Türk kültüründe bayrak, hükümdarlığın siyasi ve bağımsız bir statüye sahip olmanın memnuniyeti ve komutanlığın simgesidir. Bayrak dikmek, bir yeri mülkiyet ve kanun sahasına almak olduğundan, savaşta ordunun önünde devlet bayrağı veya bayrakları gider.

Eski Türklerde (Türklerin İslamiyet'i kabulünden önce) ucu yerlerde olarak göklerde dalgalanan, aya ve güneşe kadar uzanan bayrak, yer ile birleştiren kutsal bir varlık sayılmıştır. Arap tüccarları Kırgızların kırmızı renkli bayrak kullandıklarından bahsetmişlerdir. Bir Arap seyyahı da Peçeneklerin muhtelif renklerde bayrakları olduğunu, Dokuz Oğuzların siyah renkli bayraklar kullandıklarını yazmıştır. Kıpçak ve Kumanların da İgor Destanı'nda kırmızı ve beyaz renkte bayrakları olduklarından bahsetmektedir. XIII. yüzyılda Kuman kabilelerinin mavi renkte, üzerinde aslan ve ay yıldız bulunan bir bayrakları olduğu söylenmektedir.

Gök-Tanrı inancına dayanan eski Türk dininde, yeryüzü ve gökyüzündeki güneş, ay, yıldız, dağ, deniz gibi tabiat varlıkları kutsal sayılmış, hükümdarları tahta Gök-Tanrı'nın geçirdiğine inanılmıştır.

Türk-İslam devletlerinden Karahanlılar Devleti'nin paralarında hilal resimleri görüldüğü gibi, Gazneliler ve Gurlulardan sonra Hindistan'a hakim olan Türk devletlerinin paralarında da hilal ve yıldız bulunmaktadır. Hilal ve yıldız motifleri Selçuklular ve Harezmşahlar tarafından da kullanılmıştır.

Hilalin Müslümanlığın simgesi olarak kabul edilmesi Haçlı seferleri sırasında olmuştur. Haçlılara karşı büyük fedakarlık gösteren Türk-İslam Eyyubilerin bayrağındaki hilal işareti, Hıristiyanlarca Müslümanlığın bir simgesi olarak görülmüş ve kabul edilmiştir. Osmanlı bayraklarında hilal şeklinin kullanılması hakkında, tarih yazarları tarafından çeşitli görüşler öne sürülmüştür. Bir görüşe göre, Selçuklu Sultanı tarafından Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Bey'e gönderilen beyaz sancağın tepesinde bir hilal bulunmaktadır. Bu sancak Osmanlılarca bağımsızlık işareti kabul edildiğinden hilal özgürlük sembolü olarak kullanılmıştır.

XVIII. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı saltanat sancaklarında dini yazılar ve Zülfikar resminin yanı sıra güneş, hilal ve yıldız motifleri kullanılmıştır. Bazı sancaklarda bir, iki yada üç hilal, bazılarında ise hilal ve güneş birlikte resmedilmiş, yıldız ise hilal ile birlikte veya yalnız olarak süsleme amacıyla kullanılmış, güneş hükümdarın, ay da milletin simgesi sayılmıştır. III. Selim sonrasında ordu ve donanmada ıslahat yapıldığı sırada, sancak ve bayraklarımızın renk ve şekillerini tespitine çalışmış ve savaş gemilerinin kırmızı zemin üzerine beyaz bir hilal ile sekiz köşeli bir yıldız bulunan sancak taşımaları kabul edilmiştir (1739). Bu sancak XIX. yüzyılın ilk yarısında o zamanki batılı devletlerin resmi bayrakları gibi, Osmanlı İmparatorluğu'nun resmi bayrağı olarak kullanılmıştır. Sultan Abdülmecid'in son dönemlerinde 1844'ten itibaren basılan ve tedavüle çıkarılan paralarda beş köşeli yıldız kullanılmaya başlanmıştır.

Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit dönemlerinde, saltanat sancaklarında koyu vişne rengi zemin üzerine beyaz hilal ve beş köşeli yıldız ile bunu çevreleyen güneş ışınları, milli sancakta ise kırmızı zemin üzerine beyaz hilal ve beş köşeli yıldız kullanılmıştır.

II.Meşrutiyet'ten (1908) sonra saltanat sancaklarında vişne rengi zemin üzerine padişahın tuğrası ve bunu çevreleyen güneş ışınları bulunurken, milli sancak aynı şekilde kalmıştır. Milli sancağa en fazla önem Cumhuriyet döneminde verilmiştir. Sancağımızın bugünkü şeklini tespit eden 23.10.1924 tarihli kararname ile savaş ve nakliye gemilerine çekilecek sancakların büyüklükleri, hilal ve yıldızın ebatları, ne şekilde resim edilecekleri ve renkleri tespit edilmiştir.

"Bayrak Kanunu", 29 Mayıs 1936'da kabul edilmiştir. 2994 sayılı Bayrak Kanunu 5 Haziran 1936 tarihli resmi gazete ile yayımlanmıştır. 28 Temmuz 1937 tarihinde 2/7175 sayılı kararname ile bütün vatandaşlarca bilinmek ve yurdun her noktasında uygulanmak üzere Türk sancağının şekli ve sancak çekme hususlarını kapsayan "Türk Bayrağı Nizamnamesi" yayımlanmıştır. Türk bayrağının kullanılabileceği yerler ve uyulması gereken kurallar 22.09.1983 tarihli ve 2893 sayılı kanunun 2, 3, 6 ve 9'uncu maddelerine göre, Bakanlar Kurulunca 25.01.1985 tarihinde yeniden belirlenmiştir. Buna göre 29 Mayıs 1936 tarihli ve 2994 sayılı Türk Bayrağı Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Türk Bayrağı bu kanunla belirlenen şekil ve oranlarda olmak kaydıyla kırmızı zemin üzerine beyaz ay yıldızdır.

Bayrak, kamu kurum ve kuruluşlarıyla yurt dışı temsilciliklerine ve kamu kuruluşlarıyla gerçek ve tüzel kişilerin deniz vasıtalarına çekilir. Yurt içi ve yurt dışında yetkililerin araçlarına takılır.

Türk bayrağına sözle, yazı veya hareketle veya herhangi bir şekilde hakaret edilemez, saygısızlıkta bulunulamaz. Bayrak yırtılamaz, yakılamaz, yere atılamaz, gerekli özen gösterilerek kullanılır.

Türk bayrağı kanunda , 14.07.1999 tarihinde bir değişiklik yapılarak kamu kurum ve kuruluşlarında Türk bayrağının sürekli çekili kalacağı kabul edilmiştir.

Türk bayrağının ölçülerinde temel birim bayrağın genişliğidir. Bayrak yasasına göre, Türk bayrağında, (A) dış ay merkezinin uçkurluğa uzaklığı genişliğinin 1/2'sine, (B) ayın dış çemberinin çapı genişliğin 1/2'sine, (C) ayın iç ve dış merkezlerinin birbirine uzaklığı genişliğin 1/16'sına, (D) ayın iç çemberinin çapı genişliğin 2/5'ine, (E) yıldız çemberi ile ayın iç çemberi arasındaki uzaklık genişliğin 1/3'üne, (F) yıldız çemberi çapı genişliğin 1/4'üne, (L) bayrak boyu genişliğin 11/2'sine, (M) uçkurluk genişliği bayrak genişliğinin 1/30'una eşit olmalıdır.

1-turk-bayragi-kilavuzlu-.jpg

Cumhurbaşkanlığı forsunun sol üst köşesinde, çember biçiminde dizilmiş, her biri günümüze kadar kurulmuş bağımsız Türk devletlerini simgeleyen 16 yıldız vardır; çemberin ortasındaysa, 17.bağımsız Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni simgeleyen 16 ışınlı bir güneş bulunur.

cumhurbaskanligi-forsu2.jpg

Türk Cumhuriyetleri'nin Bayraklarının Anlamı

Azerbaycan Cumhuriyeti

Azerbaycan bayrağı ilk kez bağımsız oldukları 1918 - 1920 yıllarında hazırlandı ve resmi olarak ilk kez 1991 yılında kullanılmaya başlandı. Bayraktaki mavi renk gökyüzünü, kırmızı renk bağımsızlığı, yeşil renk ise yeryüzünü simgeler. Kırmızı üzerindeki ay - yıldız, halkın İslam inancını, sekiz köşeli Azeri yıldızı ise ülkedeki sekiz etnik grubu temsil eder.

Kazakistan Cumhuriyeti

Kazakistan bayrağı ilk kez 1992 yılında tasarlandı ve resmi olarak kullanılmaya başlandı. Bayraktaki mavi fon bulutsuz bir gökyüzünü simgeler. Bayrağın ortasında bulunan altın güneş sevginin, süzülen kartal figürü ise özgürlüğün simgesidir.

Kırgızistan Cumhuriyeti

Kırgızistan bayrağı, ülkenin bağımsızlığını ilan ettiği yıl olan 1992 yılında hazırlandı. Bayrağın ortasında parıldayan bir güneş figürünün ortasında kuş bakışı bir "yurt" (göçebe çadırı) betimlenmiştir. Bayraktaki "yurt" figürü geleneksel göçebe hayatını, güneşin etrafındaki 40 adet ışın demeti ise, bu topraklarda yaşayan 40 farklı göçmen aşireti temsil eder.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Kıbrıs 1960 yılında İngiltere'den tam bağımsızlık kazandığı zaman iki toplumlu tek bir devletti ve tek bir bayrağı vardı. Beyaz zemin üzerinde sarı renkli Kıbrıs resmi yeşil zeytin dalları ile çevreleniyordu. 1993 yılında egemenliğini ilan eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bugünkü bayrağı beyaz zemin üzerinde kırmızı ay - yıldızdan oluşmaktadır.

Özbekistan Cumhuriyeti

Özbekistan bayrağı ilk kez 1991 yılında kullanılmıştır. Bayraktaki mavi renk Timur'un bayrağını, beyaz barışı, yeşil doğayı, kırmızı ise sadakati simgeler. Hilal İslam'ın geleneksel simgesidir, 12 yıldız ise Hicri takvimdeki ayları simgeler.

Türkmenistan Cumhuriyeti

Türkmenistan bayrağı 1992 yılında kullanılmaya başladı. Bir yarışma sonucu hazırlanan bayrağın yeşil zemin üzerindeki hilal ve beş köşeli yıldızı İslam'ın geleneksel simgeleridir. Beş yıldız, Türkmenistan'da yaşayan beş topluluğu simgeler. Bayrağa ayrıca Türkmen kilimi desenleri eklenmiştir.

Bayrak

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü...
Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar!
Yurda, ay-yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, herşeyim;
Yer yüzünde yer beğen:
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!

Arif Nihat Asya



Onur GÜRMAN'ın Türkler adlı programından alınmıştır.