gerektiğini söyledi.

    ÜCRETSİZ SÜT DAĞILIMI
    Dernek olarak, 20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü dolayısıyla toplumda farkındalığı artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştireceklerini anlatan Atalay, bu yıl Türkiye Osteoporoz Derneği ile birlikte Ankara'da 15 Ekim'de CEPA AVM'de kurulan stanta osteoporoz konusunda bilgiler ve danışmanlık hizmeti verdiklerini, broşür dağıttıklarını ve ücretsiz süt dağıtımı yaptıklarını belirtti.

    Atalay, yarın Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Konferans Salonu'nda fakülte öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin katılacağı bir eğitim toplantısı düzenleneceklerini söyledi.

    AA
    simurg19 likes this.

  5. #5
    Editör

    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    149

    Bu soruları iyi yanıtlayın!



    Kemiklerle ilgili risk faktörünüzü öğrenin!


    HABERTURK.COM SAĞLIK HABERLERİ SERVİSİ

    Araştırmalar, 50 yaş üzerindeki her üç kadından ve her beş erkekten birinin, hayatının bir döneminde kırık kemik vakasıyla karşılaşabileceğini gösterirken, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı risk grubundaki erkeklere de rutin osteoporoz (kemik erimesi) taraması öneriyor.

    Ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte günümüzde en sık rastlanan hastalıklardan biri haline gelen osteoporoz için uzmanlar, 65 yaş ve üzerindeki tüm kadınların osteoporoz taraması yaptırmaları gerektiğini söylerken, Prof. Dr. Semih Akı, 65 yaşın üzerindeki erkeklerin de rutin osteoporoz taraması yaptırmalarını öneriyor.

    Araştırmaların 50 yaş üzerindeki her üç kadından ve her beş erkekten birinin, kemik kırılması vakasıyla karşılaşabileceğini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Semih Akı, en iyi tedavinin korunma yani yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, düzensiz egzersiz yapmak ve osteoporoza neden olan risk faktörlerinden uzak durmak olduğunu belirtiyor. Dr. Akı, 65 yaşın üstündeki tüm kadınların osteoporoz taramasından geçmesi gerektiğini, 65 yaşının altında olmasına rağmen osteoporoz risk faktörlerine sahip veya yakın zamanda kemik kırığı yaşamış olan menopoz sonrası kadınların da tarama yaptırması gerektiğinin altını çiziyor.

    Erkeklerde ise osteoporoz taramasının ne zaman yapılacağı konusunda resmi bir bilgi bulunmadığını ancak Amerikan Tıp Birliği Dergisi’nde (Journal of the American Medical Association) yayınlanan yeni bir çalışmaya göre osteoporozun rutin test ve tedavisinin, belirli risk grubundaki erkekler için de gerektiğini belirten Prof. Dr. Semih Akı, konuyla ilgili şu bilgileri veriyor: “Yapılan araştırmalar sonucunda, erken dönemde kırık vakası yaşamış olan 65 yaşın üzerindeki erkeklerde rutin kemik mineral yoğunluğu testinin yapılması gerektiği ortaya çıktı. 80 yaşının üzerindeki erkeklerin ise kırık hikâyesi göz önüne alınmaksızın rutin teste alınmalarının gerekli olduğunu belirlendi.”

    Testi cevaplayın, osteoporoz riskinizi öğrenin
    Prof. Dr. Akı, aşağıdaki testi yaparak risk faktörünüzü öğrenmenizi öneriyor.


    1.Aile bireylerinizden birinde hafif bir çarpma veya düşme sonrası kalça kırığı meydana geldi mi?
    2.Herhangi bir kemiğinizde hafif bir çarpma veya düşme sonrası kırık oluştu mu?
    3.Üç aydan daha uzun süre kortizon kullandınız mı?
    4.Üç santimetreden daha fazla boy kaybınız oldu mu?
    5.Düzenli olarak aşırı alkol alıyor musunuz?
    6.Günde 20’den fazla sigara içiyor musunuz?
    7.Sık sık ishal oluyor musunuz?
    Kadınlar için:
    8.Menopoza 45 yaşından önce mi girdiniz?
    9.Bir yıl veya daha uzun süredir adet görmüyor musunuz?
    Erkekler için:
    10.İmpotans-ereksiyon güçlüğü, libido, cinsel istek azlığı veya düşük testosteron seviyesiyle ilişkili olabilecek herhangi bir başka belirtiden şikayetçi misiniz?
    Bu sorulardan herhangi birine "evet" yanıtı verdiyseniz, osteoporoz riskiniz olabilir. İleri testler gerekip gerekmediğini öğrenmek için bir hekime başvurmanızı öneririz.
    simurg19 likes this.

  6. #6
    Editör

    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    149

    Osteoporozu doğru tanıyalım



    Kalsiyumlu gıdalar tüketmek Osteoporozu (Kemik Erimesi) engellemek için yeterli olmuyor. Özellikle halk arasında sadece süt ve süt ürünlerinin aşırı tüketilmesiyle Osteoporozun ilerlemesinin engellendiği gibi yanlış bilgiler yaygın.

    Osteoporozdan korunmak için yapılması gerekenler ve halk arasında konuyla ilgili bilinen yanlış bilgiler hakkında bilgi veren Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Evren Kul Panza “ Osteoporoz yani halk arasındaki değimiyle ‘Kemik Erimesi’, kendini sırt ağrısı, kramplar, ileri yaşta kamburluk, boyda kısalma ve bazen ilerleyen yıllarda kalça kırığı riskinde artışla gösteren, sıklıkla bayanlarda olmakla birlikte 70 yaşından sonra erkeklerde de görülen bir hastalıktır.

    Osteoporoz tedavisinde kullanılan ilaçlar, doktor gözetiminde aylarca, bazen yıllarca kullandırılırlar. Bu ilaçlardan Kalsiyum tabletleri en yaygın kullanılanlardandır. Bazen hastalar, ‘Ben zaten sütü, peyniri çok tüketiyorum, Kalsiyumu ilaç olarak almama gerek yok’ gibi bir inanış içinde olabilirler ki bu son derece yanlıştır. Çünkü önerilen Kalsiyum tabletlerinin içindeki Kalsiyum miktarı ve emilimi vücut için gereken yüksek orandadır, halbuki bu sadece yiyeceklerle telafi edeceğimizi düşünsek, hergün litrelerce süt içip, kilolarca peynir, yoğurt vb. tüketmemiz gerekir ki bu da mümkün değildir. Bu nedenle gerektiğinde bunu düzenli Kalsiyum hapları olarak almalıyız. Diğer bir hasta grubu da, gene yanlış bir inanışla bu ilaçların böbrek taşı yaptığını düşünerek bunları içmek istemezler. Hastanın önceden mevcut bir böbrek yetmezliği ya da böbrekle ilgili bir hastalığı olmadığı sürece ve doktor kontrolünde verildiği sürece böyle bir sakınca, tehlike yoktur.” dedi.

    Osteoporoz tedavisinde D Vitamininin öneminden de bahseden Uzm. Dr. Kulpanza,” Osteoporoz tedavisinde, Kalsiyum yanında D vitamini içeren ilaçlar da yaygın olarak kullanılır. Bazı hastalar D vitamini ile Kalsiyumu aynı şey olarak düşünürler ki bu yanlıştır. D vitamini, güneşin UV ışınlarıyla deriden emildikten, ya da bir formu da yiyeceklerle alındıktan sonra vücutta karaciğerde ve böbrekte işlenip aktif D vitaminine çevrilir. Kan tahlilleriyle eksikliği saptandığında doktor tarafından ilaç olarak takviyesi yapılır. D vitamini eksikliği çocuklarda raşitizme, erişkinlerde de osteomalaziye yol açar ki, osteomalazi bazen osteoporozla birlikte olabilir. Uzun dönem güneşli günlerin yaşandığı bir akdeniz ülkesi olmamıza rağmen, D vitamini eksikliği ülkemizde yaygındır. Bunun nedeni güneşten yeterince yararlanamamızdan olabilir. Yeterli D vitamini alımı için kişinin gün içinde örneğin kolları ve yüzünün açık olup 30-45 dakika güneş ışığına direk maruz kalması yeterli olabilir. Burada önemli olan, güneş ışınlarının pencere, cam arkasından değil, vücuda direkt gelmesidir. Son yıllarda kullanımı artan güneş koruyucu ürünler, hatta UV filtreli nemlendirici kremler de UV ışınlarını filtrelediklerinden D vitamini alımını engeller, bu nedenle bunların kullanımı konusunda miktar ve kullanım sıklığı abartılmamalıdır.

    Tedavide ve başlangıçta osteoporozun gelişmemesi için yürüyüş, step, dans ve ayakta yapılan diğer sporlar çok önemlidir. Ayakta yapılan, yani vücuda yük bindiren sporlar, kemikler üzerine de yük bindirerek kemiklerin yapımını, yani güçlenmesini uyarırlar ve osteoporozu önlerler. Yaşam tarzı açısından ise sigara, kahve, fazla tuz alımı engellenmelidir. Önemli olan Osteoporozla tanışmadan önlemek, tanıştıysak da ilaç tedavisini keyfi olarak kesmeden doktor takibinde kalmaktır.” dedi.
    simurg19 likes this.

  7. #7
    Editör

    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    149

    Osteoporoz Riskiniz Var mı ?

    Sponsor Bağlantılar


    Eğer şikayetiniz yoksa, bakılması gereken işaretler:
    Kemikler canlı dokulardan oluşurlar. Eski kemik dokusu sürekli olarak yeni kemik dokusu ile değiştirilirip yenilenir. 30 yaşlarından sonra yenilenenden daha çok kemik dokusu yıkılır.

    Osteoporoz yenilenenden daha fazla kemiğin yıkıldığı zaman yani kemiklerin güçsüzleştiği zaman oluşur.

    Osteoporozun erken safhalarında genellikle belirti görülmez. Aşağıda riskte olduğunuzu belirtecek işaretler verilmiştir.

    Aile geçmişi



    Eğer ailenizden birinde Osteoporoz varsa %60-80 ihtimalle sizinde Osteoporoz riskiniz vardır. Kalça kırıkları kemik zayıflığının belirtisidir. Eğer annenizde kalça kırığı varsa sizde de olma riski ikiye katlanır.
    Eskisinden daha kısasanız

    60 ile 80 yaşları arasında disk esnekliği kaybından ötürü 1cm-2.5 cm olmak üzere boyunuz kısalabilir. Ancak omurga kırığında ilave boy kaybı söz konusudur. Birden fazla kırık omurganın bükülerek şekil değiştirmesine neden olur ve kamburluğa yol açar.
    Sırt ağrısı

    Devamlı sırt ağrısı omurga kırığının işareti olabilir. Güçsüz omurga, günlük aktiviteler sırasında bile hiçbir uyarı veya işaret vermeden kırılıp, çökebilir.

    Kronik tıbbi problemler

    Eğer romatoid artrit, tiroid bezinin fazla çalışması, paratiroid bezlerinin aşırı faaliyeti, diabet, karaciğer hastalığı gibi sorunlarınız varsa osteoporoza yakalanma riskiniz artar.

    Yeterli kalsiyum almamak

    Kalsiyum normalda hergün vücutta emilir. Eğer bunu besinlerle almazsak vücut kalsiyumu kemiklerden çalmaya başlar. Ve bu da osteoporoz oluşumuna sebep olabilir. Süt, süt ürünleri ve yapraklı yeşil sebzeler kemiklerin ihtiyacı olan kalsiyumu karşılar.
    Sigara içmek

    Eğer sigara içiyorsanız, osteoporoz riskiniz içmeyen birine göre iki katıdır. Sigara içmek kalsiyum emilimini azaltır ve yeni kemiklerin oluşumunu engeller.
    Alkol tüketimi Zayıf beslenme

    Aşırı alkol kullanımı ile birleşirse kemik kaybına sebep olur.
    Düşük kilo
    Aşırı zayıf olmak kemiklerinizin düşük kütleye sahip olmasının işareti olabilir ve bu sizin osteoporoz riskinizi arttırır.

    Devamlı diet

    Dietlerdeki aşırı değişiklikler ve kilonuzdaki sürekli dalgalanmalar yağ kütlenize eklenerek kas ve kemik yoğunluğu kaybına sebep olabilir.

    Daha fazla bilgi ile yetişkin nüfusun %80’ini etkileyen, insanların doktora gitmekteki en büyük ikinci sebebi olan sırt ağrısından kaçınabilirsiniz. Eğer sırt ağrınız varsa ve bundan kurtulmak istiyorsanız hemen bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına danışın.

 

 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
© 2010 - 2014 Engelliler.gen.tr. Her Hakkı Saklıdır. 5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. İçerikle ilgili şikayetlerinizi admin[@]engelliler.gen.tr e-posta adresinine iletiniz.