Like Tree11Beğeni
  • 2 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı
  • 3 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı
  • 1 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı
  • 1 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı
  • 1 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı
  • 1 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı
  • 1 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı
  • 1 Mesaj Sahibi Gazoz Agacı

Konu: Şizofreni Hakkında Bilinmeyenler

  1. #1
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    8,988
    Blog Mesajları
    452
    Bahsedilme
    21 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu

    Şizofreni Hakkında Bilinmeyenler

    Sponsor Bağlantılar


    ŞİZOFRENİ TARİHÇESİ


    M.Ö 4. Yüzyıl - Eski Yunan ve Roma döneminde yaşayan Hipokrat, akıl hastalığının vücut sıvılarındaki dengesizlikten kaynaklandığını öne sürmüştür.




    M.S 1. Yüzyıl - Günümüzde şizofreni olarak adlandırılan olgudan ilk defa Kapadokyalı Araretus bahsetmiştir.

    Ortaçağ - Avrupa'da akıl hastaları içine şeytan girmiş kişiler olarak adlandırılırlarmış. Cadı olarak kabul edilip, onlardan kurtulma yolu olarak yakılmışlardır.

    İslam dünyasında ise akıl hastaları, mecnun ya da Allah'a yakın kişiler olarak adlandırılmışlardır.

    8. Yüzyıl - İslam dünyasında ilk Bimarhaneler (Darüşşifa) kurulmuştur.



    1403 - "Bethlehem Asylum" açılan ilk akıl hastanelerinden biri – Ulusal Tıp Kütüphanesi14. Yüzyıl - Floransa, İspanya, Belçika ve İngiltere'de ilk akıl hastaneleri (Asylum) açılmıştır.



    1911-Eugen Bleuler. Şizofreninin etiyolojisi ile ilgili yazıları yayımlamıştır. Dr. Bleuler, şizofreni terimini kullanan ilk uzman olmuştur. Ayrıca semptomları pozitif ve negatif olarak ayırmıştır.



    1933-Manfred Joshua Sakel. Şizofrenide insülin koma tedavisini geliştirmiştir.

    1934-Leland E. Hinsie. Şizofreni tedavisi ile ilgili oksijen deprivasyonu ve CO2 inhalasyonu tedavisini geliştirdi.

    1934-Ladislas Von Meduna. Konvulzif terapiyi bulmuştur. Epilepsi hastalarının kanlarını şizofreni hastalarına enjekte ederek tedavi geliştirmeye çalışmıştır.



    1940-1950 Özellikle ABD'de şizofreni hastalarında, beynin bir bölümünün cerrahi olarak alınması anlamına gelen lobotomi çok popüler olmuştur. Bu dönemde sadece ABD'de 50.000 kişiye lobotomi uygulandığı öne sürülmüştür.

    1952-Delay, Deniker ve Harl. İlk psikofarmakolojik ajan olan kloropromazini bulmuştur.

    1954-Mueller, Schlittler ve Bein. Rauwolfia bitkisinden üretilen reserpini bulmuş ve psikofarmakolojik ilaç olarak kullanılmaya başlanmıştır.

    1965-Goldberg, Kelrman ve Cole. Şizofreninin pozitif belirtilerini diğer belirtilerden ayırt etmişlerdir

    zeynep45 ve Murat.Y bunu beğendi.

  2. #2
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    8,988
    Blog Mesajları
    452
    Bahsedilme
    21 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu


    ŞİZOFRENİ NEDİR?

    Şizofreni, tarih boyunca insanları etkileyen, genellikle yaşam boyu devam eden kronik, yeti yitimi ve işgücü kaybına yol açan ruhsal bir hastalıktır.

    Şizofreni, beyindeki kimyasal maddelerin iletiminde bir bozukluk olması ve beyin yapısında bazı farklılıkların oluşması sonucu hayal görme, konuşma ve davranış bozukluğu görülmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bu dengesizliğe neden olan etkenler tam olarak anlaşılamamıştır.

    Şizofreni, yalnızca hastaların değil, aynı zamanda ailelerinin ve kendilerine yakın olan kişilerin de yaşamlarını etkiler. Şizofreni hastaları, iş bulmakta ya da kendilerine bakmakta sorun yaşayabilirler ve diğer insanların yardımına ihtiyaç duyarlar.

    Şizofreni hastalarının çok büyük kısmı tehlikeli ya da şiddet yanlısı değildir. Şizofreni, insanın gerçek dünyadan koparak içe kapandığı, kişiler arası ilişkilerinin ve işlevselliğinin bozulduğu bir ruhsal hastalıktır. Bu sebeple şizofreni hastalığını bölünmüş kişilik ya da çoklu kişilik bozukluğu ile aynı tutmamak gerekmektedir.

    ŞİZOFRENİ TİPLERİ NELERDİR?

    Paranoid Şizofreni: Hastada komplolar ile ilgili işitsel varsanılar ve sanrılar görülür. Hasta aşırı derecede şüpheci olur, hastalığın diğer alt tiplerinden farklı olarak hastaların kognitif (bilişsel) fonksiyonları kısmen normaldir. 3,4

    Dezorganize (Hebefrenik) Şizofreni:
    Hastada sık sık düşünce ve konuşma tutarsızlıkları görülür. Dezorganize şizofrenide düşünce dağınıklığı görülür ve hastaların günlük aktiviteleri etkilenir. Bu tip hastalarda sanrı görülmeyebilir. 3,4

    Katatonik Şizofreni: Bu hastalarda yürürken bir anda durmak (katatonik stupor) ya da radikal hareket hızlanması (katatonik heyecan) gibi hareket bozuklukları görülür. Bu tip hastalarda başkasının söylediklerini ya da yaptıklarını tekrar etmek gibi davranışlar da görülebilir. Hasta çekingen, sessiz ve hayata karşı negatif olur.

    Rezidüel Şizofreni: Hastada sanrı ya da varsanı görülmez ama hastanın hayat ile ilgili bir isteği ya da hayata karşı ilgisi bulunmaz. 3,4

    Farklılaşmamış Şizofreni: Şizofreninin birçok belirtisini gösterirken diğer hiçbir şizofreni tipinin kriterlerine tam olarak uymayan hastalardır.

    Şizoaffektif Bozukluk: Hastada hem şizofreni hem de depresyon gibi majör duygudurum bozuklukları görülür.
    Edizabi34, Murat.Y ve zeynep45 bunu beğendi.

  3. #3
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    8,988
    Blog Mesajları
    452
    Bahsedilme
    21 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu


    ŞİZOFRENİ BELİRTİLERİ

    Şizofreni belirtileri pozitif, negatif ve kognitif (bilişsel) belirtiler olmak üzere 3 geniş kategoride incelenebilir.



    Pozitif belirtiler sağlıklı insanlarda görülmeyen psikotik davranışlardır. Pozitif belirtiler genellikle ‘’hastaların gerçeklik ile bağlantısını koparan belirtiler’’ olarak bilinmektedir. Belirtiler genellikle geçicidir, bazı durumlarda ciddi sonuçlara yol açabilir ve tedavi ile bağlantılı olarak azalabilir. Bu belirtiler sağlıklı insanlarda görülmediği için tespit edilmesi kolaydır.

    Şizofrenide görülen pozitif belirtiler :

    Varsanı : Şizofreni hastaları, diğer insanların duymadığı, hissetmediği ya da kokusunu alamadığı şeyleri duyabilir, hissedebilir ya da kokusunu alabilir. ‘’Sesler’’ şizofrenide en sık görülen varsanı türüdür. Bu ‘’sesler’’ hastalara davranışlarından bahsedebilir, hastaya hareketleri ile ilgili emirler verebilir, bir olaya karşı uyarabilirler. Bazen bu sesler birbiri ile konuşabilir. Diğer varsanı türlerinin arasında orada olmayan objeleri ya da insanları görmek, başka hiç kimsenin fark etmediği kokuları fark etmek, ya da çevrede kimse yokken görünmez bir elin kendine dokunduğunu hissetmek sayılabilir.

    Sanrı : Hastanın gerçek olmayan inanışlara ya da düşüncelere kapılması ve bunu değiştirememesidir. Çevredeki insanlar bu düşüncenin yanlış olduğunu kanıtlasa bile hasta düşüncesinden vazgeçmez. Şizofreni hastaları genellikle komşularının hareketlerini manyetik dalgalarla kontrol ettiğini düşünmek, televizyon ya da radyo yayınları ile kendilerine özel mesajlar iletildiğine inanmak, kendini tarihsel bir karakter zannetmek gibi sağlıklı insanlara garip gelen düşüncelere kapılırlar.

    Dağınık Düşünceler : Garip ya da alışılmışın dışındaki düşüncelerdir. Bu düşünceler, hastalarda anlaşılamayan konuşmalara sebebiyet verebilir, bazı durumlarda konuşmanın ortasında bir hasta konuşmayı kesebilir ve sebebi sorulduğunda bu düşüncenin kafasından çekilip alındığını söyleyebilir.

    Hareket Bozuklukları : Huzursuz vücut hareketleri olarak görülürler. Hareket bozukluğu olan hastalar belirli bir hareketi sürekli tekrarlayabilir, daha uç durumlarda katatoniklik ile sonuçlanabilir. Katatoni, bir insanın donakalması ve çevresine yanıt vermemesi durumudur. Günümüzde katatoni, şizofreni tedavilerinin gelişmesinden dolayı çok nadir görülmektedir.



    Negatif belirtiler normal duygu ve davranışların bozulmasına yol açan belirtilerdir. Negatif belirtiler depresyon ya da diğer durumlar ile benzerlik gösterdiğinden hastalık ile ilişkisinin fark edilmesi daha zordur.

    Negatif belirtiler arasında;

    • Tekdüze duygulanım (bir insanın donuk veya monoton konuşması ya da konuşurken yüz kaslarının kıpırdamaması)
    • Günlük yaşamdan zevk almamak
    • Planlı aktivitelere başlama ya da aktiviteleri sürdürme yeteneğinde eksiklik
    • İletişim kurulmaya çalışıldığında bile az konuşmak bulunmaktadır.

    Negatif belirtilerin görüldüğü hastalar günlük işlerinde yardıma muhtaç durumda olurlar. Çoğunlukla basit kişisel bakımlarını göz ardı ederler. Hastalar çevreleri tarafından tembel ya da isteksiz olarak algılanırlar ama çoğunlukla negatif belirtiler yanlış algılamaya neden olur.


    Negatif belirtiler gibi kognitif (bilişsel) belirtilerin da hastalık ile ilişkisi çok zor fark edilmektedir. Genellikle diğer belirtiler ortaya çıktıktan sonra fark edilirler.



    Kognitif (bilişsel) belirtiler arasında;

    • Bilgileri anlama ve karar vermek için kullanma becerisinde bozulma
    • Konsantrasyon güçlüğü, odaklanma sorunu
    • Kısa süreli hafızada sorunlar (Öğrendikten hemen sonra bir bilgiyi kullanma becerisi)

    Kognitif (bilişsel) belirtiler hayatı normal şekilde devam ettirmeyi engellerler.
    Murat.Y bunu beğendi

  4. #4
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    8,988
    Blog Mesajları
    452
    Bahsedilme
    21 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu


    ŞİZOFRENİ KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Şizofreni, ırk, kültür, sosyal sınıf ve cinsiyetten bağımsız olarak kişileri eşit olarak etkiler. Varsanı, sanrı gibi belirtiler genellikle 16-30 yaşları arasında görülmeye başlar. Erkeklerde belirtiler kadınlara oranla daha erken görülmeye başlar. 45 yaşın üzerinde şizofreni görülme oranı yok denecek kadar azdır. Şizofreninin çocuklarda görülmesi nadirdir ama çocuklukta başlayan şizofreni oranı gün geçtikte yükselmektedir.

    Ergenlerde şizofreninin ilk belirtileri, sık görülen arkadaşların değişmesi, notlarda düşüş, uyku problemleri ve sinirlilik şeklinde ortaya çıktığından, tanı koymak zordur. Bu belirtilere olağandışı düşünceler ve şüphelerde artış, ailede psikoz öyküsü de eklenebilir.

    Şizofrenide risk faktörleri:

    • Genetik yatkınlık
    • Doğum öncesi ve sonrası stres faktörleri (doğum travması, enfeksiyonlar vs)
    • Çocukluk çağında sosyal ve ailesel ortamda stres
    • Çocukluk çağında sosyal izolasyon
    • Erişkinlikte uyuşturucu madde kullanımı


    ŞİZOFRENİNİN NEDENLERİ


    1. Kalıtım ve Çevre

    Şizofrenide ailesel bir geçiş söz konusudur. Her 10 şizofreni hastasının birinde, birinci dereceden yakın akrabalarında da bu hastalık görülebilmektedir. Yapılan araştırmalar, birden fazla genin, bu ailesel geçişte rol oynadığını göstermektedir. Ancak genetik yatkınkığın bulunmasına rağmen, şizofreninin tetiklenmesi için çevresel faktörlerin gerekli olduğu düşünülmektedir. Bilim adamları doğumdan önce fetusun yeterli beslenememesi ya da belirli virüslere maruz kalması, doğumda gelişen problemler, ya da bazı psikolojik faktörler gibi çevresel faktörler ile genler arasındaki ilişkinin şizofreninin gelişmesinde etkili olduğunu düşünmektedir.

    Bilim adamları uzun süredir şizofreninin sebeplerini incelemektedir. Toplumda şizofreninin görülme sıklığı %1 iken, üçüncü dereceden bir yakının (1. dereceden kuzenler) şizofreni hastası olması durumunda, hastalığın bireyde görülme oranı %2’ye yükselmektedir. İkinci dereceden bir yakında (kardeş çocukları) görüldüğünde %2-6’ya ve birinci dereceden bir yakının (kardeş, ikiz ya da ebeveyn) şizofreni hastası olması durumunda ise %6-17’ye yükselmektedir. Tek yumurta ikizlerinde ise oran çok daha yüksektir. İkizlerden birinin şizofreni hastası olması durumunda diğer ikizde hastalığın görülme oranı %40-65’tir.

    2. Beyin kimyası ve yapısının değişmesi

    Beyin; bir hücreden diğerine sürekli bilgi akışını sağlayan milyarlarca hücreden yapılmaktadır. Bilgi akışını sürdürmek için, bu hücreler beyin fonksiyonunda gerekli olan “nörotransmiterler” olarak bilinen kimyasalların salınmasına neden olur. Temel olarak dopamin ve serotonin adı verilen nörotransmiterlerin düzeylerinin çok yüksek veya çok az olduğu durumda, şizofreni semptomlarının ortaya çıktığı düşünülmektedir. Beyne sinyaller gönderen bu maddelerdeki dengesizliğin genetik ve çevresel faktörlerin birleşimi sonucu olduğuna inanılmaktadır.

    Şizofreni hastalarının beyin yapısı sağlıklı insanların beyin yapısı ile küçük farklılıklar göstermektedir.

    Bu farklılıklardan bazıları;

    • Şizofreni hastalarında ventrikül olarak adlandırılan beyin merkezindeki sıvı dolu alanlar sağlıklı insanlara göre daha geniştir.
    • Şizofreni hastalarının beynindeki gri madde miktarı sağlıklı insanlara göre daha azdır.
    • Şizofreni hastalarında beynin bazı bölgelerinde daha az ya da daha fazla aktivite görülebilir.

    3. Stres

    Şizofreniyi tetikleyen başlıca nedenler çoğunlukla sevilen birinin kaybedilmesi, iş ya da evi kaybetmek, boşanma ya da bir ilişkinin sona ermesi, fiziksel, cinsel, duygusal ya da ırksal suistimal gibi stresli olaylardır. Bu tarz deneyimler sağlıklı kişilerde şizofreniye doğrudan sebep olmazlar ama hastalığa yatkınlığı olan kişilerde şizofreninin ortaya çıkmasına sebep olabilirler.

    4. İlaç Suistimali-Uyuşturucu kullanımı

    İlaçlar doğrudan şizofreniye sebep olmazlar, ama çalışmalarda ilaçların yanlış kullanılmasının şizofreni ya da benzer hastalıkların gelişme riskini artırdığı gösterilmiştir. Marijuana, kokain, LSD ya da amfetamin gibi belirli uyuşturucular şizofreni yatkınlığı olan kişilerde belirtileri tetikleyebilir. Amfetamin ya da kokain kullanımı psikoza sebep olabilir ve bu da erken dönemdeki bir hastada atakların tekrarlamasına yol açabilir.

    Yapılan 3 önemli çalışmada, 15 yaşın altındaki ergenlerde düzenli marijuana kullanımının 26 yaşına kadar şizofreni görülme olasılığını kullanmayan insanlara göre 4 kat artırdığı gösterilmiştir.
    Murat.Y bunu beğendi

  5. #5
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    8,988
    Blog Mesajları
    452
    Bahsedilme
    21 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu


    TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ

    Şizofreni Tanısı

    Şizofreni tanısı için uygulanan tek bir test bulunmamaktadır. Şizofreni tanısı, kişinin ruhsal sağlığı ve aile geçmişi ayrıntılı olarak incelendikten sonra konulabilmektedir.

    Eğer sizde ya da bir yakınınızda şizofreni belirtileri gelişmeye başladığından şüpheleniyorsanız, bir an önce doktorunuza danışmanız gerekir. Şizofreni ne kadar erken tedavi edilmeye başlarsa, sonuçları o kadar başarılı olmaktadır.

    Şizofreni tanısı,

    • Sanrılar, varsanılar, düşünce bozuklukları ya da negatif belirtilerin en az ikisine sahipseniz;
    • Belirtileriniz çalışma yeteneğinizi ya da günlük aktivitelerinizi engelliyorsa,
    • Belirtiler 6 aydan uzun süredir devam ediyorsa,
    • Depresyon ya da bipolar bozukluk gibi diğer olasılıklar ortadan kaldırıldıysa, konulabilmektedir.

    Tedavi Seçenekleri

    Şizofreni hastaların yaklaşık %20-30’unda tedavi edilebilmektedir. Belirtileri tedavi etmek ve önemli ölçüde azaltmak ve yeni bir atağın tekrarlamaması için 'risk faktörlerini' ve 'uyarıcı belirtileri' tanımlamak mümkündür.Klasik antipsikotik ilaçlar, varsanıların, hezeyanların, saldırganlık düzeyinde ortaya çıkan bazı davranış bozukluklarının ortadan kaldırılmasında rol oynarlar. Atipik antipsikotik adı verilen ilaçlar ise yukarıda sayılan belirtilerin yanı sıra içe kapanma, toplumdan uzaklaşma, aldırmazlık, ilgi ve istek eksikliği, duygusal küntlük, iletişim kurmama, kendine bakımda azalma gibi belirtiler üzerinde etkilidir.

    Şizofrenide ilaç tedavisi genel olarak başlangıçtan 2–3 hafta sonra etkilerini, 4 – 6 haftada ise yeterliliğini gösterir. Şizofreni tedavisinde temel amaçlardan biri belirtilerin tekrarlanmasını önlemek olduğu için kullanılan ilacın dozunun zaman içinde azaltıldığı uzun yıllara yayılan ilaç kullanımı tavsiye edilmektedir. Ancak özellikle toplumsal yaşantıyla ilgili olarak ortaya çıkan yakınmaların çözümlenmesinde, destekleyici ve bilgilendirici içerikli bireysel, grup ve aile tedavilerinin de uygulanmasında yarar görülmektedir.

    Bakım ve izleme için sıklıkla hastanede bir süre geçirilmesi gerekli olmaktadır. Hastalığın ciddiyetine karşın, bazı kişiler yaşadıkları şizofreni atağı sonrasında tedavi ve rehabilitasyon ile günlük faaliyetlerine dönebilmektedir. Bazı kişiler ise okulda, iş yerinde ya da sosyal becerilerini sınırlayan uzun süreli şiddetli belirtiler gösterebilmektedir.

    • İlaç Tedavisi
    • Geleneksel antipsikotikler: Varsanı ve sanrı gibi şizofreninin pozitif belirtilerini etkili şekilde kontrol altına almak için geliştirilmişlerdir.
    • Yeni jenerasyon (atipik) antipsikotikler: Hem pozitif hem de negatif belirtileri etkili şekilde kontrol altına alırlar. Çoğunlukla daha az yan etki görülür.

    • Psikososyal Tedaviler

    Hastalık yönetimi: Psikiyatrist, psikolog, veya terapist ile yapılan seanslar, kişilerin ve ailelerinin şizofreniyi anlamasına ve şizofreniyi daha etkili bir şekilde yönetmelerine yardım edebilir. Beraberce hedefleri belirleyebilirler, başa çıkma stratejileri geliştirebilirler ve hastanın yaşamında olumlu değişiklikler yapmaya yönelik çalışabilirler.

    Aile eğitimi: Aile üyeleri şizofrenisi olan kişilerin yaşamında önemli bir rol oynar. Ailenin hastalık ve bununla mücadele hakkında eğitilmesi, nüks riskini büyük ölçüde azaltabilir ve hastanın yaşam kalitesini iyileştirebilir. Eğitim; basılı broşürler veya yüz yüze grup seanslarıyla olabilir.

    Rehabilitasyon: Şizofreni, kişilerin eğitimlerini tamamlamalarını ve iş sahibi olmalarını zorlaştırabilir. Bu hastalık nedeniyle tedavi olan kişiler için eğitim programları veya yaşam becerileri danışmanlığı özellikle bozulan günlük işlevlerini kazanmalarına yardım etmek için önemlidir.

    Şizofreni tedavisi, yaşam boyu devam eder. Doktor hasta hakkında daha fazla bilgi edindikçe, tedaviyi yeniden değerlendirebilir ve gerekirse hastanın tedavi planında bir değişiklik yapabilir.

    Bir tedavi ekibi ile birlikte çalışmak: Şizofreni tedavisinde ilaç daima gereklidir, ancak ilave destek ve hastaya yardım edecek hizmetler olmadan yetersiz kalabilir. Bu nedenle doktorun ve hastanın nüks riskini azaltmak ve tedaviye uyumu sağlamak için başkalarıyla birlikte bir ekip olarak çalışması gerekir. Hastanın doktoruna ek olarak, tedavi ekibinde bir psikolog ve terapist, eczacı, yakın arkadaş veya aile üyesi olabilen bir bakıcı yer alabilir. Bu ekip üyeleri ihtiyaç duyulan desteği ve cesaretlendirmeyi sağlayabilir.
    Murat.Y bunu beğendi

  6. #6
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    8,988
    Blog Mesajları
    452
    Bahsedilme
    21 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu


    YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ


    VKİ Nedir?

    Vücut Kitle indeksi (VKİ), Dünya Sağlık Örgütü tarafından obesitenin belirlenmesi amacıyla kullanılan bir ölçümdür.

    VKİ Nasıl Hesaplanır?

    Vücut Kitle İndeksi, vücut ağırlığının (kg cinsinden), boyun ( metre cinsinden) karesine bölünmesi ile hesaplanır.

    VKİ=kg/m2

    75 kg ağırlığında ve 1.80 metre boyunda bir bireyin vücut kitle indeksi 23.1'dır..

    75/(1.80x1.80)=23.1

    VKİ sonucu, çocuklarda, hamile kadınlarda ve vücut geliştirme sporu yapan kaslı kişilerde doğru çıkmayacaktır. Bunun dışında her iki cinsiyet için, tüm yaşlarda bu değer kullanılır.

    Aşağıda bulunan hesaplayıcı yardımı ile Vücut Kitle İndeksinizi (VKİ) hesaplayabilirsiniz. Kilonuz istenen alana ('kilonuz/kg') kilogram cinsinden kilonuzu, örn:75 Boyunuz istenen alana ('boyunuz/m') metre cinsinden boyunuzu, örn: 1.80 girerek hesapla butonuna basınız.

    Vücut Kitle İndeksi Hesapla

    VKİ'NİN HESAPLANMASI

    Kilonuz (kilogram olarak yazınız)

    kg
    Boyunuz (metre olarak yazınız)

    m
    Vücut kitle indeksi değeriniz

    kg/m2'dir


    Eğer Vücut Kitle İndeksiniz (VKİ);



    Zayıf: Boyunuza göre uygun ağırlıkta olmadığınızı, zayıf olduğunuzu gösterir. Zayıflık, bazı hastalıklar için risk oluşturan ve istenmeyen bir durumdur. Boyunuza uygun ağırlığa erişmeniz için yeterli ve dengeli beslenmeli, beslenme alışkanlıklarınızı geliştirmeye özen göstermelisiniz.




    Normal: Boyunuza göre uygun ağırlıkta olduğunuzu gösterir. Yeterli ve dengeli beslenerek ve düzenli fiziksel aktivite yaparak bu ağırlığınızı korumaya özen gösteriniz.




    Fazla Kilolu: Boyunuza göre vücut ağırlığınızın fazla olduğunu gösterir. Fazla kilolu olma durumu gerekli önlemler alınmadığı takdirde pek çok hastalık için risk faktörü olan obeziteye (şişmanlık) yol açar.



    Şişman (Obez): Boyunuza göre vücut ağırlığınızın fazla olduğunu bir başka deyişle şişman olduğunuzun bir göstergesidir. Şişmanlık, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon v.b. kronik hastalıklar için risk faktörüdür. Bir sağlık kuruluşuna başvurarak hekim / diyetisyen kontrolünde zayıflayarak normal ağırlığa inmeniz sağlığınız açısından çok önemlidir. Lütfen, sağlık kuruluşuna başvurunuz.
    Murat.Y bunu beğendi

  7. #7
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    8,988
    Blog Mesajları
    452
    Bahsedilme
    21 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu


    SAĞLIKLI BİR BEDEN İÇİN BESLENME

    Şizofrenide hastaların ruhsal sağlıklarının yanı sıra, beden sağlıklarına da özen göstermeleri gerekir.

    Gerek hastalığın doğasındaki özellikler, gerekse de kullanılan bazı ilaçların yan etkileri sonucu, şizofreni hastalarında kalp hastalıkları ve şeker hastalığı daha sık görülmekte ve erken ölümlere neden olabilmektedir. Ancak, beslenme ve egzersiz konusunda alınacak bazı basit önlemlerle bu hastalıkların gelişme riski büyük ölçüde azaltılabilir.



    Sigarayı Bırakmak
    Yapılan araştırmalarda, şizofreni hastalarının sigara kullanma oranlarının çok yüksek olduğu belirlenmiştir. Sigara kullanımı kalp hastalıklarına yol açan en önemli faktörlerden biridir. Sigarayı bırakmak kalp hastalığı görülme riskini önemli ölçüde azaltır.

    Sigarayı bırakmak için öncelikle kararlı olmak gerekir, ancak bunun yanı sıra nikotin bantları, nikotin sakızları gibi destekleyici tedaviler ya da bazı hastanelerde bulunan sigarayı bırakma polikliniklerine başvurmak yardımcı olabilir.



    Sağlıklı Beslenmek

    Sağlıklı beslenmek, yararlı besinleri tüketmenin yanı sıra, kilo almamak, varsa fazla kilolarınızı vermek anlamına gelir. Kilonuzun normal aralıkta olup olmadığını bu sitede yer alan VKİ hesaplamasıyla öğrenebilirsiniz. Fazla kilo, kalp hastalıkları ve şeker hastalığı riskini artıran en önemli faktörlerden biridir.

    Sağlıklı beslenmek için bazı temel kuralları uygulamak gerekir. Bunları kolay ve küçük adımlarla rahatça uygulayabilirsiniz.

    Öğün ve öğün aralarının zamanlamalarını planlayın ve bu plana sadık kalın.
    Her öğünde yediğiniz miktarı kontrol edin.
    Sebze gibi sağlıklı besinleri tercih edin.



    Beslenmede Çeşitliliğe Önem Verin

    Çeşitli renklerde meyve ve sebzeler yiyin. Bunların her biri farklı yararlı vitaminler ve mineraller içerir.
    Sağlıklı tahıl, baklagiller ve karbonhidratsız sebzeleri daha fazla miktarda tüketin.
    Her öğünde küçük bir porsiyon protein bulundurun.
    Yağsız ya da az yağlı süt veya yoğurt tüketin.



    Sağlıksız Yiyeceklere Bir Sınır Koyun

    Yemeklerinizi hazırlarken sadece az miktarda zeytin, kanola ya da keten tohumu yağı gibi sağlıklı (doymamış) yağlar kullanın.
    Küçük porsiyonlarda kuruyemiş ve kuru meyveleri günlük beslenmenizin bir parçası haline getirin.
    Doymuş (hayvansal) yağlar içeren yiyeceklerden kaçının.
    Katı yağ ve margarin gibi trans yağlar ve kek, kurabiye ve patates kızartması gibi bunlarla hazırlanan hazır yiyeceklerden uzak durun.

    Sağlıklı Beslenmek İçin Tabağınızı Kullanın



    Tabağınızı doldururken şunlara dikkat edin:

    Karbonhidratsız Sebzeler
    Tabağınızın yarısı; domates, mantar, biber, soğan, salatalık, ıspanak, havuç, marul, brokoli, yeşil baklagiller ve lahana gibi karbonhidratsız sebzelerden oluşmalıdır.
    Protein
    Tabağınızın dörtte biri derisiz tavuk, yağsız et, yumurta, ton balığı, somon veya peynir gibi protein kaynakları olan besinlerden oluşmalıdır.



    Sebzeler: Tabağınızı Renklendirin

    Günde 3–5 porsiyon yemek yiyin. Sebzeler vitamin, mineral ve lif açısından zengindir ve çok az yağ içerirler. Sağlık dolu ve lezzetli öğünler yaratmak için renkleri karıştırın. Karbonhidratsız sebzelerden yiyebildiğiniz kadar yiyin! Taze, donmuş ya da sodyum oranı düşük, kutulanmış çeşitleri de tüketebilirsiniz.




    Et: Az ve Yağsız Olanları Tercih Edin

    Vücudun günde 110–170 gram proteine gereksinimi vardır. Et, vücudun ihtiyacı olan proteini sağlar. Küçük porsiyonlarda yiyin. Derisiz tavuk ve çok az yağ görülen yağsız et yemeye dikkat edin.

    Ayrıca somon, mercimek, barbunya ve yumurta gibi başka protein kaynaklarını da gözardı etmeyin.



    Tahıl ve Nişastalar: Tahıllarınızı Zevkinize Göre Seçin

    Günde 6–11 porsiyon yiyin. Tam tahıllı ekmek, kahvaltılık gevrek ve makarna, işlenmiş beyaz unla yapılan yiyeceklerden daha iyidir. Tam tahıllı besinler sağlıklıdır. Damak zevkinizi kahverengi pirinç, yulaf ve mısır gibi çeşitli tam tahıllarla renklendirin.


    Sağlıklı beslenmede 10 altın kural

    Her öğünde 4 ana besin grubundan (et – kurubaklagil, süt – yoğurt, sebze, ekmek) uygun miktarda tüketin.
    Öğünlerinizi aksatmayın.
    Her gün en az 30 dakika düzenli fiziksel aktivite yapın.
    Sıvı yağ kullanarak kalp sağlığınızı koruyun (1 kg malzemeye 3-4 yemek kaşığı).
    Mevsimine uygun taze sebze ve meyve tüketin.
    Kemik sağlığınız için kalsiyum alımına dikkat edin.
    Kansızlığı önlemek için demir tüketimine dikkat edin.
    Beyaz ekmek gibi rafine tahıl ürünleri yerine kepekli olanları tercih edin.
    Daha az tuz tüketin.
    Sağlıklı yemek hazırlama ve pişirme yöntemlerini uygulayın.

    Porsiyon Kılavuzu

    Meyveler
    Günde 2–4 porsiyon tüketin.
    1 porsiyon = bir küçük taze meyve ya da 2 çay kaşığı kurutulmuş meyve.

    Süt ürünleri
    Günde 2–3 porsiyon tüketin.
    1 porsiyon = bir fincan yağsız ya da az yağlı süt veya yoğurt.

    Sebzeler
    Günde 3-5 porsiyon tüketin.
    1 porsiyon = bir fincan çiğ ya da yarım fincan pişirilmiş.

    Et ve Diğer Proteinler
    Günde 110–170 gr tüketin.
    Porsiyonlarınızı küçük tutun. Yediğiniz proteini farklı öğünlere dağıtın. 85 gramlık bir et porsiyonu= 1 iskambil destesi. 28 gram etin yerine 1 yumurta tüketebilirsiniz.

    Tahıl ve Nişastalar
    Günde 6-11 porsiyon tüketin.
    1 porsiyon = bir dilim ekmek, 3 fincan yağsız patlamış mısır, 1 fincan kuru gevrek, yarım fincan mısır, yarım fincan pilav ya da makarna veya çeyrek simit.

    Yağlar, Tatlılar ve Alkol
    1 porsiyon = yarım fincan dondurma, 1 küçük çörek ya da kek veya iki küçük kurabiye.

    Her gün bol bol su için
    Murat.Y bunu beğendi

  8. #8
    Kategori Yöneticisi
    Gazoz Agacı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Şehir
    İstanbul
    Mesajlar
    8,988
    Blog Mesajları
    452
    Bahsedilme
    21 Gönderi
    Etiketleme
    8 Konu
    Sponsor Bağlantılar


    UZUN YOL ARKADAŞLIĞI


    http://www.gormezdengelmeyelim.com/uzunyol-arkadasligi


    ŞİZOFRENİ VE BEDEN SAĞLIĞI


    http://www.gormezdengelmeyelim.com/s...-beden-sagligi

    SORULARLA ŞİZOFRENİ

    http://www.gormezdengelmeyelim.com/sorularla-sizofreni


    Şizofreni Gerçekleri

    http://www.gormezdengelmeyelim.com/sizofreni-gercekleri

    Murat.Y bunu beğendi

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş