Anketimiz: Nükleer Santral kurulmasından yana mısınız?

Katılımcı sayısı
17. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor
  • Hayır

    9 52.94%
  • Evet

    8 47.06%
  • Fikrim yok

    0 0%
Like Tree25Beğeni

Konu: Nükleer Santral kurulmasından yana mısınız?

  1. #1
    Kategori Yöneticisi
    unuttum.29 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Şehir
    Aksaray 68
    Mesajlar
    861
    Blog Mesajları
    17
    Bahsedilme
    14 Gönderi
    Etiketleme
    29 Konu

    Question Nükleer Santral kurulmasından yana mısınız?

    Sponsor Bağlantılar


    Nükleer Santral kurulmasından yana mısınız?
    SElamlar herkese,
    Bu mesele gündeme geldiğinden beri beni düşündürüyor. (Çok önemli bir tercih bence.)
    Oyumu ve gerekçesini bir kaç gün içerisinde paylaşayım böylece kimsenin kararını etkilememiş olurum diye düşündüm.

    GülerAkköse ve septik bunu beğendi.

    sorularınızı ilgili konulara yazın veya yeni konu açın lütfen. Ö.M'lere cevap yazmıyacağım artık...

  2. #2
    Site Yöneticisi
    Halil Yılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Şehir
    Bayburt
    Mesajlar
    13,624
    Blog Mesajları
    15
    Bahsedilme
    130 Gönderi
    Etiketleme
    38 Konu


    Her nekadar güvenli olduğu söylense de ben nükleer enerjinin güvenilir bir enerji kaynağı olmadığını düşünüyorum. Bunun örneklerini Japonya gibi ülkelerde gördük. Evet sürekli artan nüfus ve enerji tüketimi yeni kaynaklar bulmamıza zorlasa da bu kaynakların nükleerden yana olmasını doğru bulmuyorum. Onun yerine rüzgar yada güneş enerjisine yönelilmeli. Alman’ya gibi Güneş görmeyen bir ülke Toplam enerji tüketimin %5 ini güneş %8 inide rüzgar enerjisinden karşılıyor. Bizim gibi neredeyse yılın 12 ayında güneş gören ve rüzgarı eksik olmayan bir ülke neden bu kaynaklara yönelmez anlamış değilim. Bunun haricinde pek fazla kimsenin bilmediği enerji kaynakları da var. Örneğin hayvan gübresinden biyogaz üretilebiliyor. Hatta kendi imkanlarıyla bunu yapıp ta çok ilkel koşullarında komşularına elektirik tüp te kullanılmak üzere gaz verenler bile var.

    Hayvan dışkısından elektirik üretildiği gibi insan dışkısından da üretilebiliyor. Evet yanlış duymadınız. Kanalizasyonlara yerleştirilen bir sistemle insan dışkısı enerjiye dönüşebiliyor. Yani kendi tükettiğimiz enerjiyi kendimiz üretebiliriz.

  3. #3
    Kategori Yöneticisi
    unuttum.29 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Şehir
    Aksaray 68
    Mesajlar
    861
    Blog Mesajları
    17
    Bahsedilme
    14 Gönderi
    Etiketleme
    29 Konu




    Durum böyle arkadaşlar,
    Çernobil'i ve yakın zamanda japonya'da olan kazayı da hatırlayınca Nükleer bizi de aşar diye düşünüyorum..
    septik ve Halil Yılmaz bunu beğendi.

    sorularınızı ilgili konulara yazın veya yeni konu açın lütfen. Ö.M'lere cevap yazmıyacağım artık...

  4. #4
    GülerAkköse - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2014
    Şehir
    Denizli/Pamukkale
    Mesajlar
    105
    Bahsedilme
    0 Gönderi
    Etiketleme
    0 Konu


    Hatırlar mısınız?
    301 maden işçisini iş cinayetine kurban vermiştik. (hani şu fıtratlarında ölüm olanlar)
    geçmiş zaman değil yakın zaman, yıllardır madencilik yapan devlet çalıştırdığı işçinin can
    güvenliğini sağlayamazken ; nükleer santral çıktı başımıza. Efendiler; kanser üretiyor bu santraller, daha gecen gün bir profesör bas bas bağırıyor "yakın gelecekte aileler çocuklarını
    kendileri mezara koyacaklar". Yakın gelecekte gelecek merak etmeyin.
    Çernobil faciasının 80 kuşağı hatırlar 26 nisan 1986 Ukrayna ( hani su okullarda fındık dağıtıldığı
    zamanlar ) ve türkiye de kanser vakalarında artış. (özellikle Karadeniz bölgesinde) bu ülkede ki tiroit kanseri vakalarının Çernobil faciasında havaya salıverilen fizyon ürünlerinden kaynaklandığı konulu arastırmalar varken (açınız bakınız Çernobil faciası ve kanser vakalarında artış) çocuklarınıza nasıl bir ülke demiyorum , Dünya bırakmayı düşünüyorsunuz. Hangi anne baba benim çocuğumun fitratinda ölüm var diyebilir ?

  5. #5
    Kategori Yöneticisi
    septik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2012
    Şehir
    Bilecik
    Mesajlar
    2,258
    Blog Mesajları
    3
    Bahsedilme
    46 Gönderi
    Etiketleme
    9 Konu


    Bir kömür madenini işletmekten aciz olup her yıl yüzlerce işçinin ölümüne neden olanların, nükleer santral işletmelerini düşünmek bile istemiyorum...
    GülerAkköse ve Halil Yılmaz bunu beğendi.

  6. #6

    Üyelik tarihi
    Nov 2014
    Şehir
    seyyahım seyyah .. en fazla bir yerde 6 yıl kalabildim . Şimdi Antalya Hanının misafiriyim 1.5y
    Mesajlar
    75
    Bahsedilme
    0 Gönderi
    Etiketleme
    0 Konu


    Nükleer enerji ;hangi müteahhide verildiğini biliyorsanız .önce
    ****ZAMAN KÖTÜ ......****** ?
    diyeceksiniz ister istemez...
    sizce iyi niyet bekliyor musunuz .....
    bol güneşli bol rüzgarlı ülkemizde ?

    GülerAkköse bunu beğendi

  7. #7
    Üye
    Birey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2011
    Şehir
    Diyarbakır
    Mesajlar
    528
    Blog Mesajları
    2
    Bahsedilme
    0 Gönderi
    Etiketleme
    0 Konu


    Arkadaşlar nükleer santraller genellikle gelişmiş Avrupa ülkelerinde bulunmaktadır. Googledan bulduğum rakamlara göre toplam 438 nükleer santral söz konusu ve bunların çoğu da gelişmiş ülkelerde bulunmaktadır. ( G-7 üyesi ülkelerden İtalya’da nükleer santral bulunmaz iken, Fransa’da 59, Almanya’da 17, Japonya’da 55, ABD’de 104, İngiltere’de 19 ve Kanada’da 18 santral var. ) Ülkemizdeyse sadece 1 tane kurulacak olmasına rağmen koparılan yaygaranın haddi hesabı yok. Sözünü ettiğiniz rüzgar ve güneş enerjisini de kullanıyor bu ülkeler çünkü enerji ihtiyacını sadece güneş, rüzgar, nükleer veya günümüzde kullandığımız yöntemlerle karşılayamazsınız. ( Özellikle gelecek zamanlarda ) Ancak bunların tümünden faydalanmaya kalkışılırsa dıştan bağımsız enerji ihtiyacımızı giderebiliriz.

    Bu günkü elektrik ihtiyacını düşünürsek gelecekte bu ihtiyacın kat be kat artacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu durumda kalkıp “Nükleer santrale ne gerek var?” diye sorabilmek için bütün enerji ihtiyacımızı karşılayacak bir kaynak yani alternatif de ileri sürmek gerekir. Böyle bir yol öne süremeyip sadece olmasın demek hiç akılcı değildir bana göre.

    Risk taşıyor olması nükleer santrallerin olmaması gerektiği anlamına gelmez zira Tayyip Erdoğan Başbakan olduğu dönemde bu risk faktörünü çok güzel açıklamıştı: Eve aldığınız, tüp veya doğal gaz da patladığı taktirde can ve mal kaybına uğrama ihtimaliniz yüksektir. Peki bu ihtimal söz konusu diye evinize tüp veya doğal gaz almaktan vazgeçiyor musunuz? Keza eve aldığınız klima da öyle veya sürdüğünüz araba… Hayat risklerle dolu ve riskleri göze alanlar başarıya ulaşabilir. Risklerden uzak duranlar yerinde saymaya mahkumdur. Eğer nükleer santrallere karşı olursak gelecek nesiller enerji konusunda dışa bağımlı olacaktır. Artık içtiğimiz su, yemek dahil enerji sayesinde karşılanabiliyor. Enerji konusunda dışa bağımlı olmamız demek hayat damarımızı başkalarının elinde bulundurmak demektir. Ülkemizin nüfusu 80 milyona dayanmakta ve bu kadar insanın ihtiyaçlarını enerji olmadan karşılayamazsınız. Mağara hayatı yaşamıyoruz ve kaynak su ile tarlaya ektiklerimizle geçinmiyoruz. Kendimiz de dahil kullandığımız teknolojik aletlerin enerjiye ihtiyaçları var. Gelecekte nüfusun artacağını ve enerji ihtiyacının artacağını düşünecek olursak hiç risk almadan bunu karşılamanın mümkün olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bugünkü barajlar da risk taşımakta, can ve mal kaybına neden olmaktadır. Kalkıp da hiç baraj yapılmaması gerektiğini mi söylicez? Peki bir örnek gösterin sadece rüzgar veya güneş enerjisiyle ihtiyacını karşılayan Türkiye kadar büyük bir ülke var mı ?

    Bu gün hükümeti nükleer santral yapmakla suçlayanların çocukları da gelecekte de o günün hükümetini enerji ihtiyacını karşılayamamakla suçlayacaktır 
    Murat.Y ve Gazoz Agacı bunu beğendi.

  8. #8
    Kategori Yöneticisi
    unuttum.29 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2012
    Şehir
    Aksaray 68
    Mesajlar
    861
    Blog Mesajları
    17
    Bahsedilme
    14 Gönderi
    Etiketleme
    29 Konu


    Sn. Birey,
    yaşamak ölmek riskini almaktır. Herkes yaşadığı her an boyunca ölüm riski altındadır. (göktaşı da düşer, depremde olur, veya mutfaktaki tüp de patlar ölürsünüz.)
    Burada mevzu başkalarını da öldürmemek. yani küresel bir felakete yol açacak adımlar atmamak.
    sizin yazınızı yazdığınız tam da bugün çernobille ilgili bir haber okudum. (Felaketin 29. Yıldönümüymüş.)Yapıştırıyorum.
    Haberin detayları en alttaki linkte görülebilir.
    Saygılar..
    1. 26 Nisan 1986 Cumartesi. Çernobil Nükleer Santrali'nin 4. reaktöründe, 01:24'te bir patlama meydana geldi. Etkileri onlarca yıl sürecek, belki de dünyanın başına gelen en büyük felaket!

    Çernobil 1970'te açılmış bir nükleer santraldi. Ukrayna'nın kuzey bölgesinde, Kiev'e bağlı bir yerleşim biriminde bulunan bu santralde kaza günü dört reaktör aktifti. İkisinin inşaası ise sürüyordu.
    25 Nisan günü, dördüncü reaktör rutin bir bakıma girdi. Teknisyenler olası bir güç kesintisine karşı bir deney yapmaya karar verdiler. Çok ağır sonuçları olacak bu deney için 23:00'da çalışmalar başladı.
    26 Nisan 01:23'te, deney için şartların oluştuğuna karar verildi ve düğmeye basıldı. 01:24'te ise, ters giden bir şeyler vardı. Deney için devre dışı bırakılmış güvenlik sisteminden ötürü reaktörde önlenemeyen çekirdek tepkimeleri gerçekleşti, ısı ve enerji bir anda kat be kat yükseldi...
    Önü alınamıyordu. Artan buhar basıncı, reaktörün tonlarca ağırlıktaki çatısını havaya uçurdu. Reaktördeki zirkonyum ve grafit, yüksek sıcaklıktaki buharla karışınca, hidrojenler yanmaya başladı ve tüm santral alevler içinde kaldı

    3. Patlamanın hemen ardından 31 kişi öldü. Ancak nükleer felaketin etkileri, bununla sınırlı kalmayacaktı.
    Dördüncü reaktörün patlamasıyla ortaya çıkan radyasyon, Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarından tam 200 kat daha etkiliydi. Patlamanın ilk anda bir kilometre yüksekliğe ulaştı. İlk anda ortaya çıkan etkinin, iki metre kalınlığındaki betonu eritecek güçte olduğu ifade edildi.
    Nükleer felaket, ilk anda santral çevresinde görevli 31 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olmuştu. Ancak etkisi bununla sınırlı kalmadı. Türkiye'nin de dahil olduğu yakın coğrafyada hastalık getirdi, ölüm getirdi...
    En önemlisi de, nükleer enerji ile ilgili soru işaretleri getirdi.

    Soğuk savaş psikolojisinin de etkisiyle, nükleer teknoloji alanında geride görünmeme refleksinden ötürü SSCB ilk günlerde kazayla ilgili bir açıklama yapmadı.
    Ta ki bir iki gün içinde, Avrupa'daki radyasyon düzeyindeki çok ciddi artış tespit edilene dek. 28 Nisan 1986'da radyoaktif bulutlar İskandinavya'ya ulaştı. Yetkililer ölçülen değerlerin anormalliğinden ötürü büyük bir kaza meydana geldiğini tahmin etti.
    SSCB, meydana gelen felaketi tüm dünyaya açıkladı, diğer ülkelerden yardım istedi. Olayın açıklanması ve yardım talebinden ötürü Mihail Gorbaçov ülkesinde ciddi eleştirilere maruz kaldı.
    Çernobil faciası, dünya basınında bir numaralı gündem konusu oldu.

    6. Felaketin ardından alınan olağanüstü önlemler

    • Radyasyondan yoğun oranda etkilenen 30 kilometre çapındaki alan belirlenerek bu bölgelerden 135.000 insan uzaklaştırıldı ve yaşam alanları boşaltıldı. Reaktör binası 410.000 m3 çimento ve 7.000 ton çelik kullanılarak gömüldü.
    • Binanın altı betonlandı.
    • Besin maddeleri başka bölgelerden getirildi ve kontamine (radyasyon bulaşı olan) yiyeceklerin tüketimi yasaklandı. Çeşitli tanı merkezleri kuruldu.
    • 5.300.000 insana, tiroid bezini iyot açısından doygunluğa ulaştırarak radyoaktif iyodun tiroid bezi tarafından alımını mümkün olduğunca engellemek için potasyum iyodür tabletleri dağıtıldı.

    7. 3 Mayıs 1986'da ölçülen radyasyon değerleri facianın boyutunu yansıtıyor

    9. Patlamanın ardından bölgede yangın söndürme ve temizlik faaliyetlerine katılan kişiler radyasyon kurbanı oldu
    Çernobil'in dördüncü reaktörünün patlamasının ardından bölgeye itfaiye birlikleri çok kısa bir süre içinde sevk edilmişti. Ancak birçoğunun radyoaktif bir tehditle burun buruna olacaklarından haberi yoktu.
    Mide bulantısı ve kusma ile, itfaiye erlerinin çoğu görevini yapamaz hale geldi. Önemli bir kısmı hayatını kaybetti.
    Aynı şekilde, Santral'e sevk edilen ve temizlik faaliyetlerinde bulunanların da büyük bir çoğunluğu, maalesef hayatını kaybetti.
    3 dakika çalışarak 'hayatlarında alabilecekleri radyasyon miktarı'nı aldılar
    Reaktör enkazına aynı zamanda Ordu'nun bir kısmı gönderilmişti. Ortalama olarak bir kişi 3 dakika çalışıyordu. Ve bu süre içinde hayatı boyunca alabileceği radyasyon miktarına maruz kalıyor, ciddi bir risk altına giriyordu.
    Çatıdaki iş belki de hepsi içinde en kısa süreniydi, sadece üç dakika. Bir çok askere ordudan emekli olabilmeleri için gereken süreyi dolduracak iki seçenek sunulmuştu. Biri cehennemvari bir kurşun, roket ve bomba yağmurunda, Afganistan'da iki yıldı; diğeri ise sakin, sessiz ve görünmez bir gama ışını yağmurunda, Ünite 3'ün çatısında üç dakika.
    Planlandığı gibi 15 gün içerisinde temizlenen enkaz, özellikle en ağır radyasyonun bulunduğu çatı kısmı 3'er dakikalık çalışma süreleriyle temizlendi. Ancak basit bir gaz maskesiyle, kendilerine verilen kurşun plakalar ile elbise yapmaları istenen o görevliler, o andan itibaren radyasyonun pençesindeydiler. Çoğu hayatını kaybetti.

    10. Çernobil'de günümüzdeki radyasyon düzeyi hala normalin çok üzerinde
    300 metreden 12 mikroröntgen olan doğal ortam radyasyonunun, kazanın yaşandığı santrale 300 metre mesafede bu değerin oldukça üstünde ölçüldüğü ifade ediliyor.
    Bu değer bir ölçüde azalsa da, bölgenin tamamen sağlıklı bir şekilde yaşanabilir bir ortama dönüşmesi için yüzlerce, binlerce seneye ihtiyaç var.
    11. Radyoaktif felaketin çocuklara mirası: Tiroit kanseri
    Felaketin etkilerinin en yoğun olarak görüldüğü ülkeler Ukrayna, Rusya ve Belarus'ta 2004 yılına kadar 18 yaş altı 4000 çocukta tiroit kanseri vakası görülmüştür.
    Resmi raporlar, ölümcül kanser vakalarının sayısını 9.000 olarak hesaplıyor. bağımsız bilim adamları ise 30.000 ile 60.000 arasında insanın Çernobil’in sebep olduğu kanser türlerinden dolayı öleceğini tahmin ediyor.

    Çernobil'in birkaç kilometre yakınında kurulmuş bir şehir olan Pripyat, dönemin önde gelen yerleşim birimlerindendi. Ancak facianın ardından 2 gün içinde binin üzerinde otobüsle acilen boşaltıldı.
    1986'dan bu yana da kimseye kapılarını açmıyor. Bilimadamlarına göre 900 yıldan önce yaşanabilir bir yer olamayacak. Zira günümüzde buradaki radyasyon düzeyi normalin 20-40 kat üzerinde. Tüm radyoaktif kalıntıların temizlenmesi içinse 48 bin yıl geçmesi gerekiyor!

    http://onedio.com/haber/cernobil-fac...ypes=og.shares
    GülerAkköse bunu beğendi

    sorularınızı ilgili konulara yazın veya yeni konu açın lütfen. Ö.M'lere cevap yazmıyacağım artık...

  9. #9
    Üye
    kartalreis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Şehir
    ad: Kalperen Türkoğlu CCC yer: kalpOder Ötüken - Turan
    Mesajlar
    395
    Bahsedilme
    1 Gönderi
    Etiketleme
    0 Konu


    Biraz araştırma yaptım ve ülkemizin çevresinde 7 nükleer santral olduğunu öğrendim. --Türkiye’nin yakın çevresinde Ermenistan, Bulgaristan, Ukrayna, Rusya ve İran olmak üzere beş komşu ülkede üstelik deprem fay hatları üzerinde veya yakınında toplam 7 nükleer santral bulunuyor.-- fay hatları üzerinde olması düşündürücü...

    Akkuyu daki santraln 3. nesil zenginleştirilmiş uranyumla çalışan santral olacağı ve zenginleştirilmiş uranyumumuz olmadığı için dışa bağımlı olacağımızı öğrendim. 4. nesil toryumla çalışan santraller gündemdeymiş şu aralar. Türkiye’nin enerjideki umudu: Toryum

    Son olarak şöyle bir bilgiye ulaştım: Tam sonuç alınacakken 2007'de ATLASJET UÇAĞI Isparta'da düştü. Uçakta bulunan Prof. Dr. Engin Arık, Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet, araştırma görevlileri Mustafa Fidan ile Özgen Berkol Doğan hayatını kaybetti. Ancak olay kaza değildi. BOR madenini NÜKLEER SANTRALLER için uygun hale getiren EKİBİN ortadan kaldırılması gerekiyordu. Ergün Diler / Takvim (İlgili kısım)

    Nükleersiz bir gelişmiş ülke yok, kapatacaklarsa neyi bekliyorlar da kapatmıyorlar? Kapatılacağı masallarına inanmıyorum, teknolojisi eski olanları kapatıyorlar. Tam bağımsız ve güvenli bir şekilde çağa uygun enerji üretmeliyiz... İsmi nükleer olur başka bir şey olur ama enerjisiz olmaz...

  10. #10
    GülerAkköse - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2014
    Şehir
    Denizli/Pamukkale
    Mesajlar
    105
    Bahsedilme
    0 Gönderi
    Etiketleme
    0 Konu
    Sponsor Bağlantılar


    Ozharovskiy, hiç denenmemiş VVER-1200 tipi reaktörlü santrala karşı çıktığı için Belarus’ta tutuklanmıştı. Aynı tip reaktörün Akkuyu’ya yapılması planlanıyor.
    Nükleer Enerji Mühendisi Andrey Ozharovskiy, 2009’da Rus Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom’un, Belarus’a yapmayı planladığı bir nükleer santrala karşı çıktığı için tutuklanmış ve yedi gün içeride kalmıştı. Ozharovskiy, “toplum düzenini bozmak”la suçlanmıştı.
    Nükleer enerji faaliyetleri konusunda uzman olan Ozharovskiy ve arkadaşlarının yazdığı bilimsel raporlarda, nükleer santralların genel olarak hayati risklerine yer veriliyordu. Ama bunun yanı sıra en dikkat çekici noktalarından biri de VVER-1200 tipi reaktörlü NGS-2006 projesi daha önce dünyada hiç inşa edilmemiş olmasıydı.
    Yani Belarus’ta ‘bir deneysel çalışma’ yapılacaktı. Belarus’ta 2013’te bitmesi beklenen santral hâlâ faaliyete geçmedi. Yani dünya üzerinde hâlâ bu tipte reaktörleri olan bir proje denenmiş değil. Rosatom ise bugün Akkuyu’ya işte o denenmemiş reaktörlerden yapmak istiyor. Yeni deney tahtası adayı Türkiye. BirGün yazarı Özgür Gürbüz’ün önerisi ve yardımıyla Ozharovskiy’e ulaştım. Rosatom’u bir de ondan dinledim.
    DENEYSEL TASARIM
    “Türkiye’ye yapılacak olan VVER-1200 tipi reaktörlü NGS-2006 projesinin ne olduğunu anlatmakla başlamak istiyorum” dedi Ozharovskiy. Bugüne kadar bu türde tek bir reaktör dahi inşa edilmediğini söyledi: “Yani sözkonusu proje yüzde 100 deneysel bir tasarım olacak. Rusya’da bu türden dört tane reaktör şu anda yapım aşamasında. Bu reaktörlerin iki üç yıllık gecikmeyle ancak önümüzdeki sene tamamlanmaları bekleniyor.”
    HAYATİ FARKLAR VAR
    “Türkiye’nin bu tip reaktörler için bir deneme tahtası olmayı neden kabul ettiği konusunda hiçbir fikrim yok” diyen Ozharovskiy’nin anlattıklarına göre bugüne kadar kurulan VVER-1000 tipi reaktör prototipinden ders alarak, henüz yapılmamış olan VVER-1200’ü kusursuz tasarlaması da mümkün değil.
    İki tip reaktör arasında olası faciaların önünü açacak çok sayıda fark var: “Gücü yüzde 20 daha fazla, çekirdek ebatları farklı, yakıt çubukları ve yakıt montajları farklı, soğutma pompaları farklı. Bütün bu donanım hiçbir zaman uygulanmadı.”
    REKLAMLARA İNANIYORLAR
    Üstelik işin sadece güvenlik kısmının değil ekonomik karakterini de “kağıt üzerinde” olduğunu söylüyor Ozharovskiy, “bunların doğruluğuna ilişkin hiçbir pratik bilgi yok” diyor ve ekliyor: “Öyle görünüyor ki pek çok insan Rosatom’un deneyime dayalı olmayan reklamlarına inanıyor.”
    GÜVENLİ NÜKLEER YOK!
    Evet, Akkuyu’ya kurulması planlanan santralı VVER-1200 reaktörlerinin kendine has problemlerine dikkat çekerek anlatmaya başladı Ozharovskiy. Ama işin bu kısmı biter bitmez, o da pek çok uzman gibi aslında reaktör tipi ne olursa olsun bütün nükleer santrallarda çok ciddi güvenlik sorunları olduğunun altını çizdi.
    Yani Türkiye televizyonlarında dönen, billboardlara yerleştirilen reklamlarda iddia edilenin aksine, ona göre, bu işin temiz ve güvenli bir yolu yok: “Bilin ki herhangi bir çeşit Nükleer Enerji Santralı’nın yüzde 100 güvenlik garantisi, Nükleer ve radyoaktif atık sorununa ve kötü ekonomik performansa çözümü yok. Rosatom’un Türkiye’ye santral yapmasına izin vermek ne akıllıca ne de sorumluluk sahibi bir karar. Sadece şimdi değil gelecekte de çok fazla sorun ortaya çıkacak, nükleer atık sorunu gibi…”
    DİĞER ÇILGIN PROJE
    Bütün bu nedenlerle Rusya’nın Türkiye’ye yapmayı planladığı santral için bizim pek de yabancı olmadığımız bir tanımlama kullanıyor Ozharovskiy, “çılgın proje” diyor: “Bizim bir devlet tekelimiz var: Rus Devlet Şirketi ‘Rosatom’. Rosatom’un kamu parasına erişimi var.
    Bu nedenle Türkiye’ye reaktör ihraç etmek gibi çılgın projelere girişebiliyorlar. Rus çevre örgütleri, geride kalan yüzyıla ait tehlikeli bir teknoloji olarak değerlendirilen nükleer reaktörlerin ihraç edilmesine karşı çıkıyor. Bugün nükleer enerji güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerjiyle yarışamaz bile; zira çok daha pahalı ve çok daha tehlikeli.”
    ÇÜNKÜ SİLAH ÜRETİYOR
    “Rusya’nın nükleer endüstrisi ve enerjisi var, çünkü nükleer silah üretiyor” diyen Ozharovskiy, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Eğer Türkiye nükleer bomba yapmak istiyorsa o zaman bir nükleer enerji santralına sahip olmak istemesini anlayabilirim. Fakat eğer Türkiye sürdürülebilir ve uygun fiyatlı enerji istiyorsa, kafasını yenilenebilir olanlara çevirse daha iyi olur.”
    Yedi gün cezaevinde kaldım
    “Belarus’ta bir Rus nükleer projesini eleştirmeye teşebbüs ettiğim için tutuklandım ve yedi gün cezaevinde kaldım. Bu arada sözkonusu reaktör Türkiye’de Rosatom’un yapmayı planladığı VVER-1200’dü. Buna rağmen Rusya’da anti nükleer örgütlenmeler var. Örneğin yapılması planlanan Nizhegorodskaya Nükleer Santralı bölgesine yakın Murom’da çok güçlü nükleer karşıtı protestolar yapıldı. Ama evet, Rusya’da nükleer enerjiye devletin en üst kademelerinden akıldışı bir politik destek var”.
    Çernobil hâlâ bizimle
    “Çernobil felaketinin ardından geçen 29 sene sonra bile felaketin etkileri hâlâ burada, hâlâ bizimle. Ukrayna, Belarus ve Rusya’da pek çok yerde Çernobil nedeniyle hâlâ insanlar yaşayamıyor ve tarım yapılamıyor. Lütfen not edin, Belarus, Krasnopolye’de, Çernobil’e 230 kilometre uzaklıkta hâlâ boş olan yerler var.”(alıntı)


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş