Mûsâ aleyhisselâm Hak teâlâya;
“Yâ Rabbî, benim Cennetteki
komşum kim olacak?”
diye sordu.

Hak teâlâ hazretleri;
“Falan yerdeki falanca kasap”
buyurdu.

Mûsâ aleyhisselâm, hemen gitti o beldeye.
O kasabın evini öğrenip, çaldı kapısını.

Kasap;
“Buyurun efendim, hoş geldiniz!”
deyip, içeri aldı.

Hâl hatır sordu. Sonra izin isteyip mutfağa
geçti. Önceden pişirdiği eti lokmalara ayırdı.
Sonra tavandaki asılı zembili aşağı indirdi.

İçinde kemik yığınından ibâret çok ihtiyar,
pîri fânî “bir kadın” vardı. Onun temizliğini
yaptı, etini de yedirip tekrar yerine astı.

Mûsâ Nebî sordu:
“O zembilin içindeki kimdi?”
“Annemdi efendim”

“Onu indirip ne yaptın?”

“Temizliğini yaptım, karnını doyurup
tekrar yerine astım efendim”

“Hizmet bitince birşeyler mırıldandı,
sana bir şey mi dedi?”

“Evet efendim, bana duâ etti”

“Nasıl duâ etti?”

“Yâ Rabbî, sen oğlumu Cennette
Mûsâ Peygambere komşu et!
dedi. Ben de âmin! dedim”

“Her gün böyle duâ eder mi?”

“Evet efendim, her gün eder”

Bunun üzerine Mûsâ aleyhisselâm;
“Kardeşim! Mûsâ benim. Cenâb-ı Hak,
annenin yaptığı bu duâyı kabul etti
ve ikimizi Cennette komşu eyledi”
buyurdu.