1. #1
    ENB ESKİÜYESİ
    Guest

    Uzak Ülke'den...

    Sponsor Bağlantılar


    Yeryüzünün her bir noktasında ve zamanın her bir diliminde düşlerimiz olmuştu bizim.
    Biz, düşlerimizin bir gün gerçekleşeceğini de biliyorduk!
    Bu yüzden sözümüzü bulutlara yazmıştık…
    Yere ve göğe yazmıştık…Rüzgarlara konuşmuş, denize dökmüştük içimizi…

    Bir gün gelecek sözümüz duyulacaktı!
    Ve gün gelecek “biz”den başka söz kalmayacaktı bu evrende!

    Çünkü biz, evrenin bölünmez parçalarıydık. Bunu da gayet iyi biliyorduk.

    Bu yüzden rüzgarla dans ettik!
    Bu yüzden yerin ve göğün tam merkezinde konumlandık biz!

    Asırlardır bir çığlığı dillendirdik.
    Gözlerimiz, kulaklarımız ve bedenimiz bir çığlığa programlanmıştı.
    Aşkla yol alıyorduk!
    Bütün ezberlerden haberdardık. Bütün ezberlerin içinde yer aldık üstelik!

    İnsandan yana bir türküye inanmıştık biz!

    Bir tek dili bilirdik. O da evrensel bilinçle donanmış bir dil!
    İnsanın ruhundan kopan bir dildi bu!
    İnsandan yana olmayan, içinde aşkı barındırmayan bir dili hiç konuşamayacaktık biz!
    Zaten hiç anlayamayacaktık da!

    “Asırların çığlığıyla yol alıyoruz” demiştik! Ve “kendi ezberimizi bozmakla başlarız işe” demiştik!
    Çünkü asırlardır herkes başkasının ezberini bozmakla meşguldü! Ve böyle sürecekti de uzun bir zaman diliminde…

    ve zaman “biz”den yana artık

    Bulutlardan, rüzgarlardan topladık, ne varsa “biz”e ait!
    Denizlere dökülen bütün yürekleri kattık ruhumuza!
    Yere ve göğe yazılan her sözü, yerin ve göğün tam merkezinden dillendirmeye başladık!

    Karıncalar kadar çoğuz!
    Kuşlar kadar çoğuz!
    Sesimiz -her yerden duyulacak kadar- gür!
    Ve her yer bizim!

    Artık çıktık yerin en dibinden ve asırların ötesinden!
    Canlar yeniden can buldu “biz” de!

    İşte bakın!
    bir pınar olduk!

    Ve akıyoruz yara yara toprağı…


    Hatırlar mısınız zamanın birinde “kardeşiz” demiştik!

    Ve “acılarımız ortaktı” demiştik!
    Evrene hüzünle bakarak yol alıyorduk!

    Ve gün geliyordu!
    insandan yana bir türkü çalıyordu!
    Ve biz; kol kola, omuz omuza –aşkla- yol alıyorduk!
    En büyük yumruğunu yiyordu zulüm!


    “yaşasın evrensel kardeşlik” diyorduk gülümseyerek


  2. #2
    ENB ESKİÜYESİ
    Guest


    Bir düşümüz var. Asırlardır beklediğimiz… uğruna onca ölümleri göze aldığımız. Aşımızı ve suyumuzu bile uğruna unuttuğumuz… hayatlarımızı ertelediğimiz…
    Bir düşümüz var. Dirhem dirhem uğruna can verdiğimiz.
    Beynimize kazıdığımız …
    Nasıl unuturuz? Dışlanışımızı, ötekileştirilmemizi,insanlık değerlerinden dışarıda tutulmamızı…
    Nasıl unuturuz? Ağlayışlarımızı, kapılarda bekleyişlerimizi, sokaklarda kalışlarımızı…
    Nasıl unuturuz? Şehirlere bile giremeyişimizi… her şeyin sadece belli bir kesime peşkeş çekilişini?
    Nasıl unuturuz ki daha doğmadan öldürülüşlerimizi?
    O sokak ortasında linç edilişlerimizi…

    Her şey aynıydı aslında!
    bizi doğa seçip elemedi ki!
    Biz doğal olarak evrim geçirmedik ki!
    Güçsüz olan asırlardır hiç istenmedi!
    Kendi cinsimiz yaptı bunu da!
    Doğanın kanunu böyle işlermiş güya!

    Güçlü olan gücünü kullandı baş edemedik hiç!
    Dünyaya gelmenin şaşkınlığı içinde daha başımızı uzatır uzatmaz katillerimizle karşılaştık biz!
    Oysa bizim gibi milyonlarca aynı yolcu vardı!
    Onlar da bizim gibi şaşkındı!
    Onlarla aynı statüde bir yaşama merhaba diyecektik biz!
    Ama bizim cinsimiz kendi hatalarının faturasını yine bize kesti!
    Bu suç anamızla babamızla başlamadı ki!
    Mahallemizle de başlamadı ki!
    Sesimizi çıkaramadık buna hiçbir zaman diliminde!
    Yutkunduk hep bir bir!
    Arada ortalıgı velveleye de verdik!

    Zaman geldi çok başarılar da elde ettik!
    Ama hepsi bir yemdi!
    Belli kıtaları bize başarı adına verdiler!
    Avrupa’da başarmıştık güya!
    İnsanlık onurumuzu bize geri verdiler güya!
    Ama başka yerlerde bekletilen kölelerdik biz!
    Aslanlar yine aç bırakılıyordu kafeslerinde!
    Ve üstümüze salınıyordu küstahça!
    Seyircisi bol bir kurban avıydı bu aslında!
    Yaramaz çocuklardı ötekiler hep!
    Suç aydınlanmamış ruhlardaydı güya!
    Ve suç güya mucadelesiz elde edilen haklardaydı!
    Avrupa çok savaş vermişti güya!
    Bedel vermişti güya!

    Biz bedeli her yerde verdik oysa!
    Ama buyuk kardeşler anlaşmıştı!
    Dünya dayanamazdı bu kadar seçilmiş bir insan ırkına!
    Zaten bizi de keşfettiler sonunda!
    İşe yarayacaktık artık!
    Evrensel beyanname hazırlanacaktı!
    En büyük pastaydı bu!
    Ve üstelik bu pasta herkese yetecek kadar iştah açıcıydı!
    Bizi de dahil etmekle kaybetmeyecekti dünya!
    Ruhlarımız artık öyle yorgun ki bu asırlardır süren oyunlardan!
    Bu cinsimizin kendi oluşturduğu dengelerden!
    Terazi bir yerde cennetti!
    Bir yerde cehenneme aitti!
    Evrensel beyanın imzacıları iyi konmuştu bu pastaya doğrusu!
    Ve dünyanın diğer yüzünü peşkeş çektiler evrimcilere!
    Dileyen elesin elesin dursun!
    Dileyen seçsin seçsin dursun!
    Avrupada kota tamamlanmıştı!
    Seçilecek canlı kalmamıştı zaten!
    İstenilen evrim çoktan gerçekleşmişti!

    Elma şekeri sundu insanlık bize!
    Alın şu evrensel beyannameyi!
    Savaşın dediler!
    Oysa dengeler adil değildi!
    Orada da savaşmıştık biz!
    Doğu ve batı bu savaşı birlikte vermişti oysa!
    Ama doğuya çıkartıldı günah hep!

    Şimdi
    Ne doğu ne batı!
    Ne kuzey ne güney!
    Bütün dünya bizim diyoruz!
    Bir yerde bahar gelmiş!
    Bir yeri cennet olmuş!
    Yutmuyoruz!

    Biz düşlerimizi asla unutmadık!
    Bunun için asırları göze aldık!
    artık o dengelerle biz oynayacağız!
    İnsanlık onurunun lehine olarak!

    Yeni bir dünyaya böyle yelken açtık biz!

    ve yıldızımız doğuyor gün be gün

    Her şey eskidendi!

    Eskide kaldı anlayacağınız

  3. #3
    ENB ESKİÜYESİ
    Guest
    Sponsor Bağlantılar


    Asrın çığlıkçılarına selam olsun!
    esen şu rüzgara!
    Ve bizim hikayemize!
    Ve asırlık ruhumuza!
    ve bize bağışlanan şu taze cana!
    ...
    Ve bir gün gelecek masa başında çalışmaya mahkum olacaktın sen!
    Yüreklerin dilinden anlamayan olarak! Zulümden yana bir türküye tutunan olarak!
    Üstelik zalimin bizzat kendisi olarak!
    Aranan olacaktın. Sevilen olacaktın. Kapın hep çalınacaktı. Gülecektin.
    Sevildiğini sanacaktın.
    İnsana taraf olduğunu sanacak ve insanlara lütuf dağıtacaktın!
    Yerin iyi olacaktı. Kalabalıklara seslenecektin. Ama sadece seslenecektin.
    Bir çığlığı “dillendirdim” sanacaktın. hatta çığlıklara sahip çıktığını da düşünecektin.
    Yalanın bizzat kendisini yaşayacaktın. Sen yalan olacaktın. Çevren de yalan, düşlerin de yalan olacaktı.
    Ezberi bozacağını düşünecek ama kendi ezberini bile bozamayıp ezberini bozanlara ihanet edecektin.
    Taraf olacaktın zulme. Üstelik sen mazlumdan yana bir şarkıya tutunarak racon kesecektin bize!
    İnsanlar sevecekti seni. İnsanlık değerlerinden bahsedecektin.
    İnsanlık değerlerine sahip çıkacaktın sürekli!
    Ama insanlık değerlerini de sen yok edecektin!
    Bilmeyeceklerdi kimse... Hiç kimse yüzünü tanıyamayacaktı senin.
    Yazılarında “insanlık” kokacaktı. Sözünde, insana tutunan bir damar olacaktı.
    Ama o damar hep insanlığa ihanetle son bulacaktı.
    Aşık olacaktın. Sonra aşık olmayacaktın.
    Sevecektin. Sonra sevmeyecektin.
    İsteyecektin. Sonra istemeyecektin.
    Kadınlara saygı duyacaktın. Adın böyle anılacaktı.
    en önemlisi ezilmişleri anacaktın.
    Ezilmişlerden yana yumruğunu indirecektin masana. Ama sadece masana!
    Sadece tanıdıklarına dost olacaktın.
    Abin olacaktı. Ablan olacaktı. Saygı duyduğun hatırı sayılır insanlar olacaktı etrafında.
    Tanınır olacaktın. Tanıyor olacaktın. Tanışır olacaktın.
    Sen insanı sevmeyecektin ama!! Türlere ayıracaktın!
    Çirkinle aran olmayacaktı hiç. Sıradanlığı kabullenmeyecektin.
    Sıradanları istemeyecektin!
    Güzelliğe tutkundun. Güzelliği isteyecektin. Güzeli sevecektin.
    Sakattan nefret edecektin.
    Sakatlıktan da nefret edecektin.

    Akla tapacaktın sen!
    Şekle tapacaktın sen!
    Düzene tapacaktın sen!
    İnsandan yana olmayan bir damara tapacaktın!
    Saygınlığa tapacaktın!
    El pençe divan duracaktı herkes karşında!

    Yukarıya bir bak!
    Toprağa bir bak!
    Evine bir bak!
    Ve gece uyurken düşlerine bir bak!
    Yalandan başka ne var ortada?
    Sen bir yalana tutulacak üstelik bizi de sürükleyecektin ardından.
    Rüzgar senden geliyor sanacak, aldanacaktık.

    Gün gelecek asrın çığlığı kopacaktı.
    ve gün gelecek tarafımızdan teşhis edilecektin sen!.
    Tanıyacaktık yüzünü!
    Haberin de ulaşacaktı bize üstelik!

    ve Türkümüz çalıyor şu an
    zaman da bizden yana!
    Aşk da bizden yana!
    Evren de bizden yana!
    Ve ardın sıra da geliyoruz. (Bizim açımızdan bir sorun yok
    Sen binlere ulaşmış sanacaksın sesini,
    elma şekeri almış çocuklar gibi sevineceksin sadece.

    bir hikaye bağışladık sana!
    Bir ün bağışladık!
    Sevilmeyi ve sevmeyi bağışladık.
    Doyacaksın!
    Doyuracaksın!
    Tutkuyla yanacaksın!
    İstediğin her şey emrine verilecek!
    Gözden çıkarılan olarak!
    ve sadece dünyanla avunan olarak!

    Adın evrende kahırla anılsın!
    Ey zalim!
    ...
    aşk, insandan yana bir türküyü sevdi sadece!
    bir de bizi!

    Asrın çığlıkçılarına selam olsun!
    esen şu rüzgara!
    Ve bizim hikayemize!
    Ve asırlık ruhumuza!
    ve bize bağışlanan şu taze cana!


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş