Banka içinde veya banka dışında bir çok hırsızlık olayı gerçekleşiyor. Özellikle emekli vatandaşların para yatırma ve para çekme işlemleri sırasında bir çok hırsızlık olayı yaşanıyor. İşte bu tür durumlarda, bankanın sorumluluğu dava konusu oldu. Yargıtay, bu konuda açılan bir davadan yola çıkarak, banka içinde yaşanılan hırsızlık olaylarından, bankanın sorumlu olduğunu hükmetti. Yargıtay'ın emsal kararının ayrıntıları şöyle:

134288.jpg

Mahkeme tutanaklarına göre, emsal olay Mersin'in Erdemli ilçesinde yaşandı. 3.800 TL'sini banknaya yatırmak için sıra bekleyen bir vatandaş, banka içinde parasını üçüncü kişiye çaldırdı. Bunun üzerine vatandaş, bankayı dava etti.

Yerel mahkeme, bankanın gerekli tüm güvenlik tedbirlerini aldığını gerekçe göstererek, banka içinde çalınan paradan bankanın sorumlu olamaycağını hükmetti. Ve yerel mahkeme davayı reddetti.

Vatandaş kararı temyiz etti.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise bu tür durumlarda verilecek kararlar için emsal teşkil edecek bir karara imza attı.

Daire, banka içindeki tüm sorumluluk bankaya ait olduğunu belirtti. Ve bu nedenle bankanın, müşterilerin cebindeki paradan da sorumlu olduğunu kaydetti. Daire, yerel mahkemenin kararının bozulmasını hükmetti.

Yargıtay'ın konuyla ilgili kararı şöyle:

"...Dava, davalı bankaya para yatırmak için giden davacının parasının banka içinde 3. bir kişi tarafından çalınması sebebiyle tazminat istemine dair olup, mahkemece yukarda özetlendiği şekilde, davalının özen yükümlülüğünü yerine getirdiği ve olayda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak;davacı, davalı nezdinde bulunan hesabına para yatırmak üzere banka şubesine gittiğini iddia etmek suretiyle işbu davayı açtığı, davalı da aksini savunmadığına göre, taraflar arasında mevduat sözleşmesi bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bir güven kurumu olarak, basiretli tacir gibi davranması gereken bankalar, 818 Sayılı BK'nın 99/2 ve 6098 Sayılı TBK'nın 115/3 madde ve fıkraları uyarınca objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları sebebiyle de diğer tacirlere nazaran bütün hukuki ilişkilerinde daha yüksek özen borcu altındadırlar. Banka ile müşterisi arasındaki bankacılık işlemleri her şeyden önce güven unsuruna dayanmaktadır.

Somut olayda, davacının parasının, davalı Banka'nın sorumluluk alanı içerisinde çalınması sebebiyle davalının gerekli güvenlik tedbirlerini yeterince aldığından söz edilemeyeceğinden, mahkemenin bu konuda aksi yöndeki kabulü doğru bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalının henüz sözleşme kurulmadan önce de, sözleşme hazırlığı aşamasında, akidinin malını koruma yükümlülüğü mevcuttur. Bu itibarla, mahkemece kural olarak, davalı Banka'nın sorumlu olduğu kabul edilip, davacınında zararın doğumunda kusuru bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...."