Dönüm noktası mı kader mi?

Suffle

Üye
Üye
Katılım
Nis 1, 2020
Mesajlar
157
Tepkime Puanı
9
Puanları
18
Benim rahmetli dedem öğretmendi. Ağaç yaş iken eğilir mantığı ile beni ana sınıfına vermek yerine doğrudan birinci sınıfa yazdırdı. Yaşıtlarımdan bir sene önce başladım hayata. İlköğretimi 2004 te tamamladım. Liseyi 2007 de bitirdim.

Yaşıtlarım ilköğretimi 2005 te tamamladı. Ve 2005 te liseler 3 yıldan 4 yıla çıkarıldı. Ve yaşıtlarım 4 yıl lise okuyup 2009 da mezun oldular. Ben ise 2009 da üniversite ikinci sınıfta idim.

Şimdi sorum şudur. Dedem benim hayatımdan 2 senemi çaldı mı yoksa bana 2 sene hediye mi etti.

Herşey doğal takviminde ilerleseydi başka bir hayatım olur muydu?

@Gazoz Agacı.

@septik
 

emir_t1

Üye
Üye
Katılım
Tem 27, 2011
Mesajlar
171
Tepkime Puanı
20
Puanları
18
Yaş
45
Benim rahmetli dedem öğretmendi. Ağaç yaş iken eğilir mantığı ile beni ana sınıfına vermek yerine doğrudan birinci sınıfa yazdırdı. Yaşıtlarımdan bir sene önce başladım hayata. İlköğretimi 2004 te tamamladım. Liseyi 2007 de bitirdim.

Yaşıtlarım ilköğretimi 2005 te tamamladı. Ve 2005 te liseler 3 yıldan 4 yıla çıkarıldı. Ve yaşıtlarım 4 yıl lise okuyup 2009 da mezun oldular. Ben ise 2009 da üniversite ikinci sınıfta idim.

Şimdi sorum şudur. Dedem benim hayatımdan 2 senemi çaldı mı yoksa bana 2 sene hediye mi etti.

Herşey doğal takviminde ilerleseydi başka bir hayatım olur muydu?

@Gazoz Agacı.

@septik
Herhalükarda deden senin için faydalı olacağını düşündüğü ve daha doğru olacağını düşündüğünü yapmaya çalışmıştır.
Ancak doğal takvimlere, var olan standartlara uymak her zaman daha doğrudur.
Aksi takdirde bazı aksaklıklar ve uyumsuzluklar çıkabiliyor.
Uyumsuzluk sorunlarıda çoğu zaman psikolojik sorunlara evrilebiliyor.
Yani bazen iyi niyetli ve mahsumca yapılan şeyler ciddi sorunlara bile sebep olabiliyor.
Bahsettiğiniz durumdan dolayı sorunlar yaşadıysanız, dedenizin kararı sorun olmuş demektir.
Okullarda bir çocuk yaşıtlarından küçükse bazı sorunlar yaşar mesela.
Bu konudaki şahsi düşüncem bu şekilde.
 

Suffle

Üye
Üye
Katılım
Nis 1, 2020
Mesajlar
157
Tepkime Puanı
9
Puanları
18
Herhalükarda deden senin için faydalı olacağını düşündüğü ve daha doğru olacağını düşündüğünü yapmaya çalışmıştır.
Ancak doğal takvimlere, var olan standartlara uymak her zaman daha doğrudur.
Aksi takdirde bazı aksaklıklar ve uyumsuzluklar çıkabiliyor.
Uyumsuzluk sorunlarıda çoğu zaman psikolojik sorunlara evrilebiliyor.
Yani bazen iyi niyetli ve mahsumca yapılan şeyler ciddi sorunlara bile sebep olabiliyor.
Bahsettiğiniz durumdan dolayı sorunlar yaşadıysanız, dedenizin kararı sorun olmuş demektir.
Okullarda bir çocuk yaşıtlarından küçükse bazı sorunlar yaşar mesela.
Bu konudaki şahsi düşüncem bu şekilde.
Üniversite kaydımı reşit olmadığım için annem yaptırmıştı. Bu bile başlı başına bir travma sebebi. İnsan 16 yaşında üniversiteye başlar mı?

İlk okula zamanından bir sene evvel başlamasaydım. Liseyi 3 yıl değil 4 yıl okuyacaktım. Üniversiteye 16 değil 18 yaşımda başlayacaktım. 2 senenin katacağı olgunluk ile belki başka tercihlerde bulunacaktım.
 

emir_t1

Üye
Üye
Katılım
Tem 27, 2011
Mesajlar
171
Tepkime Puanı
20
Puanları
18
Yaş
45
Üniversite kaydımı reşit olmadığım için annem yaptırmıştı. Bu bile başlı başına bir travma sebebi. İnsan 16 yaşında üniversiteye başlar mı?

İlk okula zamanından bir sene evvel başlamasaydım. Liseyi 3 yıl değil 4 yıl okuyacaktım. Üniversiteye 16 değil 18 yaşımda başlayacaktım. 2 senenin katacağı olgunluk ile belki başka tercihlerde bulunacaktım.
Doğrudur, bu tür durumlar kendi kulvarında sorunlara sebep olur.
Üniversitede bile arkadaşların tarafından çocuk muamelesi görmüşsündür.
Yaşıtların gibi anaokul eğitimi almadan, okul ortamına alışmadan ilkokula başlamışsın, bu da sorun.
Okullarda yaşı küçük olan çocukların biraz ezilmeside söz konusu olur. Bu konularda başlı başına sorunlar demek.
Bugün erişkinsin durum farklı, ancak çocuk yaşlarda, ergen yaşlarda bu tür şeyler ciddi sorun.
Empati yapınca, şahsen duygularını anlayabiliyorum.
Bu durumda sana geçmiş olsun demek gerekir diye düşünüyorum :)
Uzmanların ve deneyimlerin herkes için belirlediği standartlara uyum daha sağlıklı olurdu.
Tabiki moralini bozma, en azından bundan sonra, bu durumun etkilerin de kalmamaya çalış.
Yani bu sorun en azından tüm hayatını sarmasın derim.
 

Gazoz Agacı

Moderatör
Moderatör
Katılım
Nis 23, 2012
Mesajlar
9,275
Tepkime Puanı
32
Puanları
48
Yaş
51
Dönüm noktası mı Kader mi?

Bu ne hoş bir başlık böyle :) yine beni yazmaya teşvik ettin, bir kere daha eskilere götürdün beni...
Ben de bu soruyu öyle çok sorardım ki kendime sanki neyi değiştirecek ama işte insan düşünmeden, geçmişini sorgulamadan duramıyor. Hoş uzun zaman önce bıraktım tüm sorularımı ve kaderimi kurcalamayı da artık önüme bakıyorum. Gelecek, yaşanmamışlıklarla dolu ve geriye dönüp düşünmenin hiç bir faydası olmadığını da artık kabullendim.

Sana gelince;

Sevgili Suffle,

Deden bence doğru bir karar vermiş hem biliyor musun bende aynılarını yaşadım :) ve tabii oğlum da tıpkı benim gibi 5,5 yaşında ilkokula başladı ve 17 yaşında henüz reşit olmadan üniversiteye kaydını benim ile birlikte yaptırdı. Erken yaşta öğretim hayatına başlayan çocuklar okul yaşamında çok daha başarılı oluyorlar diye bir yazıyı okumuştum yıllar önce...

Kendimi sana öyle yakın buluyorum ki arada yıllar var ama yaşadıklarımızın çoğu öylesine benzer ki insan şaşırıyor tesadüfün böylesi hayli ilginç :)

Rahmetli babam veliliğime devam ederek beni üniversiteye kayıt ettirmişti ve şimdi ne garip gelse de o yıllar da kız çocuğunu il dışına göndermek öylesine imkansızdı ki mecbur İstanbul'dan yana yaptım tüm tercihlerimi üstelik Ankara'ya gitmeyi öylesine isterken...

18 yaşını doldurmamış bir ergenin fakültenin ilk günü sanki ilkokul çocuğuymuş gibi babasının elinden tutarak götürülmesi şimdi düşünüyorum da hayli komik geliyor ama zamanın gereğine oldukça uygundu ve neyse bir şekilde yaşandı ve bitti. Bu bir tramva nedeni de olmadı ben de hatta hatırladıkça gülümsememe sebep olduğundan bu konuda şanslıyım bile diyebilirim. İlk tramvayı, hayatımın en mutlu günlerinde, yıllar sonra yaşadım. Biliyor musun 45 saniyede her şeyimi kaybettim, kendime geldiğimde adımı bile hatırlamıyordum, kim olduğumu, neden alkışlandığımı bile kavrayamadım o sedyenin üstünde yatarken...

Neyse hayat işte insana hayli garip oyunlar oynamakta ve insan bir süre sonra hesap sormayı da bırakıyor ki bunun kimseye faydası yok zaten...!

2 yıl insanın hayatında neler değiştirirdi? diye düşünüyorsun belki kendince haklısın da ya ben 2 dakikanın yaşamımı baştan sona değiştireceğini düşündüm yıllar boyunca, 2 dakikacık önce kaçabilseydim kaderimden...

Şimdi sana ne desem nafile, kader desem insan kaderini değiştiremiyor desem ikna olacak mısın? Dönüm noktası desem onu da belirleyen alın yazısı değil mi aslında???

Bırak bunları gel geleceğini inşa etmeye başla sen. Başla bir yerden her nerede ve kiminle olursan ol önce sensin önemli olan! Sensin değerli olan! Bundan sonra yaşamında kararların kendi ellerinde, bunun kıymetini bil...

Ömrünün bundan sonra ki günlerinin sorgulayamayacağın kadar güzelliklerle dolu olması dileklerimle...
 

Suffle

Üye
Üye
Katılım
Nis 1, 2020
Mesajlar
157
Tepkime Puanı
9
Puanları
18
Erken yaşta öğretim hayatına başlayan çocuklar okul yaşamında çok daha başarılı oluyorlar
Yazdıklarınızı harfi harfine okuyunca yine duygu seline kapıldım...

Ama buraya da takılmadığımı söyleyemem. Liseyi 3 yıl okudum. Düz liseydi. Her yıl takdir teşekkür onur belgesi. Üniversite öğrenimimi de 4 yılda bitirdim. Yarım dönem bile uzamadı okul aile içi problemlerin başlamasına rağmen.

Peki bu başarıların bana hayatta ki etkisi ne oldu?

3 yıl çeşitli hizmet sektörlerinde asgari ücrete çalıştım. İş hayatımın son senesinde mesleğim ile ilgili bir iş buldum istediğim standartlara kavuştum derken, hafif düzey görme engelim 1 yıl içerisinde yavaş yavaş sinsi sinsi ilerleyerek ayyuka çıktı ve artık %20-%30 bandında görüyordum. Ofiste bilgisayar kullanmakta zorluk çektiğimi fark ettikleri anda kapı dışarı edildim. Ne gözlerime çare bulabildim ne de o seneden sonra yeni iş bulabildim.
 

septik

Editör
Editör
Katılım
Şub 9, 2012
Mesajlar
2,645
Tepkime Puanı
37
Puanları
48

@Suffle


Yaşarken zaman zaman kırılma anları yada dönüm noktaları sıkça oluyor bazılarının farkına bile varmıyor olabiliriz. İnsan geçmişi sürekli sorgulayarak acabalar ve keşkeler içinde boğuluyor.

Şahsi fikrim geçmişi geçmişte bırakarak bugüne önümüze bakmamız gerekir. Çünkü çözümü geçmişte arayarak, belki kelimesinden ileri gidemeyiz malesef.

Kadermi ? Dersek ayet şöyle diyor,"Biz her insanın kaderini, kendi çabasına bağlı kıldık." -İsra Suresi, 13. Ayet.

Konunun felsefesine girersek nerde, hangi şartlarda, nasıl bir ortamda doğduğumuz, hatta çokmu gerekliydiki doğdum dediğimiz anlrarında bolca yaşandığı, anne baba seçeneğimizin olmaması gibi, gibi bir çok ihtimalle bir çok değişik hayat şansı olabilirdi.

Bizse kişisel olarak doğduğumuz ortam ve şartlara ayak uydurmaya ve kendimize iyi bir hayat oluşturmaya çalışarak zaten kısa olan zamanımızı dolduruyoruz, aslında bu birazda kişisel dünya görüşümüz karakterimiz ve beklentilerimizin ne kadarına ulaştığımızla ilgili, ulaşamamak durumunda geçmişe atıf yaparak acaba, belki, keşke, gibi sorgulamaya, ulaştığımız zaman ise geçmişi sorgulamaktansa şansım, becerim, zekam gibi kendimizi ön plana alıyoruz.

Yaş ilerledikçe bulunduğumuz noktaya alışarak idealist fikirlerden uzaklaşıp, mevcut durumumuzdan mutlu ve huzurlu olmak gayretinden başka bir derdi kalmıyor insanın. Tabi her mantığa göre farklı bakış açısıda olabilir. En azından benim bu şekilde.

Dedenizin hayat tecrübesi o günün şartlarına göre en ideal olanını sizin için istemiş olmasıdır, anne babanızın bu durumu uygun görmeside dedenizi onaylamış anlamına gelirki sizin şahsi bir seçeneğiniz zaten yokmuş, belkide sağlık sorunu yaşamamış olsaydınız, gün güne zorlaşan hayat şartlarına bakarak hayata erken atılmayı ve geçmişteki o 2 seneyi bir kazanım bir hediye olarak görecektiniz.
 
Son düzenleme:

Suffle

Üye
Üye
Katılım
Nis 1, 2020
Mesajlar
157
Tepkime Puanı
9
Puanları
18
Ama ben daha dün 30 yaşıma girdim. 6 senedir yaşamıyorum ben. Tek yaptığım şey sadece nefes almak.

Çalışmak istiyorum kendime ait bir hayatımın olmasını istiyorum. Gözlerimden ameliyat olursam mevcut görme kaybım bir nebze iyileşirmiş. Ameliyat olmak istiyorum. Biri elimdem tutsun düştüğüm yerden kaldırsın istiyorum.
 

septik

Editör
Editör
Katılım
Şub 9, 2012
Mesajlar
2,645
Tepkime Puanı
37
Puanları
48
Haklısınız ve en doğal hakkınız, fakat pandemi kaynaklı herkes kaygılı, geleceği göremiyor, kendimizi bir şekilde motive ederek şu kötü gidişin bir an önce normale dönmesini beklemekten başka çare yok.

Normalleşmeye başlayınca çok şey değişecektir, hemen işkura müracaat ederek veya şu sıralar boş zamanlarda projeler üreterek kosgep benzeri bir destekle neler yapabilceğinizi gözden geçirmek, kpss veya ekpss hazırlanarak, bir şekilde iş hayatına tekrar atılmaya çaba göstermeye gayret edersiniz.

Siz 2022 engelli maaşından yararlandığınız sürece tedavi masraflarınızı devlet karşılıyor acaba göz ameliyatı için göz doktorlarıyla görüşseniz, ekstra bir gider söz konusu değilse ameliyatınızı olsanız mümkünmü ?
 

Suffle

Üye
Üye
Katılım
Nis 1, 2020
Mesajlar
157
Tepkime Puanı
9
Puanları
18
Valla 6 sene önce durumum kötüye gidince gezmediğim hastane kalmadı. İstanbuldan kalkıp kocaeli üniversitesi tıp fakültesine bile gittim. Hiç ilgilenmediler doğru düzgün. 1-2 doktor göz nakli falan yapabiliriz falan dedi galiba yanlış hatırlamıyorsam ama kimse üzerinde durmadı. Bende yoruldum gitmeyi kestim. Ama 2 sene önce şiddetli göz ağrılarım vardı. Mecbur kaldım gene gitmeye. Sen göz nöropatisi geçirmişsin ondan görme kaybın artmış dediler. Tedavi amaçlı bir şey yapmadılar. Ağrın olursa kortizon hormonu hapı iç yada iğnesi ol dediler.

İşte en son bu sene gittim. Hatta konu açmıştım. Retina damarlarım daralmış tıkanma riski vsrmış. Ağır kalp hastalarının içtiği kan sulandırıcı hap verdiler onu içiyorum.
 

septik

Editör
Editör
Katılım
Şub 9, 2012
Mesajlar
2,645
Tepkime Puanı
37
Puanları
48
Tekrar geçmiş olsun, Allah şifa versin.

Dönüp dolaşıp maddi imkana dayanıyor herşey, pandemi sonrası bir iş sahibi olabilirseniz, daha sonra iyi bir doktor, hastahane araştırısınız inşallah.
 

Gazoz Agacı

Moderatör
Moderatör
Katılım
Nis 23, 2012
Mesajlar
9,275
Tepkime Puanı
32
Puanları
48
Yaş
51
Ama ben daha dün 30 yaşıma girdim. 6 senedir yaşamıyorum ben. Tek yaptığım şey sadece nefes almak.

Çalışmak istiyorum kendime ait bir hayatımın olmasını istiyorum. Gözlerimden ameliyat olursam mevcut görme kaybım bir nebze iyileşirmiş. Ameliyat olmak istiyorum. Biri elimdem tutsun düştüğüm yerden kaldırsın istiyorum.
Merhaba Suffle,

Öncelikle doğum günün kutlu olsun, bundan sonra ki 30 yılın sağlıkla, mutlulukla geçsin dileğimle,

''Çalışmak istiyorum kendime ait bir hayatımın olmasını istiyorum. Gözlerimden ameliyat olursam mevcut görme kaybım bir nebze iyileşirmiş. Ameliyat olmak istiyorum. ''

İşte bu! Bugüne kadar senden okuduğum en anlamlı ve ve en değerli cümle! Sen bunu yazdığına göre, kendin için ayağa kalkma zamanı gelmiş demektir. Yine senden gelen tanıdık bir cümle geçmişime dair...uzun yıllar önce benzer cümleyi ben söylemiştim doktora;

'' Engelli maaşı falan istemiyorum, çalışmak istiyorum, yürümek istiyorum her ne tedavi olursa olsun kabul ediyorum yeter ki yürüyebileyim, çalışabileyim, oğlumu okutmam lazım vs vs vs..''

Diyorum ya sen kaderimin ilginç bir tesadüfi gibi çıktın karşıma :) benzer olaylar, benzer duygular, benzer arayışlar...

Şimdi gelelim yine sana öncelikle daha hayatın başındasın! 30 yaş nedir ki? Her şeye yeniden başlamanın en güzel çağındasın! Tüm geçmişi, seni hayal kırıklığına uğratan tüm doktorları unut, gel yeniden başla hem de şimdi!

İstanbul'da yaşıyor olman ne büyük bir şans senin için ama değerini bilmen lazım. Öncelikle bu ülkenin en gelişmiş hastaneleri ve iyi doktorları bu şehirde her ne kadar sana denk gelmemiş olsa da bu bir gerçek. Önemli olan senin artık şu karamsar ruh halinden biran önce silkinip çıkman ve işe koyulman. Kuledibi (Odakule de derler) Göz Hastanesini biliyor musun? Hiç gittin mi? Randevu alabilmek hayli zor ama olsun pes etmek yok! Özellikle gece saatlerinde almaya çalış ve inan buna değecek! Giderken yanında tüm evraklarını almadan git, kaybettiğini söylersin, dedim ya bu yeni bir başlangıç olsun. Sadece şu an kullanmakta olduğun ilaçlarını götür ve tek bir cümle kur onlara;

'' Ben görmek istiyorum! Ben daha iyi görmek istiyorum, her ne tedavi olmam gerekiyorsa kabul ediyorum! '' Önce buradan başlayalım sonra iş kısmına geçeriz ama önce sağlık!

Yüzde yüz görme engeli olanlar dahil engellilerin çoğunluğu İşkur sayesinde iş bulabiliyor. Bunu sana teselli olsun diye söylemiyorum. Yıllar önce engelli kartımı almak için gittiğim merkezde avukat bayan görme engelliydi benim evraklarımı doldururken bir yandan sohbet etmiştik. Bana demişti ki '' Önce iste! Var gücünle iste! Sen çok istersen Allah geri çevirmez!!! ''

Bu kutlu gün de tüm dualarım seninle birlikte olsun, sağlıcakla kal dileğimle...
 

Suffle

Üye
Üye
Katılım
Nis 1, 2020
Mesajlar
157
Tepkime Puanı
9
Puanları
18
Beyoğlu göz hastalıkları eğitim ve araştırma hastanesi. Oraya bir kere gittim. Doksanlı yılların ssk hastanelerinden hiç bir farkı yok. Her koridorunda ayrı bir kaos ayrı bir keşmekeş. O şartlar altında oraya sağlam gözle giren kör çıkar maalesef

@Gazoz Agacı.
 
Üst