duygusal-yoksunluk-semasi-nedir.jpg

Duygusal yoksunluk şeması kişinin yalnız kalacağına, sevilmeyeceğine, sevgiyi bulamayacağına bir inancı içerir; kişi bundan korkar, acısını çeker, yoksunluğunu çeker genellikle sevgiden yoksun bir şekilde yaşar ve bunu bulamayacağına inandığı için hiç denemeye de kalkışmaz yani bir erkek, kız arkadaşı olsun diye herhangi bir şekilde bir teklifi olmaz, bir girişimi olmaz tamamiyle kaçınabilir. Ya duyguları tamamiyle yaşar kaçınmaktan öte o yalnızlığını yaşar ve depresyona girer veyahut bazen tam tersi sanki hayatında dışarıdan baktığınızda bu insanın çok ilişkisi vardır, çok yakın ilişkisi vardır herkesle canımlı cicimli konuşur ama o yalnızlığı içinde gizli bir şekilde hissetmeye devam etmektedir aslında. Duygusal yoksunluk şemasının kökenlerine ilişkin yani bu yalnız kalacağım, sevilmeyeceğim korkusunun aile kökeninden bahsediyoruz öncelikle bununla beraber genetikte rol oynamakta kişinin dünyaya gelirken getirdiği mizaçta bununla ilgili kişi bunu bir şekilde öğreniyor ya soğuk ebeveynlerle büyüyor, soğuk bir anneyle duygularını paylaşamayan veremeyen bencil ya da içe dönük ebeveynlerle büyüdüğü için bunu kesinlikle bulamayacağına inanıyor. Ve insanlardan gelen dışlayıcı mesajlara daha çok odaklanıp beni istemediler, sevmediler, aslında beni sevmiyorlar, aradığım sevgiyi bana veremeyeceklere inanır kişi ve hayatını ona göre düzenler. Ve çok enteresan olan bir şey özellikle sevgi veremeyen soğuk, kapalı, içe kapanık tipler duygusal yoksunluk şeması olan insanları daha çok dikkatini çeker çünkü inandığı tür bilgiler ondan geldiği için onlara daha büyük bir yakınlık duyar eşlerini bu tip insanlardan seçerler. Sonuçta korktuğu başına gelir sevgi veremeyen insanlardan çekindiği için sevgiyi alamaz.

Bu problemler nasıl aşılabilir, tabi bunun farkına varmak çok önemli; genellikle bunun farkına varmayız hayat böyle zannederiz, herkes böyle yaşıyor zannederiz, herkes sanki sevgilisi kendisini sevmiyor, istemiyor ya da sevgilisi olmayacak diye korkuyor gibi yaşıyoruz ama pek çok insan bu konuda hiçbir korku duymadan yaşamlarına devam etmektedir buna anlam veremeyiz hatta çoğu zamanda onların yanlış bir tutum içinde olduklarını için için kandırdıklarını düşünürüz. Tedavisinde eğer bunun farkında olan insanlar var ise genellikle bize depresyonla gelirler. Sevgisizliğin, duygusuzluğun, boşluğun gerçekliği hakkında kanıtlar ararız yani gerçekten inandığı gibi bir dünya mı var çevresinde yoksa o olan biten olayları kendisine göre yorumladığı için mi bu şekilde yaşıyor. Bu inançları değiştirdiğimiz zaman özellikle bu düşünceleri pekiştiren davranışları değiştirdiğimiz zaman uzun vadede değişim elde etmek ve kişinin tekrar sevgi ve aidiyet ihtiyacını karşılamasına ulaşabiliyoruz yani bunu sağlıyoruz.