Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... Sonuncu
Like Tree7Beğeni

Konu: Engellilik Ve Mobing.!

  1. #1
    Fırtına
    Guest

    Engellilik Ve Mobing.!

    Sponsor Bağlantılar


    Türk Dil Kurumu, uzun süredir iş hayatının literatüründe olan ancak bir türlü Türkçe karşılık bulunamayan “mobbing”e bundan sonra “bezdiri” denilmesini istedi.

    “İş yerinde psikolojik taciz” anlamına gelen mobbinge, daha çok kadın ve engelli çalışanlar maruz kalıyor.

    Biz de bu kavramın engelliler için ne ifade ettiğini “Sıfıra Sıfır Elde Var MOBİNG” kitabının yazarı, Mobbing Eğitim ve Destek Merkezi Kurucusu Çağlar Çabuk ile Engelsizkariyer.com sitesinin kurucusu Mehmet Kızıltaş’a sorduk.

    FİRMALAR TANIMIYOR

    “Türkiye’de çalışan engellilerin en büyük şikayeti ne? Bunlar ne tür suistimallere maruz kalıyor?”

    Bu sorularımıza cevabı Mehmet Kızıltaş’tan aldık; “En büyük şikayet konusu; işveren tarafından nitelikli ve eğitim seviyesi yüksek engelli sayısının ülkemiz genelinde düşük olması.. Firmalar ne yazık ki engelli gruplarını ve engel oranlarının ne anlama geldiğini çok iyi bilmiyor. Hep engeli görünmeyen ya da hareket engeli bulunmayan kişilere öncelik veriliyor. Bu da ciddi ayırımcılık oluşturuyor. Engellilerin şikayeti ise işverenlerin adaylarda potansiyel, deneyim ve eğitim seviyesine göre değerlendirme yapmaması.. İşveren, bunun yerine hep olmayanı arıyor ya da biz engellilerden yüksek vasıflar istiyor. Engelliler, boş olan uzmanlık alanı dışındaki pozisyona yerleştiriliyor. Engellilere kariyer yapmaları ya da mevcut pozisyondaki görevinde yükselme fırsatı verilmiyor. Maaş politikasında eşitsizlik engellilerin en çok ayrılma ya da motivasyonlarının kaybolmasına yol açan durum.. Engelliler özür durumuna göre iş verilmemesi, ulaşım şartlarının zorlaştırılması, günlük iş miktarının artırılması ya da hiç iş verilmemesi, iş arkadaşlarının dışlaması gibi olumsuzluklara maruz kalıyor.

    MECLİS ÇALIŞMA YAPIYOR

    Mobbingin bir ayırımcılık olduğunu ifade eden Çağlar Çabuk ise “Kavram, Türkiye’de de dünyada olduğu gibi çok yaygın ve sanki iş hayatının olağan bir parçasıymış gibi sayıldığı için yeni yasal değişiklikler sebebiyle gündemimizi çok daha fazla kaplayacak” dedi.

    Şirketlerde bu konuda bilinçlenmenin yeni yeni başladığını ifade eden Çabuk, “Ancak, iş hayatını “mobbingsiz bölge” hâline getirebilecek yaygınlıktan henüz çok uzağız.. Patronlar; 1. Önce kendileri ve insan kaynakları eğitilmeli, 2. Sonra etik ilkeler benimsenerek altyapı hazırlanmalı, 3. Bütün çalışanlar mobbingle mücadele eğitiminden geçirilmeli.”

    Çağlar Çabuk, TBMM’nin mobbingi önleyici mekanizmalar getirdiğini, Mobbing Alt Komisyonu’nun çalışmalar yürüttüğünü belirtirken Mehmet Kızıltaş da hukukçularımızın mutlaka mobbing konusunda eğitim almaları gerektiğini söylüyor.

    DURUMUNA BAKILMAYABİLİYOR

    “Engelliler; engel durumuna göre görev sunulmaması, ulaşım şartlarının zorlaştırılması, günlük iş miktarının artırılması ya da hiç iş verilmemesi, iş arkadaşlarının dışlaması gibi olumsuzluklara maruz kalabiliyor.”



    TÜRKİYE GAZETESİ


  2. #2
    Fırtına
    Guest

    Konu: İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi: Başbakanlık Genelgesi



    19 Mart 2011 CUMARTESİ Resmî GazeteSayı: 27879

    GENELGE

    Başbakanlıktan:

    Konu: İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi..

    GENELGE

    2011/2

    Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz, çalışanların itibarını ve onurunu zedelemekte, verimliliğini azaltmakta ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilemektedir.

    Kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemlidir.

    Bu doğrultuda, çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla aşağıdaki tedbirlerin alınması uygun görülmüştür.

    1. İşyerinde psikolojik tacizle mücadele öncelikle işverenin sorumluluğunda olup işverenler çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacaktır.

    2. Bütün çalışanlar psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracaklardır.

    3. Toplu iş sözleşmelerine işyerinde psikolojik taciz vakalarının yaşanmaması için önleyici nitelikte hükümler konulmasına özen gösterilecektir.

    4. Psikolojik tacizle mücadeleyi güçlendirmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi, ALO 170 üzerinden psikologlar vasıtasıyla çalışanlara yardım ve destek sağlanacaktır.

    5. Çalışanların uğradığı psikolojik taciz olaylarını izlemek, değerlendirmek ve önleyici politikalar üretmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde Devlet Personel Başkanlığı, sivil toplum kuruluşları ve ilgili tarafların katılımıyla "Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu" kurulacaktır.

    6. Denetim elemanları, psikolojik taciz şikâyetlerini titizlikle inceleyip en kısa sürede sonuçlandıracaktır.

    7. Psikolojik taciz iddialarıyla ilgili yürütülen iş ve işlemlerde kişilerin özel yaşamlarının korunmasına azami özen gösterilecektir.

    8. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve sosyal taraflar, işyerlerinde psikolojik tacize yönelik farkındalık yaratmak amacıyla eğitim ve bilgilendirme toplantıları ile seminerler düzenleyeceklerdir.

    Bilgilerini ve gereğini rica ederim.

    Recep Tayyip ERDOĞAN

    Başbakan

  3. #3
    Fırtına
    Guest

    Mobbing Genelgesi'nin arkasındaki mektup.!



    Başbakanlığın yayımladığı mobbing genelgesinin arkasından, kendisine iş yerinde psikolojik taciz uygulandığı için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'e mektup yazan bir kadın çalışanın mektubu çıktı.

    Dinçer, mobbing konusunda bakanlığın bir süredir yürüttüğü çalışmalar sonunda bir Başbakanlık Genelgesi yayımlandığını anımsattı.

    Bakanlığa ve kendisine gelen şikayetlerle doğrudan ilgilenmeye ve bunların takibini bizzat yapmaya çalıştığını anlatan Dinçer, bundan bir süre önce Adapazarı'nda çalışan bir kadın çalışandan iş yerinde yaşadığı sorunlarla ilgili uzunca bir mektup aldığını anlattı.

    Kadın çalışanın, mektubunda, iş yerinde haksızlığa uğradığı, ayrımcılığa maruz bırakıldığı, küçümsenip, dışlandığı yönündeki sıkıntılarını paylaştığını dile getiren Dinçer, mektubu, okuduktan sonra mobbing genelgesine yönelik hazırlıkların hızlandırılması konusunda bürokratlarına talimat verdiğini söyledi.

    Dinçer, “Genelgeyi hazırladığımızda mektubun sahibi kadın çalışana 'bunun için sen vesile oldun' demek için iş yerini aradık ama ne yazık ki işten ayrılmış olduğunu öğrendik” dedi.

    Bakan Dinçer, literatürde, bir tutum ya da davranışın mobbing olarak değerlendirilebilmesi için sistemli, kasıtlı ve en az 6 ay süreyle uygulanmış olması gerektiğinin kabul gördüğünü belirtti.

    Mobbingin Türkiye'de yaygın olduğunu, ancak bu konuda özel bir düzenleme bulunmadığını vurgulayan Dinçer, akademik çevrelerin bu konudaki çalışmalarının son dönemde arttığını ve yeni yeni mahkeme kararları ortaya çıkmaya başladığını kaydetti.

    Kamuda iş garantisinin çalışanları bu konuda bir nebze rahatlattığını ifade eden Dinçer, özel sektörde ise mobbingin, çalışanların işi bırakmasını sağlamanın bir yöntemi olarak kullanıldığını söyledi.

    “İŞVEREN, ÇALIŞANINI KORUMAK ZORUNDA”

    Ömer Dinçer, çalışma hayatını düzenleyen yasalar çerçevesinde işverenlerin, çalışanlarının sağlık ve güvenliğini korumak zorunda olduğunu, fiziksel şiddet gibi çalışanların sağlığına zarar veren mobbingin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

    Sürekli azarlanan, aşağılanan, küçümsenen çalışanların iş yerlerinde geri çekildiğini, bir anlamda gizli işsiz durumuna düştüğünü anlatan Dinçer, araştırmaların, İskandinav ülkelerinde intiharların yüzde 15'inin psikolojik tacizden kaynaklandığını ortaya koyduğuna dikkati çekti.

    AB'nin 2002 yılında bu konuda bir karar alıp bütün üye ülkelerin mevzuatlarında değişiklik yapılmasını isteğini anlatan Dinçer, Türkiye'de de 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girecek Türk Borçlar Kanunu'nun “işçinin kişiliğinin korunması” başlıklı bölümünde, işverenlerin, işçinin sağlığı ve güvenliğini korumak için diğer tehlikelerin yanı sıra psikolojik tacize karşı da gerekli önlemleri alma yükümlülüğü ile karşı karşıya bırakıldığını belirtti.

    Dinçer, mobbingin ağırlıklı olarak üstlerin astlarına uyguladığı bir yöntem olarak görülmesine karşın, astların üstlerine, eşitlerin de bir birine uygulayabildiğinin örnekleri olduğunu belirtti.

    “EN ÇOK EĞİTİM VE SAĞLIKTA”

    Bakan Dinçer, mobbingin Türkiye'de en çok eğitim ve sağlık alanlarında görüldüğünü, üniversitelerden bu yönde çokça şikayet geldiğini bildirdi.

    Başbakanlık Genelgesi'nin kapsamı hakkında da bilgiler veren Dinçer, iş yerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olmasının sağlandığını, işverenin bu yöndeki tehditler karşısında çalışanını koruması gerektiğini vurguladı.

    Bunun yanında bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak durmasını vurguladıklarına dikkati çeken Dinçer, bundan sonra imzalanan toplu iş sözleşmelerine psikolojik tacizi önlemeye yönelik özel hükümler konulacağını ifade etti. Dinçer, daha çok sendikaların bu konunun takipçisi olmasını istediklerini, iş yerlerinde bu konuda kurullar oluşturulabileceğini, işverenlerin mobbinge karşı bir “niyet belgesi” deklare edebileceklerini anlattı.

    Bakan Dinçer, ayrıca çalışanların uğradığı psikolojik taciz olaylarını izlemek, değerlendirmek ve önleyici politikalar üretmek üzere bakanlık bünyesinde Devlet Personel Başkanlığı, sivil toplum kuruluşları ve ilgili tarafların katılımıyla Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu kurulacağı bilgisini verdi. İşçi ve işveren temsilcilerini de bu kurula dahil edeceklerini belirten Dinçer, bu şekilde alınacak tedbirleri geniş bir katılımla belirleyeceklerini söyledi.

    Psikolojik taciz şikayetlerinin titizlikle incelenip en kısa sürede sonuçlandıracağını vurgulayan Dinçer, bu kapsamda bütün denetim elemanlarının bu konudaki şikayetleri inceleyebilmesini sağlayacaklarını kaydetti.

    Bu kapsamda yapılacak tüm çalışmalarda kişilerin özel yaşamlarının korunmasına azami özen gösterileceğini dile getiren Dinçer, psikolojik taciz konusunda 81 ilde farkındalık yaratma faaliyetleri gerçekleştirileceğini belirtti.

    Dinçer, “Başbakanlık Genelgesi mevzuatımızın en önemli parçalarından birisi. Yayımlanan genelge bu konuya verilen önemin bir göstergesi” diye konuştu.

    Anadolu Ajansı

  4. #4
    Fırtına
    Guest

    Mobingsiz, Engelsiz Bir İş Yaşamı Mümkün



    Sizi korkutan her deyim size güç, cesaret ve güven kazandırır. Kendinize "Ben bu dehşeti yaşadım. Bundan sonra gelecek şeylere hazırım" dersiniz.. (Eleanor Roosevelt)

    Yukarıda yer alan söz öyle anlamlı bir mesaj veriyor ki, yazıma ilk olarak bu cümle ile başlamak istedim. Çünkü ülkemizde engellilerin, içinde bulunduğu sosyal ya da iş yaşamında karşılaştığı, tanıklık ettiği pozitif, negatif, dolaylı, dolaysız başına ne eklerseniz ekleyin ayrımcılık dışında adını koyamadığı, bilmediği önemli bir konuyu MOBİNG’i çağrıştırdığı için paylaşmak istedim.

    Geçtiğimiz hafta Management Center Türkiye ve Eventus’un katkılarıyla düzenlenen Türkiye’nin en büyük insan kaynakları zirvesinde özel oturum düzenleyen Engelsiz Kariyer, bu yıl gündemin en önemli konusu haline gelen Mobinge yer verdi. ‘Mobingi Önlemek Ustalık İster - Mobingsiz, Engelsiz Bir İş Yaşamı Mümkün’ başlıklı buluşmada özellikle işverenlerin (insan kaynakları profesyonellerinin) karşı karşıya geldikleri mobing sürecini nasıl yönetmeleri gerektiği, ayrımcılık ve mobing arasındaki ince çizgiyi daha iyi görebilmeleri masaya yatırıldı.

    ‘Sıfıra Sıfır Elde Var MOBİNG’ adlı kitabı yazarı, Profesyonel Koç ve Mobing Eğitim ve Destek Merkezi Kurucusu Çağlar Çabuk, konuşmasında özetle; İnsan yönetimi profesyonelleriyle ayrımcılık ve mobing arasındaki ince çizginin ne olduğunu ve bu iki sürecin birbirinden nasıl beslendiğini anlatarak, mobingin tanısı sırasında dikkat edilmesi gereken parametrelerin varlığının araştırılmasının önemi ve gerekliliği ile işletmelerde önleyici mekanizmaların kurulması ve işletilmesi için nelere ihtiyaç olduğunu paylaştı. Ek olarak Borçlar Kanunu'ndaki son yasal düzenlemenin işverene yüklediği sorumluluklar üzerinde durdu.

    Mobing mi? Ayrımcılık mı?

    Engellilerde mobing konusu aslında çok hassas bir noktada.. Nasıl mı? derseniz size şöyle özetleyebilirim. Bir tarafta ayrımcılık diğer tarafta mobing arasındaki ince çizginin ayrımı henüz tam yapılamıyor. Örnek vermek gerekirse 2 yıl önce karşı karşıya geldiğim bir olayda engelli çalışanın uğradığı haksızlığın adına ilk olarak mobing konmaya çalışıldı. Oysa mobing uzmanı ve davayı alan avukat tarafından yapılan vaka çalışması sonrası mobing değil de ayrımcılığın ön planda olduğu tespit edildi. Bu tespit sonrası dava ayrımcılık olarak açıldı ve olumlu sonuçlandı.

    Engelliler aslında farkında olmadan mobinge maruz kalabiliyorlar. Ancak bu konuda yeterli bilinç ve donanıma sahip olmadıkları için mobing yerine süreç hep ayrımcılık olarak belirleniyor. Oysa her ikisi birbirinden çok farklı ince çizgilere sahip.. Hukukçularımıza bu durumda çok önemli görev düşüyor. Bu iki ayrımı çok iyi yapabilmek için hukukçularımızın mobing konusunda eğitim almaları gerekiyor. Bu dava sürecinde sonuca daha hızlı gidilmesi, doğru ve sağlıklı kararların alınmasını sağlayacaktır.

    Şura'nın en önemli maddesi mobing oldu;

    Engelsiz Kariyer ve Yaşadıkça olarak 2 yıl önce özellikle Çağlar Çabuk’la tanışmamızdan sonra engellilerle ilgili mobing bilinçlendirme çalışmalarına başladık. 1 yıl önce ise bunu Başbakanlık Özürlüler İdaresi’nin düzenlediği 'İstihdam' başlıklı Özürlüler Şurası kararları arasında mobing maddesinin yer almasını sağlayarak sürdürdük.

    Şimdi sizlerle Özürlüler Şurası'nda mobinle ilgili yaşadığım bir anımı paylaşmak istiyorum;

    'İstihdam' konulu Şura'nın 'Ayrımcılık' başlıklı komisyonunda görevlendirilmiştim. Komisyonda herkes konu ile ilgili öneri ve düşüncelerini söz alarak paylaşıyordu. Bende sıramı bekleyerek konuşmak için söz aldım ve özellikle en önemli konu olan mobing kelimesini söyleyip sözlerime devam ederken gerilerden bir ses 'Ya nedir bu mobidik gubidik yabancı kelimeler kullanıyorsunuz anlamıyoruz lütfen komisyonumuzun zamanını çalmayın daha önemli konulara geçelim' diyerek konuşmamı bölmüştü. Tam da bu sırada komisyon başkanı o kişiye dönerek ciddi anlamda sert tepki göstererek, 'Lütfen saygısızlık yapmayın bilmiyorsanız susun öğrenin. Çünkü ayrımclıktan çok çok daha önemli bir konuyu gündeme taşıyor arkadaşımız' diyerek sözlerimi bitirmeme ve dinleme sabrı göstermeyen arkadaşımızı susturmuştu.

    Bugün Çağlar Çabuk başta olmak üzere bir çok değerli isimlerin yıllardır süren haklı mücadelesi ile mobing bilinmeye, sorgulanmaya ve hatta kazanılmış davalarla çok önemli bir konu olarak günlük hayatımızda yer almaya ve konuşulmaya başladı.

    Gazete ve TV’lerde yer alan haberlerden de gördüğümüz gibi henüz çok çok iyi bilinmese de artık insanlar bu konuda hızla bilinçlenme sürecine girmeye başladı. Engellilerin özellikle mobing konusunda bilinçlendirilmesi için 1 yıl önce Engelsiz Kariyer ve Yaşadıkça’nın Engelsiz Yaşam Fuarı’nda düzenlediği ''1 Gün 1 Konu 1 Konuk'' Buluşması’nda özel olarak yer verildi. Bu çalışmalarımız artarak devam edecek.

    Unutmadan geçtiğimiz hafta Türk Dil Kurumu aldığı bir kararla İngilizce MOBİNG kelimesinin Türkçe karşılığı olarak BEZDİRİ kelimesinin kullanılmasına karar verdi.

    Herkese mobingsiz yani bezdirisiz bir hayat diliyorum.


    Mehmet Kızıltaş

  5. #5
    Fırtına
    Guest

    ALO 170 MOBBİNG’i ÖNLEYECEK İHBAR TELEFONU



    Mobbing konusu son yıllarda çalışma hayatımızda sıklıkla karşımıza çıkmaya başladı. Küreselleşen dünyamızda çalışanlar arasında oluşan rekabet bu kavramın yıldızını parlatmıştır.

    Kelime anlamı Nedir?

    Latince bir kavram olan ”Mobbing”, psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamına geliyor. Özellikle hiyerarşik yapılanmış grup ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasına ”Mobbing” deniliyor. Mobbing, işin akışına ya da bir davranışa ilişkin bir anlaşmazlık ile başlar. Bu baskıya yönetim ve çalışma arkadaşları da dahil olabilir.

    Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Hedefi ise, bir iş yerindeki kişi veya kişiler üzerinde sistematik baskı yaratarak ahlâk dışı yaklaşımla iş performansını ve dayanma gücünü yok edip, işten ayrılmaya zorlamaktır. Duygusal saldırı, ayrımcılık, örgütsel yıldırma, cinsel taciz, dışsallaştırma, yalnızlaştırma, zorbalık, sindirme, mağdurun benliğini öldürme ve psikolojik şiddet gibi kavramları Mobbing sözcükleri olarak kullanmak mümkündür.

    Mobbing Çalışma Hayatımızda Nasıl Uygulanıyor?

    Bu konuda mağdurlar genelde kadın olmasına rağmen, erkeklerde zaman zaman psikolojik şiddete uğramaktadırlar. Bu kişiler çalıştıkları işyerlerinde psikolojik baskı kurulması ile hem kendileri hem de aile üyeleri zarar görmektedir. Verimsiz çalıştıkları ileri sürülerek performans düşüklüğü bahane edilerek ücret zamları kısıtlanıyor, fazla mesai çalışmalarına bırakılmıyor, satış primleri düşürülüyor, manevi açıdan terfileri yaptırılmıyor, çalışma koşulları ağırlaştırılıyor, ücretsiz izin kullanmaya zorlanıyor.

    Kısaca size sistematik bir şekilde üstleriniz yada çalışma grubunuzdaki arkadaşlarınız tarafından yapacağınız projeler engelleniyorsa, toplantılarda söz verilmiyorsa, devamlı şekilde azarlanıyorsa, devamlı şekilde yaptığı işler karşısında eleştiriye tabi tutuluyorsa, küçültücü davranış ve tutumlara giriliyorsa, kalifiye eleman iken kalifiye olmayan eleman gibi davranılırsa siz artık mobbing mağduru olmuşsunuz demektir.

    Bunu kısaca ”İşyerinde Psikolojik Terör” diye tanımlayabiliriz.

    Son yıllarda örnek aldığımız ülkelerden küreselleşme uğruna AB’ye benzemek isterken bu hastalığı da ithal etmiş bulunmaktayız. Buna karşı maruz kalan çalışanlarını kendi özgüvenlerini, çalışma arkadaşlarına ve işyerlerine olan güvenlerini kaybediyorlar.

    Mobbing Mağdurlarında Ortaya Çıkan Hastalıklar Nelerdir?

    Uykusuzluk, iştahsızlık, deprasyon, sıkıntı, hareketsizlik ve panik atak gibi belirtiler gösteriyorlar. Bu hastalığın farkında olmayan çalışanlara maliyeti oldukça yüksek olup kalıcı hasarlar bırakma riski de taşıyor.

    Mobbing’e Uğrayan Çalışan Neler Yapmalıdır?

    Çalıştığınız yerdeki yöneticinize açıkça duruma itiraz ettiğinizi söyleyin, taciz edici söz ve davranışlarını durdurmasını isteyin. Yanınızda güvendiğiniz ve gerekirse tanıklık edebilecek bir iş arkadaşınız bulunsun.

    Olayları, verilen anlamsız emirleri ve uygulamaları yazılı olarak kaydedin.

    İlk fırsatta bu davranışı sergileyenleri yetkili birine rapor edin, eşitiniz ise üstünüze, üstünüz ise yönetim kurulu ve insan kaynaklarına durumu açıkça ve kanıtlarıyla bildirin. Gerekiyorsa, tıbbi ve psikolojik yardım alın. Hem yardımcı olacaktır, hem de kanıt oluşturacaktır.

    Şikayetiniz hakkında kuruluşunuz içinde ne yapıldığını araştırın.

    İş arkadaşlarınızla durumunuzu paylaşın, onlar da aynı şekilde rahatsız olabilirler, grupça başvurmanız daha etkili olabilir.

    Bunlar mobbingi bir bütün olarak durdurmuyorsa hukuksal başvuru için elinizde yeterince malzeme toplanmış olur. Suç olarak tanımlanması da uygulamaların azalmasında katkı sağlayacaktır. Hem mobbing’cilerin geri çekilmesini sağlayacak hem de çalışanların çaresiz kalmasını engelleyecektir.

    İşveren Nasıl Bir Önlem Almalıdır?

    Mobbing eylemleri işyerinde artarsa işverenler bunları görmezlikten gelmemelidir. Mobbing’e uğrayan çalışan tarafından yapılan başvurular değerlendirilmelidir. Bunun önlenmesinde en önemli rol de çalışanlar arasında etkili iletişim sağlanmalıdır. Taraflara arasında karşılıklı bir uyum içinde sorunlar masaya yatırılmalı, kişilik haklarına saygı gösterilmeli, iyi niyetli davranış sergilenerek sorunun çözüm yolları aranmalıdır.

    Yasalarımızda Mobbing’i Önleyen Düzenlemeler Var mı?

    Anayasanın 17. maddesinde Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. 18. maddesinde; Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.

    17 ve 18 maddeler ile mobbing konusunda yasal düzenlemenin ilk basamağı tamamlanmıştır.

    4857 sayılı İş Hukukunda 5. Maddesi ile Eşit Davranma ilkesi ile mobbing’i önleyeceği hükümler mevcut olup İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılması ya da işverenin biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona erdirilmesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapması durumlarında söz konusu madde hükmünde öngörülen eşit davranma ilkesine aykırılığın oluşacağı öngörülmüştür.

    Hatta bu tür davranışlar sonucunda çalışan mağdur kalması durumunda 4 aylık ücret tutarında bir tazminat ve ödenmeyen haklarının tarafına ödenmesini isteyebilir.

    4857 sayılı İş Hukukunun 24.Maddesinde;

    2. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri;

    a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa,

    b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa,

    c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnat veya ithamlarda bulunursa,

    d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa,

    e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,

    f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa,

    Çalışan süresi belirli olsun veya olmasın iş sözleşmesini, sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin fesih edebilecektir. Bu fesih nedeniyle, kıdem tazminatı ödenmesini gerektiren diğer şartları da taşıyorsa çalışana kıdem tazminatı İş Hukuku hükümlerine uygun olarak hesaplanarak ödenmelidir.

    2821 sayılı Sendikalar Kanununda bu konuda Hükümler mevcuttur. Sendikaya üye olmak serbesttir. Hiç kimse sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamaz. (2821/22.MADDE)

    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesinde öngörülen taciz eylemine maruz kalması ya da söz konusu eylem nedeniyle işi bırakmak zorunda kalmışsa adli mercilere şikayette bulunabileceği, söz konusu madde de faile karşı ağır yükümlülüklerin öngörüldüğü, yine, aynı Kanun’un 117. maddesinde öngörülen, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, çaresizliğini, kimsesizliğini, bağlılığını sömürmek suretiyle kişi ya da kişilerin ücretsiz çalıştırılması, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına maruz bırakılması hallerinde adli mercilere şikayette bulabileceği, bu hükümde de belirtilen fiilleri işleyen failler hakkında ağır yaptırımların öngörüldüğü görülmektedir.

    6098 sayılı Borçlar Kanunun 417. Maddesinde bu konuya açıklık getirilmiştir.

    İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

    İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. (6098 /417 Madde)

    Mobbinge Uğrayanlar İş Mahkemesinde Dava Açabilirler;

    Bununla ilgili davalar İş mahkemesinde açılmış ve birçoğu karar aşamasına gelmiştir. Dava açacak çalışanlar birbirleri ile dayanışma içinde olmalı, bu konularda işverenlerine durumlarını düzeltilmesi konusunda dilekçe vermeli, hatta ileride dava konusunda delil teşkil etmesi açısından Noter kanalıyla tebligatlar çekmeli yada Bölge Çalışma Müdürlüklerine şikayet dilekçeleri vermeleri gerekiyor.

    Bu konularda baskı görmeleri sonucu psikolojik tedaviye maruz kalmış iseler raporlarını dava dosyalarına koymaları, şayet cinsel ve sözlü tacize uğramaları halinde Cumhuriyet savcılıklarına verdikleri soruşturma dilekçelerini de dava dosyalarına eklemeleri halinde 4857 sayılı İş Kanunun 24. Maddesinin 2. bendinin yazılı fıkraları gereğince işçinin iş akdini haklı sebep ile fesih ile sözleşmesinin sona ermesi durumunda Mobbing’e maruz kaldığını ispatlaması da büyük önem taşıyor. İddia ederken Mobbing olarak adlandırılan eylem ve davranışlardan mağdur kalan çalışan kanuni anlamda haklı duruma gelmek istiyorsa, mağduriyetlerini mümkünse somut belgelerle, bu mümkün değil ise aynı işyerinde çalışanların tanık beyanlarıyla ispat etmelidirler. Yoksa hukuken haklı konuma gelmeleri oldukça zor görünür.

    Son yıllarda Mobbing olayının TBMM taşınmasından dolayı 19.03.2011 Tarihli RG 27879 sayısında İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi hakkında Başbakanlık tarafından genelge yayınlanmıştır.

    Başbakanlık Genelgesi;

    Bu doğrultuda, çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla aşağıdaki tedbirlerin alınması uygun görülmüştür.

    1. İşyerinde psikolojik tacizle mücadele öncelikle işverenin sorumluluğunda olup işverenler çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacaktır.

    2. Bütün çalışanlar psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracaklardır.

    3. Toplu iş sözleşmelerine işyerinde psikolojik taciz vakalarının yaşanmaması için önleyici nitelikte hükümler konulmasına özen gösterilecektir.

    4. Psikolojik tacizle mücadeleyi güçlendirmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi, ALO 170 üzerinden psikologlar vasıtasıyla çalışanlara yardım ve destek sağlanacaktır.

    5. Çalışanların uğradığı psikolojik taciz olaylarını izlemek, değerlendirmek ve önleyici politikalar üretmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde Devlet Personel Başkanlığı, sivil toplum kuruluşları ve ilgili tarafların katılımıyla “Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu” kurulacaktır.

    6. Denetim elemanları, psikolojik taciz şikâyetlerini titizlikle inceleyip en kısa sürede sonuçlandıracaktır.

    7. Psikolojik taciz iddialarıyla ilgili yürütülen iş ve işlemlerde kişilerin özel yaşamlarının korunmasına azami özen gösterilecektir.

    8. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve sosyal taraflar, işyerlerinde psikolojik tacize yönelik farkındalık yaratmak amacıyla eğitim ve bilgilendirme toplantıları ile seminerler düzenleyeceklerdir.


    VEDAT İLKİ

  6. #6
    Fırtına
    Guest

    Mobbing mağdurları için 'Alo 170' hattı.!



    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ''ALO 170'' ihbar hattında mobbing (psikolojik taciz) mağdurlarına destek vermek için çalışma psikoloğu istihdam edecek.

    Bakanlık, iş yerlerinde çalışanlara yönelik mobbing olaylarının önlenmesi amacıyla yayımlanan Başbakanlık Genelgesi doğrultusunda bir dizi önlemi hayata geçirecek.

    Çalışma hayatı ve sosyal güvenlik hakkında her türlü soru, öneri, eleştiri, ihbar, şikayet, başvuru ve talepleri, etkin ve hızlı bir biçimde çözüme kavuşturabilmek amacıyla kurulan Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezinin ''ALO 170'' hattından mobbing mağdurlarına da hizmet verilecek.

    Merkezin 7 gün 24 saat aranabilen hattıyla, çağrılara hemen cevap üretilemediği durumlarda anında ilgili kurum ve kuruluşlarla iletişime geçilerek en geç 72 saat içinde taleplere cevap veriliyor.

    Genelge hükümleri çerçevesinde, mobbinge uğrayanlara destek sunulması ve şikayetlerin değerlendirilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezine personel takviyesi yapılacak.

    Merkezde gelecek ay bir çalışma psikologunu görevlendirilecek daha sonra bu sayı ihtiyaca göre artırılacak. Merkeze iletilen şikayetler kısa sürede sonuçlandırılacak.

    Uzmanlar, mobbingle karşı karşıya kalan mağdurların, maruz kaldıkları olayları not etmelerini, yaşananlara ilişkin şahit bulmalarını ve mobbing uygulayan kişilerle açık açık konuşulmasını öneriyor. Bu tür olaylara ilişkin deneyimler, mağdurların mobbing yapanlara ''şikayetçi olacaklarını bildirmeleri'' halinde tacizlerin davranışlarına son verdiklerini ortaya koyuyor.

    Mobbing mağdurları ise yaşadıkları karşısında en çok tacizde bulunanlarla açık açık konuşmayı, ilerleyen aşamalarda ise doktor desteği almayı seçiyor.

    HAPİS CEZASI DA VAR, TACİZCİYE EĞİTİM DE VAR

    Mobbingle mücadele konusunda bir çok ülkede çeşitli tedbirler uygulanıyor.

    Belçika'da mobbing şikayetleriyle ilgili işçi temsilcileriyle anlaşılarak profesyonel bir danışmanın görevlendirilmesi, iş yerinde önleyici mekanizmaların geliştirilmesi, iş yerinde konuyla ilgili yazılı bir örgütsel niyetin ilanının yapılması, şikayet mekanizmasının oluşturulması, mağdurlara sosyal destek sağlanması, tacizi gerçekleştiren kişinin hukuksal yaptırımlarla cezalandırılması ve eğitime tabi tutulması gibi mücadele yöntemleri uygulanıyor.

    Finlandiya'da cinsel taciz, şiddet tehdidi ve psikolojik taciz gibi konular mesleki sağlık kapsamında değerlendiriliyor. Bu konularda hem işverenlere hem işçilere bazı sorumluluklar yükleniyor. Ayrıca psikolojik tacizle mücadelede özellikle işçi ve işveren arasındaki işbirliğine dikkat çekiliyor.

    Hollanda'da iş yerinde cinsel taciz, psikolojik taciz ve şiddete karşı koruma sorumluluğu işverende bulunuyor. Bu düzenleme cinsel taciz, psikolojik taciz, ırkçılık ve şiddeti kapsayan istenmeyen her türlü davranışı kapsıyor.

    Fransa'da iş yerindeki psikolojik tacizin engellenmesi için işverenlere yeni sorumluluklar yüklendi. Bu kapsamda, mağduriyeti ve tacizi önlemek için yeni koruma ve önleyici mekanizmalar öneriliyor. Ayrıca psikolojik tacizde bulunanlara ve gerçek dışı bir şekilde mağdur olduklarını beyan edenlere para cezası öngörülüyor. Bu konuda ispat yükü tacizciyle yükleniyor. Ceza Kanununda ise mobbing failine 1 yıla kadar hapis ve 15 bin avro para cezasına hükmedilebiliyor. Sendikalar, kamu ve özel sektörde yaşanan psikolojik taciz olaylarının önlenmesinde taraf olabiliyor. Fransa'da konuyla ilgili kamuoyu ilgisini çekmek için acil telefon hatları ve mağdurlara yardım programları bulunuyor.

    ERKEN EMEKLİLİK GEREKÇESİ

    İngiltere'de şiddet tanımı, psikolojik şiddeti de içerecek şekilde genişletildi. Söz konusu tanım, psikolojik taciz konusuna temel dayanak oluşturuyor. Psikolojik tacize maruz kalan işçinin işten istifa etmesi ''haklı nedenlerle fesih'' sonucunu doğruyor. İngiltere'de konuyla ilgili olarak taciz hattı kuran sendikaların yanında, bölgesel destek ağı oluşturan sendikalar bulunuyor. Ayrıca bazı sendikalar psikolojik taciz danışmanı görevlendiriyor. Bazı yerel yönetimler de konuya ilişkin özel politikalar geliştiriyor.

    İsveç'te işletme komitelerinin psikolojik tacizin önlenmesi için gerekli tedbirleri alma yükümlüğü, işverenlerin psikolojik tacizi engelleyecek şekilde işin ve iş ortamının düzenlenmesi, psikolojik taciz mağdurlarının rehabilitasyonu ve iş yerinde psikolojik tacizle mücadele politikalarının geliştirilmesi sorumluluğu bulunuyor.

    Almanya'da psikolojik tacizin neden olduğu zararlar meslek hastalığı olarak değerlendiriliyor. Mobbing mağdurları erken emekliliklerini isteyebiliyor, iş görmekten kaçınma hakkından yararlanabiliyor, iş akdini haklı nedenle feshedebiliyor. Mağdurlar için yardım ve destekte bulunmak amacıyla merkezler bulunuyor, işçi sendikaları tarafından telefon hattı oluşturuluyor. Ayrıca kamuya bağlı yerel sağlık kuruluşları psikolojik tacizin yol açtığı zararların teşhisi ve tedavisi ile ilgileniyor ve psikolojik taciz mağdurlarına danışman hizmeti veriyor. İşverene ise mobbing uygulayan kişinin iş sözleşmesini feshetme imkanı tanınıyor.

    İtalya'da işçinin fiziksel bütünlüğünün ve sağlığının korunmaması, işçiye iş tanımında yer alan mesleki niteliklerinin altında nitelikler gerektiren işlerin verilmesi gibi sebepler psikolojik taciz olarak değerlendiriliyor. İtalya'daki işçi konfederasyonlarından biri resmi internet sitesinde psikolojik taciz ile ilgili ayrı bir bölüm oluşturarak üyelerinin ve tüm çalışanların konu ile ilgili bilgilendirilmesi, psikolojik taciz olaylarının internet aracılığıyla rapor edilmesi ve mağdurları arasında dayanışmanın sağlanması için çaba harcıyor.

    Japonya'da çağrı merkezi üzerinden mobbing mağdurlarına destek veriliyor.

    Anadolu Ajansı

  7. #7
    SON_OSMANLI
    Guest


    bilgilendirmen için sagolasın sefim

  8. #8
    Fırtına
    Guest


    iş yerlerinde mobing'e maruz kalmak gerçekten çok zor bir durum..

    kızım özlem,

    iş yerinde kendi konumundaki bir insan tarafından mobing'e maruz kalıyor.. ve bezdi artık.. psikoloji si bozuluyor.. stres içinde..!!! o insanın yüzünden işten çıkmayı bile düşündü.. dedim; ''iş verenine anlat durumu'' haberi olsun.. ve geçenlerde iş verenine mobing'e maruz kaldığını anlattı.. şimdilik biraz geri çekildi o insan.. bakalım neler olacak..?!

  9. #9
    Fırtına
    Guest

    Mobbing kanser yapıyor



    Atatürk Üniversitesi'nde (AÜ) yapılan bir araştırmada, akademisyenlerin yüzde 82'sinin mobbinge (bezdiri) neden olan davranışlara maruz kaldığı, mobbinge maruz kalan akademisyenlerin kanser olduğu öne sürülüyor.

    AÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Önder Barlı'nın danışmanlığında Uşak Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mehmet Zahid Çöğenli tarafından yapılan araştırmada, AÜ'de görevli akademisyenlerin maruz kaldığı mobbingin boyutu ortaya çıkarıldı.

    Araştırma kapsamında 12 fakülte ve 1 yüksek okulda yapılan ankete, 114'ü kadın, 261'i erkek olmak üzere 375 öğretim elemanı katıldı. Ankete katılanların yüzde 5'i okutman, araştırma görevlisi ve uzman, yüzde 26'sı Yrd. Doç. Dr, yüzde 16'sı doçent ve yüzde 18'i ise profesör unvanına sahip öğretim elemanlarından oluşuyor.

    Anket formunda, öğretim üyelerine, ''arkamdan kötü konuşulur'', ''gülünç duruma düşürülürüm'', ''özel hayatım eleştirilir veya alay edilir'', ''kendime olan güvenimi olumsuz etkileyecek işlerle uğraşmak zorunda bırakılırım'', ''yüksek sesle azarlanırım veya yüzüme bağırılır'', ''sözlü tacizler ve tehditler alırım'', ''mimikler, jestler veya çeşitli davranış şekilleriyle rahatsız edilirim'' gibi ''itibara, kişinin psikolojik ve fiziksel sağlığına, sosyal ilişkilere ve kendini gösterebilmeye'' yönelik saldırılara maruz kalıp kalmadıkları soruldu.

    Prof. Dr. Önder Barlı, anket sonuçlarına göre, öğretim elemanlarının yüzde 18'inin hiçbir zaman söz konusu davranışlarla karşılaşmadığı, yüzde 82'sinin ise bu tür psikolojik şiddete maruz kaldığının belirlendiğini bildirdi.

    CİNSİYET, UNVAN, YAŞ VE MEDENİ DURUMA GÖRE DEĞİŞİYOR

    Üniversitede, mobbingin boyutunu cinsiyet, akademik unvan, yaş gurupları ve medeni duruma göre de tespit ettiklerini belirten Barlı, kadınların erkeklerden, bekarların evlilerden, araştırma görevlisi, okutman ve uzmanların da Doç. Dr. ve Prof. Dr. unvanına sahip olanlardan daha fazla mobbinge maruz kaldığının ortaya çıktığını ifade etti.

    Prof. Dr. Barlı, erkeklerden yüzde 75 oranında daha fazla mobbinge maruz kalan kadınların, daha çok ''bana verilen görevler değiştirilir'', ''yapmam için verilen işler geri alınır'', ''yeteneklerimin çok altında işlerin yapılması istenir'', ''Beni güç durumda bırakacak kararlar vermeye zorlanırım'' gibi yaşam kalitesi ve mesleki duruma yönelik saldırılarla karşılaştığını ifade etti.

    Araştırma görevlisi, uzman ve okutmanların ise yüzde 64'ünün psikolojik şiddete uğradığının tespit edildiğini dile getiren Barlı, ''Akademik unvana göre mobbinge maruz kalma oranı en yüksek olan grup, genç öğretim elemanları olan araştırma görevlisi, uzman ve okutmanlar. Fakat profesör unvanında olan öğretim üyelerinde de mobbingin boyutu çok yüksek. Profesörlerin yüzde 51'i mobbinge maruz kalıyor'' dedi.

    KENDİSİ DE ''MOBBİNG''E MARUZ KALMIŞ

    Ankete göre, mobbingin üniversitede herkesin sorunu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Barlı, şunları kaydetti;

    ''İnsanın sağlığını, iş verimini ve performansını olumsuz yönde etkileyen mobbing, üniversitelerde araştırma görevlisinden profesörüne kadar herkesin yaşadığı bir sorun. Anket sonuçlarında olduğu gibi kendi mesleki hayatımda da yaşadıklarım ve gözlemim de aynı yönde. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde görevliyken maruz kaldığım mobbing yüzünden buraya gelmek zorunda kaldım.''

    ''AKADEMİSYENLER SANILDIĞI KADAR MUTLU DEĞİL''

    Prof. Dr. Barlı, akademisyenler, dışarıdan bakanlar için ''mutlu bir topluluk'' olarak görüldüğünü, ancak durumun sanıldığı gibi olmadığını söyledi.

    Çalışma hayatının hemen hemen her alanında mobbingin görülebildiğini belirten Prof. Dr. Barlı, şunları söyledi;

    ''Üniversitelerde de mobbing boyutu çok yüksek. Mobbinge maruz kalıp da kanser olan akademisyenleri biliyorum. Dolayısıyla bu çok ciddi sorun. Yöneticilerin, çalışanları kollayıp gözetlemesi, sorunlarını yakından takip etmesi büyük önem taşıyor.''

    Anadolu Ajansı

  10. #10
    Fırtına
    Guest

    Dahi çocukların eğitim gördüğü okulda, 'mobbing' suçlaması.!

    Sponsor Bağlantılar


    135 IQ'ya sahip T. A., "Üstün yetenekliler okulunda 'duygusal saldırı'ya maruz kalıyorum" dedi ve ekledi; "Öğretmenlerim, arkadaşlarım bana taktı... Şikâyetlerimi çocuk polisine ilettik. 11 yaşındayım, yaşadıklarım o kadar zor ki.."

    T. C. A., 135 IQ'su olan "dâhi" bir çocuk... Üstün yetenekli çocukların gittiği İstanbul Beyazıt Ford Otosan İlköğretim Okulu'nda 5'inci sınıf öğrencisi. Ancak 14 Şubat'tan bu yana okula gitmiyor. Ailenin açtığı idari ve adli 17 dava var. İddiaları ise 'mobbing' yani duygusal saldırı... T. A., "Dayak da yedim, hakarete de uğradım. Şikâyetlerimi ailemle çocuk polisine ilettik" diyor. Mobbing davası açmaya hazırlanan aile aleyhinde de, "Öğretmenleri rahatsız ediyorlar" diye şikâyetler var.

    'ADI DÂHİ OKULU AMA...'

    T. A., 3 yaşındayken okumayı sökmüş. Üstün yetenekli olduğu için babası Hüseyin ile annesi Ebru A., onu Beyazıt Ford Otosan İlköğretim Okulu'na yazdırmış. Bu okula girebilmek için Rehberlik Araştırma Merkezi'nin ve İstanbul Üniversitesi'nin IQ testini geçmek gerekiyor. İki aşamalı test sonucunda T.'nin IQ'su 135 çıkmış, böylece okula başlamış. Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi arasında imzalanan protokol ile eğitim yapılan okulda, dâhi çocuklar ile normal zekâya sahip çocuklar karma eğitim görüyor.

    86 MADDELİK DİLEKÇE

    Fakat 5-B sınıfının öğrencilerinden T. A., 14 Şubat'tan bu yana okuluna gitmiyor. Tam 50 gündür okulundan uzak... Çocuk Hakları Sözleşmesi'nden doğan yasal hakkını kullandığını söyleyen A., derslerini evde yaptığını belirterek "Normal müfredat ile doymuyorum. Bu okulun sadece adı dâhi okulu, yoksa her şey diğer okullarla aynı" diyor. Yaşadıklarını okul yönetimine, Fatih İlçe ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne, Milli Eğitim Bakanlığı'na, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na, İstanbul İdare ve Bölge İdare Mahkemesi'ne bildirdiklerini söyleyen baba Hüseyin A. da, 86 maddeden oluşan dilekçesinde şunlara yer veriyor; "Üstün yetenekli çocukların özel öğretime ihtiyacı var. Bunu devlet de kabul etti. Fakat 3 yıldır yönerge çıkmadı. Okulda 8 yıldır normal ilköğretim öğretmenleri eğitim veriyor. Çocukların ilgi ve yetenekleri geliştirilmiyor. Oğlum, sınıf arkadaşları tarafından gırtlağı sıkılarak, fiziksel saldırıya uğruyor. Bunun raporunu aldık. Çocuk polisine bildirdik."

    'AİLE SUÇ İŞLİYOR'

    Beyazıt Ford Otosan İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı Turan Öztürk ise konuyla ilgili şöyle konuştu; "Bu okul Türkiye'de, dahi çocukların eğitim gördüğü tek okul... Veli, kurduğu 'okulannesiyiz.biz' sitesinden yazdığı yazılarla öğretmenlerimize hakaret ediyor. Ancak çocuğa hiçbir şekilde okulda baskı uygulanmıyor. Aksine o arkadaşlarını tartaklıyor. Çocuğun okulda olması lazım. Velisi çocuğu okula göndermeyerek suç işliyor. Bu, önce para cezası ardından hapis cezası gerektiriyor. Ayrıca çocuğun anayasal hakkı elinden alınıyor."

    'ÇETE ÜYELERİ BENİ İSTEMİYOR'

    Boykotunu Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı ve Milli Eğitim Bakanı'na bildirdiklerini anlatan T. A., "Her şey ailemin okuldan sonra kurs yerine sosyal aktiviteler ve çocukların gelişimi için ders istemesiyle başladı. Öğretmenler bana taktı. Ardından arkadaşlarım... Annem ve babam ölüm tehdidi bile aldı... 11 yaşındayım, yaşadıklarım o kadar zor ki... Çeteler var... C.'nin çetesindekiler bana Amerikan güreşi uyguladı. Çete üyeleri 'T. varsa biz yokuz' deyince herkes korkuyor."

    Sabah


Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... Sonuncu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Giriş