Türk ozanı ( Sarıköy, Sakarya yöresi 1241?Sarıköy 1320)

Anadolu tekke edebiyatının kurucusu sayılan Yunus Emre'nin yaşamı konusunda kayıtlara geçmiş kesin bilgiler yoktur. Bütün bilinenler söylentilere özellikle Bektaş-i Velayetnamesine dayanmaktadır.

Bektaş-i Velayetnamesinin belirttiğine göre Yunus Emre ,yoksul bir köylüdür. Kıtlık başgösterince buğday istemek için kerametini duyduğu Hacı Bektaş-i Veli'nin dergahına gitti. Kendisine üç kez buğdaymı himmetmi istediği sorulunca buğday istediğini söyledi. Ancak daha sonra pişman olarak geri döndü ve buğdaydan vaz geçtiğini himmet'i istediğini söyledi. Kendisine himmet anahtarının Taptuk Emreye verildiği , gibi ona başvurması söylenince derviş olarak Taptuk Emre'nin dergahına girdi.

O dönemde bütün mutasavvıfları Hacı Bektaş-i Veli'ye bağlamaya çalışan Bektaş-i Velayetnamesinde Yunus Emre'nin tasavvuf yoluna girişi böyle anlatıldıktan sonra yaşamı konusunda kesin olmayan bilgiler verilmiştir.

Şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Yunus Emre ( okuması yazması olmayan ) bir ozan değildir. Tersine medrese eğitimi görmüş Kur'an ve hadis bilimini öğrenmiş bilgili bir kimsedir. Tasavvuf düşüncesini işlerken özgün bir yaratıcılık göstermesi bunu kanıtlamktadır. Yunus Emre'nin tasavvuf anlayışı kimi araştırmacılara Mevlana'ya sevgi ve bağlılığını dile getirir.

Kendisi'de şiirlerinde Mevlanaya olan sevgisini dile getirir. Konyaya giderek Mevlanayla görüştüğüde bilinmektedir. Bundan başka Anadolu'nın bir çok yöresini Azerbaycan-ı ve şam-ı gezdi Henüz siyasal birliğin kurulmadığı dönemde Anadolu'da tasavvuf düşüncesini lirik ve içten şiirleriyle benimsettiği kendisini şeyh olarak kabul ettirdiği geniş halk kitlelerince ermiş sayıldı.

Bir çok halk ozanı Yunus Emre mahlasıyla şiir yazdı. Çeşitli yerlerde mezarı olduğu ileri sürülen makamlarının olması Yunus Emre'nin günümüzde bile birleştirici özelliğini göstermektedir. Mezarının Sarıköy'de bulunduğu kabul edilerek burada bir Yunus Emre anıt-ı türbesi yapılmıştır. ( 1970)

YUNUS EMRE ŞİİRLERİNİN TEMASI
Anadoluda tekke şiiri geleneğini başlatan ve bu geleneğin en önemli temsilcisi olan Yunus Emre şiirlerinde tasavvufa uygun düşünce ve yaşam biçiminin değerlerini dile getirdi. Katışıksız , içten bir Allah sevgisinin temelini oluşturduğu bu şiirlerde yaşamın gelip geçiciliği, dünya malının insandaki cevheri yozlaştıracağını, bağlılığın, acımanın, erdemli olmanın önemli
olduğunu , insanın kendisini allahtan uzaklaştıracak nefis düşkünlüklerini yenmesi gerektiğini vurguladı. Yunus Emrey'e göre insandaki özü görüp ikiyüzlülükten uzak ALLAH için sevebilen olgun insandır.

Çünki insanı seven ALLAH'ı sever

Yunus Emrenin şiirlerinin çıkış noktalarından biride insana ve insanı sevmeye verdiği önem oldu

BANA SENİ GEREK SENİ

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanaram dünü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinürem
Ne yokluğa yerinürem
Aşkın ile avunuram
Bana seni gerek seni

Aşkın aşıklar öldürür
Aşk denizine daldurur
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dünü gün endişem
Bana seni gerek seni

Sofilere sohbet gerek
Ahılara ahret gerek
Mecnunlara leyli gerek
Bana seni gerek seni

Eğer beni öldürürler
Külüm göğe savururlar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni

Yunus'dur benim adum
Gün geçtikce artar odum
İki cihanda maksadum
Bana seni gerek seni

Yunus Emre