Genel anlamıyla mola, bir yolculuk sırasında dinlenmek
için yolculuga ara vermek demektir. Yolculuklarda,
özellikle kara yolculuklarında mola vermek gerektigini
biliriz de, yasam yolculugu sırasında da bazen mola
vermek gerektigi pek çogumuzun aklına gelmez. (Kara
yolcugu sırasında mola vermek gerektigini herkesin
bildiginden emin degilim; nice sürücü, bir günde dokuz
saatten, aralıksız olarak ise bes saatten fazla arabama
kullanmama kuralını bilmiyor; nicesi de direksiyonun
basından uzun süre kalkmamayı yigitlik sayıyor.)

Evet, yasam yolculugu sırasında, yerinde ve zamanında
mola vermek, yasamımızın kalitesini ve süresini artırabilir.
Molasız çalısmak, bir gün tamamen durmaya, en azından
tükenmislige (burnout sendromuna) yol açabilir. Bu
yüzden, tamamen durmamak için arada, kısa ya da uzun
molalar vermekte yarar vardır. İskolik oldugumuz zaman

mola, zaman kaybı gibi gelebilir. Ancak islevsel bir
yasamda, yerinde kullanılan molalar, kısa vadede zaman
kaybı gibi gözükse de, uzun vadede kazanç getirir. Bu
yüzden bir gün tamamen durmamak için, küçük
durmaların gerekli oldugunu unutmamak gerekir. Mola
küçük bir seydir; ancak büyük seyleri, bazen bütün bir
hayatı kurtarabilir.

Yukarıdaki üç bölümde, ceza-ödül-geribildirim-yaptınm
dörtlüsünü ele aldık, dogada ödül ve ceza bulunmadıgını,
geribildirimler bulundugunu, "yaptırım (müeyyide)" denen
seyin ise, geribildirimi bir adım ileri götüren insana özgü
bir tür geribildirim oldugunu belirttik. Mola bir tür
yaptırımdır.

Mola iki ana konuda verilebilir: Bunlardan birisi, zihinsel
veya bedensel yorgunluk oldugunda, dinlenme amaçlı
mola vermektir, digeri ise öfke kontrolü amacıyla mola
vermektir. Bu bölümde, öfke kontrolü amacıyla verilen
molalardan, özellikle çocuklara verilen molalardan söz
etmek istiyoruz.

Genel Öfke Kontrolünde Mola

Mola, tarihin eski çaglarından beri, farklı adlarla da olsa,
öfke kontrolünde kullanılan bir yaptırım sekli. Bu anlamda
mola, öfke duygusu ile öfkeli davranıs arasına belli bir
mesafe koymak demektir. Çesitli tarzlarda uygulanır.
Örnegin kültürümüzde "La havle... " diye baslanıp yedi--
sekiz saniyelik bir la-havle çekilir. Simdilerde
öfkelenenlere yirmiye kadar saymaları ögütleniyor. Bazı
sporlarda, örnegin buz hokeyinde hırçınlasan oyuncuları
belirli bir süre için saha dısına alıyorlar. Bunlar, kisilerin
kendi kendilerine verdikleri veya dısarıdan verdirilen
molalardır.
Kötü giden evliliklerde, bosanmaya yönelmeden önce
çiftin evlilige mola vermesi önerilebilir. Bu geçici ayrılık
dönemi bazen, kadının ve erkegin sakinlesmesine,
evliliklerinin artılarına ve eksilerine sakin bir gözle
bakabilmelerine yol açar. Bosanmak üzereyken mola
veren, birkaç aylık ayrılık döneminden sonra evliliklerini
basarıyla yürütmeyi beceren çiftler vardır. Soluklanma
genellikle ise yarar.

Çocuklara Mola

Batı ülkelerinde mola çocuklara yaygın olarak
uygulanıyor. Ülkemizde, okullarımızda molanın
uygulanması konusunda lehte, aleyhte görüsler var.
(Molanın uygulanıp uygulanmaması, uygulanacaksa nasıl
uygulanacagı konusunda, geneldeki tartısmaların yanı sıra,
bir okuldaki ögretmenlerin, o okula özgü yapıyı da dikkate
alarak karar almalarında yarar var.)

Mola kısaca su: Hırçınlasan, öfkeli davranıslar sergileyen
çocuklar veya gençler, bir süreligine ortamın dısına
çıkarılır. Örnegin salonda hırçınlık yapıyorsa bir baska
odaya gönderilir. Sınıfta saldırganca davranısta
bulunuyorsa, okulun bu is için ayrılmıs bir odasına
gönderilir. Bu odalarda sakinlestikten sonra eski ortama
dönerler.

Sınıfta ögretmenin, yaramazlık eden ögrenciye "Git, kat
muavinini gör" demesi mola sayılmaz. Bu tür sözler, olsa
olsa ceza--tehdit karısımı bir sey sayılmalıdır.

Çocuklara mola uygularken dikkatli olmak gerekir.
Burada molayı bütün yönleriyle ele almayacagız. Yalnızca
iki noktayı vurgulamak istiyorum: Mola, sadece öfkeli
davranıslar sergileyen, disiplini bozan çocuklara
uygulanmalıdır. İstedigimiz seyleri yapmayan çocukların
molaya gönderilmesi yanlıstır. Yemek yemedi, ödev
yapmadı diye çocugu molaya gönderirsek, mola degil,
hapis cezası olur bu.

Mola konusunda dikkat edilmesi gereken diger nokta,
çocugun mola için gittigi yerin, geldigi yerden, belirgin
sekilde daha çekici olmamasıdır. Mola yeri, ne fazla renkli
bir ortam ne de hapishane benzeri bir tecrit odası
olmalıdır. Mola yeri, yalnızca sakinlesmek için kısa süre
durulan bir ortam olmalıdır.

Ailemizde Bir Mola Uygulaması

Aileme ait bir anıyı okuyucularımla paylasmak istiyorum.
(Paylasabilmek için ev halkından izin aldım.)
Küçük kızımız dört--bes yaslarındaydı; zaman zaman,
özellikle de sofrada hırçınlık ediyordu. Esim
meslektasımdır; kitaplardan okuduk, degerli bir çocuk
psikologu arkadasımıza danıstık, mola uygulamaya karar
verdik. Birkaç defa hırçınlık yaptıgında, olayı kendisine
açıklayarak odasına gitmesini söyledik.

Mola uygularken kitaplarda yazmayan bir sey ekledik.
Birlikte yemek yerken onu molaya gönderecegimiz zaman
"Odana git, sakinles, gel; sen gelene kadar biz diger
yemege geçmeyecegiz, seni bekleyecegiz" dedik.

Diger yemege geçmememizin üç gerekçesi vardı:
Birincisi, diger yemege geçmeyip onu bekleyerek,
kendisini yalnız hissetmemesini saglamak, grubun/ailenin
bir parçası oldugunu hissettirmek istedik; ailede birinin bir
sıkıntısı varsa, bunu herkes paylasmalıydı, ikinci neden,
sofradakilerin kendisini bekliyor olmaları, üzerinde bir
baskı yaratsın ve bir an önce sakinlessin düsüncesiydi,
üçüncüsü ve belki de asıl neden, o olmadan yemegin
bogazımızdan geçmemesiydi.

Mola uygulaması iyi sonuç verdi. Kızımızın sofradaki -
özellikle ablasıyla arasındaki- hırçın davranısları büyük
ölçüde azaldı. Ancak bir gün ilginç bir sey oldu. Bir aksam
sofrada yemek yerken ben sesimi yükselttim. (Ben bu
olayı, esim sesini yükseltti diye hatırlıyorum; ancak esim
"Sen yanlıs hatırlıyorsun, o sendin" diyor. Esim daima
haklı oldugu ve bellegi de benden güçlü oldugu için,
olayın öznesinin ben oldugumu belirttim.) Neyse ben
sesimi yükselttim. Bir an küçük kızımın gözleri parladı ve
"Baba çabuk odana git, sakinles, öyle gel!" dedi.

O an, "Bu kural sizin için geçerli, büyükler için degil"
demeyi düsündüm, ancak vazgeçtim. Daha sonra esimle
konusup mola uygulamasında degisiklik yaptık. Yeni
kuralımız suydu: Sofrada sesini yükseltip gerginlik yaratan
içeriye gidip sakinlestikten sonra dönecekti. Bu kural, yani
mola uygulaması çocukların yanı sıra biz büyükler için de
geçerliydi.

Sonra ne oldu? Yeni uygulamayı izleyen günlerde ailedeki
herkes ayagını denk aldı; mola almamak için dikkatli
davrandık.


Prof. Dr. Üstün DÖKMEN' in Küçük Şeyler adlı kitabından alıntıdır..