TROİD NODÜLÜ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

troidcesitleri.jpg

Troid bezi 20 gram ağırlığında H şeklinde bir organdır ve vücuttaki her hücrenin çalışması için hayati bir öneme sahiptir, bu yapı olmadan vücuttaki hücreler faaliyet gösteremezler. Troid bezi bazı şartlarda büyür, kanser veya iltihap olmadan büyüyen troid bezlerine guatr denir yani troid bezinin yaygın olarak büyümesi guatr adı ile anılır. Troid nodülleri 40 yaşından sonra artmakta ve 60 yaşından sonra en yüksek noktalara ulaşmaktadırlar. Bu hastalık oranlar sebebiyle daha çok kadın hastalığı olarak anılmaktadır, erkeklerden daha fazla bayanlarda görülmektedir. Nodüllerin birden fazla olmasına multinodüler guatr denir, tek başına ise soliter nodül veya tek nodül adı verilir. Eğer bu tek nodül bir erkek hastadaysa kanser açısından yüksek oranda dikkat çekici bir bulgu olarak yansır. Kadınlarda da aynı şekilde kanser şüphesini artırır, her iki hasta cinsinde de tek troid nodülleri kanser açısından mutlaka araştırılmaya muhtaçtır.

Troid Nodülünde Kaç Çeşit Tedavi Vardır?

Troid nodüllerini tedavi ederken iki prensibi unutmamak gerekiyor. Bu nodül ya hiperaktiftir yani hipertroide yol açan bir hormon salgılayan bir nodüldür ya da soğuk denilen, hormon salmayan bir noldüldür. Herşeyden önce, bunların ilk tedavisinde her ikisinde de başlangıçta ilk olarak ameliyat etmek gerekmektedir.. Soğuk nodül denen ameliyatı kanser ihtimalinin yüksek olması nedeniyle yapılır ve onlara biyopsi yapmak zorunluluğu vardır.

Hiperaktif nodüllerde de kanser riski yine sıfır değildir, yüzde 10’lara yakın, yani 10 hastadan birinde olan bu hiperaktif nodül, sadece tiroid krizine yol açmadığı gibi aynı zamanda hastanın troid kanserinden kaybedilmesine de yol açabilir. Bunları cerrahi kısmında ilk olarak mutlaka düşünmek gerekiyor. Hiperaktif nodüllerin bir diğer tedavi yöntemi de medikal tedbirlerdir, ki bu tedbirler hipertroidin vücutta yaptığı tahribatı ortadan kaldırmaya yönelik önlemlerdir. Bunların başında kalp ritmini düzene sokan ilaçlar var çünkü hipertroidde kalp çok hızlı çalışmaktadır ve o kadar hızlı çalışır ki bazen, ritmi bozularak aritmilere yol açabilir, bazen de kalp krizi noktasına kadar gelebilir, ilaçlarla buna engel olmaya çalışılır. Hipertroid bazen aşırı zayıflığa yol açabilir, buna kaşeksi denilir ve hastalar tedavi edilmezse bu zayıflama tablosu sürecinde kaybedilebilirler.

Bu yüzden bir an önce tedbirler alınarak tedavi yapılması gerekmektedir. Ameliyat yapılamayacak olan hastalara radyoaktif iyot tedavisi ile kötü çalışan troid bezi kısmının öldürülmesi işlemi uygulanabilir. Ameliyat olamayacak gruba giren hastalar, anestezi almasında risk olan hastalar grubudur.

Bu hastaların yandaş hastalıkları vardır ya da yaşlı hastalardır. Bu hastaların tedavisinde nükleer tıpta zararlı nodülün yok edilmesine ve çalışmamasına yönelik olan yöntemler uygulanır ki buna atom tedavisi denmektedir. Eğer bir hipertroid hastasıyla karşı karşıyaysak, hastadaki bulguları yok etmemiz gerekmektedir. Burdaki amaç hastanın kanındaki troid hormon seviyesini normale getirmektir.

T3 (triiodotironin) ve T4(tetraiodotironin) denilen iki hormon bulunmaktadır. Yani içinde barındırdığı iodun 3 ya da 4 olmasıyla ilişkili bir durumdur. Karaciğerde bu iyotlardan birini kaybederek T3 olarak hasta aktif hale geçmektedir. Tedavide amaç bu hormonlardan biri eksikse onu tamamlamak, ancak fazlaysa da bunun vücutta yaptığı zararlı etkileri ortadan kaldırmaktır. Bu tedaviler bazen uzun sürebilmekte ve hastaların şikayetleri tedaviye cevap vermemektedir, bu hastalarda ameliyat düşünmek gerekebilmektedir.

Troid Nodülü Belirtileri Nelerdir?


Troid hastaları uzmanlara iki şekilde müracaat etmektedir. Ya cerrahi branşlar dışında dahiliyede veya diğer bölümlerde hastalar tetkik edilirken tesadüfen karşılaşılır ya da endokrinoloji uzmanları, yani salgı bezleri alanında uzmanlaşmış dahiliyeci doktorlar tarafından hastalar genel cerrahiye yönlendirilirler. Genel cerrahiye gelen ilk grup troid nodülü olan ya da kanser şüphesi olan hastalardır, bir diğeri de hipertroidi olan yani troidi çok çalışan; ama medikal tedbir ve ilaçlarla tedaviye cevap vermeyen ya da tedavisi uzun sürüp komplikasyonlara yol açan durumlardaki hastalardır. Bu hastalar polikliniklere de gelmektedir ve yapılacak ameliyatta bu bölgedeki nodüllerin kanser riski taşıyıp taşımadıkları test edilir, bu testte ultrasonografi altında ince bir iğne ile nodüldeki hücreler alınır ve patoloji değerlendirmesine gönderilir. O bölümden eğer bir troid kanseri şüphesiyle gelirse o zaman ameliyatın şekli değiştirilir ve sadece nodüle yönelik olmadan tamamen troid bezinin çıkartılması veya boynun her iki yanındaki lenf bezlerinin çıkarılması bu ameliyata eklenir. Troid bezinin yaygın büyümesine guatr denir ve bu büyümüş bezin içinde nodüller olabilir ya da hiç troid bezinin kendisi büyümeden de büyük bir nodül olabilir. Nodüller nefes borusuna baskı yaptığında ve solunum güçleştiğinde, bu durumda mecburen ameliyat yapılır ve bası yukarı kaldırılır, buna “bası semptompları” denir.

Yani nefes almakta güçlük, hırıltılı solunum, ses tellerine olan baskı yüzünden seste çatallanma yüzünden bu baskılara sebep olan semptomları ortadan kaldırmak için ameliyatlar yapılabilmektedir. Ya da görsel olarak boynu tamamen dolduran büyük bir guatr olabilir ve hastanın kozmetiğini bozar, o zaman da yine troid bezi ameliyatını yapmak zorunda kalabiliriz. Troid nodüllerini kişi aynaya baktığında kendisi farkedebilir, özellikle yutkunma esnasında boynunun ön yüzünde aşağı ve yukarı hareket eden nodülü direk olarak görebilir. Bazen de arkadaş ortamında senin boynunda bir şişkinlik mi var diye sorulabilir. Doktorlar muayene sırasında hastanın boynuna bakarak doktorun yutkun lütfen komutuyla boyundaki nodülü tespit etmektedir. Görünmeyen nodüller de olabilmektedir, bunlar da ultrasonografi muayenesiyle hastanın boynuna ultrason probu tutularak boynun görüntüsü alınmasıyla nodül olup olmadığı tespit edilmektedir.

Troid Nodülü Neden Büyür?


Aslında troid bezi normal fonksiyonunu görürken, hipofiz denilen beynin tabanındaki mercimek büyüklüğünde bir parçanın komutası altında çalışır. Troid hormonları az çalıştığında hipofiz bezi hormon salgılayarak ona çalışmasını emreder ve bu bir denge içinde devam eder. Ancak bazı durumlarda troid hücreleri bu komutu dinlemez ve anarşi yaratarak kendi başlarına hormon üretmeye başlarlar ve bunlar nodüler oluşumlar yaratabilirler ya da guatırın tamamı bu tablonun içine girebilir. Aşırı hormon yapılan bu duruma trioid zehirlenmesi ya da zehirli guatr adı verilir. Bunun içindeki nodüller bazen aktif, yani hormon salan nodüller olabilir, bazen de soğuk nodül denilen ve hormon salmayan ancak anarşik hücrelerle oluşum yaparak bir hücreler grubu oluştururlar. Troidi olan ya da olmayan her iki vakada da kanser şüphesi daima akılda tutulması gerekmektedir. Aslında troid hormonlarının çalışması ve nodül oluşumu için bazen genetik faktörlerden söz edilmektedir ancak bu deneysel olarak ispatlanmamıştır. Son yıllardaki çalışmalarda genellikle stres sorumlu tutulmaktadır ve stresin troid ile hipofiz arasındaki hormonal düzende bir darbeye ve değişikliğe yol açtığı ve guatrdaki troid hücrelerinin normal mekanizmeyi dinlememesi ve kendi başına çalıştıkları öngörülmektedir. Yani genetikten daha çok stres faktörünün bu hastalıklara yol açtığı son yıllarda özellikle vurgulanmaktadır.


Troid Nodüllerinde Kanser Riski Nedir?

Troid bezi içinde herhangi bir anormal hücre topluluğu oluştuğunda bir nodül oluşumu meydana getirmektedirler. Bu nodüllerde normalden fazla sayıda olan hücreler bulunmaktadır ve bu aşırı üreyen ve kontrolden çıkan hücreler, bazen atipik denilen ve kanserleşen hücreler haline gelebilirler.

Yani burada asıl söylenmek istenen, nodül kelimesi geçtiğinde acaba kanser mi diye düşünülmesi gerekmektedir, çünkü burada anormal hücre çoğalması kastedilmektedir. Eğer bir nodül tek ise, mevcut nodülün kanser olma olasılığı yüzde 20’lere kadar çıkmaktadır. Yani bu 5 hastanın birinde troid kanseri olma ihtimalini göstermektedir ve yüksek bir değerdir. Sıcak nodüllerde yani zehirli guatr denen nodüllerde de kanser olma ihtimali vardır.

Multinodüler guatrda sanki kanser olunmaz gibi bir düşünce olsa da oran azalmasına rağmen yine yüzde 10’luk bir oranla karşımıza kanser tehlikesi çıkmaktadır. Bu yüzden, nodüler guatr denen durumda dünyanın her yerinde her tedavide bu şüphe mutlaka aydınlatılmalı ve kanser olup olmadığının kesinlikle belirlenmesi gerekmektedir.
Troid nodülleri normalde ağrısızdırlar, sadece gözle görülürler ya da hasta bunu eliyle farkedebilir. Eğer troid nodülünün içinde ani bir kanama olursa, gerginliğe bağlı bir ağrı hissedebilir ya da bir troid kanserinin etrafa invazyonu söz konusuysa bu durum da ağrıya yol açabilir. Bazen nefes borusunu tutan kanserlerde yutkunma güçlüğü, hırıltılı solunum ve bazen de ses tellerini saran kanserden dolayı sesin çatallaşması veya hiç ses çıkmaması ve sesin açılmaması şeklinde bir tabloyla karşılaşılabilmektedir.

Troid Nodülleri Kaç Mm Ameliyat Edilir?


troid-nodulu.jpg

Her nodül ameliyat gerektirmemektedir, önemli olan kısım nodülün büyüklüğüdür. Eskiden en küçük 1.5 cm’lik nodüller dahi tedbir olsun diye ameliyat edilmekteyken teknolojinin gelişmesi sayesinde artık bu gibi durumların önüne geçilmiştir. Ameliyat gerektiren durumları sıralamak gerekirse bunlar; troid nodülünün aşırı troid hormonu salgılaması, boynun estetik yani görünüş olarak göze batması, nodülün yemek ve soluk borusunu tıkaması, ses tellerini kapatması ve kanserleşme durumlarıdır.

Günümüzde 3 cm’e kadar olan nodüller ameliyatsız olarak gözlenmektedir. 1-1.5 cm’lik nodüllere ultrasonografi altında iğne biyopsisi yapılarak patolojik olarak incelenir. Sonuç benign, yani temiz olarak geldiyse 3 cm’e kadar olan bu nodüller ameliyatsız incelenmeye tabi tutulur ancak sonuç şüpheli geldiyse o halde ameliyat durumu ortaya çıkar. İiab denen biyopsiden gelen sonuca göre ameliyat olup olmama durumu kesinleşmiş olur. İiab yöntemi sayesinde hastanın gereksiz ameliyat olması gibi negatif durumlar ortadan kalkmıştır.

Her Tiroid Nodülü Kanser Değildir?

Yukarda aktarılan bilgiler ışığında toplumda yanlış anlaşılan bir algıyada değinmek isteriz. Nödül denilince insanlar bunu direk kanser olarak algılıyor. Oysa her nodül kanser değildir. Toplumda yaşayan insanların büyük kısmında nodül vardır ve bu insanlar nödüllerin farkına varmadan yaşarlar. Öyleki bir araştırmaya göre toplumdaki insanların hepsinde inceleme yapılsa her iki kişiden birinde troid nodülü çıkar denilmektedir. Buradan yola çıkarsak her troid nodülü kanser olsaydı toplumun yarısının kanser tedavisi görmesi gerekirdi ki buda nereden bakılırsa bakılsın imkansız bir şey.

Kaldıki gelişen tıpla birlikte Troid nodüllerinden kanser olsa bile yapılan tedaviyle iyleşme olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden troid nodülünde kanser olan hastaların korkmaması gerekir. Düzgün bir tedaviyle troid kanserlerinin iyleşme olasılığı çok ama çok yüksektir.

Tiroit Nodülünde Bitkisel Tedavi ve Dere Otu Tedavisi


Troid nodüllerin tedavisinde alternatif tıp diye adlandırılan ve bitkisel tedavi yönüyle yapılan tedavi çeşitleri de vardır. Bunlardan en bilineni ise “Troid nodülü Dere otu tedavisidir” tiroit nodülünde dere otu tedavisini uygulayıp iyleştiğini iddia eden hastalarının yanısıra uygulayıp ama bir faydasını görmediğini söyleyen hastalarda vardır. Aşağıdaki videoda Prof. Dr İbrahim Saraçoğlu dere otu kürünün nasıl uygulanacağını anlatmaktadır.



Önemli uyarı: Troid nodülünde uygulanan bitkisel tedavi yöntemlerini doktorunuza danışmadan uygulamayın.