Babam

Halil Yılmaz

Admin
Yönetici
Katılım
May 19, 2010
Mesajlar
14,334
Tepkime Puanı
107
Puanları
63
Yaş
48
Kar dışarıda kendini göstermeye başlamıştı. Yatağımdan kalkıp pencerenin önüne geldiğimde havanın soğukluğunu iliklerime kadar hissedebilmiştim. Bu soğukta okula gitmeyi düşünmek bana her şeyden daha zor geliyordu. Haftanın son günü, yılın son haftasıydı. Koca bir yılı geride bırakarak yeni yıl için güzel umutlar besliyordum. Bu yıl üniversite sınavına girecektim; hayalim tıp fakültesini kazanmaktı.

Cuma günlerini çok severdim; çünkü proje dersim vardı. O günkü dersten çok etkilenmiştim. Nuran öğretmen, derste girişimcilikten, girişimci bir bireyin nasıl olması gerektiğinden bahsetmiş, günümüzdeki girişimcilik projeleri ile ilgili bilgiler vermişti. Öğretmenimiz, dersin sonlarına doğru bizden bir proje geliştirmemizi ve bu projelerin taslağını pazartesi günü getirmemizi istemişti. Beğendiği projeyi de uluslar arası bir yarışmaya gönderecekti.

Görme engelli olan babamın görebilmesi için küçüklüğümden beri hayaller kurardım. Bu yüzden, hazırlayacağım projenin kaçırılmaz bir fırsat olacağını düşündüm. Çünkü babam, doğuştan kör olmasına rağmen dünyanın güzelliklerini gönül gözüyle keşfedebilmiş, hayatındaki bu eksikliği bir engel olarak görmemiş ve hayatını tıpkı diğer insanlar gibi sürdürebilmişti. Her şeyin en iyisini hak ettiğini düşündüğüm babam için öyle bir proje tasarlamalıydım ki, bu proje sayesinde hem babama ışık olmalıydım hem de göremeyen diğer babalara…

Eve geldiğimden beri odamdan çıkmayıp, yatağıma uzanmış bir hâlde hayallerimi gerçekleştireceğim projemi düşünmeye başlamıştım. Başka hiçbir şey düşünemiyor, düşünmeye çalışsam bile kalbim de beynim de buna izin vermiyordu. ‘Nasıl bir proje olmalı?’ diye sorup duruyordum kendime. ‘Nasıl olmalı ki tüm insanlığa faydalı olabileyim?’

Ertesi gün güzel bir hafta sonunun ilk günüydü. Sabahın erken saatinde kalkmış, çalışma masasına oturmuş ve başımı iki elimin arasına alarak düşünmeye başlamıştım. Aklıma gelen birkaç fikri değersiz buluyor, beğenmiyor ve vazgeçiyordum. Çünkü daha iyisi olmalıydı. Bir süre sonra aklıma iyi bir fikir geldi. Babamla konuşacak, ona böyle bir projenin olduğunu söylemeyecek; ama projem için fikir alacaktım. Diğer odaya gittiğimde, pencere kenarında oturan babamı, kabartma harflerle yazılmış olan kitabını okurken gördüm. Babamın bu hâli, bir yandan canımı acıtırken diğer yandan da projemi gerçekleştirme noktasında beni teşvik ediyordu. Babamın yanına usulca yaklaşıp sordum:

—Baba, ne okuyorsun?
—Edgar Guest’i okuyorum.
—Peki,Edgar Guest neden bahsediyor?
— Guest diyor ki: “Biri bunun başarılamayacağını söyledi; ama o, kafasına koyarsa yapardı, biliyordu. Başarılamayacak olan şeyle uğraşırken, şarkılar söyledi ve başardı. Biri alay etti: "Bunu asla başaramayacaksın; En azından şimdiye kadar kimse başaramadı.” Ama o ceketini ve şapkasını çıkardı. İlk gördüğümüz şey , hiç tereddüt etmeden, yüzündeki gülümsemeyle kollarını sıvamasıydı. Başarılamayacak olan şeyle uğraşırken şarkılar söyledi ve başardı. Sana başarılamayacağını söyleyecek binlerce insan var. Seni yutmayı bekleyen tehlikeleri; ama yüzündeki gülümsemeyle, ceketini çıkar ve yola koyul. " Başarılamayan "*şeyle uğraşırken şarkılar söyle ve başar. Bakın görün, yapacaksınız yapılması imkânsız olanı.”
—Ne kadar güzel söylemiş, yazar. DEVAMI İÇİN TIKLAYIN
 
Tekerlekli Sandalye
Üst