Like Tree8Beğeni
  • 2 Mesaj Sahibi Murat.Y
  • 1 Mesaj Sahibi Hataylı_72
  • 1 Mesaj Sahibi Murat.Y
  • 1 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı
  • 1 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı
  • 1 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı
  • 1 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı

Konu: Mutlu Olmak Polyannacılık mı?

  1. #1
    Üye
    Murat.Y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2014
    Şehir
    Antalya
    Mesajlar
    1,998
    Blog Mesajları
    31
    Bahsedilme
    1 Gönderi
    Etiketleme
    0 Konu

    Exclamation Mutlu Olmak Polyannacılık mı?

    Sponsor Bağlantılar


    Mutsuz olmayı, suna buna söylenmeyi, karamsarlıgı
    öylesine derinden ögrenmisiz ki, "Bu ülkede yasanmaz" ve
    nihayet "Batsın bu dünya" demeye hakkımız oldugunu
    düsünüyoruz sonuçta. Ve daha da kötüsü, iyimser birini
    gördüklerinde canları sıkılıyor kötümserlerin, adeta "Suna
    bir sey söyleyeyim de keyfi kaçsın" diyorlar içlerinden.
    Yıllardır seminerlerimde iyimser olmanın öneminden söz
    ettigimde en az bir kisi çıkıp "Hoca iyi de o zaman bu
    polyannacılık olmaz mı?" der. Bu karamsarlıga prim veren
    bakıs tarzı beni üzüyor. Simdi söz konusu cümleye tekrar
    bakalım:
    "(yimserlik, küçük seylerden mutlu olmak polyannacılık
    sayılmaz mı?"
    Bu görüste, sanırım iki hata var. Birincisi "iyimserlik
    esittir polyannacılık" iddiasıdır ki bu dogru degildir,
    ikincisi böyle söylendiginde polyannacılıgın kötü bir sey
    oldugu varsayılmaktadır. Polyannacılıgın kötü oldugunu
    kim söyledi?

    Polyannacılık, kayba ugradıgımızda, elimizde kalanları
    fark etme ve sevinme becerisidir. Polyannacılık bir
    psikolojik savunma mekanizmasıdır, asırı olmadan yerinde
    kullanıldıgı sürece, kisiyi kaygıdan, sıkınadan korur,
    kisinin yarına kalma ihtimalini artırır. Polyannacılık,
    kendini avutmak degil, bardagın dolu yanını fark etmektir.
    Diyelim ki birisi bir bacagını kaybetti. Süphesiz bu kötü
    bir durumdur. Ancak bu kisinin önünde iki yol uzanır:
    Birinci yol, bir bacak gittigi için yasamdan elini çekmek,
    sürekli üzülmek, artık hiçbir seyden keyif almamaktır,
    ikinci yol ise sudur: Kisi eger geriye dönüs yoksa, mevcut
    durumu kabullenir, elinde kalan bacak için sevinir,
    yasamdan elini çekmez, yasama sevincini kaybetmez,
    ikinci yol polyannacılıktır. Polyannacının ömrü, birinciye
    oranla daha kaliteli geçer.
    Polyannacı tavır, Çin atasözünü hatırlatıyor. Söyle demis
    Çinli:

    Tanrım, bana degistirebilecegim seyleri degistirme gücü ver.
    Degistiremeyecegim seyleri Kabullenmemi sagla, İkisini ayırt edebilmem için de akıl ver.


    Degistiremeyecegimiz kayıplar karsısında, yasama
    sevincimizi kaybetmemek polyannacılıktır. Karamsarlıga
    oranla da herhalde daha gerçekçi bir tavırdır.
    Bir toplantıda polyannacılıgı tartısıyorduk, bir dostum
    sunları anlattı:
    "Üç yegenim vardı. Marmara depreminde üçü de enkaz
    altındaydı. Bir tanesine ulastık, çıkardık, ölmüstü.
    Mahvolduk. Daha sonra, aynı enkazın altından digerleri
    sag çıktı. Ölene üzüldük, ama saglam çıkanlara sevindik.
    Ölene üzülmemek, saglam çıkanlara sevinmemek
    mümkün degildi."
    Yukarıdaki tavır, bir polyannacılık sayılabilir. Ama sadece
    ölene üzülüp saglam çıkanlara sevinmeselerdi, en azından
    ayıp olurdu.
    Tatsız olaylar karsısında, kafamızı kuma gömüp bir sey
    yokmus gibi davranmak, basımıza ne gelirse gelsin mutlu
    dolasmak, polyannacılık degil, "devekuslugu" olsa gerek.

    Polyannacılık, yasama devam edebilmek için, gerektiginde sıkıntılarla bas edebilme sanatıdır.

    SABAH SABAH AGAÇ OLMAK Gerçek Bir öykü:

    Büyük kızım küçükken -sanırım anaokuluna gidiyordusabahları
    yatagında bes dakika otururdu, ben de karsısına
    otururdum. Küçük, spontan bir oyun oynardık. Ben, bir hayvan,
    esya veya bitki rolüne girerdim, o kendisi olurdu ve karsılıklı bir
    drama veya fabl diyebilecegimiz bir sey sergilerdik.
    Bir sabah uyandı, oturup battaniyeye sarıldı ve "Hadi bana bir
    agaç ol" dedi. O sabah, canım sıkkındı, keyfim yoktu; son
    günlerde irili ufaklı bir çok olay moralimi bozmustu.
    çime
    baktım, oyun oynamak istemedigimi hissettim ve dürüstçe
    bunu kızıma söylemeye karar verdim. "Canım benim" dedim
    "bu sabah keyfim yok, canım sıkılıyor, agaç olmak
    istemiyorum. " Bir an durdu ve parmagını uzatarak "Baba
    tamam" dedi "o zaman üzgün bir agaç ol. " Tekrar içime baktım,
    neseli bir agaç olmak istemiyordum, ama üzgün bir agaç
    olabilirdim.
    Ve üzgün agaç oldum. Birilerinin meyvelerimi tasladıgını,
    insanların canımı sıktıgını anlattım. Anlattıkça, hafifledim,
    ferahladım. Bes dakika bittiginde rahatlamıstım.
    (ifade edilen sıkıntı, çogunlukla bizi rahatlatır.)
    Kıssadan hisse: Yasamın her zerresi kutsaldır,
    degerlendirilmelidir. Güzelliklerden güzellikler çıkar; ama
    sıkıntılardan da güzellikler çıkarmak mümkündür.


    Prof. Üstün DÖKMEN

    Konu Gazoz Agacı tarafından (16-05-2015 Saat 19:42:11 ) değiştirilmiştir. Sebep: Güncelleme
    unuttum.29 ve Gazoz Agacı bunu beğendi.

  2. #2

    Üyelik tarihi
    May 2014
    Şehir
    hatay
    Mesajlar
    150
    Bahsedilme
    5 Gönderi
    Etiketleme
    0 Konu


    hocam iyi güzel de..
    şu Polyanna'ya mesela günümüzdeki, televizyondaki akşam haberlerini bi izlettirseydik bakalım durumu ne olacaktı..(yanına mendil mi yoksa kafayı sıyırmasın diye yatıştırıcı mı bırakırdık,bu devirde kim bilir?)
    Gazoz Agacı bunu beğendi

  3. #3
    Üye
    Murat.Y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2014
    Şehir
    Antalya
    Mesajlar
    1,998
    Blog Mesajları
    31
    Bahsedilme
    1 Gönderi
    Etiketleme
    0 Konu

    Exclamation



    Selam salihpamuk yanına mendil alırdı ama sadece burnunu silmek için yatıştırıcı da almazdı; Alsaydı adı Polyanna olmazdı sanırım. salihpamuk bu yazıda anlatılmak istenen şey çevremizde olan biten olaylara kayıtsız kalmamız değil.
    Polyannacılık, kayba uğradıgımızda, elimizde kalanları
    fark etme ve sevinme becerisidir. Polyannacılık bir
    psikolojik savunma mekanizmasıdır, aşırı olmadan yerinde
    kullanıldığı sürece, kişiyi kaygıdan, sıkıntıdan korur
    diyor Sayın Üstün DÖKMEN..


    Ben dahil olmak üzere birçok kişide senin söylediğin gibi haberleri izlerken sinir küpü oluyordur, fikrimi sorarsan olmalıda.. Geçenlerde bu söylediklerinle ilgili bir yazı okumuştum biraz araştırdıktan sonra buldum ve bu konuyla alakalı olan bölümünü okuyalım

    Olumlu şeyler düşünmeye başlayalım. Olumluları düşünürken, olumsuzları da beynimizden çıkarıp atalım.

    Şu cezaevlerinde yatanları unutalım. Beynimiz onlarla meşgul olmasın.

    Kadınlara, kızlara uygulanan şiddeti düşünmeyelim. Onlarla moralimizi bozmayalım.

    Çocuk ölümleri aklımıza gelmesin.

    Amansız hastalıklara yakalananlar, organ bekleyenler bizi ilgilendirmesin.

    Yoksulluk, işsizlik, enflasyon bizim sorunumuz değil.

    Trafik, kazalar, ihmaller, sorumsuzluğun yol açtığı dertler, sıkıntılar ötede dursun.

    Deprem, Allahın hikmeti. Yapacak bir şey yok. Allah, ona maruz kalanlara yardım etsin.

    Cari açıktan bize ne? Biz ekonomist miyiz? Bu açığı biz mi gidereceğiz?

    Komşularla ilişkilerimiz bozuluyormuş. Bugün bozulur, yarın düzelir. Dert etmeye değer mi?

    Hava ve çevre kirliliği, derelerin kuruması, ormanların yok olması, üzerinde durulacak şeyler değil.

    İnsan hakları bitti de sıra hayvan haklarına mı geldi? O da ne?

    Dağ köylerindeki çocuklar okula gidemiyormuş. Yeterli okul, öğretmen yokmuş. Hatta yol bile. Küçücük çocuklar bu soğukta titreye titreye kilometrelerce yürüyormuş. Tamam da ne yapabiliriz ki? Zorluk çekmeden olmuyor işte. Biz de ne sıkıntılar çektik!

    Rüşvet, torpil, kayırma vs… Geç bunları. Her devirde var.

    Milletvekillerine tatlı zam, bize nasihat mi? Sen de milletvekili ol kardeşim!

    Görüyorsunuz, kafamızdan söküp atacağımız ne kadar olumsuz düşünce var. Bu listeyi daha da uzatabilirsiniz. Uzattıkça rahatlarsınız. Sonunda pırıl pırıl bir zihinle kalırsınız ve mutlu olursunuz.

    Ama yine de küçük bir sorun var: Bu saydıklarımızın ve benzerlerinin olmadığı bir yer var mı? Varsa neresi? Orasını da bize öğütte bulunan o değerli insanlar bir zahmet gösteriverseler de gitsek. Öyle bir yer yok. Sorunlar bizim içimizde. Mutlu olmak istiyorsan, yer aramayı bırak, beynini boşalt diyorlarsa, yine küçük bir itirazım olacak. Boşaltmasına boşaltayım da, bomboş bir beyinle yaşamak daha mı iyi olacak? O zaman bana yine insan mı diyecekler?

    Erden Balıbek
    Bir şık ta ben yazayım ..

    Engellilere verilen trajikomik maaşları dert etme. Az yesin içsinler, ilaçlarınıda azaltsınlar mesela günde 3 tane değilde 1 tane. Boşver onları, onlar nasılsa İnsanüstü bir çabayla yaşamlarını sürdürmeye alışkınlar..

    Selamlar..
    Konu Murat.Y tarafından (16-09-2014 Saat 02:21:25 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ekleme
    Gazoz Agacı bunu beğendi

  4. #4
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    9,199
    Blog Mesajları
    453
    Bahsedilme
    23 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu


    Murat.Y bunu beğendi

  5. #5
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    9,199
    Blog Mesajları
    453
    Bahsedilme
    23 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu




    Küçük şeylerle mutlu olmayı öğrettiler bize.
    Ne her gördüğümüzü isterdik, ne de her istediğimiz olurdu.
    Ama bunalımlara girip çıkmazdık.
    Ertesi gün unuturduk.
    Bir giydiğini bir daha giymemek, önüne konan yemeği beğenmemek ne haddimize.
    Bunları sorgulayacak kadar zengin değildik.
    Hani bir kıyafetin miras gibi büyükten küçük kardeşe kaldığı günlerden bahsediyorum.
    Sökülenin atılmayıp dikildiği,
    yıprananların yamalarla saklandığı günler.
    İşte bu yüzden her anne iyi bir terzi ve her baba yenilerini alamadığı için içi biraz buruk olurdu.
    Ama modayı yinede takip ederdik biz.
    Mesela; ipten kemerlerimiz, çoraplardan eldivenlerimiz vardı.
    İşte bu yüzden ekmek ve emek bizim için nimettendir.
    Kaybetmemek için sıkı sarılırız ekmeğimize de,
    sevdiklerimize de..
    Murat.Y bunu beğendi

  6. #6
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    9,199
    Blog Mesajları
    453
    Bahsedilme
    23 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu





    "İnsanların %81'i sevdiklerinin mutlu olması ile mutlu oluyor ve kendilerinin mutlu olmalarını çok önemsemiyorlar. İşte bu insanları sevin..."
    Murat.Y bunu beğendi

  7. #7
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    9,199
    Blog Mesajları
    453
    Bahsedilme
    23 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu
    Sponsor Bağlantılar



    Konu Gazoz Agacı tarafından (03-01-2016 Saat 19:36:11 ) değiştirilmiştir.
    Murat.Y bunu beğendi

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş