Elmalı`li merhum; Allah Rasûlü`nün kabır ziyareti öğretisinde ve fıkıh kitaplarının bu konudaki açıklamalarında "ölülerden birşey istemek, yetiş ya fülân, gibi imdat dilemek yoktur, sadece selâm vardır...

Allah için halka yardım etmek güzel, övgüye değer ve istenen bir is olmakla beraber, halktan istemek, yerilen. nahoş bir davranıştır. Dirilerden istenmesi câiz olmayan şeyleri ölülerden istemenin hiç yakışmayacağı da son derece açıktır" (Elmalıli IX/6051-52.) der. Birçok Islâm âlimi, ölülerden birşey istemenin küfür ve şirk olduğunu söyler.

Çünkü Allah bize "Fâtiha Sûresi" nde, günde en az onyedi defa; "ancak senden yardım isteriz" dedirtir ve bu antlasmayı sürekli yeniletir. Artık insanın O`ndan başkasından birşey istemesi, günde onyedi, ya da kırk kez verdiği sözde durmaması anlamına gelir. Başkasından yardım isteme meselesi bu kadar önemli olduğu için, Allah onu bu derece çok tekrar ettirmektedir. Artık, evlenemediği, çocuğu olmadığı, ya da yaşamadığı, kocasıyla geçinemediği vs. şeyler için, orada buradaki türbelere giden, hiristiyan âdetlerine uyarak, mum yakan, purçuk bağlayan, seker dagitan, mürüvvet arayan zavallılara acımaktan başka birşey yapamadığimiz için, dövünmek gerekir.

Şahsen biz onların, varsa imanlarıyla beraber bu yolda paralarını da yitirdiklerine ve dertlerine dert katmış olarak döndüklerine inanırız Hacıbayram, Eyüp Sultan, Sehzadebaşı, tellibaba, şu baba, bu baba, falanca dede türbelerine gidenler, cahil ve biçâre insanların, putların önünde secde eder gibi yakarışlarını ve bu cahil bırakılmış duyguları istismar eden bir sürü inanç simsarıni ibretle göreceklerdir. Ancak bu büyük zatlara, bir insan çerçevesi içerisinde olan sevgi ve saygısından ötürü, onları ziyaret edip bir fatiha ile de olsa bir hediye gönderenleri, ölümü yaşar gibi hissedenleri öbürlerinden ayırmak gerekir. Peygamberimiz, "Lezzetleri parça parça eden ölümü çok anın!" buyurur. (Tirmizî, kiyâme 26, Zühd 4; Nesâî, cenâiz 3; Ibn Mâce, Zühd 31;Müsned N/293.)

Az önce sözünü ettiğimiz maksatlarla türbeleri ziyaret edenlere şunu tavsiye edebiliriz: Eğer, Allah`ın bir nimeti olarak İslam`ın önem verdiği tıbbın çâre bulamayacağı bir derdiniz varsa uzun süre helâl rızıkla beslendikten sonra, gecelerin son üçte birinde kalk, abdest al, iki rekat namaz kil, kıbleye dönerek, edep çerçevesi içerisinde Allah`tan, derdine çâre iste, agla, yalvar. Bir defa, on defa, yüz defa iste.... Isteğinin mutlaka duyulduğuna, kaydedildiğine, dilekçene mutlaka cevap verileceğine kesin inanarak iste. Bir gün kapıların açıldığını ve arzuna kavuştugunu göreceksin. Yine bu maksatla Ramazanları kaçırma. Hiçbir gece aksatılmadan bir Ramazan boyunca yapılan nice duânin kabul edildiğini görmüşüzdür. Çünkü böyle yapanın Kadir Gecesine isabet edeceği kesindir. Ancak şu noktaları unutma: Duân kabul edilmedikçe Allah`a kırılma, usanma, israr et ve kabul olunacağına kesin gözüyle bak. Allah duâdaki ısrarı sever, bununla övünür.