Engelliler.Gen.Tr Forumları Sitesine Hoşgeldiniz.
Sayfa 11 Toplam 16 Sayfadan BirinciBirinci ... 910111213 ... SonuncuSonuncu
Toplam 153 adet sonuctan sayfa basi 101 ile 110 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree68Likes

Konu: Kur'an halkası...

  1. #101
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    7





    Kütübi sitte

    KUR'ÂN VE HADİSE UYMAYA DAİR

    ---

    52 - İmam Malik'e ulaştığına göre, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şunu söylemiştir: "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetce asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti".

    ------

    Muvatta, Kader 3, (2, 899).


     


  2. #102
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    7
    Kütübi sitte

    --

    53 - Yezid İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: " Size, uyduğunuz takdirde benden sonra asla sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum. Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür. Bu, Allah'ın Kitabı'dır. Semâdan arza uzatılmış bir ip durumundadır. (Diğeri de) kendi neslim, Ehl-i Beytim'dir. Bu iki şey, cennette Kevser havuzunun başında bana gelip (hakkınızda bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrılmayacaklardır. Öyleyse bunlar hakkında, ardımdan bana nasıl bir halef olacağınızı siz düşünün"

    ----

    Tirmizî, Menâkıb 77, (3790).


     


  3. #103
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    7
    Kütübi sitte

    Tefsir, Kur an ın Fazileti

    --

    409 - İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim Kur'ân hakkında

    ilme dayanmadan söz ederse ateşteki yerini hazırlasın."


    ----

    Tirmizî, Tefsir 1, (2951).


     


  4. #104
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    7
    Kütübi sitte

    --

    410 - Yine Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Benim hakkımda da bildiğiniz dışında sözden kaçının. Kim bana bile bile yalan

    nisbet ederse ateşteki yerini hazırlasın. Kim de Kur'ân hakkında re'yi ile söz ederse ateşteki yerini hazırlasın."

    ----

    Tirmizi, Tefsir 1, (2952).


     


  5. #105
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    7
    KUR'ÂN'IN FAZİLETİNE DAİR

    --

    411 - Hâris el-A'ver anlatıyor: "Mescide uğramıştım, gördüm ki halk, zikri terkedip malâyanî konulara dalmış, konuşuyor. Hz. Ali (radıyallahu anh)'ye çıkıp durumdan haberdâr ettim. Bana:

    -"Doğru mu söylüyorsun, öyle mi yapıyorlar?" dedi, Ben:

    -"Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim:

    -"Haberiniz olsun bir fitne çıkacak!" Ben hemen sordum:

    -"Bundan kurtuluş yolu nedir Ey Allah'ın Resûlü?" Buyurdu ki:

    -"Allah'ın Kitabı (na uymak)dır. O'nda sizden önceki (milletlerin ahvâliyle ilgili) haber, sizden sonra (kıyamete kadar) gelecek fitneler ve kıyâmet ahvâli ile ilgili haberler mevcut. Ayrıca sizin aranızda (iman-küfür, taat-isyân, haram-helâl vs. nevinden) cereyân edecek ahvâlin de hükmü var. O, hak ile batılı ayırdeden ölçüdür. O'nda herşey ciddîdir, gâyesiz bir kelâm yoktur. Kim akılsızlık edip, O'na inanmaz ve O'nunla amel etmezse, Allah onu helâk eder. Kim O'nun dışında hidâyet ararsa Allah onu saptırır. O Allah'ın sağlam ipidir. O, hikmetli olan zikirdir, O dosdoğru yoldur. O, kendine uyan hevaları koymaktan, kendisini (kıraat eden) delilleri iltibastan korur. Alimler ona doyamazlar. Onun çokca tekrarı usanç vermez, tadını eksiltmez. İnsanı hayretlere düşüren mümtaz yönleri son bulmaz, tükenmez, O öyle bir kitaptır ki, cinler işittikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar: "Biz, hiç duyulmadık bir tilâvet dinledik. Bu doğruya götürmektedir, biz onun (Allah kelâmı olduğuna) inandık" (Cin 1). Kim ondan haber getirirse doğru söyler. Kim onunla amel ederse ücrete mazhar olur. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur. Ey A'ver, bu güzel kelimeleri öğren."

    ----

    Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân 14, 2908.


     


  6. #106
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    7
    ---------------------------

    Allah’ım!

    Yalnız senden yardım diler yalnız sana sığınırız.

    Seni sığınak, barınak, tutamak bilir Ya Allah deriz.

    Şeytandan sana sığınır e’ûzu billah deriz

    Her işe seninle başlar bismillah deriz.

    Nimet verdiğinde gönülden şükrederiz.

    Versen de alsan da elhamdülillah deriz.

    Hayran kaldığımızda maşaallah,

    Pişman olduğumuzda estağfirullah deriz.

    Sevindiğimizde Allahüekber,

    Üzüldüğümüzde innâ lillah deriz.

    Canımız sıkıldığında fe-sübhanallah,

    İlendiğimizde kâtelehumullah deriz.

    Zafer kazandığımızda nasrun minallah,

    Rızık kazandığımızda er-rizku ‘alallah deriz.

    Bir işi arzu ettiğimizde inşaallah,

    Bir işi başardığımızda biiznillah deriz

    Güçlük karşısında la-havle ve-la kuvvete illa billah,

    Söz verdiğimizde v’Allah ve billah deriz.

    -----------------------------------------------------------------------------------------

    - Mustafa İslamoğlu - (Âlemlerin Rabbi ALLAH (cc) bilmek - tanımak - anlamak (kitabından)


     


  7. #107
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    7
    Kütübi sitte
    --

    412 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir grup, Kitâbullah'ı okuyup ondan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekinet iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar"

    ----

    Ebu Dâvud, Salât 349, 1455. H; Tirmizî, Kırâ'at 3, 2946 H.; Müslim, Zikir 38, 2699 H; İbnu Mâce, Mukkaddime 17, 225. H.


     


  8. #108
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    7
    ----

    Vahdet farzdır. Tefrika haramdır. Kur'an'ımız "Bu ümmetiniz bir tek ümmettir ve ben de sizin (tek) Rabbinizim" der. Yine "Tefrikaya

    düşmeyin" der. "Dinlerini parça parça edenleri" kınar, "Nizalaşmayın, başarısız olursunuz, iman kokunuz/rüzgârınız gider" der. "Allah’ın

    ipine hep beraber sımsıkı sarılın ve tefrikaya düşmeyin" der. Bunlar hep birer Kur'anı emir ve nehiydir. Bu emir ve nehiylere uymayan

    mümin günahkârdır. Kur'an'ı çiğniyor demektir.

    --------

    Mustafa İslamoğlu


     


  9. #109
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    7
    ---

    415 - İbnu Mes'ûd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i dinledim, şöyle diyordu: "Kur'ân-ı Kerîm'den tek harf okuyana bile bir sevab vardır. Her hasene on misliyle (kayde geçer). Elif-Lâm-Mim bir harftir demiyorum. Aksine elif bir harf, lâm bir harf ve mim de bir harftir."

    ------


    Tirmizi, Sevâbu'l-Kur'ân 16, 2912. H.


     


  10. #110
    Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    7
    ---------

    500 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) beni Ramazan zekatını muhâfazaya tâyin etmişti. Derken kara bir adam gelerek zâhireden avuç avuç almaya başladı. Ben derhal kendisini yakaladım ve: "Seni Resûlullah(aleyhissalâtu vesselâm)'a çıkaracağım" dedim. Bana: "Ben fakir ve muhtaç bir kimseyim, üstelik üzerimde bakmak zorunda olduğum çoluk-çocuk var, ihtiyaçlarım cidden çoktur, şiddetlidir" dedi. Ben de onu salıverdim. Sabah olunca Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):

    -Ey Ebu Hüreyre! Dün akşamki esirini ne yaptın? diye sordu. Ben:

    -Ey Allah'ın Resûlü: Bana şiddetli ihtiyacından ve çoluk-çocuktan dert yandı. Bunun üzerine ona acıyarak salıverdim, dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

    -Ama o sana muhakkak yalan söyledi. Haberin olsun, o tekrar gelecek! buyurdu. Bu sözünden anladım ki, herif tekrar gelecek. Binâenaleyh onu beklemeye başladım. Derken yine geldi ve zahireden avuçlamaya başladı. Ben de derhal yakaladım ve: "Seni mutlaka Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a çıkaracağım" dedim. Yine yalvararak: "Beni bırak, gerçekten çok muhtacım, üzerimde çoluk-çocuk var, bir daha yapmam" dedi. Ben yine acıdım ve salıverdim.

    Ertesi gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

    -Ey Ebu Hüreyre, dün geceki esirini ne yaptın? diye sordu. Ben:

    -Ey Allah'ın Resûlü, bana ihtiyacından çoluk-çocuğundan dert yandı. Ben de acıdım ve salıverdim, dedim. "Ama" dedi, Resûlullah: "O yalan söyledi fakat yine gelecek."

    Üçüncü sefer yine gözetledim. Yine geldi ve zahireden avuç avuç almaya başladı. Onu yine yakalayıp:

    -Seni mutlaka Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e götüreceğim. Bu üçüncü gelişin, üstelik sıkılmadan başka gelmeyeceğim deyip yine de geliyorsun, dedim. Yine bana rica ederek şöyle söyledi: "Bırak beni, sana birkaç kelime öğreteyim de Allah onlarla sana fayda ulaştırsın". Ben:

    -Nedir bu kelimeler söyle! dedim. Bana dedi ki:

    -Yatağa girdin mi Ayetü'l-Kürsî'yi sonuna kadar oku. Bunu yaparsan Allah senin üzerine muhafız bir melek diker, sabah oluncaya kadar sana şeytan yaklaşamaz dedi. Ben yine acıdım ve serbest bıraktım.

    Sabah oldu, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Dün akşamki esirini ne yaptın?" diye sordu. Ben:

    -Ey Allah'ın Resûlü, bana birkaç kelime öğreteceğini, bunlarla Allah'ın bana faide ihsan buyuracağını söyledi, ben de kendisini yine serbest bıraktım, dedim. Resul-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm):

    -Neymiş onlar? dedi. Ben:

    -Efendim, döşeğine uzandığın vakit Ayetü'l-Kürsî'yi başından sonuna kadar oku. (Bunu okursan) Allah'ın koyacağı bir muhafız üzerinden eksik olmaz ve ta sabaha kadar şeytan sana yaklaşmaz! dedi, cevabını verdim.

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunun üzerine: "(Bak hele!) o koyu bir yalancı olduğu halde, bu sefer doğru söylemiş. Ey Ebu Hüreyre! Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?" dedi. Ben:

    -Hayır! cevabını verdim.

    -O bir şeytandı buyurdular.

    ---------------------------------------------------

    Buhârî, Vekâle 10.


     


 

 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •