Bu konudan haberdar edilenler

  1. #1
    gülümse_hayata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    16,010
    Blog Yazıları
    169
    Bahsedilme
    39 Gönderi
    Etiketleme
    9 Konu

    Majör Depresyon - Ağır Depresyon Belirtileri

    Sponsor Bağlantılar


    Ağır depresyon diyebilmek için aşağıdaki belirtilerden en az dördünün en az iki haftadır sürüyor olması gerekir:
    depresyon.jpg

    Uyku bozuklukları sıktır. Uykusuzluk, gece sık sık uykudan uyanma tekrar uykuya dalamama, sabah erken uyanıp tekrar uyuyamama veya fazla uyuma şeklinde olabilir.

    Yeme sorunları sıktır. Az yeme ve buna bağlı kilo kaybı veya fazla yemeye bağlı kilo alımı olabilir.

    Değersizlik, umutsuzluk ve suçluluk duyguları olur. Hastalar genelde bir işe yaramadıklarını düşünürler. Gelecek ümitsiz ve karanlıktır. Hiçbirşey iyiye gitmeyecektir. Depresyona bağlı oluşan üzüntü ve umutsuzluk o kadar şiddetlidir ki hastalar yaşama olan ilgisini kaybeder, hiçbir şeyden zevk alamaz olur. Cinsel isteksizlik görülür ve hastalar çoğu zaman yataktan çıkmak ve yemek yemek istemezler Hastaların kendini suçlama eğilimi yoğundur. Suçluluk duyguları genelde yersizdir. Örneğin çok eskiden yaşanmış olaylar ve yapılan hatalar tekrar hatırlanır ve bunlara karşı suçluluk duyguları hissedilir. Veya nedensiz yere bir takım olaylardan kendisinin sorumlu olduğu ve suçun kendisinde olduğu düşünceleri gelişir. Hastalar genelde bu düşüncelerden uzaklaşamadıklarını beyinlerinin sürekli eski hatalarla meşgul olduğunu bunun çok saçma olduğunu bildiklerini ancak düşüncelerini frenleyemediklerini söylerler.

    Konsantrasyon güçlüğü, karar verme güçlüğü vardır. İşe veya derse konsantre olmak güçleşmiştir. Örneğin hastalar ders çalışırken bir sayfanın sonuna geldiğinde dalıp gittiğini ve ne okuduğunu anlamamış olduğunu görür aynı sayfayı tekrar tekrar okurlar. En ufak konularda karar verme güçlüğü içinde olduklarını hissederler.

    Enerji azlığı, sürekli yorgun hissetme, herşeye karşı isteğini kaybetme, duygusal olarak birşey hissedememe. Genelde sabahları yataktan yorgun kalkılır.Gün boyunca yorgunluk hissi devam eder. Eskiden zevkle yaptıkları işleri yapmak istemez, yalnız kalmayı tercih ederler. Hastalar bazen çocuklarına ve eşlerine karşı birşey hissedemediklerini sanki duygularının öldüğünü söylerler ve bu durumdan dolayı suçluluk duyduklarını ifade ederler.

    Ölme isteği olabilir. En hafif şeklinde hastalar allahım canımı al da kurtulayım diye düşünürler. İntihar düşünceleri veya intihar girişimi olabilir. Çoğu hasta intihar düşüncelerinin yoğun olduğunu ancak dini açıdan intiharın kabul edilemez olduğunu bildikleri için girişimde bulunmadığını ifade eder. Veya ölürlerse çocuklarına kimin bakacağını bilmedikleri için yaşamak zorunda olduklarını ifade ederler. Bazıları ne yolla intihar edeceğinin planlarını yapar. Bazıları da ancak intihar girişiminde bulunduktan sonra tedaviye gelir.

    Bu hastalığa bağlı ortaya çıkan belirtiler genelde başka hastalıkları akla getirir ve çoğu kişi bu belirtilerin depresyona bağlı olarak ta oluşabileceğini düşünmez. Sıklıkla bu hastalar psikiyatri dışında doktorlara başvururlar veya kendi başlarına tedavi etmeye çalışırlar. Psikiyatriye başvuran hastaların çoğu başka bölümlerde çalışan hekimler tarafından bize yönlendirilmiştir. Çoğu hastada diğer hekimler tarafından psikiyatriye yönlendirildikleri için öfkelidir. Bazıları toplumsal baskıdan çekinip gelmek istemez, gelenler de bir an önce işini bitirip gitmek ister. Ancak çağımızın en sık görülen hastalıklarından biri olan ve tedavi edilmediği taktirde ölümle sonuçlanabilen bu hastalığın tedavisi için uzmana başvurmak şarttır. Uygun tedavi edildiği taktirde tamamiyle düzelen bu hastalık uzun sürdüğü taktirde kişinin aile, iş ve sosyal uyumunu bozmakta kişinin evliliğinin yıkılmasına, işinden ayrılmaya, arkadaş ilişkilerinin bozulmasına yol açabilmektedir. Son yıllarda üzerinde durulan bir başka konuda depresyon geçirmekte olan anne ve babaların çocuklarının bundan nasıl etkilendiğidir. Yapılan araştırmalar bu çocuklarda küçük yaşlarda kaygıda artma olduğunu ergenlik döneminde olan kız çocuklarında görülen depresyon oranında artma olduğunu gençlik dönemindeki erkek çocuklarda ise alkol ve madde kullanımına yönelme olduğunu göstermektedir.. Bir an önce tedavi olmak çocukların maruz kaldıkları bu travmanın süresini kısaltacak ve dolayısı ile yaşamın daha sonraki dönemlerinde ortaya çıkan bu bozuklukların oranında düşme olacaktır.

    Yukarıda anlattığımız ağır depresyon her hastada aynı şekilde görülmez. Bu da kendi içinde alt gruplara ayrılmıştır. Bu gruplar şunlardır:
    • - Kronik seyirli depresyon
    • - Atipik depresyon
    • - Melankolik depresyon
    • - Doğum sonrası başlayan depresyon (post partum depresyon)


    Yazar: Uzm. Dr. Sibel Mercan


  2. #2
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    8,970
    Blog Yazıları
    451
    Bahsedilme
    21 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu

    Depresyon Konusunda Bilmek İstedikleriniz?



    Depresyonu sıklığı ne kadardır?

    Genel olarak major depresyon yaygınlığı % 3-5.8 kadardır. Bir yıllık yaygınlık % 2.6-6.2 olarak verilmektedir. Hayat boyu risk erkekler için % 3-12, kadınlar için % 10-26'dır. Farklı araştırmalara göre farklı rakamlar verilmekle birlikte tüm oranlar buna yakındır. Epidemiyolojik veriler herhangi bir yılda kadınların % 13'ü, erkeklerin % 8'inin depresyonda olduğunu göstermektedir. Türkiye Ruh Sağlığı Profili Çalışması’nda 12 aylık depresif nöbet yaygınlığı kadınlarda % 5.4, erkeklerde % 2.3, tüm nüfusta % 4.0 olarak verilmektedir. Görüldüğü gibi kadınlarda iki kat daha fazladır. Yineleyici depresyonlar kadınlarda daha sıktır. Akut atak geçirenlerin % 15 kadarında depresyon süregenleşme eğilimi gösterir.

    Depresyon için risk etkenleri nelerdir?


    Erken ebeveyn kaybı
    Madde ve alkol kötü kullanımı
    Anksiyete bozuklukları
    Kadın olmak
    Erken ebeveyn kaybı
    Düşük sosyoekonomik düzey
    Ayrı yaşama, boşanmış olma
    İşsizlik: İşsizlik depresyonda risk etkeni olması yanında işte verimliliği azalmasının önemli nedenlerindendir.
    Daha önce depresyon geçirmiş olma
    Yakın zamanda önemli yaşam olayları, stres etkenleri
    Kişilik yapısı
    Çocukluk döneminde cinsel veya fiziksel kötü davranılma öyküsü
    Bazı ilaçlar
    Tıbbi hastalıklar
    Hormonal değişiklikler

    Depresyonda cinsiyet farklılığı nasıl açıklanabilir?

    Kadınlarda depresyonun erkeklere göre iki kat fazla olması erkeklerin belirtilerini, alkol kullanımı, değişik eyleme vurum davranışları şeklinde ifade etmesi, kadınların bu olanakları kullanamamaları, aynı stres etkeni karşısında daha yoğun belirtiler göstermesi biçiminde açıklanmaktadır. Diğer önemli bir açıklama da hormonal nedenler ve geleneksel kadın rolü ile ilgilidir. Ayrıca kadınlarda gebelik, doğum, premenstrüel dönem gibi biyolojik ve psikolojik olarak depresyona yatkınlık yaratan ek özellikler vardır. Cinsel ve fiziksel istismar da kadınları daha çok etkilemektedir.

    Kadın ve ekeklerde depresyon sıklığı ile ilgili olarak aşağıdaki sıralama yapılabilir (en azdan en sıka doğru):

    Evli erkek
    Evli kadın
    Bekar veya dul kadın
    Bekar, dul, boşanmış erkek
    Ayrı yaşayan ve boşanmış erkek

    Depresyonun klinik belirtileri nelerdir?


    Klinik depresyonun temel niteliği hoş olmayan duygudurum, ilgi ve zevk azlığı, umutsuzluk ve karamsarlıktır. Olgular derin bir üzüntü yaşarlar. Gelecekleri ve yaşadıkları ile ilgili olarak hep kötümser düşünürler. Hastada depresif duygudurum ile birlikte değişik etkinlik ve sorumluluklara karşı ilgi kaybı izlenir. Olağan etkinliklerden zevk alamaz. İş, özel zevkler, bireysel ilişkiler, cinsel aktivite de dahil olmak üzere hiçbir şeyden zevk alamazlar. Bazı olgularda önde gelen belirti bunaltı olabilir. Anksiyete (bunaltı, kaygı) düzeyi çok artabilir, ajitasyon (huzursuzluk) gösterebilirler. Genel olarak ilgileri azalır. Umutsuzluk ve çaresizlik duyguları o kadar yoğun olabilir ki düştükleri bu durumdan hiçbir şekilde kurtulamayacaklarını düşünebilirler. Depresif hastalar basit günlük aktiviteleri bile yapmakta güçlük çekerler. İş, aile, para ve kendi sağlıkları ile aşırı biçimde kafaları meşgul olur. Enerji düzeyi azalır. Bazı olgularda önde gelen belirti somatik belirtiler olabilir. Tepkisel davranırlar.

    Umutsuzluk, kötümserlik, benlik saygısında düşme ve suçluluk duyguları intihar düşünce ve eylemlerini uyarır. Sevilenle yeniden birleşme düşünceleri ortaya çıkabilir. Düşünce içeriğinde geçmiş olaylar önemli bir yer tutar. Yoğun anksiyete (bunaltı, kaygı) belirtilerinin depresyon olgularında intihar girişimleri için belirleyici bir etken olduğu ileri sürülmektedir. İntihar düşünceleri ve girişimleri depresyonun önemli belirtilerindendir.

    Depresif olguların çoğunda duygudurum değişiklikleri ile birlikte iştah ve kilo kaybı bulunur.

    Uyku bozukluğu depresyonun çok sık karşılaşılan bir belirtisidir. Dalgınlık, unutkanlık olabilir. Bazen ağır olgularda aklından geçenlerle dış dünyada olanlar birbirine karıştırılabilir.

    Depresyon tanısı nasıl konur?

    Depresyon tanısı koyabilmek için anlatılan belirtilerin tamamının bulunması gerekmez. Yukardaki belirtilerden bir küme işlevselliği bozacak kadar ağır ise ve başka nedenlere bağlanamıyorsa tanı konur.

    Çocuklarda depresyon görülür mü?

    Evet. Çocukluk döneminde de depresyon görülebilir. Tedavi edilmemesi halinde uzayabilir ve erişkinlikte de sürebilir. Çocuklarda depresyon belirtileri bazen erişkinliktekinden ayrılabilir. Okul reddi, hastalık uydurma, ebeveynlerini kaybetme kaygısı, okul sorunları biçiminde kendini gösterebilir.

    Depresyonun seyri nasıldır?

    Depresyon olgularının % 85 ya da daha fazlası bilinen olağan tedavi yöntemlerinden yararlanır. Tedavi edilmeyen olgular ise 6-24 ayda düzelirler. % 5-10 kadar olguda ise iki yıldan fazla sürer. Tedavi ile bu süre birkaç hafta ile birkaç aya indirilebilmektedir. Tedaviye erken başlamak yanıt alma süresini kısaltır. %10-15 olgu ise süregen seyir gösterir. Başlama yaşı yönünden aynı aile bireyleri arasında ilişki vardır. Erken başlayanlarda yineleme olasılığı daha yüksektir. Stres etkenleri ile başlaması arasında bir ilişki olabilmekle birlikte bu zorunlu değildir. Depresyon yaşam boyu ataklar ve yinelemelerle sürer.

    Depresyon tekrarlar mı?

    Depresyon yineleyici bir hastalıktır. Daha önce tekrarlamış olması tekrarlama olasılığını arttırır.

    Depresyonda yineleme için risk etkenleri

    Kalıntı belirtilerin varlığı
    Daha önce depresyon geçirmiş olmak
    Kronik depresyon
    Duygudurum bozuklukları için aile öyküsü
    Anksiyete ve madde kullanımı depresyonla birlikte görülmesi
    Depresyonun 60 yaş üzerinde başlaması

    Depresyonun nedenleri nelerdir?

    Birçok psikiyatrik hastalıkta olduğu gibi depresyonda da tüm kliniği açıklayacak bir model bulunmamaktadır. Genel kabul gören görüş beyinde kimyasal iletimde rol alan maddelerle ilgili bir dengesizliğin olmasıdır. Bu dengesizlik çevresel nedenlerden etkilenmektedir.

    Uyku bozuklukları depresyona neden olabilir mi?

    Uyku sorunu depresyonun önemli bir belirtisi olması yanında depresyona da neden olabilir. Son yıllarda uzun süreli uykusuzluğun depresyona yol açabileceği konusunda kanıtlar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle uyku düzeninin sağlanması tedavinin temel amaçlarından biri olmalıdır. Bu amaçla olguların alkol almaları uyku sorununu genellikle kötüleştirmektedir.

    İlaçlar depresyona neden olabilir mi?


    Birçok antihipertansif ilaç, kalp ilaçları (kardiyotonik, antianjinal, antiaritmik), antiinflamatuar, (ağrı kesici ve romatizma tedavisinde kullanılan ilaçlar) antibakteriyel ilaçlar, hormonlar, kolinerjik ilaçlar, organik çözücüler, birçok psikotrop (ruhsal yapı ve sinir sistemi üzerinde etkisi olan bazı ilaçlar) ilaç, alkol depresyona neden olabilir. İlaç ve alkol yoksunluğu da depresyona neden olabilir.

    Tıbbi nedenler depresyona neden olabilir mi?

    Evet. Birçok enfeksiyon hastalığı, tümörler, kalp ve solunum sistemi hastalıkları, birçok merkezi sinir sistemi hastalığı, genel beden travmaları, metabolik hastalıklar, beslenme sorunları, mide-barsak sistemi hastalıkları, kollagen doku (bağ dokusu) hastalıkları gibi birçok hastalık depresyona neden olabilir. Hastanede yatan olgularda olasılık daha da artar.

    Depresyonun normal yastan ne farkı vardır?

    Yasta üzüntü, ağıt, değişkenlik gösteren anksiyete, kötü rüyalar ve buna bağlı uyku sorunları, uykusuzluk, iştahsızlık, kilo kaybı ve normal etkinliklere karşı ilgi azlığı gibi depresyonda da izlenebilen belirtiler bulunur. Normal yasta bu belirtiler zamanla azalarak kaybolur. Sıklıkla da hekim müdahelesi gerekmez.. Depresyonda benlik saygısı azalırken kayıp ardından izlenen depresif durumlarda benlik saygısı korunur. Kendilerini değersiz bulmazlar, ağır suçluluk duyguları da olmaz. Ayrıca işlevsellikte önemli bir kayıp da olmaz.

    Depresyon belirtileri yaşla değişkenlik gösterir mi?

    Evet. Yaşlılarda bedensel ve bilişsel belirtiler affektif belirtilere göre daha fazla izlenir. Depresif duygudurum sık olmakla birlikte duygusal ifadelerde azalma daha sık izlenir. Apati, yorgunluk ve uyku sorunları sık olarak ifade edilirken çökkünlük pek ifade edilmez. Somatik belirtilerin yaşlılarda tıbbi durumlara bağlı olma olasılığını da unutmamak gerekir.

    Depresyon olgularında intihar olasılığı ne kadardır?

    Duygudurum bozukluğu gösterenlerde intihar düşünce ve eylemleri % 20-40 kadardır. İntiharları gerçekleştirenlerin geçmişlerinde de intihar girişimleri bulunmaktadır. İntihar riski belirtilerin şiddeti ile her zaman bağlantılı değildir. Yaşlılarda intihar olasılığı gençlere göre iki kat daha fazladır. İntiharla ilgili konuşanlarda olasılığın daha az olduğu düşüncesi yanlıştır. Hastanede yatan olgularda intihar girişimi oranı % 15 kadardır. Depresyon olgularının % 15’i intiharla ölmektedir. Tüm intiharların % 70’i depresyon olgularıdır.

    Depresyon olgularının hastaneye yatması zorunlu mudur?


    Depresyon tedavisinde hastaların yatırılması genellikle gerekmez. Aşağıdaki özellikleri taşıyan hastaların yatması gerekebilir.

    Ciddi intihar düşünceleri gösterenler
    İntihar planları yapanlar
    Kendine ve çevreye zarar verme eğilimi olanlar
    Gıda reddi olanlar
    Ayaktan tedaviyi sürdürme güçlükleri
    Psikotik özellik gösterenler
    Ciddi intihar girişimi olanlar

    Depresyon genetik bir hastalık mıdır?


    Hem depresyon hem de bipolar bozukluk (iki uçlu hastalık) ailesel yatkınlık gösterir. Yakın akrabalarda bu iki hastalığın görülme sıklığı genel topluma göre 2-5 kat daha fazladır. İkiz çalışmaları da genetiği desteklemektedir. Ancak genetik etkiler yatkınlık düzeyindedir. Depresyon hastalığı çevresel stres etkenlerindeden önemli ölçüde etkilenir.

    Depresyon tedavi edilebilir bir hastalık mıdır?


    Evet. Depresyonda tedavide işbirliği yapan hastalarda tedavinin başarısı hemen hemen kural gibidir. Olgular tedaviye yüksek oranda yanıt verir.

    Psikoterapi yarar sağlar mı?


    Evet. Bilişsel, davranışçı tedaviler, kişiler arası ilişkilere yönelen psikoterapiler depresyonda yarar sağlar. Hafif depresyonda psikoterapi öncelikli olarak seçilebilir.

    İyileştikten sonra ilaç kesilmeli midir?

    Hayır. Depresyonu süreğenlik kazanmasında ve yinelemesinde en önemli nedenlerden birisi eksik tedavidir. İlk kez tedaviye alınanlarda tedavi süresi yaklaşık bir yıldır. Bu süre sonunda kalıntı belirtiler varsa süre uzatılır. Yineleyen olgularda da tedavi süresi uzamaktadır.

    Antidepresan ilaçlar mutluluk ilacı mıdırlar? Bağımlılık yaparlar mı?


    Hayır. Antidepresan ilaçlar depresyon olgularında duygudurumda yükselmeye neden olmakta, depresyonu tedavi etmekte, ancak normal duygudurumu değiştirmemektedir. Öfori yapmazlar.

    Fiziksel bağımlılığa neden olmazlar.

    Antidepresan ilaçlar diğer ilaçlarla etkileşir mi?


    Tamamının olmasa bile bazılarının ciddi etkileşmeleri olabilir. Bu konuda en doğru yaklaşım tedavi eden hekimden bilgi almaktır.

    Yeniden hastalanmamak için ne yapılmalıdır?

    Bu konuda en uygun yol doktorunuzun önerilerine uymaktır. Yineleyen depresyonlarda en önemli neden gerek ilacın dozu gerekse tedavi süresi açısından yetersiz tedavidir. Doz ve tedavi süresine uymak depresyondan yüksek oranda korunmayı sağlar.

    Çevresel nedenlerin belirgin olduğu durumlarda stres etkenlerini azaltacak veya kontrol edecek önlemler depresyonun yinelemesini azaltabilir. Örneğin aile içi iletişim sorunlarının belirgin olduğu durumlarda aile veya bireysel psikoterapi yarar sağlayabilir.

    İlaçların ciddi yan etkileri var mıdır?

    Antidepresan ilaçlar uzun süre kullanım güvenliği kanıtlanmış ilaçlardır. Doktor denetiminde kullanılması halinde kalıcı ve ciddi yan etkilere neden olmazlar. Ancak her ilaca karşı aşırı duyarlılıkların olabileceği, fiziksel sorunların ilaçların yan etkilerini arttırabilecekleri unutulmamalıdır.

    Sık görülebilen yan etkiler arasında

    Ağız kuruluğu
    Görme bulanıklığı
    Kabızlık
    Bulantı, kusma
    Terleme
    Uyuşukluk
    Uyku sorunları
    Kilo alma
    Baş ağrısı, baş dönmesi
    Mide barsak sistemi bozuklukları ve ishal
    Karın ağrısı
    Libido azlığı ve başka cinsel sorunlar
    Bunaltı sayılabilir.
    Yan etkilerin bireysel olarak ve ilaç gruplarına göre farklılık gösterebileceği unutulmamalıdır.

    Antidepresan ilaçlarla birlikte alkol alınabilir mi?

    Antidepresan ilaçlar alkolün etkilerine karşı duyarlılığı arttırırlar. Ayrıca alkol antidepresan ilaçların klinik etkinliğini de azaltır. Nöbet olasılığı da artar. Bu nedenle antidepresan ilaçlarla birlikte alkol alınması önerilmez. Bu tür etkileşmeler bazı ilaç gruplarında daha önemlidir. Bunun için doktorunuzdan bilgi almalısınız.

    Depresyon bir kişilik sorunu veya zayıflığı mıdır?


    Kesinlikle hayır. Depresyon gerçek bir hastalıktır. Kişilik zayıflığı ile bağlantısı yoktur.

    Hekim önerilerine uymamanın nedenleri nelerdir?

    İstenmeyen yan etkiler
    Hasta hekim ilişkisinin niteliği, güvensizlik, yeterli bilgi alamama
    Hastalığın şiddeti
    Hastanın eğitim düzeyi: Eğitim düzeyi düşük olanlarda uyumsuzluk daha fazladır.
    Antidepresan ilaç seçimi: Bir ilaca uyum göstermeyen olgu başka bir ilaca uyum dösterebilir.
    Hastanın kişilik yapısı

    Depresyon ağırlaşarak şizofreni gibi ağır hastalıklara dönüşür mü?


    Hayır. Şizofreni ile depresyon arasında nedensellik bağlantısı yoktur. Depresyon ağırlaştığında ağır depresyon olur. Ancak depresyon şizofreninin seyri sırasında sık olarak ortaya çıkar. Şizofreniye eşlik eden depresyonlar ile diğer depresyonlar arasında nedensellik bağı konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır.

    Bipolar bozukluk ile depresyonun ne gibi bağlantısı vardır?


    Bipolar bozukluk depresyondan şimdi veya geçmişte en az bir manik atak (taşkınlık nöbeti) olması ile ayrılır. Bipolar bozuklukta manik atak yanında depresif dönemler de olabilir.

    Depresyon olgularının % 10 kadarı hastalığın bir devresinde manik bir atak geçirmektedirler. Diğer bir deyimle bipolar bozukluğa dönüşürler. Duygudurum bozukluğu atağı (mani veya depresyon) olan olgularda manik atak için kesin bir belirleyici olmamakla birlikte ailede bipolar bozukluk olması bu açıdan önem taşımaktadır.

    Kaynak: Psikofarmakoloji Bilimsel Çalışma Birimi tarafından hazırlanmıştır.

  3. #3
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    8,970
    Blog Yazıları
    451
    Bahsedilme
    21 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu


    Depresyonun bilinmeyen 10 tetikleyicisi

    Beslenme alışkanlıklarınızın, aldığınız ilaçların ya da tükettiğiniz kahvenin depresyona neden olabileceğini biliyor muydunuz?

    Artık çoğumuz sıklıkla bunalımın eşiğine geliyoruz. Antidepresan reçeteleri, dünya genelinde rekorlar kırıyor... Ancak depresyonun iyi bilinen tetikleyicilerinin yanı sıra stres, para ve ilişkiler gibi modunuzun düşmesine sebep olan sürpriz nedenler de var. İşte depresyonun bilinmeyen 10 tetikleyicisi...

    1. Kırmızı et tüketmeyi bıraktınız:
    Sağlık sebepleri yüzünden kırmızı et tüketimini azalttıysanız, demir eksikliği kendinizi hüzünlü hissetmenizin sebeplerinden olabilir. Bu temel besleyici madde, kırmızı kan hücrelerinde bulunan ve vücuda oksijen taşıyan hemoglobinlerin oluşumu için elzemdir. Eğer demir eksikliği çekiyorsanız, kendinizi halsiz ve yorgun hissedersiniz ve bu durum sosyalleşmenizi engelleyip ruh halinizi bozarak hayatınızı etkileyebilir.

    2. Televizyon açıkken uyuyorsunuz: Televizyondan gelen hafif ışığın uyumanıza yardımcı olduğunu zannediyorsanız, çok yanılıyorsunuz! Yapılan araştırmalara göre, televizyondan ya da bilgisayar gibi elektronik cihazlardan yayılan loş ışık, ruh halimizi etkileyebiliyor. Güneş doğduğunda, gözümüzün arkasındaki retinada bulunan ışık reseptörleri, uykumuzun gelmesini sağlayan melatonin hormonunu kısıtlama vaktinin geldiğini söylerler. Gece ise tam tersi olur; bu yüzden uyku vakti yaklaştığında ışıkları kısmak idealdir.

    3. Tutkulu bir gece geçirdiniz: Seks, keyifli bir aktivite olabilir; ancak seks sonrası hüznün pek de öyle olduğu söylenemez. Avustralya’da yapılan bir araştırmada katılımcı kadınların 200’ünden fazlası seksten sonra üzüntü yaaşdığı rotaya çıktı. Araştırmacılar, seks sonrası depresyonun beynin orgazm esnasında daha az aktif olan sonrasında ise yoğun bir şekilde yeniden aktifleşen duygusal bölgesi amigdala ile ilişkili olduğunu düşünüyor.

    4. Kamburunuzu çıkarmaya eğilimlisiniz: Kendimizi üzgün hissettiğimizde, öne doğru bükülür, başımızı ellerimiz üzerine yerleştirerek vücudumuzu kaparız. Fakat vücudunuzun nazik bir şekilde daha dik bir pozisyon almasını sağlayarak ruh halinizi yoğun ve hızlı bir şekilde etkileyebilirsiniz.

    5. Gıcırdayan eklemlerden şikâyetçisiniz: Yapılan araştırmalara göre, kireçlenme şikâyeti olan her 3 yetişkinden 1’i aynı zamanda da kaygı ve depresyondan muzdarip. Ancak moral çöküşlerinin tek sebebi çektikleri acı olmayabilir. Tartışmalı bir teoriye göre, depresyon gibi bazı mental rahatsızlıkların eklem iltihabı gibi inflamatuvar sorunlarla ilişkili. İnflamatuvar moleküllerin merkezi sinir sisteminde iltihaplanmaya sebep olduğu iddia ediliyor.

    6. Çok fazla ilaç aldınız: Daha iyi hissetmek amacıyla ilaç kullanmamıza rağmen, bazı ilaçlar, yan etki olarak depresyonu tetikliyor. Örneğin, codaine ya da cocodamol gibi yapısında uyuşturucu maddeler bulunduran ilaçlar bu etkiyi yaratabiliyor. Bu ilaçlar, aynı zamanda ruh halimiz üzerinde etkili olan enkefalin adındaki doğal ağrı kesici beyin kimyasallarını taklit ederek harekete geçiyor. Ağrı konusunda yararlı olsalar da bu ilaçların uzun süreli kullanımı, vücudun kendine ait iyi-hissettiren kimyasal depolarına tepki vermesinde daha az verimli olmasına sebep oluyor. Ve bu durum da kötü ruh halini beraberinde getiriyor.

    7. Yeterince muz yemiyorsunuz: Tatlıya zaafınız var ancak modunuz genelde düşük mü? O halde yeterince lif tüketmiyor olabilirsiniz. Aç karnına çikolata yediğinizde, aldığınız şeker sayesinde yarım saat boyunca kendinizi iyi hissedersiniz. Ancak yaklaşık bir saat sonra, kan şekeriniz düşmeye başlar ve kendinizi halsiz ve yorgun hissedebilirsiniz. Lif ise kan şekerinin yavaşça yükselmesini sağladığından ruh halinizi stabilize eder. Alternatif bir çözüm olarak şeker açlığınızı muzla yatıştırabilirsiniz. Muz, yüksek miktarda şeker içerir ama aynı zamanda da bolca lif bulundurduğundan kan şekerinizin düzenlenmesine yardımcı olur.

    8. Kafein çok yakın bir dostunuz: Güne başlamak için ihtiyaç duyduğunuz bir-iki fincan çay ya da kahve, nihayetinde ruh halinizi kötü bir şekilde etkileyebilir. İçerken iyi hissedersiniz. Ancak bir süre sonra kendinizi oldukça huzursuz ve kaygılı hissederken bulabilirsiniz.

    9. Zihniniz çok dalgın: Elinizdeki sıkıcı işi yapmaya çalışırken düşünceleriniz geçmiş pişmanlıklarınıza ya da gelecek hakkındaki endişelerinize doğru mu sürükleniyor? İnsan zihninin bu dalgınlık eğilimi beraberinde mutsuzluk getirebilir. İnsanlar zihinlerini meşgul eden şeylerle uğraşırken genelde mutludurlar. Mücadele gerektiren bir aktivite olabilir. Ancak hayal kırıklığı yaratacak kadar değil, yalnızca zihninizin odaklanabilmesine yetecek kadar zorlu olmalıdır.

    10. Hormonlarınız yaramazlık yapıyor: Kendinizi sürekli duygusal mı hissediyorsunuz? Belki de gerçekten hormonlarınızı suçlayabilirsiniz. Çünkü çeşitli hormonsal durumların ruh halimizi etkilediği düşünülüyor. Bunların en yaygını, 40 yaş üstü kadınların %3-10’ununu etkilediği düşünülen yetersiz tiroit. Vücudunuz yeterli miktarda tiroksin hormonu salgılamadığında halsiz ve düşük enerjili hissedersiniz. Bir diğer potansiyel tetikleyici ise menopoz. Kadının östrojen hormonu üretimi ciddi derecede azaldığında, ruh halinde bozukluk görülebilir. Aynı etki, erkekte düşük testosteron seviyesine ulaşıldığında da görülür.

  4. #4
    Üye
    SMS Activated
    Aqua46 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2018
    Mesajlar
    16
    Bahsedilme
    1 Gönderi
    Etiketleme
    0 Konu
    Sponsor Bağlantılar


    Allah acil sifalar versin hepimize bende major depresyon ve anksiyeteden muzdaribim, sabah 50 mg misol aksam 50 mg redepra kullaniyorum.


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kadınlar dikkat.! Depresyon felç edebilir.!
    By Fırtına in forum Kadınlara Özel Sağlık Sorunları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-08-2011, 18:25:44
  2. Depresyon geçiren annenin çocuğu da olumsuz etkileniyor
    By Fırtına in forum Çocuğum ve Ben
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-06-2011, 22:27:19
  3. Duygu durum bozuklukları (depresyon)
    By Fırtına in forum Otizm, Down Sendromu, Psikiyatrik hastalıklar, Zihinsel Engellilik
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-03-2011, 14:10:57
  4. Depresyon Nedir?
    By gülümse_hayata in forum Otizm, Down Sendromu, Psikiyatrik hastalıklar, Zihinsel Engellilik
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26-12-2010, 00:29:12
  5. Depresyon Tedavisinde Kullanılan Sarı Kantaron
    By Halil Yılmaz in forum Sağlık Hakkında Genel Bilgiler - Soru / Cevap
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27-09-2010, 22:37:04

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş