Engelliler.gen.tr Platformu Sitesine Hoşgeldiniz.
Toplam 7 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 7 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Yusuf ile Züleyha (aşk masalı)

  1. #1
    Fırtına
    Guest

    Yusuf ile Züleyha (aşk masalı)

    Sponsor Bağlantılar


    züleyha, bil ki;
    adını yazdık yüreğimizin en kör noktasına..

    aşk deyince; kulaklarımızda sen çınlıyorsun!
    ilk önce yusuf diye eriyişin-ki; rabbim sana lütfedince yusuf’u, yusuf’tan ilahiye dönen aşkının büyüklüğünü anıyoruz ve arıyoruz..


  2. #2
    Fırtına
    Guest


    rabbini bilen züleyha ilk dua olarak hemen oracıkta,
    rabbim, gözlerimden bu acıyı kim silecek benim..?
    kim yıkayacak gözlerimin içini..? kim yıkayacak acılarla dolan kalbimi...

    hemen arkasından da, olsun, dedi...

    rabbim, her şeye razıyım...
    hepsine razıyım...
    yeter ki aşktan azad etme kalbimi...
    yeter ki göz yaşlarımın serininde yıka içimi...

    göz yaşlarımı ve aşkımı alma, onlar bende kalsın... bedel olsun...

    ödül olsun...
    bağış olsun...

    yoksulluğum zenginliğim olsun...

    aşkım yeter, muhabbet denizinin kıyıları ne denli sınırsızmış göreyim...
    aşkım yeter, varlığımın anlamı neymiş, çözeyim...

    yeter aşkım...

    yeter ki aşkımın kalbime düştüğü yere kadar yükseleyim...
    aşkım yeter, tenimin kafesiyle düştüğüm kuyudan aşkımın tüyleriyle yükseleyim...
    aşkım yeter, tenimin beni hapsettiği zindandan aşkımın kanatlarıyla geçip gideyim...

    aşkla var olduğum yerde yine aşkla yok olayım...

    rabbim, acıya razıyım ama gözyaşım bende kalsın... razıyım yoklukta var olayım...
    yitirdikce bulayım... öldükce doğayım...
    canım çekildikce aradan saf aşktan ibaret kalayım...

    rabbim, çıkar aradan takılıp kaldığım tenimi, kaldır aradan saf aşkla aramdaki perdeleri...

  3. #3
    Fırtına
    Guest


    ey zûleyha…
    sevdasını yüreğine katık eden sevgili…
    gözlerinden gelen yağmurla yüreğindeki ateşi söndürmeye çalışıpta, her damlada bin yürek yakan…

    “ben su serptikçe senin alevin artacak,
    sendeki ateş arttıkça ben daha çok yaş akıtacağım”

    sen ki suretin güzeline bir sınav oldun…
    o ki sana cennet vesilesi…
    ömrün ki yû’suf ila aslına bürünmüş, gerçeği bulmuştu ki gelmiş ve geçmiş en gerçek sevdayı yaşamıştı…

    “zûleyha ki leyla’dan, aslı’dan, şirin’den, zühre’den ve hatta zahide’den sahici”

    sabrın sevgiliyi getirdiğinin en açık kanıtı değil misin..?
    sevgiyi dilde yaşatmak kolay ve gerçekten uzaktı…
    oysa sen sevgiyi önce yüreğinde yaşadın öylesine büyüttün ki, kaldırmadı küçücük görünen ama kocaman olan o yüreğin...
    sonra göklere saldın... rabbine ulaştın...

    ey zûleyha… gör zûleyha… bil zûleyha…

    senden yüzyıllar sonrasında yaşıyoruz...
    insanların küfrünün ve azgınlığının her geçen gün arttığı bir dönemdeyiz…
    sokaklarımız ölü kaynıyor, insanlar kokuşmuş ruhlarıyla geziniyorlar…
    kim kimi sevdiğini bilmeden yürüyor sokaklarda…
    aşk sözleri her ağızda herkese söyleniyor…
    sevdayı sadece beşeri -bedeni- yaptılar…
    ki seni bilen şunu da biliyor ki bu insanların yaşadığı sevgi değil!!

    insanlığın olmadığı bir yerde aşk nasıl yaşasın ki…
    kendini bilmez olan insanlar sevgiyi nasıl bilsinler ki…
    sevmek yok olmak değil aksine var olmaktı…
    varlığın olmadığı yerde, sevgi olur muydu ki..?

    “aşık olmayanlar zûleyha ismine dokunmasınlar”

    ey zûleyha… gör zûleyha… bil zûleyha...

    yüreklerimiz bir kez daha aşkından değil,
    utancından eriyerek söylüyor…
    biz aşkı senle gömdük toprağa...
    ne sevecek, ne de sevilecek bir yürek kaldı ortada…

    bil zûleyha…
    artık sevdalar göklere çıkmıyor…
    daha ilk engelde takılıp geri dönülüyor…
    hala leyla faslındalar ki mevla’ya nasıl ulaşsınlar…
    bir çocuk yürümeden koşamaz ki!
    insan sevginin ne olduğunu bilmeden,
    mevla aşkıyla nasıl yansın...
    hiç yanmamış ki ne bilsin...
    bir yürek nasıl erir, sevgili uğruna nûr olur…
    o sevgi nasıl göklere ulaşsın ki zûleyha…

    “sevgili!... kapına geldik; AŞK’ı öğret bize ve AŞK’ını ver yüreklerimize”

    ama zûleyha, bil ki;
    adını yazdık yüreğimizin en kör noktasına...
    aşk deyince, kulaklarımızda sen çınlıyorsun...
    ilk önce yûsuf diye eriyişin,
    ki rabbim sana lütfedince yûsuf’u,
    yûsuf’tan ilahiye dönen aşkının büyüklüğünü anıyoruz...

    bil zûleyha, senden yüzyıllar sonrada yaşıyoruz...

    ne ömrünü yûsuf uğruna adayacak zûleyha var…
    ne de uğruna ömür adanacak bir yûsuf…

    hal böyleyken, nasıl göklere ulaşsın sevdalar...


    …!


    aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar sökülmez imiş...
    aşk ile insan elbet güneşe benzer ve aşksız gönül misali taşa benzer...
    hayatı aşka bölünce aşk çoğalır; bütün hayatları toplasan geriye aşk kalır…

  4. #4
    Fırtına
    Guest


    aşk; züleyha olacağını bile bile
    yusuf'a vurulmaktır

    yusuf olduğunu bile bile
    kuyuya atılmaktır

    kuyu olduğunu bile bile
    yusuf'u saklamaktır

    aşk; hem züleyha, hem yusuf, hem de kuyu

    aşk; olduğunu olabilmektir belki de

  5. #5
    Fırtına
    Guest


    züleyha, kalbi acının anlamına doğru sınırlarda dolaşmaya başlayınca yûsuf'a bir mektup yazmaya karar verdi
    içindeki hallere tercüman olacak sözcükleri bulup da yûsuf'a göstermek istedi
    dedi, her vasfın karşılığı bir sözcük var nasılsa.. ben de halimi arz edeyim sözcüklerle yûsuf'uma

    papirüsten ezilmiş kâğıdı, sivri kalemi aldı eline
    yûsuf, diye yazdı, nâmenin en başına, sayfanın tam ortasına.. içinden binlerce yûsuf ses verdi

    ey içimdeki yıldızlar mütercimi, ölü olmayan kuşlarım benim
    mısır'ın sularına dökülmüş kandillerin aydınlığı
    gizli bahçelerden geçen yeşillerin ıslak çoğulluğu
    konuşan ağacım bana, konuşan ırmağım benim
    ışıklı yağmurum
    gözlerimle gören ey, ey gözleriyle gördüğüm

    yûsuf, dedi züleyha, nâmenin tam ortasına, sayfanın başına.. içinden binlerce yûsuf daha ses verdi

    en derin kuyusunda kaybolduğum ey
    nil'in sesi geliyor, gelsin, sesim nil'e gitmiyor gitmesin
    sesi bana gelmeyen, sesim ona gitmeyen ey

    züleyha sayfanın tam ortasına devam etti, yûsuf, dedi

    ey kalbimle seven
    ey kalbiyle sevdiğim
    muhabbeti kolay giyilir libas olmayan
    vahayı terk edip çölün rahmetine düşen defterim
    yitik tahtına gönlünce kurulan çöl misillemesi sevdiceğim
    dağ lâlesi
    çöl çiçeği
    ah benim yitik ezel gülü vasfınca sahiplendiğim
    âh beni ezel gülü vasfınca sahiplenip de sahiplendiğini henüz bilmeyen sevgilim

    ah benim! ah benim
    ey adı gelecek zamanların ve mekanların insanlarına adımla birlikte kalacak olan
    ey adım adıyla bile yazılacak olan
    sularıma dökülen karanlık, yoklarımı örten aydınlık
    tezatlarım benim, benim tekrirlerim
    ama muhabbetinden asla dönmediğim
    gün geçtikçe çoğalan benzetmelerim
    sözcüklerim, lugatim, lisan hacmince vasıfladığım vâsıfım

    yûsuf, yazdı züleyha, sayfanın tam ortasına.. hâlâ hitaptaydı kalemi, bir satır ileri geçemedi
    bir satır ileri geçsem hitaptan, dedi, yanacağım

    ses verdi içinden bir ses; yan o zaman, yan o zaman

    züleyha devam etti
    ah benim yûsuf'um, âh benim, âh / senim, dedi, başka bir şey diyemedi

    züleyha, yûsuf'a bir mektup yazmaya başlayınca.. yûsuf diye başladı, Yûsuf diye bitirdi
    gördü ki hitaptan öteye geçemedi.. anladı ki aşkın nâmesinde ser-nâmeden öte kelam yok
    ve züleyha'nın lügatinde yûsuf'tan öte sözcük yok

    yûsuf, dedi, kelâmım artık sende hükümsüz.. ama kelâmımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni küçümseme
    bil ki kelâmdan da ötede sadece âh var, âh ki dünya onun üzerinde durur, gök kubbe onun hararetiyle döner

  6. #6
    Fırtına
    Guest


    sen züleyhâ mısın bu gece
    yapıştın gözuçlarıma yusuf diye
    halbuki gönül kuyuma gömülüyüm
    yakubum olsan da çıkmam oradan
    ben, nice züleyhâ'nın gülüyüm

    sen züleyhâ mısın bu gece
    rüyâlarıma ses ve ışık kattın
    halbuki zindandaydı hülyâlarım
    kervanlardan kiralamıştım onu
    hasretinle gözlerimi kanattın

    sen züleyhâ mısın bu gece
    kuyudan, kervandan, zindandan geçtim
    kaç göz bıçak kesildi
    kaç yürek ateş oldu
    yırtılan gömleğimi getirdin ortaya
    kanım yakubuma gömleğim sana kaldı

    sen züleyhâ olarak kal her gece
    ben yusuf'tan da ötedeyim şimdi
    bir başka sevdâya türkü söylerim
    kaç yusuf güzelliğinden geçtim bilsen
    kendi züleyhâma giderim

  7. #7
    Fırtına
    Guest
    Sponsor Bağlantılar


    Kaybettiklerimi buldum derken, bulduklarımı kaybettiğimi anladığımda.. vuslatın aslının hasret olduğunun farkına vardığımda ve yandığımı sanarken yavaş yavaş söndüğümü anladığımda.. yitirdiğim benliğimi yitirdiğim yerde yeniden bulduğumda.. düşerken upuzun yollara, ruhum karanlıklar ortasında.. aşkın pazarında can satıp can alamadığımda anladım Yusuf Kuyuda.. yitmiş Yusuf’um kör bir kuyuda.. yakmış kuyuyu ruhunun nurunda.!!!

    Kaybettiğimde seni kuytularımda.. inme kuyulara Yusuf’um yiterim ardında.. Kenan’a eremez yüreğim.. yüreğim canın(m) ın kuytularında.. uykumu bölen suretinin koynunda, yitir beni nurunda.. kuyunun nurunda kaybet canımı, erit ruhumu ruhunda.!!!

    Kuyuda can sırrı var Yusuf’um.. benimse can vermeye hevesim.. ruhumda izin var.. aşk pazarında cismim.. yitir beni sende gizli sesim.. sende yitmeye, uçup gitmeye, beyaz kanadına al çalmaya hevesli bir kuş misali canım.. canımı, canın(m) a düşür.. kanadıma al, canına canımı çal Yusuf’um.!!!

    Bırak kuyuya ben ineyim.. Kenan’da ben yiteyim ve ben bileyim yitmenin acısını.. yitir beni, canımı canına lâyık kıl Yusuf’um.. yitir ki canım canın(m) a lâyık olsun.. ve bu pazarda benimde bir alıcım olsun.!!!

    Akıl gönlün sırrını bilir mi hiç Yusuf’um.. al.. bana o da gerekmez.. divane olmadıkca o can’a erilmez.. yitir aklımı da.. yitir aşk’dan gayrı ne varsa ruhumda.!!!

    Can sırrı kuyularda gizli Yusuf’um.. kuyuda yitmeden can olunmaz, can alınıp can satılmaz Yusuf’um.. yitmeye lâyık kıl ruhumu.. yitir ki, an olayım.. yitir ki, can bulayım.. yitir ki, ermeye canın(m) a lâyık olayım.!!!

    Ve aldırma.. diyorlar ya “Âşıklar ölmez Yusuf’um..”

    Âşıklar ölmez.!!!

 

 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
© 2010 - 2014 Engelliler.gen.tr. Her Hakkı Saklıdır. 5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. İçerikle ilgili şikayetlerinizi admin[@]engelliler.gen.tr e-posta adresinine iletiniz.