Kadın--Erkek Esitligi

Pek çok konuda neyin küçük neyin büyük oldugu göreceli.
Bu arada kadın ile erkegin arasındaki farklılıgın önemli mi
önemsiz mi oldugu da göreceli. Biyolojik açıdan
cinsiyetler arasında önemli farklılık -ama birbirini
tamamlayan, yasam için gerekli olan bir farklılıkbulunmaktadır.
Ancak kadın ile erkek arasında, sosyal
açıdan, kisilik özellikleri, yasamdaki roller açısından,
abartıldıgı kadar önemli, zorunlu bir farklılık yoktur. İki
cinsiyet arasında farklılık varsa da, bu farklılık "farklılık
var" dendigi için, zamanla yapay olarak ortaya çıkmıs
farklılıklardır.

Kadın ile erkek arasındaki küçük biyolojik farklar
yüzyıllar boyunca vurgulana vurgulana, sosyal açıdan
büyük farklılıklar ortaya çıktı. Asagıdaki Bamsı Beyrek
masalını bu duruma örnek verecegiz. Ancak daha önce
sunu belirtmek istiyorum:

Erkek ile kadın arasında yapay olarak ortaya çıkarılmıs
farklılıkların bir benzeri, galiba asil--halk ayırımında da
ortaya çıkıyor. Herhalde baslangıçta asillerle asil
olmayanlar arasında küçük farklılıklar vardı.
Lider/yönetici, esitler arasında birinciydi, belki de
kavgalarda bir adım önde dövüsüyordu. Sonra giderek fark
açıldı; küçük farklılıklar zamanla büyük farklılıga
dönüstü; asiller sınıfı çıktı ortaya, kastlar olustu.
Asalet konusunda da, cinsiyetler arasında da, kendinizi
inandırır, tarihsel süreci dikkate almazsanız, ciddi
farklılıklar bulundugunu ileri sürebilirsiniz. Kanımca
Bamsı Beyrek bu konuda güzel bir örnek.


Bamsı Beyrek Masalı

Dede Korkut masallarından Bamsı Beyrek özetle söyle:
Bamsı Beyrek ile Banıçiçek besik kertmesidirler, ancak
birbirlerini tanımamaktadırlar. Ayrı ayrı avlanırlarken
yolları kesisir, aralarında anlasmazlık çıkar. Gürese
tutusurlar. (Güresleri düello niteligindedir.)

Bamsı Beyrek'in kırk yigidi, Banıçiçek'in kırk ince belli
kızı güresi seyretmektedir. Bamsı Beyrek çok ugrasır ama
güresi kazanamaz; ne yapsa Banıçiçek cevabını
vermektedir. Güçleri denktir.

Bamsı Beyrek kırk yigidinin kendisini ayıplamasından
korkar, tutup Banıçiçek'in emcegini (gögsünü) sıkar. Bu
durumdan rahatsız olan Banıçiçek bir an duralayınca,
Beyrek dalıp tus eder onu.

Bamsı Beyrek güresi kazanmıstır. Ama nasıl? Banıçiçek'i
kadınlıgıyla vurarak kazanmıstır. Beyrek bence, kadını
kadınlıgıyla vurmustur. Baslangıçta güçleri denkti. Beyrek
küçük bir farklılıktan, rakibinin bir cinsel özelliginden
yararlanarak onu yendi. Aslında, Banıçiçek de erkeklere
özgü bir özellikten yararlanıp belden asagısına vursaydı
Bamsı Beyrek'i yenebilirdi. Ama ayıp olurdu, Bamsı
Beyrek de ayıp etmistir.

Galiba Bamsı Beyrek'in bu tavrını, bilinçli veya bilinçsiz
olarak pek çogumuz sürdürüyoruz. Beyrek ne yaptı?
Kadını kadınlıgıyla vurdu. Eger bugün biz, sadece kadın
oldugu gerekçesiyle bir elemanımızı yükseltmezsek ya da
kres açmak zorunda kalmamak için belirli sayının
üzerinde kadın isçi çalıstırmazsak, Beyrek gibi kadınları
kadınlıklarıyla vurmus oluruz.

Kültürümüzün müstesna ögelerinden birisi olan Dede
Korkut masallarındaki tüm diger mesajlar gibi, Bamsı
Beyrek masalında da derin, zengin ve ince bir mesajın
verildigi kanısındayım. Kıssadan hisse:

Zekada veya güçte kadınlarımızla basa bas olmaktan gocunmayalım; ve
Kadınlarımızı kadınlıklarıyla vurmayalım.


Bamsı Beyrek ile Banıçiçek sonuçta evlenirler.
Masallarda veya gerçek yasamda Bamsı Beyrekler,
eslerinin gücünden rahatsız olmamalı, eslerinin gücünü
kendi sereflerini tehdit eden bir sey olarak görmemeliler.
Dilerim bu gelecekte gerçeklesir. Ancak az sayıda da olsa
geçmiste bunu gerçeklestirenler oldu. Örnegin babam.

Annemin Degeri Babamın Serefi

Babam, Birinci Dünya Savası yıllarında anasız babasız
büyümüs bir çocukmus. Üniversitede okuyamamıs. Kendi
imkânlarıyla sanat okulunu bitirip dökümcü olmus.
Hatırladıgım kadarıyla kendine son derece güvenen bir
insandı.
Babam, üniversite mezunu (İstanbul Edebiyat Fakültesi
mezunu) bir kızla, annemle evlendi. (Evlendiler.) Evliyken
annem, babamın da destegiyle Hukuk Fakültesi'ni de
bitirdi; yıllarca hem ögretmenlik hem avukatlık yaptı.
Sanat okulu mezunu bir erkek, iki fakülte mezunu bir
kadın. Simdi beklenir ki bu erkek, bu durumdan rahatsızlık
duysun, esiyle yarısa kalksın. Babam bunu asla yapmadı.
Karısına deger verdi. Yüzüne karsı veya arkasından, onu
hep övdü. Onunla gurur duydu. Bir anne veya baba,
kendisinden daha tahsilli çocuguyla nasıl gurur duyarsa,
babam da annemle öyle gurur duydu.
Ben bu yönden babama çektim. Esimin güçlü bir kadın
olmasıyla, bilgili olmasıyla, istatistigi benden daha iyi
bilmesiyle, yasamda benden daha becerikli olmasıyla
gurur duydum. (Ondan iyi yaptıgım seylerden ötürü o
da benimle gurur duyuyor.) Yalnız esimle degil, annemle,
kayınvalidemle, (ffet hocamla, Isık hocamla, Yıldız
hocamla, Türk ve dünya tarihindeki, bilim ve sanat
tarihindeki güçlü kadınlarla, Nene Hatun'la, Bayan
Curie'yle, Halide Edip Hanımla gurur duydum.
Tarihimizde güçlü kadınlar olması, erkeklerin serefine
halel getirmez. Aile içinde de öyle.

Not: Esim Doç. Dr. Zehra Yasın Dökmen'in "Toplumsal
Cinsiyet: Sosyal Psikolojik Açıklamalar" adlı bir kitabı yayınlandı (2004, Sistem Yayıncılık). Konuyla
ilgilenenlere önermek isterim.


Prof. Dr. Üstün DÖKMEN' in Küçük Şeyler adlı kitabından alıntıdır..