Aşk Seansları

Gazoz Agacı

Moderatör
Moderatör
Katılım
Nis 23, 2012
Mesajlar
9,303
Tepkime Puanı
49
Puanları
48
Yaş
51
post-2-0-16632200-1366635377.jpg




Vizyon tarihi:
22 Şubat 2013
Süre: 1s 35dk
Yönetmen: Ben Lewin
Oyuncular: John Hawkes, Helen Hunt, William H. Macy
Tür: Dramatik komedi
Ülke: ABD


Özet ve Detaylar

36 yaşındaki Mark O'Brien, 6 yaşındayken geçirdiği çocuk felci nedeniyle, bedeninin boyundan aşağısını kullanamamaktadır. Sadece yatalak değildir, aynı zamanda demirden bir yaşam ünitesinin içinde yaşamaya mahkumdur. Evinden sadece 3-4 saatliğine çıkabilen Mark, gece gündüz bir bakıcının yardımına muhtaçtır. Tüm hayatını yatalak geçirince en büyük tutkusu yazmak ve şiir olmuştur. Fakat bu yaşa kadar kadınlarla hiçbir ilişkisi de olmamıştır. Kilise rahibinin de desteğini alan Mark, Cheryl Cohen-Greene adında profesyonel 'seks vekili' bir kadınla tanışır. Charyl'in de bir evi, ailesi ve her insan gibi sıradan dertleri vardır. İkisi profesyonel seks seansları iki insanın en samimi, en duygusal hislerini paylaşmaya başlarlar...

Başrollerini John Hawkes ve Helen Hunt'ın paylaştığı filmin yönetmenliğini televizyon işleriyle de tanınan Ben Lewin üstleniyor. Film gerçek hayat hikayesinden uyarlama.


sddefault.jpg



70 yaşına merdiven dayamış Polonya asıllı sinemacı Ben Lewin'in yazıp yönettiği "Aşk Seansları (The Sessions), geçen yılın ‘küçük ama etkili' filmlerinden biri. Gerçek bir hikâyenin beyazperdeye taşınmasına vesile olan yapım, Helen Hunt'a ‘en iyi yardımcı kadın oyuncu' dalında Oscar adaylığı da getirdi. Her ne kadar Anne Hathaway'in bu daldaki galibiyeti kesin gibi görünse de, Hunt'ın da güçlü adaylardan biri olduğu kuşku götürmez.

1999'da hayatını kaybetmiş ‘handikaplı şair' Mark O'Brien'ın "On Seeing a Sex Surrogate" adlı makalesinden hareketle çekilen Aşk Seansları, geçirdiği çocuk felci nedeniyle başı dışında herhangi bir uzvunu hareket ettiremeyen Mark'ın ‘cinsellik'le imtihanını anlatıyor bizlere. Cheryl adlı ‘seks terapisti' eşliğinde cesur adımlar atan karakter, bekaretini kaybetmesine kadar uzanan süreçte, aşka da bir kapı aralamayı başarıyor. Zamanının büyük bölümünü, kendisini hayatta tutan oksijen tankının içinde geçiren Mark'ın, insanlarla sınırlı ilişkisine karşın böylesi bir hamleye girişmesiyse hikâyenin atardamarını oluşturuyor. Koyu bir Katolik olması nedeniyle, sürekli gittiği kilisenin papazından aldığı öğütler de etkili oluyor onun seçimlerinde. Din adamı, belki de ‘günah' olduğunu düşündüğü (bildiği) bir şey için Mark'ı cesaretlendiriyor bu süreçte...

"Aşk Seansları", fiziksel yeterliliğin olmadığı bir dünyada ‘patinaj' yapmaktansa, bu handikabın izin verdiği bütün eylemleri yapabilme iradesini açığa çıkarıyor. 40'ına yaklaşan Mark O'Brien'ın tıpkı bir ergen gibi cinselliği keşfedişini resmeden film, bir yandan da bunun bir üst katmanında duran ‘aşk'la haşır neşir oluyor. Mark, aşka ulaşabilmek için bir araç olarak kullanıyor cinselliği; hep kafasında olan aşkın peşine düşmek istiyor aslında, düşüyor da. ‘Seanslar' başladığında korkuyor haliyle önce, ama Cheryl'in sevecen profesyonelliğiyle aşılıyor bütün duvarlar. Fahişeliğe karşı olmadığını özellikle vurgulayan, ama bu işe fahişelik denemeyeceğini söyleyen Cheryl'in evli ve çocuklu olması da resmin bir başka kısmını oluşturuyor. Bu noktada şunu da dillendirmek mümkün: Din adamı, Mark'ın bakıcıları, Cheryl, onun kocası gibi karakterlerin tamamının ‘hoşgörü' mekanizmasıyla donatılmış olması, belli bir aşamadan sonra biraz ‘fazla' gibi duruyor. ‘İnsanlık'ın tarihsel gelişimi, çok da buna imkan tanımıyor çünkü; bireysel defoların her an ortaya çıkmasını bekliyorsunuz. Cheryl'in kocasının, işin içine aşk girdiğinde gösterdiği tepkinin sahiciliği kırıyor biraz bu durumu.

Oyunculuklardaysa tam bir zirve "Aşk Seansları". Bunu başka isimler özelinde kaç kez söyledik bilmiyoruz, ama Helen Hunt'ın ‘bedeniyle barışık' performansını görmeden geçmek mümkün değil. 50 yaşındaki aktrisin bedenini bir enstrüman gibi kullandığı filmde, cinselliğin merkeze oturduğu hikâyenin taşıyıcı unsuru oluyor Hunt'ın performansı. Daha önce "Gerçeğin Parçaları"yla (Winter's Bone) Oscar'a aday gösterilen John Hawkes da Mark O'Brien karakterinde bekleneni veriyor, Mark'ın ‘kırılgan' serüvenini ete kemiğe büründürüyor.

"Aşk Seansları", biyografik bir film olmasına karşın, ele aldığı karakterin bütün hayatını beyazperdeye taşımaya çalışmıyor. Mark O'Brien'ın hayatındaki özel bir kesite ilgisini yönlendiren yapım, böylece dağılmaktan da kurtarıyor kendisini. İlgisini yönelttiği bölümün yeterince çarpıcı olduğunu da kabul etmek gerek!


6867545-17400.jpg


Film ile ilgili yorumlar


Küçük ama etkili bir film...

''Bu eğlenceli, insana dokunan, oyunculukları oldukça başarılı olan film, fazla hataya düşmüyor. Ne zafer şarkısı çalıyor ne de nesnel bir anlatımı var. Arzular, seks ihtiyacı ve aşk konusunda dürüst bir yapım.''

"Ödüllere göz kırpan performanslarıyla film tabu kabul edilen bir konuyu hem eğlenceli hem de insani bir şekilde ele alıyor."

''Formüle göre ilerleyen fakat seyirciyi diri tutan, pozitif ve dokunaklı. Grafiksel biçimde ele alınan seks mevzusu ancak bu kadar keyifli anlatılabilirdi..."

"Filmin büyük çoğunluğunda çıplak gördüğümüz Helen Hunt'tan cesaret isteyen bir iş. Duygusal yükü yoğun olan bir filmde hem Hunt hem de Hawkes mükemmel iş çıkartıyorlar..."

''Gerçek olamayacak kadar sevimli karakterleri ile duygusallığı dengeleyen doğal bir komedi filmi. Pek çok filmin kaçınacağı samimi bir tasvir örneği...''

''Olağan dışı bir ilişkinin öyküsü...''



 
Üst